Türkiye’nin makine ihracatı yılın ilk sekiz ayında 18,8 milyar dolara ulaştı. MAİB Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “Makine Sanayi Strateji Başkanlığı” kurulmasını önerdi.

Türkiye’nin Makine İhracatı 18,8 Milyar Dolara Ulaştı: MAİB’den Yeni Başkanlık Önerisi

HABER/SUĞRA KARAÇUHA


Türkiye’nin makine ihracatı yılın ilk sekiz ayında 18,8 milyar dolara ulaştı. Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, sektörün teknolojik ve küresel dönüşümüne dikkat çekerek kamu kurumlarındaki çalışmaların tek merkezde toplanacağı “Makine Sanayi Strateji Başkanlığı” kurulmasını önerdi.

Türkiye makine sanayii, küresel ekonomide artan jeopolitik riskler ve yoğunlaşan rekabete rağmen ihracatta değer bazında büyümesini sürdürdü.

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından paylaşılan makine imalat sanayi konsolide verilerine göre, serbest bölgeler dahil Türkiye’nin toplam makine ihracatı yılın ilk sekiz ayında 18,8 milyar dolara çıktı.

İhracat miktarında yüzde 6,8 düşüş yaşanmasına rağmen birim fiyatlardaki yükseliş, ihracat değerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 artmasını sağladı.

Makine ihracatında Almanya ilk sırada

Türkiye'nin en büyük makine ihracat pazarı Almanya oldu. Almanya’ya gerçekleştirilen ihracat yüzde 7,8 artarak 2,2 milyar doların üzerine çıktı.

İkinci sıradaki ABD’ye yapılan makine ihracatı ise yüzde 29,4 artışla 1,6 milyar dolara ulaştı.

Mısır, Hollanda, Ukrayna ve Kazakistan pazarlarında çift haneli büyüme kaydedilirken, Irak ve Rusya’ya yönelik makine ihracatında yüzde 30’un üzerinde daralma yaşandı.

“Yapay zekâ, dijitalleşme ve güvenlik kaygıları dönüşümü tetikliyor”

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin makine sanayii üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Orta Doğu’daki çatışmaların enerji maliyetleri ve küresel enflasyon üzerindeki etkilerine işaret eden Yılmaz, finansal koşulların üreticiler üzerindeki baskısının sürdüğünü belirtti.

Avrupa'daki ekonomik baskıların özellikle Almanya ve otomotiv gibi geleneksel sanayi kollarında üretimi etkilediğine dikkat çeken Yılmaz, Çin'in ihracattaki güçlü artışının da küresel rekabeti farklı bir noktaya taşıdığını ifade etti.

Yılmaz, Batı ülkelerinde endüstriyel dönüşüm sürecinin devam ettiğini belirterek yapay zekâ, dijitalleşme ve güvenlik kaygılarının sanayide yeni bir dönüşüm dönemini tetiklediğine dikkat çekti.

Stratejik sektörlerde uzun vadeli sipariş modeli önerisi

Türkiye'nin küresel dönüşüm karşısında izlemesi gereken politikaları da değerlendiren Yılmaz, Orta Vadeli Program'ın toplam faktör verimliliği, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve teknolojik kapasite artışına yönelik yaklaşımının önemine vurgu yaptı.

Savunma sanayiinde uygulanan uzun vadeli sipariş ve talep oluşturma modelinin diğer stratejik alanlara da taşınmasını öneren Yılmaz; raylı sistemler, enerji ekipmanları ve sağlık teknolojilerinin bu kapsama alınmasının makine sektöründe kapasite artışına katkı sağlayacağını ifade etti.

Kamunun yönlendirici rolünün teknolojik dönüşümü hızlandırabileceğini belirten Yılmaz, bunun Türk makine üreticilerinin geleceğin teknolojilerini geliştiren ve ihraç eden konumunu güçlendireceğini kaydetti.

İhracat teşvikleri için “faaliyet kârı” önerisi

MAİB Başkanı Yılmaz'ın dikkat çektiği bir diğer konu ise ihracatçıya sağlanan teşviklerin hangi kriterlere göre belirlendiği oldu.

Yılmaz, döviz dönüşüm desteği gibi finansal mekanizmalarda şirketlerin net kârı yerine faaliyet kârının dikkate alınması gerektiğini savundu.

Yüksek faiz, kur hareketleri, kambiyo zararları ve finansman maliyetlerinin şirket bilançolarını etkilediğini belirten Yılmaz, net kârlılığın sanayicinin üretim performansını tek başına yansıtmadığını ifade etti.

Teşvik sisteminde yaratılan net katma değer, ithalat bağımlılığı ve net döviz getirisinin de temel kriterler arasında bulunması gerektiğini belirten Yılmaz, yüksek oranda ithal girdiye dayalı ihracat yapan işletmeler ile yerli sanayi entegrasyonu güçlü şirketlerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

MAİB’den “Makine Sanayi Strateji Başkanlığı” çağrısı

Yılmaz'ın açıklamalarındaki en dikkat çekici önerilerden biri ise makine sanayiine yönelik yeni bir kurumsal yapılanma oldu.

Makine sektörünün yalnızca kendi ihracatı açısından değil; sağlık, gıda, sivil savunma ve imalat sanayiinin diğer alanlarının teknolojik altyapısı açısından da stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, sektöre yönelik politikaların daha bütüncül şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde makine sektörüne yönelik çalışmalar yapan yetkin birimlerin bulunduğunu belirten Yılmaz, teknolojide ve küresel rekabette yaşanan hızlı değişimin farklı çatılar altında yürütülen faaliyetlerin ortak bir stratejik vizyonda buluşturulmasını gerekli hale getirdiğini söyledi.

Bu kapsamda Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın vizyonunda “Makine Sanayi Strateji Başkanlığı” oluşturulması önerisinde bulundu.

Önerilen yapının; çocukların kodlama ve STEM alanlarıyla tanıştırılmasından Ar-Ge kapasitesinin geliştirilmesine, KOBİ'lerin küresel tedarik zincirlerine entegrasyonundan Türk şirketlerinin uluslararası markalaşmasına kadar geniş bir alandaki politikaların koordinasyonunu sağlaması öngörülüyor.

Yılmaz, kamu kurumlarının mevcut birikiminin tek bir stratejik merkezde bir araya getirilmesinin Türk makine sanayiinin küresel rekabet gücünün geliştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.