TÜİK, 409 ürünün aylık fiyat değişimlerini gösteren ve enflasyon sepeti olarak bilinen “madde sepeti ve ortalama madde fiyatları” tablosunu 20 aydır açıklamıyor. TÜİK’in yargı kararına rağmen enflasyon sepeti verilerini yayınlamamakta ısrar ettiğini vurgulayan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), TÜİK’e Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “TÜİK, bu madde sepetini açıklamak zorundadır. Bunun açıklanmaması açıkça yargı kararına uyulmaması anlamına gelmektedir. TÜİK madde sepetini açıklamayarak aslında enflasyonu neye göre ölçtüğünü de açıklamamış oluyor. TÜİK'in yaptığı da enflasyonu eksik, yanlış ölçerek milyonların ekmeğinin her gün biraz daha küçülmesine yol açmaktır. Milyonların ekmeğinden çalmaktır. Bu kabul edilebilir bir durum değildir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe ise “Mahkeme kararı niye uygulanmaz? DİSK’in açtığı dava çok net. ‘Madde fiyatlarını kamuoyuyla paylaşın’ diyor. Mahkeme de bunu ‘paylaşın’ diye karar veriyor. Bunu istatistiki bir uyum süreci ile ilişkilendirebilir miyiz? Bu, bir gerçeğin gizlenmesine ilişkin. Çünkü gizlenen gerçek, vatandaşa ağır bir bedel ödettiren gerçek. Bunun çok kolay kontrol edilebilmesini arzu etmedikleri için madde sepetini de yayınlamıyorlar” diye konuştu.
NİSANUR YILDIRIM
TÜİK, 409 ürünün aylık fiyat değişimlerini gösteren ve enflasyon sepeti olarak bilinen “madde sepeti ve ortalama madde fiyatları” tablosunu 20 aydır açıklamıyor. TÜİK’in yargı kararına rağmen enflasyon sepeti verilerini yayınlamamakta ısrar ettiğini vurgulayan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), TÜİK’e Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “TÜİK, bu madde sepetini açıklamak zorundadır. Bunun açıklanmaması açıkça yargı kararına uyulmaması anlamına gelmektedir. TÜİK madde sepetini açıklamayarak aslında enflasyonu neye göre ölçtüğünü de açıklamamış oluyor. TÜİK'in yaptığı da enflasyonu eksik, yanlış ölçerek milyonların ekmeğinin her gün biraz daha küçülmesine yol açmaktır. Milyonların ekmeğinden çalmaktır. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. AKP iktidarına da çağrımız TÜİK'in üzerinden artık elini çekmesidir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe ise “Mahkeme kararı niye uygulanmaz? DİSK’in açtığı dava çok net. ‘Madde fiyatlarını kamuoyuyla paylaşın’ diyor. Mahkeme de bunu ‘paylaşın’ diye karar veriyor. Bunu istatistiki bir uyum süreci ile ilişkilendirebilir miyiz? Bu, bir gerçeğin gizlenmesine ilişkin. Çünkü gizlenen gerçek, vatandaşa ağır bir bedel ödettiren gerçek. Bunun çok kolay kontrol edilebilmesini arzu etmedikleri için madde sepetini de yayınlamıyorlar” diye konuştu.
TÜİK, 409 ürünün aylık fiyat değişimlerini gösteren ve enflasyon sepeti olarak bilinen “madde sepeti ve ortalama madde fiyatları” tablosunu 20 aydır açıklamıyor. Enflasyon sepeti olarak bilinen bu tablo sayesinde hangi ürününün fiyatının en çok arttığı kamuoyu tarafından öğrenilebiliyordu. Ancak TÜİK, Haziran 2022’den beri bu verileri kamuoyuyla paylaşmıyor.
TÜİK, 26 Mayıs 2022’de yaptığı açıklamada, “TÜFE kapsamında yayımlanmakta olan ayrıntılı tabloların sunum şekli ve içeriği konusunda kamuoyunda gündeme gelen yapıcı eleştiriler de dikkate alınarak, piyasadaki fiyat hareketlerinin kullanıcılar tarafından daha doğru okunması ve takip edilmesine imkan verecek bazı düzenlemeler yapılacaktır. Bu amaçla Eurostat’ın TÜFE verileri konusundaki dağıtım politikası ve şeffaflık kriterleri de değerlendirilerek, ilerleyen süreçte TÜFE kapsamında yayımlanmakta olan ve Eurostat tarafından talep edilmeyen tabloların kaldırılarak, aynı şekilde talep edilen yeni tabloların da eklenmesine karar verilmiştir. Hazırlık çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte yeni yayımlanacak olan tablolarda, geçmiş aylara ait karşılaştırılabilir veriler de yer alacaktır” ifadelerine yer vermişti.
TÜİK, madde sepeti fiyatlarını açıklamamasını ‘Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) standartlarına uyum’ gerekçesine dayandırsa da 20 ay geçmesine rağmen ne veriler kamuoyuna açıklanıyor ne de Eurostat standartlarına uyum gerçekleştirilebilmiş değil.
DİSK, TÜİK’e enflasyon sepeti verilerini açıklamamasından dolayı dava açtı. Ankara İdare Mahkemesi’nde görülen davayı DİSK, Nisan 2023’te kazandı. DİSK’in kazandığı bu davaya rağmen TÜİK, enflasyon sepeti verilerini hala açıklamıyor.
DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, TÜİK’in enflasyon sepeti verilerini açıklamamasını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, TÜİK’e madde sepeti fiyatlarını yayınlamamasına ilişkin açtıkları davayı kazanmalarına rağmen TÜİK’in bu verileri hala kamuoyuna açıklamamasını ANKA Haber Ajansı’na şöyle konuştu:
“EMEKLİLERİN, DAR GELİRLİLERİN, ASGARİ ÜCRETLİLERİN GIDA ENFLASYONUNU YÜZDE 100’LERİN ÜZERİNE ÇIKTIĞINI GÖRÜYORUZ”
“Türkiye çok yüksek enflasyonlu bir sürece girdi. Özellikle son birkaç yıldır Türkiye’de enflasyondaki yükseliş durdurulamıyor. TÜİK’in resmi enflasyon rakamlarıyla bile Türkiye’de enflasyon son derece yüksek. Gıda enflasyonu yüzde 70’ler düzeyinde. Araştırma dairemiz DİSK-AR, gelir gruplarına göre enflasyonu, gelir gruplarına göre gıda enflasyonunu hesapladığında TÜİK'in resmi verileri üzerinden özellikle emeklilerin, dar gelirlilerin, asgari ücretlilerin gıda enflasyonunu yüzde 100’lerin üzerine çıktığını görüyoruz şu an. Aynı zamanda genel enflasyonla gıda enflasyonu arasındaki makas da giderek daha fazla açılıyor. Bu, yüksek enflasyonun gerçekten Türkiye'de milyonlar açısından bütün ücretlerin baskılandığı, alım gücünün düştüğü, işçilerin, emekçilerin, emeklilerin yoksullukta eşitlendiği bu süreçte; bu rakamlar milyonların açlığa ve yoksulluğa mahkum edildiğini gösteriyor bize.
“TÜİK’İN ENFLASYON RAKAMLARINI İKTİDARIN DİREKTİFLERİYLE BASKILAMASI, SADECE BİR İSTATİSTİKİ VERİ OLMANIN ÖTESİNDE MİLYONLARIN SOFRASINDAKİ EKMEĞİN HER GÜN DAHA FAZLA KÜÇÜLMESİNE YOL AÇIYOR”
TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyon verisi son derece önemli. Çünkü Türkiye’de bütün emek gelirleri, işçilerin, memurların, emeklilerin yani ücretiyle geçinen, toplumun dörtte üçünden fazlasını oluşturanların bütün emek gelirleri TÜİK'in açıkladığı resmi enflasyon verisine göre belirleniyor. O nedenle TÜİK’in açıkladığı enflasyon verisinin, gerçek enflasyon olması son derece önemli. Maalesef ama Türkiye'de yıllardır TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyon rakamının gerçek enflasyon olmadığını bu ülkede yaşayan herkes görüyor. Her gün hepimiz çarşıya, pazara, manava gidiyoruz. Evimize elektrik, su faturası geliyor. Her şeyin fiyatının her gün arttığını, bugün aldığımızı, yarın aynı fiyata alamadığımızı bu ülkede yaşayan milyonlar yaşayarak görüyoruz. O nedenle TÜİK’in enflasyon rakamlarını iktidarın direktifleriyle baskılaması, enflasyonu düşük göstermesi, enflasyonu eksik ölçmesi sadece bir istatistiki veri olmanın ötesinde milyonların ekmeğinin, sofrasındaki ekmeğin her gün daha fazla küçülmesine yol açıyor.
“TÜİK MADDE SEPETİNİ AÇIKLAMAYARAK ASLINDA ENFLASYONU NEYE GÖRE ÖLÇTÜĞÜNÜ DE AÇIKLAMAMIŞ OLUYOR”
TÜİK yıllardır enflasyonu düşük, yanlış ölçerek milyonların yoksullaşmasına sebep oluyor. Aynı zamanda TÜİK yaklaşık iki yıldır yani Haziran 2022’den bu yana enflasyonu açıklarken kullandığı madde sepetini yani 400’ün üzerindeki maddenin var olduğu sepeti açıklamaktan vazgeçti. Bunun anlamı şu. Bu konuda araştırma yapan araştırmacılar, bu enflasyon sepetindeki rakamları karşılaştırarak TÜİK'in enflasyon verisini değerlendiriyorken, TÜİK bu enflasyon sepeti diye bilinen madde fiyat endeksini açıklamadığı için bu karşılaştırmanın, değerlendirmenin yapılması da olanaksız hale geldi. Yani TÜİK madde sepetini açıklamayarak aslında enflasyonu neye göre ölçtüğünü de açıklamamış oluyor. Zaten her gün yaşadığımız enflasyonla TÜİK'in söylediği enflasyon arasındaki farkın giderek açıldığı bu süreçte TÜİK'in bu verisine olan güven de giderek daha fazla azalıyor. Oysa TÜİK, ülkemizin 100 yıla yakın bir geçmişi, birikimi olan en önemli, en köklü kurumlarından bir tanesidir. TÜİK, bir kamusal kurumdur, kamusal bir hizmet yürütmektedir. Dolayısıyla verilerinin şeffaf ve doğru olması son derece önemlidir.
“TÜİK'İN YAPTIĞI DA ENFLASYONU EKSİK, YANLIŞ ÖLÇEREK MİLYONLARIN EKMEĞİNİN HER GÜN BİRAZ DAHA KÜÇÜLMESİNE YOL AÇMAKTIR”
Ama maalesef TÜİK, iktidarın direktifleriyle, baskılamasıyla sürekli olarak enflasyonu eksik ölçüyor. TÜİK, bu madde fiyat endeksini Haziran 2022’den beri açıklamamaya başladığında biz DİSK olarak, bir emek örgütü olarak, emekçilerin, işçilerin haklarını koruma mücadelesi veren bir kurum olarak, TÜİK’in bu enflasyon sepetini açıklaması yönünde bir hukuksal süreç de başlattık. Önce çeşitli başvurular yaptık. Bunlar reddedildi. Bunu mahkemeye, yargıya taşıdık. 2023 yılı Nisan ayı başında TÜİK’in bu verileri açıklamasının görevi gereği olduğunu Ankara İdare Mahkemesi karara bağladı. Yani artık bir yargı kararı da var elimizde. Yargı kararı sonrasında defalarca TÜİK’e yazı yazdık. Bu yargı kararına istinaden enflasyon sepetini açıklamaları gerektiğini, hatta geriye dönük Haziran 2022’den bu yana bu verileri paylaşması gerektiğini söyledik. Bunu kamuoyuyla paylaştık. TÜİK Başkanı'ndan defalarca randevu talep ettik. TÜİK önünde açıklamalar yaptık ama TÜİK bu konuda hala yargı kararına rağmen bu madde fiyat endeksini açıklamamakta ısrar ediyor. Bu, açıkça bir kamu kurumunun yargı kararına uymaması anlamına gelmektedir. Üstelik bunu akla zarar bir açıklamayla da kendince izah etmeye çalıştığı, ‘Eurostat verilerine uyum’ gibi bir açıklama yaptılar. Ama bunun gerçeklikle hiçbir ilgisi yok. TÜİK, her ayın başında açıkladığı enflasyon verisine taban, kaynak oluşturan bu madde sepetini açıklamak zorundadır. Bunun açıklanmaması açıkça yargı kararına uyulmaması anlamına gelmektedir. TÜİK'in yaptığı da enflasyonu eksik, yanlış ölçerek milyonların ekmeğinin her gün biraz daha küçülmesine yol açmaktır. Milyonların ekmeğinden çalmaktır. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.
“İKTİDARA ÇAĞRIMIZ TÜİK'TEN ELİNİZİ ÇEKİN”
Bütün emek gelirlerinin TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyon verisi üzerinden hesaplandığı bu süreçte, bizim öncelikle TÜİK'e, TÜİK yöneticilerine çağrımız yargı kararına uyarak madde fiyat endeksini, enflasyon sepetini açıklamaları ve enflasyonu doğru ölçmeleridir. Çünkü onların ölçtüğü ve açıkladığı enflasyonun gerçek enflasyon olmadığını bu ülkede yaşayan 85 milyon insan yaşayarak görmektedir. AKP iktidarına da çağrımız TÜİK'in üzerinden artık elini çekmesidir. TÜİK biraz önce de söylediğim gibi bu ülkenin son derece köklü, 100 yıla yakın bir birikimi olan bir kamu kurumudur. Kamusal bir hizmet vermektedir. İktidara çağrımız TÜİK'ten elinizi çekin. TÜİK’in enflasyon verilerini ve bütün verileri doğru biçimde açıklaması için bu baskıdan vazgeçin. Böylelikle de milyonların emeğinin, ekmeğinin daha fazla küçülmesine, emeğinin değersizleşmesine yol açan bu sürece son verme çağrısı yapıyoruz. Çünkü ölçülen enflasyon, milyonların ekmeğini belirlemektedir. Zaten bu kadar yüksek enflasyonla yaşadığımız bu süreçte TÜİK'in enflasyonu eksik ölçmesi kabul edilemez.
“HEPİMİZİN ÇALIŞARAK ÜRETTİĞİ TOPLAM DEĞER 85 MİLYON İNSANI, İNSANCA YAŞATMAYA YETER DE ARTAR BİLE. YETER Kİ TERCİHLER DEĞİŞSİN”
Biz DİSK olarak yaklaşık iki yıldır gelirde adalet, vergide adalet mücadelesi yürütüyoruz. Çünkü bu yüksek enflasyonlu süreçte her gün yoksullaşıyoruz. Her gün alım gücümüz daha fazla geriliyor. Asgari ücret, emekli aylıkları başta olmak üzere insanca yaşayacak bir düzeyde belirlenmesi ve bu anlamda işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, halkın ürettiğimiz değerden hakça payını alabildiği bir ücret politikasına ihtiyaç var. Yine TÜİK’in en son açıkladığı gelir istatistiklerine baktığımızda Türkiye'de gelir dağılımının giderek daha fazla bozulduğunu görüyoruz. Gelir dağılımı adaletsizliği artık bir uçurum haline geldi Türkiye'de. Türkiye'de en zengin yüzde 5’lik kesimle, en yoksul yüzde 5’lik kesim arasındaki gelir farkı 31 kata çıktı. Bu kabul edilebilir, bu sürdürülebilir bir durumda değildir. O nedenle gelirde adalet olması için, başta enflasyonun doğru ölçülmesi, asgari ücret ve emekli aylıkları, kamu çalışanı, işçi ücretleri başta olmak üzere bütün ücretlerin gerçek enflasyon karşısındaki kaybının giderilmesi ve büyümeden milli gelir artışından payını alabilmesi şarttır. Yani ürettiğimiz değeri hakça paylaştığımız, gelirde adaletin sağlanması şarttır. Bu ülkede hepimiz çalışıyoruz, hepimiz üretiyoruz. Hepimizin çalışarak ürettiği toplam değer 85 milyon insanı, insanca yaşatmaya yeter de artar bile. Yeter ki tercihler değişsin. Yeter ki gelirde adalet sağlansın. Bunun için mücadele etmeye ve alnımızın terini akıttığımız ve hepimizin çalışarak ürettiği değeri hakça paylaştığımız insanca yaşayacağımız gelirde adaletin sağlandığı, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, adaletin tüm boyutlarıyla sağlandığı bir ülke için de mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Çerkezoğlu, ‘TÜİK’in geçtiğimiz hafta açıkladığı ‘hissedilen enflasyon’a ve ‘hissedilen enflasyon’ verilerine yalnızca TÜİK Başkanlığı ve Bölge Müdürlüklerinde bulunan Veri Araştırma Merkezleri’nde gözetim altında, ücret karşılığı erişilebilmesine’ ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
“TÜİK ÖYLE DOLAMBAÇLI BİR MEKANİZMA KURMUŞ Kİ BU VERİLERE ULAŞMAK MAALESEF MÜMKÜN OLMUYOR. TÜİK’İ BU VERİLERİ ŞEFFAF BİR BİÇİMDE KAMUOYUNA AÇIKLAMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
Geçtiğimiz hafta TÜİK bir ‘hissedilen enflasyon’ ifadesi kullandı ve bu konuda da ölçümler yaptıklarını söylediler. Bu tabii Türkiye'de TÜİK'in açıkladığı enflasyonla hepimizin yaşadığı enflasyon arasındaki makasın giderek daha fazla açıldığının da bir itirafı aynı zamanda. Biz DİSK olarak bu konuda TÜİK’e çağrılarımızı ve resmi başvurularımızı da yaptık. Hissedilen enflasyon denilen bu verilerin, dünyanın her yerinde olduğu gibi paylaşılması için gerekli başvurularımızı da yaptık. Ancak TÜİK öyle dolambaçlı bir mekanizma kurmuş ki bu verilere ulaşmak maalesef mümkün olmuyor. Bir kez daha TÜİK’e bu verileri de tüm verilerle birlikte şeffaf bir biçimde kamuoyuna açıklamaya, bilim insanlarının erişimine açık hale getirmeye çağırıyoruz. TÜİK, bir kamu kurumudur. TÜİK, kamusal bir hizmet yapmaktadır ve TÜİK'in verdiği bu hizmet, tüm bu veriler kamusal olarak da açık ve şeffaf olmak zorundadır. DİSK olarak biz hem TÜİK’in başta enflasyon olmak üzere bu verilerini şeffaf bir biçimde ulaşabilmek, özellikle enflasyon sepetiyle ilgili yargı kararına rağmen açıklamamasını asla kabul etmiyoruz ve bu konuda yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi, enflasyonun doğru ölçülmesi ve enflasyonla gerçek bir mücadele programının, politikasının hayata geçirilmesi için gelirde adalet, vergide adalet, ülkede adalet için bu mücadeleyi büyütmeye kararlıyız.
“GELİRDE ADALET OLMASI İÇİN AYNI ZAMANDA VERGİDE ADALET OLMASI ŞART”
Gelirde adalet olması için aynı zamanda vergide adalet olması şart. O yüzden vergide adaletin sağlanması için bir kanun teklifi de hazırladık. Meclis’e sunduk ve önümüzdeki haftalarda bu kanun teklifi Meclis’te yeniden gündeme gelecek. Biz de iş yerlerinden, alanlardan, meydanlara, Ankara'ya, Meclis’e kadar uzanan bu mücadeleyi büyütmeye kararlıyız. Vergide adalet, gelirde adalet, ülkede adalet için bu mücadeleyi DİSK tüm sendikalarıyla, tüm üyelerimizle ve sendikalı, sendikasız tüm işçi kardeşlerimizle birlikte büyütmeye kararlıdır. Herkesi de bu ülkede emeğine, ekmeğine sahip çıkmaya ve hep birlikte bu bir mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
“ENFLASYONDA DÜŞÜŞÜN ANCAK 2024 YILININ İKİNCİ YARISINDA HATTA 2025’TE OLABİLECEĞİNİ ARTIK İKTİDAR TEMSİLCİLERİ DE SÖYLÜYOR. YÜKSEK ENFLASYONLU BU SÜRECİ MAALESEF YAŞAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yarın ocak ayı enflasyonu açıklanacak. Yine enflasyondaki bu yükselişin devam ettiğini göreceğiz. Zaten hükümetin bütün belgelerine, Orta Vadeli Program’a, 12. Kalkınma Planı’na baktığımızda enflasyondaki bu yükselişin devam edeceğini, iktidar temsilcileri kendileri de açık bir biçimde söylüyorlar. Enflasyonda düşüşün ancak 2024 yılının ikinci yarısında hatta 2025’te olabileceğini artık iktidar temsilcileri de söylüyor. Yani bir yüksek enflasyonlu bu süreci maalesef yaşamaya devam edeceğiz. Bu milyonların yoksullaşması, açlığa yoksulluğa mahkum edilmesi anlamına gelmektedir. İşçileri, emekçileri bekleyense, asgari ücret, emekli aylıkları başta olmak üzere bu yüksek enflasyon karşısında hepimizin daha fazla yoksullaştığı bir süreçtir. O nedenle biz diyoruz ki asgari ücret, enflasyon tek haneli rakamlara düşene kadar yılda 4 kez güncellenmeli. Asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretlerin gerçek enflasyon karşısındaki kaybının giderilmesi ve büyümeden milli gelir artışından payını alabilmesi şarttır.
“DÜNYANIN EN ADALETSİZ VERGİ SİSTEMİ TÜRKİYE'DE. KAŞIKLA VERİLENİN ARTIK KEPÇEYLE DEĞİL KAZANLA ALINDIĞI BİR SÜRECİN İÇERİSİNDEYİZ”
Emekli aylıklarına ocak ayı itibarıyla resmi enflasyon üzerinden artış yapıldı. İşçi, memur, BAĞ-KUR emeklileri arasındaki farkı gideren çeşitli adımlar atıldı. 5 puan gibi. Ama burada çok açık bir adaletsizlik var. AKP'nin yaptığı düzenleme 5510 sayılı yasa aylık bağlama oranlarının düşmesi nedeniyle emekli aylıkları 2008’den beri çok sistematik bir biçimde geriledi. Biz en düşük emekli aylığının en azından asgari ücret düzeyine yükseltilmesi- kök aylıkların - ve bütün artışların, tüm emekli aylıklarının da aynı oranda artırılması ve geriye dönük bir İntibak Yasası’nın şart olduğunu söylüyoruz. Çünkü bu ülkede 15 milyon emekli ve hak sahibi resmen açlıkla yüz yüze bırakılmış durumda. Bütün emek gelirleri çok ciddi bir biçimde geriliyor. Bu yüksek enflasyon karşısında işçinin, emekçinin, halkın alım gücünün korunduğu bir politikaya ihtiyaç var. Tabii ki adaletli bir vergi sistemiyle birlikte. Çünkü dünyanın en adaletsiz vergi sistemi Türkiye'de. Kaşıkla verilenin artık kepçeyle değil kazanla alındığı bir sürecin içerisindeyiz. Dolaylı vergiler dahil olmak üzere KDV, ÖTV gibi. Bizleri, işçileri, emekçileri, halkı önümüzdeki yerel seçimlerle birlikte çok açık bir yoksulluk bekliyor. Çünkü enflasyonun yüksek seyredeceğini artık iktidar da kabul ediyor. O nedenle yapılması gereken; enflasyonla gerçek bir mücadele. Ama asıl olarak da Türkiye'nin bir bölüşüm krizini yaşadığı ve TÜİK'in verilerinin bile geçtiğimiz hafta yayınlanan TÜİK verilerindeki gelir adaletsizliğin artık bir uçurum haline geldiğinin ortaya çıktığı bu süreçte; gelirde adaleti sağlayacak bir politikanın üretilmesi. Üretime dayalı bir ekonomik politika. Kalıcı ve güvenceli istihdam yaratacak bir ekonomik politika. Bunların hepsinin olabilmesi için de gerçek bir demokrasi yani neyi üreteceğimize, nasıl üreteceğimize ve nasıl bölüşeceğimize başta işçi sınıfı olmak üzere hep birlikte karar verdiğimiz gerçek bir demokrasi için mücadelemizi büyütüyoruz.”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, TÜİK’in enflasyon sepetini açıklamamasına ilişkin şunları söyledi:
“VATANDAŞIN MARUZ KALDIĞI ENFLASYON, TÜİK’İN MANŞETE TAŞIDIĞININ 2 KATINDAN DAHA FAZLA”
“Türkiye’de TÜİK’in açıkladığı enflasyon verisine ilişkin kamuoyunda çok ciddi şüpheler var. Bunun inandırıcı olmadığını herkes biliyor. Çarşıya, pazara çıktığınız zaman maruz kaldığınız fiyat artışı ile TÜİK’in manşete taşıdığı veriyi karşılaştırdığınızda da bunun çok örtüşmediği görülüyor. Hatta bu hafta basına yansıdığı kadarıyla TÜİK yaptığı araştırmalarda da ‘hissedilen enflasyon’… Onu hissetmiyoruz biz bedelini ödüyoruz. Gerçek enflasyon ile TÜİK’in bize manşetten sunduğu veri arasında yüzde 100’lük bir fark var. Vatandaşın maruz kaldığı enflasyon, TÜİK’in manşete taşıdığının 2 katından daha fazla. Dolayısıyla açıklanan enflasyon verilerinin gerçeği yansıtmadığını hem biz biliyoruz hem de TÜİK bu konuda kamuoyuna yansıyan çalışmasından dolayı da bunu kabullenmiş gibi görünüyor.
“TÜİK’İN HANGİ FİYATLARI DERLEYEREK ENFLASYONU HESAPLADIĞINI ARTIK BİLEMİYORUZ”
Biz 2 sene öncesine kadar TÜİK’in açıkladığı enflasyon verisini, enflasyonda yer alan madde sepetindeki maddelerin fiyatlarını da yayınlıyordu. Biz onlara bakıyorduk. Beyaz peynir kaç liraymış, çocuk ayakkabısı ne kadarmış falan gibi. O fiyatlara bakıp karşılaştırma yapıyorduk. Fakat sonra TÜİK, ‘Ben Eurostat (Avrupa İstatistik Ofisi) ile uyumlu veri açıklayacağım. Şimdilik durduruyorum. Yakında buna uygun veri açıklayacağım’ dedi. Ama üzerinden iki yıl geçmesine rağmen enflasyon sepetinde yer alan maddelerin fiyatlarını kamuoyu ile paylaşmıyor. ‘Gıda fiyatları şu kadar arttı, konut grubu bilmem ne kadar arttı’ gibi başlıklar veriyor. Dolayısıyla biz TÜİK’in hangi fiyatları derleyerek enflasyonu hesapladığını artık bilemiyoruz.
“TÜİK ENFLASYON VERİSİNİ GİZLEMEYE ÇALIŞIYOR”
Bu konuda DİSK’in açmış olduğu bir dava vardı. Dava sonuçlanmış olmasına rağmen bu verilerin yayınlanmıyor olması bunun aslında bir ‘istatistiki uyumlaştırma sürecinin’ bir sonucu değil vatandaştan gerçek verileri gizlemeye yönelik bir çabanın sonucu olduğu algısını ya da gerçeğini ortaya çıkarıyor. TÜİK enflasyon verisini gizlemeye çalışıyor.
“TÜİK’İN ENFLASYONU, GELİR GRUPLARINA GÖRE FARKLI ŞEKİLDE HESAPLAMASI GEREKİR”
Vatandaşın hissettiği, maruz kaldığı enflasyon ile TÜİK’in açıkladığının neden örtüşmediğini somut bir veri üzerinden verelim. TÜİK, enflasyon sepetinde yer alan ürünleri belli gruplar altında topluyor. Gıda, konut, ulaşım, sağlık, eğitim vs. gibi harcama grupları var. Bunların belli ağırlıkları var. TÜİK diyor ki ‘Ortalama bir ailenin harcamasının dörtte biri, yani yüzde 25,5’i gıdaya gidiyor.’ Konut grubuna ne kadar gidiyor, biliyor musunuz? Yüzde 16,62’si. Konut grubunda yer alan şeyler; kira, doğal gaz, elektrik ve su faturaları. TÜİK aslından şunu söylüyor. ‘Ben vatandaşların tüketimine, gelirlerinin ne kadarını harcıyorlar diye baktım.’ 10 bin lira geliri olan birisi için bunu hesaplayacak olursak bunun bin 662 lirası ile kirasını, doğalgaz, su faturasını ödüyor. Geri kalan parayı da diğer alanlara harcıyor. Bu gerçekle örtüşen bir şey midir? TÜİK’in enflasyonu, gelir gruplarına göre farklı şekilde hesaplaması gerekir. Çünkü bugün vatandaşın gelirinin yarıdan fazlası kira, doğal gaz, elektriğe gidiyor. Geri kalan da beslenmesine yeterse gıda harcamalarına gidiyor. Yetmediği için zaten borçlanmak durumunda kaldığını anlatmıştık.
“TÜİK, MADDE SEPETİNDE YER ALAN 406 ÜRÜN İÇİN ORTALAMA FİYAT DERLEYEREK KAMUOYU İLE PAYLAŞMASI GEREKİR. BİZ DE ‘GÖMLEK FİYATINI KAÇ BULMUŞ? HAKİKATEN BU FİYATA GÖMLEK VAR MI?’ SORUSUNU SORABİLELİM. BUNLARIN HİÇBİRİSİNİ SORAMIYORUZ”
TÜİK’in, vatandaşın gerçek enflasyonunu hesaplayıp kamuoyuyla paylaşması gerekir. Çünkü enflasyon sadece bir gösterge olarak televizyonların sağ ekranında yazan bir şey değil. Bu, herkesin refahını doğrudan etkileyen bir şey. Nasıl etkiliyor? Örneğin SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarında artış yapılacaksa tek kriter enflasyon oranı. Siz bunu düşük açıkladığınızda enflasyon karşısında mağdur etmiş olacaksınız. Kamu çalışanları ya da memur emeklileri için enflasyon artı sözleşmeden gelen bir şey diyorsunuz. Yine orada enflasyonu referans olarak alıyorsunuz. TÜİK’in kamuoyuyla paylaştıkları veriyle, onların gerçekten derledikleri veri arasında bir fark var. Kamuoyu ile paylaştıkları ile manşet enflasyon arasında ciddi sorun var. Bu, vatandaşın yoksullaşmasına ve mağduriyetine yol açıyor. Bu sebeple TÜİK, madde sepetinde yer alan 406 ürünün her biri için ortalama fiyat derleyerek o ürünler için hesapladığını kamuoyu ile paylaşması gerekir ki biz de iktisatçılar, vatandaşlar olarak TÜİK’in sayfasındaki dosyaya bakıp ‘Gömlek fiyatını kaç bulmuş? Hakikaten bu fiyata gömlek var mı?’ sorusunu sorabilelim. Bunların hiçbirisini soramıyoruz. Bize sadece ürün, harcama gruplarının ortalama verisini paylaşıyor.
“DİSK’İN AÇTIĞI DAVA ÇOK NET. MAHKEME BUNU ‘PAYLAŞIN’ DİYE KARAR VERİYOR. BUNU İSTATİSTİKİ BİR UYUM SÜRECİ İLE İLİŞKİLENDİREBİLİR MİYİZ? BU, BİR GERÇEĞİN GİZLENMESİNE İLİŞKİN”
2 yıldır nesinin uyumunu sağlayamamışlar? Buradaki zorluk teknik olarak mı yazılımdan mı kaynaklanıyor? Nereden kaynaklanıyor? Hesaplama biçiminden mi kaynaklanıyor? Verileri gizlemek istediler, gizlediler. Gerekçe olarak da bunu sundular. Eğer 2 yılda istatistiksel olarak uyum sağlanamamışsa, hazırlık yapılamamışsa oradaki yöneticilere bunun hesabını sormak gerekir. ‘2 yılda dünya değişiyor. Siz sadece veri tabanında mevcut bir veriyi Avrupa istatistik standartlarına ya da onların yayınladığı şekle sokamıyor musunuz’ diye sorusunu sormak gerekir. Buradaki niyet bir veri yayınlama takvimine ya da biçimine uymak değildir. Vatandaşın enflasyon verisini yani TÜİK tarafından açıklanan manşet enflasyon verisini detaylı bir biçimde sorgulama imkanını ortadan kaldırmak için yapılan bir işti. Mahkeme kararı niye uygulanmaz? DİSK’in açtığı dava çok net. ‘Madde fiyatlarını kamuoyuyla paylaşın’ diyor. Mahkeme de bunu ‘paylaşın’ diye karar veriyor. Bunu istatistiki bir uyum süreci ile ilişkilendirebilir miyiz? Bu, bir gerçeğin gizlenmesine ilişkin. Çünkü gizlenen gerçek, vatandaşa ağır bir bedel ödettiren gerçek. Bunun çok kolay kontrol edilebilmesini arzu etmedikleri için madde sepetini de yayınlamıyorlar maalesef.
“MERKEZ BANKASI BİLE 2027 YILINDAN ÖNCE TÜRKİYE’DE MAKUL BİR ENFLASYON SEVİYESİNE İNİLEMEYECEĞİNİ RAPORLARINA YANSITIYOR”
AKP iktidarı döneminde enflasyondan kurtulamayız. Bunun gerekçesi de AKP, enflasyona neyin yol açtığını yanlış tanımlıyor. Bir sorun var, ama o soruna neyin yol açtığını yanlış teşhis ederseniz ona yönelik uygulayacağınız politikalar da beklediğiniz sonucu vermez. Teşhis yanlış. Teşhis şu, ‘Vatandaşın çok parası var. Çok para harcadığı için de enflasyon oluyor.’ Öyle mi? Bunu 10 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığını alan birisine sorun bakalım. ‘Siz o kadar çok para harcayıp enflasyona mı yol açıyorsunuz’ diye. Ya da daha üst gelir grubunda olanlara soralım. Türkiye’de harcamanın önemli bir kısmını yüzde 20’lik gelir grubundan olanlar yapıyor. Vatandaş ihtiyacını bile karşılayamıyor. Enflasyona neyin yol açtığını doğru tespit etmezseniz uygulayacağınız politikalar da beklediğiniz sonucu vermez. AKP iktidarı döneminde, bizim enflasyondan kurtulmamız mümkün değil. Bunu bir iktisatçı olarak ya da CHP Genel Başkan Yardımcısı olarak söylüyorum diye düşünmeyin. Merkez Bankası bile 2027 yılından önce Türkiye’de makul bir enflasyon seviyesine inilemeyeceğini raporlarına yansıtıyor. Bu sene sonu için bekledikleri enflasyon bile hala dünyada var olan enflasyonun 10 katı seviyesinde. 2025’te aynı seviyelerini koruyacakmış gibi görünüyor. En erken işaret ettikleri tarih 2027. Benim tahminimi, eleştirel bakan bir iktisatçı olarak ya da muhalefet partisinin bir temsilcisi olarak değil resmi verilerle, beklentilerle örtüştüğünü de ifade etmek isterim. 2027’de de zaten Türkiye, seçimlere gitmiş olacak. Hem Erdoğan’dan hem onun uyguladığı ekonomi politikalarından hem de bu bozuk ekonomik göstergelerden kurtulacağız diye düşünüyorum.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Özgür Özel:"Bursa’nın İradesine Darbe Yapılıyor!"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da tutuklu bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i ziyaret etti. Ziyaret sonrası cezaevi önünde açıklamalarda bulunan Özel, süreci "mafya yöntemi" ve "Bursa’nın iradesine çökme" olarak nitelendirerek iktidara "ara seçim" çağrısında bulundu.
Bursa İradesi Hedefte
Özgür Özel, Mustafa Bozbey’in 47 yıl sonra %47 oy farkıyla kazandığı zaferin hazmedilemediğini belirterek, operasyonun zamanlamasına dikkat çekti. 31 Mart'ın yıl dönümünde yapılan bu hamleyi bir "mesaj" olarak değerlendiren Özel, "Sandıkla kazanamadıklarını hakimin tokmağıyla almaya çalışıyorlar" dedi.
"Mustafa Bozbey’e Kirli Teklifler Yapıldı"
Özel’in açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri, Bozbey’e yönelik baskı iddialarıydı. Özel, Bozbey’in kendisine defalarca gelerek, "İlla AK Parti’ye geçeceksin, geçmezsen içeri gireceksin" şeklinde tehdit edildiğini söylediğini aktardı. Bozbey’in tüm belediye işlemlerinin didik didik edildiğini ancak somut bir kanıt bulunamadığını, suçlamaların "kriminal tiplerin" ifadelerine dayandırıldığını vurguladı.
Ekonomi ve Yönetim Eleştirisi
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin mali tablosuna da değinen CHP Lideri, Bozbey’in borç batağındaki bir belediyeyi devraldığını ve 2 yılda israfı önleyerek yaklaşık 10 milyar lira borç ödediğini hatırlattı. Kayyım atamalarını ve liyakatsiz atamaları eleştiren Özel, Eyüpsultan’da seçim kaybeden eski başkanın Bursa’ya genel sekreter yapılmasını "Bursa’ya hakaret" olarak niteledi.
Erdoğan’a "Düşman Hukuku" Yanıtı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Ana muhalefetle görüşürüz" açıklamalarına yanıt veren Özel, diyalog zemini için şartlarını açıkladı:
"Bizimle görüşmek isteyenler önce düşman hukuku uygulamaktan vazgeçecekler. Elinde tuttuğu yargı gücüyle halkın seçtiği başkanları içeri atarak diyalog kurulmaz. Önce o baltayı gömecekler."
Hodri Meydan: "Ara Seçime Varız!"
Özgür Özel, Türkiye genelindeki boş milletvekilliği koltukları için anayasal zorunluluk olan ara seçimi hatırlatarak iktidara meydan okudu. Kendi seçim bölgesi Manisa dahil olmak üzere, Bursa ve İstanbul gibi kritik yerlerde de seçime hazır olduklarını belirten Özel, "Eğer kendinize güveniyorsanız sandığı koyun, milletin sesini duyalım" dedi.
BTP'den madencilere destek
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Eskişehir'den gelerek Ankara'da eylem yapan Doruk maden işçilerine destek verdi.
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder başkanlığındaki BTP heyeti işçileri eylem yaptıkları yerde ziyaret etti.
Burada açıklama yapan Önder, "Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz" dedi.
BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi;
"Bağımsız Türkiye Partisi olarak madencilerimizin eylemlerine destek vermek için buraya geldik. Onların bu haklı mücadelesinde, onların bu hak mücadelesinde yanında olmaya geldik. Bu konu Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizim en hassas olduğumuz konu. Çünkü maalesef özellikle 2005 yılında yapılan maden yasası değişikliği ile birlikte madenlerde devletin ve milletin payı yok denilebilecek bir noktaya getirildi.
"Madenlerde devlet payı yüzde 3 ama o bile alınmıyor"
Bugün burada kömür madeninde çalışan madencilerimiz var. Devlet payı yüzde 3. Madenler aslında milletimize ait ama millet adına bu hakkı tahsil etmesi gereken devlet yüzde 3 alıyor. Bu yüzde 3'ü de almıyor. Yerin altında çalışma yapan madenciler, bu çalışma yerin altında yapıldığı gerekçesiyle yüzde 50 bu haktan da feragat ediliyor. Yetmiyor, çıkarılan madeni yine enerji tesisiyle işlendiği için değerlendirildiği için bir yüzd 50 daha bu devlet hakkından feragat ediyor. Dolayısıyla yüzde 1'ini millet adına devlet alıyor, yüzde 99'unu çıkaran firma alıyor. Ama yerin altında çalışan işçiler, yerin altında çalışan madenciler, bu haktan bırakın bu imtiyazlardan, bu teşviklerden yararlanmayı takdir edilmiş olan ücreti bile maalesef alamıyorlar.
"Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz"
3 aylık, 5 aylık, 8 aylık ücretini alamayan, tazminat haklarını alamayan madencilerimiz burada hak mücadelesini veriyorlar. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok güzel bir sözü var: Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz. Dolayısıyla buradaki madenciler kendi haklarına sahip çıkmak üzere, haklarına haksızlık yapmamak üzere buradalar. Öncelikle bu madencilerimizin sorunları çözülsün. Madencilerimiz hakkını vermeyen firmalar karşısında ezilmesin. Buna devlet müsaade etmesin. Devlet bunun için var. Devlet zayıf durumda olanı korumak için var. Devlet güç odaklarına dur demek için var. Öncelikle bu madencilerin haklarını alma konusunda devletin inisiyatif kullanması lazım. Ama uzun vadede devlet payının, millet payının artması lazım.
"Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor ama.."
Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor. Daha fazla tıraş yaptığı gerekçesiyle berberlerden daha fazla vergi almaya çalışıyor. Ama maden firmalarından beyan usulü getirilmek suretiyle maden firmalarının beyanını yeterli kabul ediyor. Yani 'ben şu kadar kömür çıkarıyorum, şu kadar altın çıkarıyorum' şeklinde maden firmasının beyanını esas kabul edip yeterli kabul edip ona göre vergi alıyor. Bu çok ilginç bir durum. Devlet çıkarılan, millete ait olan bu madenden doğru dürüst vergi almıyor, devlet payı almıyor. Bütün bu hakları tek başına alıp kullanan firma yerin altında çalışan, canını ortaya koyarak çalışan bu madencilere temel hakları bile, takdir ettiği ücreti bile, devletin tanımış olduğu tazminatları bile maalesef vermiyor. Bu, insanımızın yoksulluğa yuvarlandığının en net fotoğraflarından bir tanesidir.
"Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor"
Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz, çok değerli görüyoruz. Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor ve haklarını söke söke alıncaya kadar da milletimizin kalbi, milletimizin gönlü bu madencilerle beraber olacaktır"
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel Görevden Uzaklaştırıldı
İstanbul’da Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN RESMİ AÇIKLAMA
T.C. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve rüşvet alma” suçları kapsamında yürütülen soruşturma çerçevesinde tutuklandığı bildirildi.
İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 22 Nisan 2026 tarihli kararı doğrultusunda tutuklanan Adıgüzel hakkında, Anayasa’nın 127. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47. maddesi gereğince geçici tedbir uygulanarak görevden uzaklaştırma kararı alındı.
SORUŞTURMA KAPSAMINDA TUTUKLANDI
Yetkililer, yürütülen soruşturmanın “suç örgütü kurma ve rüşvet alma” iddialarını kapsadığını belirtti. Soruşturmanın devam ettiği ve sürece ilişkin yeni gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.
GÖZLER YENİ GELİŞMELERDE
Ataşehir Belediyesi’nde yaşanan bu gelişmenin ardından, görevden uzaklaştırma kararının geçici bir tedbir olduğu ve yargı sürecinin devam edeceği vurgulandı.
FEGÜM’den Fenerbahçe’ye Lojistik Destek: "Sınır Tanımayan Sevda Kemerburgaz’da Buluştu!"
Fenerbahçeli Gümrükçüler ve Lojistikçiler Platformu (FEGÜM), Kemerburgaz’da düzenlediği dev organizasyonla gövde gösterisi yaptı. Başkan Sadettin Saran’ın şampiyonluk ateşini yaktığı gecede, FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız: "Fenerbahçe sadece bir kulüp değil, bir duruştur!" dedi.
Kemerburgaz’da Kadıköy Ruhu: FEGÜM’den Teknoloji Çıkartması
Arka Haber ekibinin yerinde takip ettiği organizasyon, İstanbul Kemerburgaz’daki Orion Film Platosu’nda gerçekleşti. FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız ve yönetiminin vizyonuyla hazırlanan özel alanda, 3D sinema stüdyo teknolojisi kullanıldı. Katılımcılar, lojistik gücüyle teknolojiyi birleştiren bu atmosferde kendilerini Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun merkezinde hissetti.
Geceye; Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, Futbol Şube Sorumlusu Ertan Torunoğulları ve Yönetim Kurulu Üyesi Eren Ergen tam kadro katılarak FEGÜM’ün camia içindeki ağırlığını tescilledi. Eski başkan Ali Koç ise selamlama mesajıyla bu birliğe destek verdi.
Burçay Yıldız: "Ekonominin Görünmeyen Kahramanları Fenerbahçe İçin Bir Arada"
Gecenin ev sahibi FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız, yaptığı açılış konuşmasında lojistik sektörünün ülke ekonomisindeki kritik rolünü Fenerbahçe aidiyetiyle birleştirdi. Yıldız, şu ifadeleri kullandı:
"Bizler gümrük kapılarında, limanlarda ve lojistik ağlarda görev yapan, ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlayan bir gücüz. Gümrük kapıları sadece geçiş noktası değil; emeğin ve ticaretin başladığı yerdir. FEGÜM olarak 1200 kongre üyemizle, tıpkı Fenerbahçe gibi sınır tanımıyor, her zaman daha ileriye bakıyoruz!"
Sadettin Saran: "FEGÜM İyi Günde de Kötü Günde de Yanımızda"
Başkan Sadettin Saran, FEGÜM ailesinin yarattığı atmosferden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, camiaya umut dolu mesajlar verdi. Cuma günü yaşanan moral bozukluğunun ardından bu etkinliğin kendisine çok iyi geldiğini belirten Saran:
"Yaralandık ama şampiyonluk inancım hala dipdiri!"
"Oyuncularla konuştum, o hırsı ve isteği gözlerinde gördüm."
"Fenerbahçe’nin FEGÜM gibi gruplara ihtiyacı var; sizler kulübümüz için çok faydalısınız."
sözleriyle platformun önemine dikkat çekti.
Rozetler Başkan Saran’dan: FEGÜM Ailesi Büyüyor!
Gecenin sonunda, FEGÜM bünyesine yeni katılan üyelere rozetlerini bizzat Başkan Sadettin Saran taktı. Hediye takdimleri ve çekilen hatıra fotoğrafları, sarı-lacivertli camianın gümrük ve lojistik dünyasındaki sarsılmaz kalesini bir kez daha mühürledi.
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel Gözaltında
İSTANBUL – CHP’li belediyelere yönelik yürütülen operasyonlar kapsamında, İstanbul Ataşehir Belediyesi’ne düzenlenen operasyonda aralarında Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in de bulunduğu toplam 20 kişi gözaltına alındı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonda, “rüşvet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla belediye yönetimi ve bazı personeller hakkında işlem başlatıldı.
Savcılık: “Rüşvet ve İhale Usulsüzlüğü Bulgularına Ulaşıldı”
Savcılık tarafından yapılan açıklamada, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ile birlikte belediye başkan yardımcıları ve ilgili birimlerde görevli isimler hakkında ihale, imar ve iskan süreçlerinde rüşvet alındığına dair ihbarlar bulunduğu belirtildi.
Açıklamada, MASAK raporları ve HTS kayıtları doğrultusunda yapılan incelemelerde;
Ataşehir Belediyesi sınırları içerisinde faaliyet gösteren bazı firmalardan yapı ruhsatı ve iskan işlemleri karşılığında rüşvet alındığına dair bulgulara ulaşıldığı öne sürüldü.
Soruşturma kapsamında, ruhsat işlemlerinin rüşvet karşılığında gerçekleştirildiği iddiaları üzerine operasyonun genişletilerek sürdüğü ifade edildi.
Gözaltına Alınan İsimler
Soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar arasında şu isimler yer alıyor:
- Onursal Adıgüzel – Ataşehir Belediye Başkanı
- Birkan Birol Yıldız – Başkan Yardımcısı
- Oğuz Kaya – Başkan Yardımcısı
- Orhan Aydoğdu – Başkan Yardımcısı
- Mürteza Kutluk – Mali İşler Müdürü
- Alpay Arslan – Özel Kalem Müdürü
- Aysun Gökçen – Yapı Kontrol Müdürü
- Basri Onur Dedetaş – Ruhsat ve Denetim Müdürü
- Aslı Sevinç Afat – Mimar
- Nimet Karademir – Plan Proje Müdürü
- Gülbin Ergünay – İmar Ruhsat Müdürü
- Mehmet Yılmaz – Zabıta Komiser Yardımcısı
- Çağlar Kaya – Şoför
- Doğancan Topal – Şoför
- Ezgi Nur Yılmaz – Yapı İmar Müdürü
- Cengiz Gündoğan – Belediye Çalışanı
- Mesut Bayram – BAO Yapı Ltd. Şti.
- Fatih Velioğlu – Proce Mimarlık
- Haydar Battal – Belediye Çalışanı
- Murat Gerger – MG Yapı
- Erhan Çelebi – Asraş Yapı
- Onursal Adıgüzel’den El Yazılı Mesaj: “Bu Bir İtibar Suikastıdır”
Gözaltı sürecinin ardından Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, sosyal medya hesabından el yazısıyla kaleme aldığı bir mesaj paylaşarak kamuoyuna seslendi.
Ataşehir halkına hitap eden Adıgüzel, göreve geldiği günden bu yana kamu yararını gözeterek çalıştığını belirtti:
“Göreve geldiğim ilk günden bugüne Ataşehir’in çocukları, gençleri, kadınları ve büyükleri için gece gündüz çalıştım.”
Gözaltı sürecine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
“Haksız, hukuksuz yere gözaltında tutulan diğer arkadaşlarım gibi çeşitli iftiralarla bugün sizlerden uzağım.”
Adıgüzel, yaşananların siyasi olduğunu öne sürerek dikkat çeken bir çıkış yaptı:
“Bu yaşadıklarım tamamen siyasi ve itibar suikastıdır.”
Mesajının sonunda ise sürecin sonunda gerçeklerin ortaya çıkacağına inandığını ifade etti:
“Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak ve biz tekrar buluşacağız.”
Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İGKADER Heyetini Ağırladı
Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İGKADER heyetini ağırladı. 4-5 Haziran’da İkitelli OSB’de düzenlenecek Kadın, Gençlik ve Sanayi Zirvesi için önemli iş birliği mesajları verildi. Kadın girişimciler sanayi ile buluşuyor.
İSTANBUL – Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İstanbul Girişimci Kadınları Destekleme Derneği (İGKADER) Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Ege ve beraberindeki heyeti belediye binasında ağırladı
Gerçekleşen ziyarette, 4-5 Haziran tarihlerinde İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenecek olan “İGKADER Kadın, Gençlik ve Sanayi Zirvesi” hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Başkan Kartoğlu: “Üreten Kadın Güçlü Toplumun Temelidir”
Ziyarette konuşan Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, kadın girişimciliğinin ve üretimin desteklenmesinin yerel kalkınma açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Kadınlarımızın üretimde daha fazla yer alması, hem ekonomik büyüme hem de toplumsal gelişim açısından kritik bir öneme sahiptir. Yerel yönetimler olarak, kadın girişimciliğini destekleyen, üretimi teşvik eden her projenin yanında olmaya devam edeceğiz. İGKADER’in gerçekleştireceği bu zirveyi çok kıymetli buluyor, başarılar diliyorum.”
Nilgün Ege: “Kadın Emeğini Sanayi ile Buluşturuyoruz”
İGKADER Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Ege ise, Anadolu’nun dört bir yanından gelecek kadın üreticilerin sanayicilerle buluşacağını belirterek şunları söyledi:
“Bu zirve ile kadın kooperatiflerimizi doğrudan sanayi ile buluşturuyoruz. Amacımız; üretimin ticarileşmesi, kadın emeğinin değer bulması ve sürdürülebilir iş birliklerinin kurulmasıdır.”
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel Elazığ'da Gözaltına Alındı!
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, yürütülen bir soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alındı.
Tunceli gündemine bomba gibi düşen bir son dakika gelişmesi yaşandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma dosyası kapsamında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Elazığ’da emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı.
Soruşturmanın Odağında Ne Var?
Edinilen ilk bilgilere göre, gözaltı işlemi Sonel'in Tunceli Valiliği görevini yürüttüğü döneme ait bazı uygulamalar ve idari işlemlerle ilgili yürütülen hukuki süreç çerçevesinde gerçekleşti. Elazığ’da gözaltına alınan Tuncay Sonel’in, ifadesi alınmak üzere Tunceli’ye nakledileceği belirtiliyor.
Tuncay Sonel Dönemi Yeniden Mercek Altında
Tunceli ve ardından Ordu Valiliği görevlerinde bulunan, halkla kurduğu diyaloglar ve "yetim gülerse dünya güler" projeleriyle tanınan Sonel, son dönemde Mülkiye Başmüfettişi olarak görev yapıyordu. Yapılan bu operasyon, Sonel’in görev yaptığı döneme dair idari ve mali süreçlerin yargı tarafından yeniden incelendiğini gösteriyor.
Resmi Açıklama Bekleniyor
Gözaltı haberinin yayılmasının ardından kamuoyu, soruşturmanın detaylarına kilitlendi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın önümüzdeki saatlerde konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapması bekleniyor.
Pi̇yasalarda "Hürmüz" Rüzgari: İslam Memi̇ş'ten Altin, Petrol Ve Ekonomi̇ İçi̇n Kri̇ti̇k Uyarilar!
Ekonomi piyasalarının yakından takip ettiği isimlerden İslam Memiş, haftalık değerlendirme videosunda piyasalardaki sert dalgalanmaları, petrol fiyatlarındaki manipülasyonu ve altın-gümüş fiyatlarındaki yeni hedefleri açıkladı. Memiş, sadece ekonomi ile sınırlı kalmayarak Türkiye'nin derin yarası haline gelen "finansal kumar bağımlılığı" konusunda da devlet yetkililerine çağrıda bulundu.
PETROLDE %9'LUK SERT DÜŞÜŞ: "BÜYÜK BİR SOYGUN!"
Hafta başında 108 dolar seviyelerine kadar yükselen petrol fiyatlarının, Hürmüz Boğazı'nın açık kalacağına dair açıklamalarla 90 dolara gerilediğini belirten Memiş, bu durumu sert bir dille eleştirdi: "Pazartesi %8 yükselen petrol, 4 gün sonra %9 düştü. Ne kadar büyük bir manipülasyon ve soygun olduğunu yakından izliyoruz."
ALTIN VE GÜMÜŞTE YENİ HEDEFLER: "YIL SONUNDA 5 HANELİ RAKAMLAR"
Altın ve gümüş yatırımcısına "sessizce beklemeye devam" mesajı veren Memiş, kalıcı bir ateşkes ve anlaşma haberi gelmesi durumunda beklediği seviyeleri paylaştı:
Ons Altın: Kademeli olarak 5.200 dolar seviyesi.
Gram Altın: Önce 7.500 TL, yıl sonunda ise 5 haneli rakamlar.
Ons Gümüş: 86 dolar direnci kırılırsa 90 dolar hedefi.
Borsa İstanbul (BIST 100): Anlaşma haberiyle hedef 16.000 puan.
Memiş, 2026 yılı için özellikle güçlü bir psikoloji ve finansal okuryazarlığın her zamankinden daha önemli olacağının altını çizdi.
TOPLUMSAL UYARI: "SESSİZ ENKAZ: FİNANSAL KUMAR BAĞIMLILIĞI"
İslam Memiş, haber portalımız ve sosyal medya hesaplarımızda da sıkça vurguladığımız toplumsal çöküşe dikkat çekti. Kahramanmaraş’taki acı olayları hatırlatan Memiş, gençleri pençesine alan finansal kumar tehlikesi için çözüm önerilerini sıraladı:
Bankalara Sorumluluk: 18-20 yaşındaki gençlerin hesaplarından sanal bahis ve şans oyunlarına yapılan para transferleri bankalar tarafından engellenmeli.
Meslek Edindirme: Esnaflarımız gençlere sahip çıkmalı, usta öğreticilik belgeleriyle gençleri üretime dahil etmeli.
Diyanet ve Eğitim: Camilerde ve okullarda sadece genel konulardan değil, güncel toplumsal problemlerden ve bilimsel yaklaşımlardan bahsedilmeli.
"PARAYI KAZANIRSINIZ AMA ZAMANI GERİ ALAMAZSINIZ"
Haftayı büyük bir üzüntüyle kapattıklarını belirten Memiş, "Kimin için ne biriktiriyorsun? Kaybettiğimiz nesiller varsa biriktirilen mirasların hiçbir önemi kalmayacak" diyerek aileleri ve yetkilileri daha şeffaf ve duyarlı olmaya davet etti.
Siz piyasalardaki bu manipülatif dalgalanmalar ve gençleri bekleyen tehlikeler hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz!
Masonlar Derneği’ne Kayyum Atandı: Başkan Tutuklandı, Yönetim Mahkeme Kararıyla Değişti
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Derneği’ne, başkan Remzi Sanver’in tutuklanmasının ardından genel kurulun yapılamaması gerekçesiyle mahkeme kararıyla kayyum atandı.
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Derneği’nde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Dernek Başkanı Remzi Sanver’in tutuklanmasının ardından genel kurulun yapılamaması gerekçesiyle mahkeme kararıyla yönetime kayyum atandı. Sürecin artık kayyum tarafından yürütüleceği açıklandı.
Başkan Tutuklandı, Yönetim Boşluğu Oluştu
Edinilen bilgilere göre, Dernek Başkanı Remzi Sanver’in Can Holding soruşturması kapsamında 17 Ekim 2025’te tutuklanmasının ardından, dernek yönetiminde ciddi bir boşluk oluştu.
Başkanın görevini fiilen sürdürememesi nedeniyle, tüzükte belirtilen süre içerisinde genel kurulun gerçekleştirilemediği öğrenildi.
Mahkemeden Kritik Müdahale: Kayyum Ataması
Yaşanan yönetim krizi üzerine İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi, dernekteki idari boşluğun giderilmesi amacıyla geçici kayyum atanmasına karar verdi.
Mahkeme kararında;
- Yönetim sürekliliğinin sağlanamadığı
- Genel kurulun zamanında yapılamadığı
- Dernek faaliyetlerinin aksama riski taşıdığı
gerekçeleri öne çıktı.
Süreç Üye Başvurusu ile Başladı
Kayyum sürecinin, dernek üyelerinden Ali Rıza Aral’ın başvurusu üzerine başlatıldığı belirtildi.
Başvuruda, dernek yönetiminde oluşan boşluğun kurumsal işleyişi sekteye uğrattığı ve acil müdahale gerektiği ifade edildi.
Mahkeme de bu başvuruyu değerlendirerek, yönetim boşluğunu gidermek amacıyla kayyum atanmasına hükmetti.
Yeni Süreç Kayyum Yönetiminde İlerleyecek
Alınan karar doğrultusunda, derneğin yönetim süreci bundan sonraki aşamada geçici kayyum tarafından yürütülecek.
Kayyumun, dernek işleyişini yeniden düzenlemesi ve genel kurul sürecini hazırlaması bekleniyor.
Davanın Tarihi Belli Oldu
Mahkeme kararında ayrıca, konuya ilişkin davanın
20 Ekim 2026 tarihinde görüleceği bilgisine de yer verildi.
İGKADER’den Sanayiye Güçlü Ziyaret: Hantek Kalıp’a İş Birliği ve Zirve Daveti
İGKADER heyeti, Hantek Kalıp Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Karakaş’ı ziyaret etti. Görüşmede kadın girişimciliği ve sanayi iş birlikleri ele alınırken, Karakaş 4-5 Haziran’da İkitelli OSB’de düzenlenecek Kadın, Gençlik ve Sanayi Zirvesi’ne konuşmacı olarak davet edildi.
İstanbul Girişimci Kadınları Destekleme Derneği (İGKADER), sanayi ve kadın girişimciliğini buluşturacak önemli bir adım attı. İGKADER Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Ege Karaçuha, Başkan Yardımcısı Esengül Güler ve Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Yurttagülen, Hantek Kalıp Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Karakaş’ı ziyaret etti. Görüşmede hem iş birliği fırsatları hem de yaklaşan büyük zirve masaya yatırıldı.
Girişimciler Sanayi ile Daha Güçlü Buluşacak
İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Hantek Kalıp’a gerçekleştirilen ziyarette, kadınların üretim süreçlerindeki rolü, sanayideki temsili ve sürdürülebilir kalkınmadaki önemi detaylı şekilde ele alındı.
İGKADER heyeti, özellikle kadın girişimcilerin üretimden pazara kadar olan süreçte daha etkin rol almasının Türkiye ekonomisi için kritik olduğuna vurgu yaptı.
Nilgün Ege Karaçuha: “Biz Kadını Sadece Desteklemiyoruz, Güçlendiriyoruz”
Ziyarette konuşan İGKADER Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Ege Karaçuha, derneğin vizyonunu ve hedeflerini şu sözlerle anlattı:
“Biz kadınları sadece destekleyen bir yapı değiliz, onları üretimin merkezine taşıyan bir hareketiz. Kadın girişimcinin güçlenmesi demek; ailenin, toplumun ve ekonominin güçlenmesi demektir. Biz bu bakış açısıyla çalışıyoruz.”
Karaçuha, İGKADER’in sadece bir dernek olmadığını, aynı zamanda bir üretim ve dayanışma ağı olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Kadınların sanayide daha görünür olması gerekiyor. Bu yüzden biz sahadayız. Fabrikadayız, üretim alanındayız. Kadınları sadece konuşan değil, üreten ve yöneten pozisyona taşımak istiyoruz.”
Zehra Karakaş’a Zirve Daveti: “Kadın Sanayiciler Rol Model Olmalı”
Ziyaretin en önemli başlıklarından biri ise yaklaşan büyük organizasyon oldu.
İGKADER heyeti, 4-5 Haziran tarihlerinde İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenecek olan “İGKADER Kadın, Gençlik ve Sanayi Zirvesi” için Zehra Karakaş’ı konuşmacı olarak davet etti.
Nilgün Ege Karaçuha, daveti şu sözlerle dile getirdi:
“Zehra Hanım gibi üretimin içinde olan, mücadele etmiş ve başarıyı yakalamış kadınların hikayeleri çok kıymetli. Bu hikayeler başka kadınlara yol açıyor. Zirvede kendisini dinlemek istiyoruz.”
Zehra Karakaş: “Kadın Sanayici Olmak Kolay Değil Ama Vazgeçmek Yok”
Hantek Kalıp Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Karakaş ise kadın sanayici olmanın zorluklarına dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu:
“Sanayi erkek egemen bir alan olarak görülüyor. Ama biz kadınlar bu algıyı kırıyoruz. Kolay mı? Değil. Ama imkansız da değil.”
Karakaş, üretim süreçlerinde kadınların daha fazla yer alması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Kadın sanayici olmak; sabır, disiplin ve kararlılık gerektiriyor. Zorluklar var ama avantajlarımız da var. Detaycılık, planlama ve kriz yönetimi konusunda kadınlar çok güçlü.”
Zirve davetine de olumlu yaklaşan Karakaş:
“Bu tür organizasyonlar çok kıymetli. Eğer bir kadına bile ilham olabilirsek bu büyük bir başarıdır. Deneyimlerimizi paylaşmak bizim sorumluluğumuz.”
Zirvede Neler Konuşulacak?
İGKADER Kadın, Gençlik ve Sanayi Zirvesi’nde;
- Kadın girişimciliği
- Sanayide kadın temsili
- Kooperatifleşme ve üretim
- Kadın sanayicilerin başarı hikayeleri
- Gençlerin üretime katılımı
gibi başlıklar ele alınacak.
“Bu Sadece Bir Zirve Değil, Bir Dönüşüm Hareketi”
Nilgün Ege Karaçuha, zirveye ilişkin mesajını şu sözlerle tamamladı:
“Bu sadece bir zirve değil. Bu bir dönüşüm hareketi. Kadınların üretimde daha güçlü olduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı bir Türkiye için çalışıyoruz. İGKADER olarak biz bu yolda yürümeye devam edeceğiz.”
İlk Yorum yapan siz olun!