CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partinin grup toplantısında “TRT yayına geçti, bizi haftada 7 dakika veriyor, o kıymetli 7 dakikanın içindeyiz. O zaman biz de TRT’ye yönelik olarak 7 dakikalık bire konuşma yapalım. Eğer tabii duyar duymaz çıkmazlarsa. TRT anayasal bir kurum. TRT Kanunu, Anayasa’ya dayanarak çıkarılmış. Anayasa’nın 133. maddesi diyor ki ‘TRT özerktir ve tarafsızdır.’ Yani TRT tarafsızlığını kaybederse Anayasa suçu işler. RTÜK’ün Sayın üyesi Tuncay Keser, 2 günlük TRT yayınıyla ilgili çalışma yapmış. Murat Kurum, 29 dakika 12 saniye verilmiş; rakibi Sayın Ekrem İmamoğlu, sıfır. İzmir Adayı Hamza Dağ, 26 dakika 30 saniye; rakibi Cemil Tugay sıfır. Turgut Altınok Ankara Büyükşehir Adayı, 17 dakika 50 saniye; Sayın Mansur Yavaş sıfır. Bunların kanununda tarafsızlık yazıyor. Ve yapmış oldukları yayında tarafsız davranacaklarını ve doğruluktan ayrılmayacaklarını da bu Meclis, çıkardığı kanunla onlara talimat vermiş. İşte AKP’nin bir kamu televizyonunu; kendi televizyonu, partisinin yayın organı haline getirdiğinin göstergesi. Eğer yayındaysa televizyon başındaki bütün vatandaşlarımıza şikayet ediyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partinin grup toplantısında “TRT yayına geçti, bizi haftada 7 dakika veriyor, o kıymetli 7 dakikanın içindeyiz. O zaman biz de TRT’ye yönelik olarak 7 dakikalık bire konuşma yapalım. Eğer tabii duyar duymaz çıkmazlarsa. TRT anayasal bir kurum. TRT Kanunu, Anayasa’ya dayanarak çıkarılmış. Anayasa’nın 133. maddesi diyor ki ‘TRT özerktir ve tarafsızdır.’ Yani TRT tarafsızlığını kaybederse Anayasa suçu işler. RTÜK’ün Sayın üyesi Tuncay Keser, 2 günlük TRT yayınıyla ilgili çalışma yapmış. Murat Kurum, 29 dakika 12 saniye verilmiş; rakibi Sayın Ekrem İmamoğlu, sıfır. İzmir Adayı Hamza Dağ, 26 dakika 30 saniye; rakibi Cemil Tugay sıfır. Turgut Altınok Ankara Büyükşehir Adayı, 17 dakika 50 saniye; Sayın Mansur Yavaş sıfır. Bunların kanununda tarafsızlık yazıyor. Ve yapmış oldukları yayında tarafsız davranacaklarını ve doğruluktan ayrılmayacaklarını da bu Meclis, çıkardığı kanunla onlara talimat vermiş. İşte AKP’nin bir kamu televizyonunu; kendi televizyonu, partisinin yayın organı haline getirdiğinin göstergesi. Eğer yayındaysa televizyon başındaki bütün vatandaşlarımıza şikayet ediyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, konuşmasının öncesinde Memleket Partisi’nden istifa edip CHP’ye geçen Serkan İleri, Ali Tunç Can ve Mehmet Kazancıoğlu’nun kürsüde rozetlerini taktı. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"GERİYE DÖNENLERLE DE BUNDAN SONRA DÖNECEK OLANLARDA DA BİRLİKTE OLMAKTAN ÇOK MUTLUYUZ”
“Memleket Partisi’ne gönül verenler, oy verenler, orada bugüne kadar siyaset yapanlar, bundan sonra siyaset yapacak olanlar, hiçbirisiyle CHP’lilerin bir sıkıntısı, bir tartışması olamaz. Parti içinde yaşanan birtakım süreçler bizi ayrı düşürmüş olabilir ama sonuçta burası onların da emek verdiği, bundan sonra her birisine kapısının ardına kadar açık olduğu baba evidir. Biz geriye dönenlerle de bundan sonra dönecek olanlarda da birlikte olmaktan çok mutluyuz.
"'KANLARI YERDE KALMAYACAK’ DİYEN GİTTİ, RUSYA’DA PUTİN’İN KAPISINDA KALDI. ‘ONE MINUTE’ DİYEMEDİ, ONA ‘TWO MINUTES’ DEDİLER”
Bugün Cumhuriyet tarihinin en büyük acılarından hem canımızın yandığı hem onurumuzun kırıldığı tarihi günlerden bir tanesinin yıl dönümü. İdlib’in dördüncü yılındayız. Bir anda birçok haber gelmeye başladı çeşitli kaynaklardan, sonra doğrulanmaya başladı. Suriye’de konvoyumuza savaş uçakları tarafından ateş açılmıştı. Rakamlar kademe kademe yükseldi ve 34 askerimiz İdlib’de şehit edildi. 2 gün boyunca sustu iktidar. Sonra dedi ki ‘Kanları yerde kalmayacak.’ Ama bütün dünya saldrının nereden geldiğini biliyordu. ‘Kanları yerde kalmayacak’ diyen gitti, Rusya’’da Putin’in kapısında kaldı. Çektiler onu, tepesine sayaç koydular. ‘Sen misin buraya gelen, güya bize hesap soracak olan.’ Rus televizyonunda 2 dakika kapıda sayaçla beklettiler. Öfledi, pöfledi. Geri gitti, oturdu. Dönüp gelemedi. Kendince ‘one minute’ diyemedi, ona ‘two minutes’ dediler. Sonra bir daha İdlib’i konuşan olmadı. İdlib’deki 34 canımızı hangi ülkenin uçakları öyle bir taarruzla şehit etti? Sen onlardan nasıl hesap sordun? Nasıl kanlarını yere koymadın? Seni Rusya’da kapıya koyanlar, dünyaya, Türkiye’ye rezil edenlere karşı şimdi ‘en yakın dost’ diyorsun çünkü seçimlerde bile doğal gaz faturaları ertelensin diye ondan jest görüyorsun, senin kazanmanı kendi başarısı olarak görüyor. Çünkü istediği zaman seviyor, istediği zaman dövüyor, senin hataların yüzünden Mehmetçiği şehit ediyor, ondan sonra dönüyor, hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor. İdlib’deki askerlerimizin acılı ailelerine bir kez daha sabır diliyorum, onlara Allah’tan rahmet diliyorum. Günü geldiğinde hem askerlerimizi şehit edenlerden hem de bu rezalete sessiz kalanlardan hesap sormanın da sözünü veriyorum.
"TRT’DE SON 2 GÜNDE; KURUM 29 DAKİKA VERİLMİŞ; RAKİBİ İMAMOĞLU, 0. DAĞ 26 DAKİKA, RAKİBİ TUGAY 0. ALTINOK 17 DAKİKA, YAVAŞ 0. BUNLARIN KANUNUNDA TARAFSIZLIK YAZIYOR”
TRT yayına geçti, bizi haftada 7 dakika veriyor, o kıymetli 7 dakikanın içindeyiz. O zaman biz de TRT’ye yönelik olarak 7 dakikalık bire konuşma yapalım. Eğer tabii duyar duymaz çıkmazlarsa. TRT anayasal bir kurum. TRT Kanunu, Anayasa’ya dayanarak çıkarılmış. Anayasa’nın 133. maddesi diyor ki ‘TRT özerktir ve tarafsızdır.’ Yani TRT tarafsızlığını kaybederse Anayasa suçu işler. O tarafsız TRT; İstanbul, İzmir ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayları... RTÜK’ün Sayın üyesi Tuncay Keser, 2 günlük TRT yayınıyla ilgili çalışma yapmış. Murat Kurum, 29 dakika 12 saniye verilmiş; rakibi Sayın Ekrem İmamoğlu, sıfır. İzmir Adayı Hamza Dağ, 26 dakika 30 saniye; rakibi Cemil Tugay sıfır. Turgut Altınok Ankara Büyükşehir Adayı, 17 dakika 50 saniye; Sayın Mansur Yavaş sıfır. Bunların kanununda tarafsızlık yazıyor. Ve yapmış oldukları yayında tarafsız davranacaklarını ve doğruluktan ayrılmayacaklarını da bu Meclis, çıkardığı kanunla onlara talimat vermiş. İşte AKP’nin bir kamu televizyonunu; kendi televizyonu, partisinin yayın organı haline getirdiğinin göstergesi. Eğer yayındaysa televizyon başındaki bütün vatandaşlarımıza şikayet ediyorum.
"GENEL MERKEZ’E İLK GELEN SON ÇIKAN KAMERAMAN-MUHABİR TRT’NİN. BİR DAKİKA HABERİMİZ YOK”
Yine tarafsız TRT’nin 1 Ocak 2024’ten bu yana Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Partili yöneticilerin canlı yayınlarını 2 bin 592 dakika; beni verdikleri süre 43 dakika. Bu 43 dakikaların tamamı burada verdikleri 6-7 dakikalar ve ardından aday tanıtım toplantımızdan verdiği 9 dakika. Bunun dışında TRT ekranlarında yer almak mümkün değil. Bir de TRT emekçilerini yolluyor, programımızı tam takip ediyorlar, 1 dakika bizi vermiyorlar. Bir şanssızlık, bir hata, bir protesto olursa verecek. Hoş geliyorlar, başımızın üstüne, Genel Merkez’e ilk gelen son çıkan kameraman-muhabir TRT’nin. Bir dakika haberimiz yok. O kameraman niye maaş alıyor, o muhabir orada niye çırpınıyor. Genel Merkez yanarsa haber yapacak herhalde. Beni de herhalde ölürsem, cenaze törenimi canlı verecekler. Bir gün ölür de gidersek dirime gelmeyen, cenazeme de gelmesin. Hiçbir yere yasak koymadım. TRT’yi cenazeme istemiyorum. Birazcık utanma, çekinme olur. İnsanların vergileriyle, TRT paylarıyla maaş alıyorsunuz. Her görüşten insanın parasıyla bir kurum ayakta duracak, sonra bizim yayınımızı 43 dakika verecek. Ben TRT dediğim anda, TRT yayından çıkmış.
"DARBE GECESİ MECLİS’TE TRT STÜDYOSU BULDUM. ‘SİZİ BURADA BOL BOL AĞIRLAYACAĞIZ’ DEDİLER. 9 SENE OLDU HİÇBİR CHP’Lİ BİR KERE KAPISINDAN GİRMEDİ”
15 Temmuz akşamı, Meclis Başkanı’nın koruması zorla Meclis Başkanı ve bizi aşağıdaki sığınağa aldı. Sabaha karşı 03.00 oldu. Çok acıktık, çok susadı herkes, şekeri olanlar var. Su bulalım, çıkalım derken bir arkadaş ‘Üyeler lokantasından bir kapı önce depo var, o deponun içinde sular istifli’ dedi. Son odayı bulduk, kapısına iki ayağımla vurdum açıldı. Girdik içeri, bir baktım Meclis’in TRT stüdyosuymuş, bir kapı evvel kırmışız. Ertesi gün darbe savuşturulunca TRT geldi, soruyor. ‘Burada stüdyo varmış, hiç haberimiz yok. 5 yıllık milletvekiliyim. Kimleri çıkarıyorsunuz’ dedim. Dediler ki ‘Kusura bakmayın, bundan sonra sizi de çıkaracağız.’ Birkaç gün sonra o stüdyoda konuk oldum. Dediler ki ‘Darbede hep birlikteydi Türkiye’de, bundan sonra kutuplaşma yok. Sizi de burada bol bol ağırlayacağız.’ 9 sene sonra daha bir kere ne ben grup başkanvekillerim ne milletvekillerimiz, o stüdyonun kapısında girmedi. Darbe gecesi Atatürk’ü hatırlayıp bayrak asanlar, Özgür Özel’i demokrasi kahramanı ilan edenler, Genel Başkanımıza grubun tavrı için tebrik telefonu açanlar, bugün TRT’nin adını anınca yayını kesiyorlar. Yazıklar olsun. Gün olur, devran döner; bunun hesabı sizden de sorulur, Tayyip Erdoğan da sorulur.
"MADENLERDE İŞÇİLERİMİZ GÜNDE 3 VARDİYA ÖLÜME İNİP ÇIKMAYA DEVAM EDİYORLAR”
Erzincan İliç’te 9 emekçimiz toprak altındayken dün de 4 madencimiz daha toprak altında kaldı bu sefer Elazığ’da. Yüreğimiz ağzımızda takip ettik. Milletvekilimiz derhal intikal etti. Şükür ki can kaybı olmadan sonlandı. Ama madenler hâlâ alarm vermeye devam ediyor. 13 Mayıs’ta 301 madencimizi Soma’da kaybettiğimizde, herkes ‘Soma’yı unutursak yüreğimiz kurusun’ diyordu. O günün Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı 10 maddeli bir taahhütname söyledi madencilere, altında görüştüğü madencilerin 10’unun da imzası var. O taahhüde göre, madenler güvenli hale gelmeden yeniden çalıştırılmayacak, madencilere önce siyasetçiler gidecek, güvenliyse ondan sonra çalıştırılacaktı. O günden bugüne madenlerle ilgili bir arpa boyu yol alınmadığı gibi halen daha madenlerde işçilerimiz günde 3 vardiya ölüme inip çıkmaya devam ediyorlar. 2023 Mayıs seçimlerinden bugüne Meclis Genel Kurulu’na 44 tane kanun teklifi geldi ve yasalaştı. İçinde madenlerle, madencilerin güvenliğiyle, iş sağlığıyla ilgili tek bir madde yok.
"FRANSA’DA 1974’TEN BERİ 50 YILDIR MADENCİ ÖLMÜYOR. FRANSIZ MADENCİNİN FITRATINDA OLMAYAN BİZİM MADENCİMİZİN FITRATINDAN OLAMAZ”
Bu konuda işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatta yeni bir çalışma daha yapıyor arkadaşlarımız. Meclis Nisan’da açıldığında ilk gündem maddelerinden birinin bu olması için hem gayret göstereceğiz hem grupları ziyaret edeceğiz. Çünkü madenler Türkiye'nin dört bir yanında gelen üzücü haberlerle sinyal veriyor. Almanya’da 2013’te 3 madencinin hayatını kaybettiği bir istisna hariç, bir önceki ölümlü maden kazası 1962, ondan önceki 1945’te yaşandı. Fransa’da 1974’ten beri 50 yıldır madenci ölmüyor. İngiltere’de 1973’ten beri 51 yıldır madenlerde ölümlü kaza olmuyor. Fransız madencinin fıtratında olmayan bizim madencimizin fıtratından olamaz. Bu kazaları durdurmak için kanun yapmayanlar, ne yapıyor? Murat Kurum’un imza atıp ‘ÇED uygundur’ raporu verdiği yetmez, o yığın liçe onay verdiği, oradaki 9 canımızı feda eden karardan sonra Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Anagold firmasına 221 milyon liralık vergi borcunu affetmişler. Bu şirket, o madenden 2020’den bu yana 1 buçuk milyar dolar gelir elde etmiş. Hesaplanan karı 334 milyon dolar. Böyle bir vicdansızlık, böyle bir insafsızlık, böyle bir kayırmacılık... Bunu yapanlar vatandaşımızın karşısına çıkıp ‘Biz milletimizin hakkını yedirmeyiz. Emeklimizi ezdirmeyiz. Türkiye’nin itibarını koruruz’ diyorlar.
"İSRAİL’E GİDEN GEMİLERİN TAŞIDIĞI ANA MADDE AZOTLU GÜBRE. AZOTLU GÜBREDEN BOMBA YAPILIYOR. O BOMBALAR FİLİSTİN’İN ÜSTÜNE YAĞIYOR. BİRİLERİ BAL TUTUYOR, RECEP TAYYİP ERDOĞAN DA PARMAĞINI YALIYOR”
‘İsrail ile ticaret inancı sonlandırılsın’ pankartını açanlar biliyorlar ki bu ticareti Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesi yapıyor. Pankartı açanlar biliyorlar ki bu ticareti 300 araçla cuma namazına Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte korumalarla, çakarlarla, sirenlerle giden bir avuç zengin iş adamı yapıyor. Biliyorlar ki bu ticareti, Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yandaşları yapıyor ve Tayyip Bey ve ailesi İsrail ticaretinden pay alıyor. 2002 yılında İsrail ile yapılan ticaretin yüzde 502 arttığını biliyorlar. Biliyorlar ki İsrail’in en çok ithalat yaptığı 10 ülkeden bir tanesi Türkiye’dir. İsrail’e giden o gemilerin taşıdığı ana maddelerden bir tanesi azotlu gübre. Azotlu gübreden patlayıcı, bomba yapılıyor. İnkar et, belgesini koyayım ortaya. O bombalar Filistin’in üstüne yağıyor. Birileri bal tutuyor, Recep Tayyip Erdoğan da parmağını yalıyor. Yazıklar olsun.
"SEÇİMDEN SONRA TOPLUM YARARI PROGRAMI’NDA ÇALIŞAN 57 BİN ARKADAŞIMIZ İŞSİZ KALACAK”
Toplum Yararı Programı’nda (TYP) çalışan arkadaşlar var. 6 Şubat 2023 Depremi’nden sonra, deprem bölgesinde ve en yoğun olarak da Adıyaman’da 57 binden fazla vatandaşa çeşitli görevler verildi. Ve onlara bir maaş ödeniyor. Yetmiyor ama hiç olmazsa bir yaraya merhem oluyor. Son olarak süreyi Mayıs 2024’e uzatmışlar. Yani hepsi biliyor ki seçim geçecek ve bu arkadaşlarımız işsiz kalacak. Zaten 31 Mart’tan sonra acı reçete geliyor diye boşuna söylemiyoruz. Reçetenin bir yanı da 57 bin TYP’de çalışan vatandaşımızın işsiz kalması. Bakanlar, milletvekilleri dönem dönem söz vermişler, demişler ki ‘Sizi kadroya aldıracağız.’ Şimdi sözleşme bitiyor, yoksulluk ve güvencesizlik geliyor. Arkadaşlarımız bu hafta Meclis kürsüsünde dile getirecekler, önerge verecekler. Bütün gruplar evet derse kanuna her şeyi eklemek mümkün. Benim gurubum iki elle evet oyu verecek. Bölgedeki bütün TYP’lilere selam olsun, sonuna kadar mücadelenizi destekliyoruz.
"GEÇEN SENE 300 GRAM PİDE 10 LİRA, BU SENE 250 GRAM PİDE 15 LİRA. BÖYLE OLDUĞUNDA ZAM YÜZDE 80. HANİ ENFLASYON YÜZDE 64’TÜ”
31 Mart seçimlerinden sonra kemer sıkma, zamlar ve tasarruf genelgeleri ardı ardına gelecek. Dün, Türkiye Fırıncılar Federasyonu dün Ramazan pidesi fiyatı ilan etmiş. Pideyi 15 lira yapmış. Böyle duyarsan pide yüzde 50 zamlanmış. Ama işin içinde bir oyun var. Geçen sene 300 gram pide 10 lira, bu sene 250 gram pide 15 lira. Hem fiyata am yapıyorlar, hem gramajdan alıyorlar. Böyle olduğunda zam yüzde 80. hani enflasyon yüzde 64’tü? Kaldı ki bu ülkede herkes biliyor ekmek ve Ramazan pidesinin fiyatı hep enflasyonun altında baskılanır. Çünkü referans fiyattır.
"GELİN, MANSUR BAŞKAN’IN ANKARA KART’INI ‘EMEKLİ KART’A ÇEVİRELİM”
Et ve Balık Kurumu’nun önünde 1 kilo kıymayı neredeyse yarı fiyatına alabilmek için 850 metre kuyruk oluştu. Buradaki insanlar çocuklarının boğazından bir tutam kıyma geçsin diye, yapılan yemeğin içinde birazcık et koksun diye sabahın köründe o mücadeleyi veriyorlar. Bunların tamamına yakını ya emekli ya işsiz. 2 bin liralık bayram ikramiyesi 3 bin lira yapılan emekli, orada ucuz kıyma kuyruğunda. Hesabı bir kıymaya vuralım: Emekliye bayram ikramiyesi ilk verildiği günkü 1000 lira 24 kilo kıyma alıyormuş. Şimdi verdikleri 3 bin lira 6 kilo kıyma alıyor. 24 kilo kıymanın 18 kilosunu emeklinin bayram ikramiyesinden Recep Tayyip Erdoğan çalmıştır. Eğer CHP iktidarda olsa 17 bin lira olacak olan bayram ikramiyesi şimdi 3 bin lira. 17 bin lira olsa 35 kilo kıyma alacak. 10 bin lira alıyor emekli. Bu emeklilere bir şey yapmak lazım. Ekrem Başkan’ın, Mansur Başkan’ın, Aydın’da Topuklu Efemizin, İzmir, Antalya, Adana, Mersin’de belediyelerimizin çeşitli uygulamaları var. biz bunları 1 Nisan sonrası hepsini bir çatı altında toplayacağız. Bugün AK Parti iktidarının verdiği 3 bin liranın iki katını, ihtiyaç sahibi emekliye Mansur Başkan Ankara Kart ile veriyor. Bugün bu uygulama ortadayken AK Parti pidenin gramajından çalmakla, 5 bin lira söz verdiğini 3 bin lira yapmakla meşgul. Buradan bir çağrıda bulunuyoruz: Gelin, bu kartı emekli kartına çevirelim. Bu Meclis’i yarın akşam üstü bitirip, kapatıp kaçmak istiyorlar. Gelin, 3 gün daha çalışalım. Çünkü artık marketlerde çürük sebzeyi uygun fiyata olgun sebze diye satan bir utanmaz düzen başladı. Çürük meyveyi ekonomik meyve diye satan bir sistemin içine savrulduk. Tatlıcı raflarında boş baklavalar satılıyor. İçi boş gözleme satılıyor. Biber ve ketçabın tost ekmeğinin içine sıkıldığı boş tostlar satılıyor memlekette. Güneydoğu’nun ortak lezzeti içli köftenin yeni adı içi boş köfte.
"İŞSİZLİK SİGORTASI FONU’NDAN İŞÇİYE VERİLEN PARA YÜZDE 18 BUÇUK; İŞVERENE VERİLEN YÜZDE 67.”
İşsizlik Sigortası Fonu ile ilgili bir düzenleme var. Sosyal demokrat bir parti olarak İşsizlik Sigortası Fonu’nu -ki ILO’nun önerdiği, bütün dünyada uygulanan Türkiye’ye çok geç gelen bir kanundur- hep istedik, hep destekledik. 1999 yılında yasalaştı bu kanun ama bu hükümet eliyle kuşa çevrildi, perişan edildi. İşsizlik Sigortası Fonu’nun kuruluş kanununda şu yazar: ‘Başka bir işte kullanamazsın.’ Bunlar duble yol yapımlarında bile bu fonu kullandılar zamanında. Sonra bu fonu, işverene açtılar. Şimdi gelinen noktada 2023 yılında İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işçiye ödenen para 21,7 milyar, yani yüzde 18 buçuk. Ama işverene verilen teşvik 78 buçuk milyar, yani yüzde 67. Bir kumbara var, kumbaraya kanun gereği yüzde 50 işveren, yüzde 25 işçi, yüzde 25 devlet para atıyor. İşçinin kumbarası, işçi için atıyoruz. Bu kumbarayı iki de bir kırıyorlar, içinden para alıyorlar. Kumbaraya paranın yüzde 50’sini işveren atarken kumbaradan yüzde 67’sini işveren almış. Böyle kanun olur mu? Bülent Ecevit bunu ILO’nun tavsiyelerine, altına imza attığımız uluslararası anlaşmaya göre, 1999’da çıkardı. 2002’de geldiler, yavaş yavaş el attılar, gerçekleşme rakamı bu. Kanun diyor ki ‘İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki toplam kaynağın en fazla yüzde 30’u kullanılabilir.’ Bunu yüzde 50’ye çıkarıyorlar. Bunu kesinlikle doğru bulmuyoruz, takipçisi olacağız. Yapılan düzenlemeyi de en kısa zamanda Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıyacağız.
"ASKERİN SİYASETE MÜDAHALESİ ORTADAN KALKMADI, İKTİDARA MÜDAHALESİ ORTADAN KALKTI. ASKERİ VESAYET, MUHALEFET ÜZERİNE YAPTIĞI AÇIKLAMALARLA, YARATTIĞI TARTIŞMALARLA SÜRÜYOR”
Yarın, 28 Şubat. 28 Şubat demokrasi tarihimize postmodern darbe olarak geçmiş, o dönemde tankların yürümesiyle, birtakım brifinglerle demokratik ülkelere yakışmayan birtakım gelişmelerin yaşandığı, bazı öğrencilerin eğitim-öğretim hakkıyla ilgili mağdur edildikleri ve CHP’nin bugünkü Genel Başkanı olarak Özgür Özel’in, o günkü tutumuyla da demokrasi dışı bulmuş, eylem koymuş ve o gün de demokrasinin yanında durmuş birisiyim. O günkü tartışma askeri vesayet tartışmasıydı. Askerin yönetim organları üzerine baskı yapıyor olma tartışmasıydı. ‘Askeri vesayet ortadan kalktı’ diyorlar. Oysa askerin siyasete müdahalesi ortadan kalkmadı, iktidara müdahalesi ortadan kalktı. Şimdi askeri, askerin aldığı kararları, takındığı tutumları sanki ordu bir partinin, ittifakın ordusuymuş gibi yapan ve muhalefete karşı olur olmaz tutumlar içinde olan, Jandarma Genel Komutanlığı’nın Twitter hesabını Süleyman Soylu’nun trol ordularının kullandığı, bir bakan danışmanının arka cebinde Milli Savunma Bakanlığı’nın, Jandarma Genel Komutanlığı’nın ya da Kıyılar Genel Komutanlığı’nın hesaplarının bulunduğu bir süreci yaşadık hep beraber. Askeri vesayet, iktidar üzerinde değil ama muhalefet üzerine yaptığı açıklamalarla, yarattığı tartışmalarla sürüyor. Bir siyasetçinin açıklamaları üzerine, o siyasetçiyi hedef alan açıklamalar yapıyorlar. Bu iktidardayken kabul görmüyor, itiraz ediyoruz. Ama muhalefetteki bir figür olunca hepsi birden susuyorlar. O baskı döneminde olanlardan şikayet edenler, bugün devletin televizyonunu partinin televizyonu, devletin ajansını bir ittifakın ajansı, devletin bütün imkanlarını kendilerine tahsis etmiş durumdalar. Ve bugün, 28 Şubat sürecinde yaşananların muhalefet açısından her gün yaşandığı, 28 Şubat’ta öğrencilere yaşatılanların bugün her gün yaşatıldığı bir sürece gittiler.
"84 YAŞINDA ÇETİN DOĞAN, 83 YAŞINDA FEVZİ TÜRKERİ, 83 YAŞINDA YILDIRIM TÜRKER, 79 YAŞINDA CEVAT TEMEL ÖZKAYNAK VE 78 YAŞINDA EROL ÖZKASNAK İÇERİDE YATIYOR. BU NEYİN KİNİ, NEYİN İNTİKAMI”
28 Şubat’ın geçmişte yarattığı mağduriyetlere hep birlikte itiraz ettik, o konuyla ilgili hep birlikte tutum aldık, almaya da devam ediyoruz. Ama 28 Şubat’ın bir mağdurları daha var ki onları burada anmazsak, onların hakkını aramazsak çok büyük bir haksızlığa ortaklık etmiş oluruz. Emir komuta zinciri içinde, o günkü şartlarda, o gün kendisine verilen talimatla ispatlanan/ispatlanmayan, yazılı/yazısız emirle şu anda 28 Şubat davasından içeride insanlar yatıyor. 84 yaşında Çetin Doğan, 83 yaşında Fevzi Türkeri, 83 yaşında Yıldırım Türker, 79 yaşında Cevat Temel Özkaynak ve 78 yaşında Erol Özkasnak. Kiminin ben ziyaret ettiğimde yanağı delikti, beslenemiyordu kanser rahatsızlığından. Kimi birkaç dakika önce söylediğini hatırlayamaz hale gelmişti. Kimi tek başına yürüyemiyordu. Bu neyin kini, neyin intikamı? 28 Şubat yaşandı, hükümet değişti. Sen 28 Şubat’tan sonra Erbakan Hoca ile beraber Milli Görüş’te direnmek, devam etmek yerine sen ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ dedin. Sen 28 Şubat sürecinin zaten dümen suyuna girdin. Zaten o 28 Şubat’ta yaşananların devamında, partinin iktidara getirilmesi sağlandı. Sen Amerikan destekli bir projenin, Amerikan destekli siyasi figürüsün, ürünüsün. Şimdi çıkmış buraya, belki de iktidarını borçlu olduğu o süreçte bir suçu, günahı olmayan, belki hayatının son günlerini geçirecek olan, bir huzurlu nefese muhtaç bu güzelim insanları içeride tutarak zulmediyorsun. Buradan çağrımdır: Af yetkini domuz bağcılara, Sivas Katliamı’nın katillerine, gözü dönmüş canilere kullanıyorsun ama sana o süreçte, siyasetin askere müdahalesi diye algılanan bir bütünün neresinde ve ne kadar sorumlu oldukları bilinmeyen insanlara, işin üzerinden geçmiş neredeyse 30 sene halen daha kin duyuyorsun. Eğer şu kadarcık vicdan, ahlak, devlet adamlığı varsa yarın bu insanlarla ilgili af yetkini kullanır, bu ayıbı bitirirsin. Bu ayıbı bitirmezsen her zaman söylüyorum, teyit edersin ki senin şuranda kalp yok, bir taş var.
"ERBAKAN’IN MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİNİ ÇIKARANLAR, 14 MAYIS SEÇİMLERİNDE FATİH ERBAKAN’IN SİYASİ HAREKETİNE SARILMIŞTI İKTİDARDA KALABİLMEK İÇİN”
Erbakan’ın Milli Görüş gömleğini çıkarıp başka bir şey kuşananlar, ‘BOP’un eş başkanı oldum’ diye sevinenler, televizyonda anlatanlar, Erbakan’ın siyasi çizgisine mesafe koyarken 14 Mayıs seçimlerinde Fatih Erbakan’ın siyasi hareketine sarılmıştı iktidarda kalabilmek için. Bu seçimde de ‘Biz tek başımıza giriyoruz. Milli Görüş’ü biz tekrar iktidar yapacağız. Bu çizgi, çizgi değildir’ dediler. Bizim de eski ittifak ortaklarımızdan bizden ayrılanlar var, eleştirenler, hatta sert eleştirenler var. Biz iki kelimeyle cevap veriyoruz: ‘Canları sağ olsun.’ Aradaki farka bakın, iki taraf da ittifak ortağından ayrılmış. Bir yandan hocasının emaneti ve son seçimlerdeki ittifak ortağına ağzına geleni söyleyen ve onlara ‘sirk cambazı’ diyen Erdoğan’a, A Haber, ‘Erbakan’a sirk cambazı dediniz, ne diyorsunuz’ demiş. A Haber’e, ‘Kendine gel, haddini bil, ben onların adını anmam’ demiş. Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta oylarıyla kendini iktidarda tuttuğu Yeniden Refah seçmenine, hatta AK Parti ve MHP seçmenine, seçmenle kurduğu ilişkinin nasıl bir çıkar ilişkisi olduğunu, seçimden sonra hocasının oğluna sirk cambazı diyeni, soru soran kendi televizyonunun kanalına da nasıl fırça çektiğini gösteriyoruz ve şunu söylüyoruz: Cumhur ittifakı, renkleri koyu gri kasvetli bir iktidardır memleketin tepesine çökmüş. Bir gün kime felaket şimşeğini çaktıracağını, hangi yöreye ateş düşüreceklerini bilemezsiniz. Yönettikleri ülkede iş kazasıyla, güvencesiz olarak sınır dışında tuttuğu Mehmetçiğimizle, katleden erkeklerin şiddetine engel olmadıkları için, bireysel silahlanmaya negle olmadıkları için, kapı başındaki uyuşturucu satıcılarına engel olmadıkları için her gün birimizin ocağına ateş düşürebilecek bir korku ve suç ittifakıdır Cumhur İttifakı.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Fon Mağdurlarına 1 Milyon TL'ye Kadar Ödeme! Yeni Fon Yasası Yürürlüğe Girdi
Fon yasası yürürlüğe girdi. 455 bin 578 yatırımcıya 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilecek. İşte fon tasfiyesi ve ödeme şartları.
Fon yatırımcılarını yakından ilgilendiren düzenleme Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 455 bin 578 yatırımcıyı kapsayan yeni yasayla, hak sahiplerine ilk aşamada 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasının önü açıldı. Ödemeler için kamu bütçesinden kaynak aktarılmayacak.
455 Bin 578 Yatırımcı İçin Yeni Dönem Başladı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilen 9 maddelik fon düzenlemesi, Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girdi.
AK Parti tarafından hazırlanan kanun, tasfiye sürecine alınan fonların varlıklarının değer kaybına uğramadan nakde dönüştürülmesini ve elde edilen tutarların hak sahiplerine dağıtılmasını amaçlıyor.
Düzenlemenin en dikkat çekici maddesi ise yüz binlerce yatırımcıya ara ödeme yapılabilmesinin önünü açması oldu.
Fon Mağdurlarına Ne Kadar Ödeme Yapılacak?
Yeni yasaya göre, hak sahiplerine ilk etapta kişi başına 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilecek.
Ancak bu tutar, her yatırımcıya doğrudan 1 milyon lira ödeneceği anlamına gelmiyor. Ödenecek miktar, yatırımcının fon işlemleri ve hesaplanacak hak sahipliği tutarına göre belirlenecek.
Ödeme hesabında yatırımcıların fonlara yatırdığı ve fonlardan çektiği paralar dikkate alınacak. Böylece net yatırım tutarı ortaya çıkarılacak ve hesaplamaya enflasyon farkı da eklenecek.
Ödemeler Devlet Bütçesinden Karşılanmayacak
Düzenlemede öne çıkan bir diğer ayrıntı ise ödemelerin finansmanı oldu.
Kanuna göre yatırımcılara yapılacak ara ödemelerde kamu kaynakları kullanılmayacak.
Tasfiye kapsamındaki fonlardan elde edilecek gelirler, hak sahiplerinin zararlarının karşılanmasında değerlendirilecek.
TMSF Fon Varlıklarını Nakde Dönüştürecek
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), düzenleme kapsamında önemli bir görev üstlenecek.
Tasfiye edilen fonların bünyesinde bulunan hisse senetleri, devlet tahvilleri, taşınmazlar ve ekonomik değere sahip diğer varlıklar nakde çevrilebilecek.
Bu işlemlerden sağlanacak kaynak, oluşturulacak geri kazanım sistemi üzerinden yatırımcıların zararlarının giderilmesi amacıyla kullanılacak.
Gerçeğe Aykırı Kazançlar İçin İade Mekanizması
Yeni düzenleme, fonların gerçek değerini yansıtmayan işlemler sonucunda kazanç elde eden kişileri de kapsıyor.
Gerçeğe aykırı fon değerleri üzerinden gelir sağladığı belirlenen kişiler için isteğe bağlı iade mekanizması oluşturulacak.
Bu sistemle geri kazanılan tutarların da yatırımcıların zararlarının karşılanmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
Kimler Ödeme Alamayacak?
Kanun, tüm yatırımcıların aynı koşullarda ödeme almasını öngörmüyor.
Piyasa bozucu işlemlere karıştığı belirlenen kişiler, geri kazanım hesabından yapılacak ödemelerden yararlanamayacak.
Ayrıca portföy yönetim şirketlerinin fon zararları ve eksik tasfiye bakiyelerine ilişkin sorumlulukları da düzenleme kapsamında ele alınıyor.
Bloke Edilen İşlemler de Tasfiyeye Dahil Edildi
TBMM Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında kabul edilen önergeyle, bloke edilen işlemlerin de tasfiye kapsamında değerlendirilmesi kararlaştırıldı.
Böylece ödeme ve tasfiye hesaplamalarında dikkate alınacak işlemlerin kapsamı genişletildi.
Fon Ödemeleri Ne Zaman Başlayacak?
Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte ara ödemelerin yapılabilmesi için yasal zemin oluşturuldu.
Ancak ödeme takvimi, başvuru şartları ve hak sahiplerinin izleyeceği işlemlere ilişkin ayrıntıların ilgili kurumların açıklamalarıyla netleşmesi bekleniyor.
455 bin 578 yatırımcıyı ilgilendiren düzenlemenin uygulama süreci, fonlarda birikimi bulunan vatandaşlar tarafından yakından takip ediliyor.
CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel Tokat Günleri’nde Vatandaşlarla Buluştu: Birlik ve Dayanışma Mesajı
İstanbul’da düzenlenen 7. Tokat Günleri’ne katılan CHP’li Mehmet Ali Yüksel, emek, eşit yurttaşlık, halkçılık ve dayanışma mesajları verdi.
İstanbul’da düzenlenen 7. Tokat Günleri etkinliğine katılan Mehmet Ali Yüksel, Tokatlı vatandaşlarla bir araya geldi. Etkinlikte emek, eşit yurttaşlık, demokrasi ve toplumsal dayanışma konularına değinen Yüksel, halkçılık anlayışının vatandaşların sorunlarına sahip çıkmayı gerektirdiğini vurguladı.
İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen 7. Tokat Günleri, Tokat’ın kültürel değerlerini, geleneklerini ve hemşehri dayanışmasını İstanbul’da buluşturdu.
Etkinliğe katılan CHP’li Mehmet Ali Yüksel, CHP Tokat İl Başkanı Ender Ergün ile birlikte vatandaşlarla görüşerek katılımcılarla sohbet etti. Organizasyonda Tokat’ın kültürel mirası ve İstanbul’da yaşayan Tokatlıların toplumsal yaşama katkıları gündeme geldi.
Mehmet Ali Yüksel’den Tokatlılara Halkçılık Mesajı
Tokat’ın tarımsal üretimine, geleneksel el sanatlarına ve kültürel birikimine dikkat çeken Yüksel, konuşmasında emek ve sosyal adalet kavramlarını öne çıkardı.
Tokat’ın çiftçilerin emeği, kadınların üretimi ve halkın kültürel değerleriyle önemli bir mirasa sahip olduğunu belirten Yüksel, Cumhuriyet’in temel kazanımlarının toplumun bütün kesimlerinin yaşamına yansıması gerektiğini ifade etti.
Yüksel, halkçılık anlayışını şu sözlerle anlattı:
“Halkçılık, yalnızca halktan söz etmek değil, halkın derdini kendi derdi bilmektir.”
“İstanbul’un Gücü, Bu Şehre Emek Veren İnsanlardan Geliyor”
İstanbul’un farklı bölgelerden gelen vatandaşların katkılarıyla büyüyen bir şehir olduğunu belirten Yüksel, Tokatlıların da kentin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
İstanbul’un kimliğinin yalnızca tarihî yapılarından ve doğal güzelliklerinden oluşmadığını dile getiren Yüksel, kente emeğini ve kültürünü taşıyan insanların İstanbul’un gelişiminde belirleyici rol oynadığını vurguladı.
Yüksel, herkesin kendisini eşit, özgür ve güvende hissedebileceği bir kent yaşamının önemine dikkat çekti.
Tokat Günleri’nde Kültür ve Hemşehri Dayanışması Öne Çıktı
Tokat’ın yöresel kültürünün İstanbul’a taşındığı organizasyonda hemşehri buluşmalarının toplumsal dayanışmayı güçlendiren yönü de ele alındı.
Yüksel, farklı şehirlerden gelen vatandaşların ortak kültürel değerler etrafında bir araya gelmesinin önemine işaret ederek daha fazla kardeşlik, demokrasi, adalet ve dayanışma çağrısında bulundu.
Tokat kültürünün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla çalışma yürüten derneklere teşekkür eden Yüksel, organizasyonda emeği bulunanlara da şükranlarını iletti.
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’ın Kayınpederi Son Yolculuğuna Uğurlandı
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’ın kayınpederi İsmail Murtazaoğlu, cenaze töreninin ardından Yakuplu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’ın kayınpederi İsmail Murtazaoğlu, bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Murtazaoğlu, Beylikdüzü’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Yakuplu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın ve ailesi, kayınpederi İsmail Murtazaoğlu’nun vefatıyla büyük üzüntü yaşadı.
Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi altında bulunan Murtazaoğlu’nun hayatını kaybetmesinin ardından cenaze töreni Beylikdüzü’nde gerçekleştirildi.
İsmail Murtazaoğlu Yakuplu Mezarlığı’nda Toprağa Verildi
İsmail Murtazaoğlu için 25 Ekim 2026 Pazar günü Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Camii’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Murtazaoğlu’nun naaşı, Yakuplu Mezarlığı’na götürülerek defnedildi.
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı’ndan Taziye Mesajı
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı da İsmail Murtazaoğlu’nun vefatı üzerine bir başsağlığı mesajı yayımladı.
Yapılan açıklamada, merhumun vefatından duyulan üzüntü dile getirilirken başta İlçe Başkanı Özkan Eremsayın olmak üzere Murtazaoğlu ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır temennisinde bulunuldu.
Arka Haber ailesi olarak merhum İsmail Murtazaoğlu’na Allah’tan rahmet, MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’a ve kederli ailesine başsağlığı diliyoruz.
Bakan Ersoy: Ziya Gökalp, Cumhuriyet’in Fikrî Temellerinin Oluşumuna Katkı Sağladı
Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Ziya Gökalp'in Cumhuriyet'in fikrî temellerine katkısını anlattı. Millî Kütüphane'de Ziya Gökalp Sergisi ziyaretçilerle buluştu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ziya Gökalp’in doğumunun 150. yılı kapsamında düzenlenen “Millî Kütüphane Hazineleri: Ziya Gökalp Sergisi ve Paneli”ne katıldı. Gökalp’in Türk düşünce ve kültür hayatındaki önemine dikkat çeken Ersoy, Cumhuriyet’in devlet felsefesinin oluşumunda düşünürün önemli katkıları bulunduğunu vurguladı.
Ziya Gökalp'in 150. Doğum Yılı Millî Kütüphane'de Anıldı
Türk düşünce tarihinin önemli isimlerinden Ziya Gökalp, doğumunun 150. yılı dolayısıyla Millî Kütüphane'de düzenlenen sergi ve panel programıyla anıldı.
Programa katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gökalp'in Türk milletinin kimliği, dili, kültürü ve medeniyet anlayışının şekillenmesindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Tarihin kritik dönemlerinde toplumlara yön veren fikir insanlarının millî hafızanın korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Ersoy, bu şahsiyetlerin eserlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının kültürel bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Bakan Ersoy: Cumhuriyet'in Devlet Felsefesine Önemli Katkılar Sundu
Ziya Gökalp'in Osmanlı Devleti'nin son döneminden Cumhuriyet'e uzanan tarihî süreçte Türk fikir hayatının önde gelen isimlerinden biri olduğunu belirten Bakan Ersoy, düşünürün millî kültür ile çağdaş medeniyet arasında kurmaya çalıştığı ilişkiye dikkat çekti.
Ersoy, Gökalp'in Cumhuriyet'in fikrî temellerine katkısını şu sözlerle anlattı:
“Türk milletinin kimliği, dili, kültürü, eğitimi ve medeniyet tasavvuru üzerine geliştirdiği fikirleri sistemleştiren Gökalp, millî kültür ile çağdaş medeniyet arasında kurmaya çalıştığı sentezle yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet felsefesinin ve ülküsünün oluşumuna ciddi katkılar sunmuştur.”
Gökalp'in yalnızca yaşadığı dönemin sorunlarına çözüm aramadığını, aynı zamanda Türk toplumunun geleceğine ilişkin düşünsel bir çerçeve oluşturduğunu belirten Ersoy, eserlerinin Türk düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Ziya Gökalp'in Eserleri Beş Türk Lehçesinde Yayımlandı
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ziya Gökalp'in fikirlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla çeşitli kültürel çalışmalar yürütüldüğünü belirten Ersoy, düşünürün önemli eserlerinden “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”ın beş Türk lehçesinde yayımlandığını hatırlattı.
Eserin Özbek, Kazak, Azerbaycan, Kırgız ve Türkmen Türkçelerinde yayımlanmasının, Gökalp'in düşüncelerinin Türk dünyasında daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasına katkı sağlamasının hedeflendiğini ifade etti.
Millî Kütüphane'de Ziya Gökalp Sergisi Beş Bölümden Oluşuyor
Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Millî Kütüphane Hazineleri: Ziya Gökalp Sergisi”, düşünürün hayatını ve fikrî mirasını farklı yönleriyle ziyaretçilere sunuyor.
Millî Kütüphane koleksiyonlarından yararlanılarak oluşturulan sergi, beş ana bölümden oluşuyor:
Ziya Gökalp'in Hayatı
Eserleri ve Fikrî Dünyası
Türk Siyasi Hayatına Etkileri ve İdari Görevleri
Düşünce Dünyamıza Yansımaları ve Hakkında Yazılanlar
Ziya Gökalp Haberleri
Sergide Gökalp'in yaşamı, edebî eserleri, siyasi faaliyetleri ve sonraki kuşaklar üzerindeki düşünsel etkileri kapsamlı biçimde ele alınıyor.
Ziya Gökalp'in İlk Baskı Eserleri ve Tarihî Belgeleri Sergileniyor
Millî Kütüphane'de hazırlanan sergi, Ziya Gökalp'in şahsi hayatına ve düşünce dünyasına ışık tutan çok sayıda tarihî belgeyi bir araya getiriyor.
Gökalp'in şiirleri, fikir yazıları, eserlerinin ilk baskıları, farklı dönemlerde yayımlanan kitapları ve hayatına ilişkin fotoğraflar ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor.
Sergide ayrıca dönemin gazeteleri, süreli yayınlar, posta pulları, afişler, kartpostallar ve çeşitli arşiv belgeleri de yer alıyor.
Bu koleksiyon aracılığıyla yalnızca Ziya Gökalp'in hayatı değil, Osmanlı Devleti'nin son dönemi ile Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki kültürel ve düşünsel atmosfer de yansıtılıyor.
Millî Kütüphane'nin 80. Yılına Özel Kültür Etkinlikleri
Bakan Ersoy, Ziya Gökalp Sergisi'nin Millî Kütüphane'nin 80. yılı kapsamında gerçekleştirilen “Millî Kütüphane Hazineleri” etkinlik serisinin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Bir yıldır sürdürülen etkinliklerle Millî Kütüphane koleksiyonlarında bulunan tarihî eserlerin, belgelerin ve kültürel mirasın vatandaşlarla buluşturulmasının amaçlandığını ifade etti.
Ersoy, bu çalışmaların Türk kültür ve düşünce tarihinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.
Bakan Ersoy'dan Vatandaşlara Ziya Gökalp Sergisi Daveti
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk tarihine, edebiyatına ve kültürüne ilgi duyan vatandaşları Millî Kütüphane Sergi Salonu'nda hazırlanan koleksiyonu görmeye davet etti.
Ziya Gökalp'in düşüncelerinin genç nesillere aktarılmasının önemine dikkat çeken Ersoy, serginin Cumhuriyet'in fikrî arka planının ve millî kültür anlayışının daha iyi kavranmasına katkı sağlamasını temenni etti.
Bakan Ersoy, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Ziya Gökalp'i ve onun şahsında Türk fikir hayatına, edebiyat ve kültürüne yön vermiş, değer katmış, zengin kılmış bütün geçmişlerimizi rahmetle, saygıyla, minnetle yâd ediyorum.”
Ziya Gökalp Kimdir?
1876 yılında Diyarbakır'da dünyaya gelen Ziya Gökalp, Türk sosyolojisinin öncü isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Şair, yazar, sosyolog ve düşünür kimliğiyle tanınan Gökalp, özellikle Türk milliyetçiliği, millî kültür, eğitim ve toplumsal yapı üzerine geliştirdiği fikirlerle Türk düşünce tarihinde önemli bir yer edindi.
“Türkçülüğün Esasları”, “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” ve “Kızıl Elma” gibi eserleriyle tanınan Gökalp, 25 Ekim 1924 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti.
Gökalp'in düşünceleri, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinin fikrî ve kültürel boyutlarının anlaşılmasında bugün de incelenmeye devam ediyor.
Hemoroid Ameliyatı Ne Zaman Gerekir? Uzmanından Kritik Uyarılar
Hemoroid ameliyatı ne zaman gerekir? Doç. Dr. Aydıncan Akdur, basur belirtileri, ameliyat gerektiren durumlar ve iyileşme sürecini değerlendirdi.
Hemoroid (basur) hastalığı, makat bölgesinde kanama, ağrı, şişlik ve dışarı sarkma gibi şikâyetlerle yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Her hemoroid hastasının ameliyat olması gerekmiyor ancak ilerleyen vakalarda cerrahi müdahale gündeme gelebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hemoroid ameliyatı kararında hastalığın derecesinin yanı sıra şikâyetlerin şiddeti ve hastanın yaşam kalitesinin de değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Hemoroid Ameliyatı Hangi Durumlarda Gerekli?
Toplumda basur olarak bilinen hemoroid hastalığı, yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Özellikle uzun süreli kabızlık, dışkılama sırasında ıkınma ve bağırsak alışkanlıklarındaki düzensizlikler hemoroid şikâyetlerini artırabiliyor.
Hemoroid tedavisinde her hasta için ameliyat ilk seçenek olarak değerlendirilmiyor. Hastalığın erken evrelerinde beslenme düzenlemeleri, yaşam tarzı değişiklikleri ve cerrahi dışı tedavilerle şikâyetler kontrol altına alınabiliyor.
Ancak ileri dereceli hemoroidler, sık tekrarlayan kanamalar, makat bölgesinde dışarı sarkma ve uygulanan tedavilere rağmen devam eden yakınmalar cerrahi müdahale ihtiyacını gündeme getirebiliyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, ameliyat kararının hastanın mevcut şikâyetleri ve muayene bulguları doğrultusunda kişiye özel verilmesi gerektiğini belirtiyor.
Hemoroid Hastalığının Dört Evresine Dikkat!
Hemoroid hastalığında tedavi yönteminin belirlenmesinde hastalığın derecesi önemli rol oynuyor. İç hemoroidler, dışarı sarkma durumuna göre dört evrede değerlendiriliyor.
1. derece hemoroid: Hemoroid dokusu dışarı sarkmaz. Kanama ve hafif rahatsızlık görülebilir. Genellikle cerrahi dışı tedaviler tercih edilir.
2. derece hemoroid: Dışkılama sırasında dışarı çıkan hemoroid dokusu kendiliğinden içeri döner. Yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun girişimsel yöntemler uygulanabilir.
3. derece hemoroid: Dışarı sarkan hemoroid dokusunun elle içeri itilmesi gerekebilir. Şikâyetlerin durumuna göre cerrahi tedavi değerlendirilebilir.
4. derece hemoroid: Hemoroid dokusu sürekli dışarıda kalabilir ve içeri gönderilemeyebilir. Belirgin şikâyetlerin bulunduğu hastalarda ameliyat daha önemli bir seçenek haline gelebilir.
Ancak hemoroidin derecesi tek başına ameliyat kararı verilmesi için yeterli değildir.
Sürekli Kanama ve Şiddetli Ağrıya Dikkat!
Hemoroid hastalarında tekrarlayan kanama, makat bölgesinde şişlik, dışarı sarkma ve günlük yaşamı etkileyen rahatsızlıklar tedavi planının yeniden değerlendirilmesini gerektirebiliyor.
Özellikle uzun süre devam eden kanamalar bazı hastalarda kansızlığa neden olabiliyor.
Bununla birlikte makattan gelen her kanamanın hemoroid kaynaklı olmadığı unutulmamalı. Bağırsak polipleri, anal fissür ve kolorektal kanser gibi farklı hastalıklar da benzer belirtilere yol açabiliyor.
Bu nedenle kanama şikâyeti bulunan kişilerin, belirtileri yalnızca basura bağlamadan uzman hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.
Ameliyatsız Hemoroid Tedavisi Yeterli Olmazsa Ne Yapılır?
Hemoroid hastalığının erken dönemlerinde lif açısından zengin beslenme, yeterli sıvı tüketimi, kabızlığın önlenmesi ve tuvalet alışkanlıklarının düzenlenmesi önerilebiliyor.
Uygun hastalarda lastik bant ligasyonu, skleroterapi ve kızılötesi koagülasyon gibi cerrahi dışı işlemler de uygulanabiliyor.
Ancak ileri dereceli sarkmaların bulunduğu, iç ve dış hemoroidlerin birlikte belirginleştiği veya şikâyetlerin sürekli tekrar ettiği durumlarda bu yöntemler yeterli olmayabiliyor.
Bu aşamada hastanın genel sağlık durumu ve önceki tedavilere verdiği yanıt değerlendirilerek cerrahi seçenekler gündeme getirilebiliyor.
Hemoroid Ameliyatında Hangi Yöntemler Kullanılıyor?
Hemoroid ameliyatlarında hastalığın derecesine ve hastanın anatomik özelliklerine göre farklı cerrahi teknikler uygulanabiliyor.
Geleneksel hemoroidektomi, özellikle ileri dereceli ve büyük dış hemoroidlerin bulunduğu hastalarda tercih edilebilen yöntemler arasında yer alıyor.
Bazı hastalarda hemoroidal arter ligasyonu veya stapler hemoroidopeksi gibi alternatif cerrahi teknikler de değerlendirilebiliyor.
Ancak her yöntemin iyileşme süreci, ameliyat sonrası ağrı düzeyi ve hastalığın tekrarlama ihtimali açısından farklı özellikleri bulunuyor.
Bu nedenle ameliyat tekniğinin yalnızca daha az ağrılı olduğu düşüncesiyle değil, hastanın klinik durumuna göre belirlenmesi gerekiyor.
Tromboze Hemoroidlerde Acil Ameliyat Gerekir mi?
Makat çevresinde aniden ortaya çıkan şiddetli ağrı ve hassas şişlik, tromboze dış hemoroid belirtisi olabiliyor.
Bu durum, dış hemoroid damarlarında pıhtı oluşması sonucunda gelişiyor.
Ancak tromboze hemoroid bulunan her hastanın acil ameliyat olması gerekmiyor. Ağrının şiddeti, şikâyetlerin ne zaman başladığı ve muayene bulguları tedavi kararında belirleyici oluyor.
Özellikle yeni başlayan ve şiddetli ağrıya neden olan bazı vakalarda cerrahi müdahale değerlendirilebiliyor.
Ateş, giderek artan ağrı ve makat çevresinde yaygın kızarıklık gibi belirtilerin ise anal apse gibi farklı hastalıklardan kaynaklanabileceği belirtiliyor. Bu durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
Hemoroid Ameliyatı Sonrası İyileşme Kaç Gün Sürer?
Hemoroid ameliyatı sonrası iyileşme süresi, uygulanan cerrahi yönteme ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişiklik gösterebiliyor.
Özellikle klasik hemoroidektomi sonrasında ilk günlerde ağrı, hassasiyet ve dışkılama sırasında rahatsızlık yaşanabiliyor.
İyileşme sürecinde yeterli sıvı tüketimi, lifli beslenme ve hekimin önerdiği bakım uygulamaları önem taşıyor.
Bazı hastalarda günlük yaşama dönüş daha kısa sürede gerçekleşirken, fiziksel güç gerektiren işlerde çalışan kişilerin daha uzun süre dinlenmesi gerekebiliyor.
Ameliyat sonrasında yoğun kanama, yüksek ateş, idrar yapamama veya kontrol edilemeyen ağrı görülmesi halinde derhal tıbbi değerlendirme yapılması gerekiyor.
Hemoroid Ameliyatı Sonrası Hastalık Tekrarlar mı?
Hemoroid ameliyatı sonrasında şikâyetler büyük ölçüde azalabilse de hastalığın yeniden ortaya çıkma ihtimali tamamen ortadan kalkmıyor.
Özellikle kronik kabızlık, uzun süre ıkınma ve tuvalette gereğinden fazla vakit geçirme gibi alışkanlıkların devam etmesi, hemoroid şikâyetlerinin tekrarlamasına katkıda bulunabiliyor.
Bu nedenle ameliyat sonrasında da sağlıklı bağırsak alışkanlıklarının sürdürülmesi önem taşıyor.
Uzmanından Uyarı: Hemoroid Ameliyatı Kararı Kişiye Özel Verilmeli
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hemoroid ameliyatı kararında hastalığın derecesi kadar hastanın yaşadığı şikâyetlerin ve yaşam kalitesindeki etkilenmenin de dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
Özellikle sürekli tekrarlayan kanamalar, ileri dereceli sarkmalar ve diğer tedavilerle kontrol altına alınamayan yakınmalar cerrahi tedavi ihtiyacının değerlendirilmesine neden olabiliyor.
Hemoroid hastalığında erken tanı, doğru tedavi yöntemi ve kişiye özel planlama, hastaların yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynuyor.
Uzmanlar, makat bölgesinde kanama, şişlik veya ağrı şikâyeti yaşayan kişilerin kendi kendilerine teşhis koymak yerine genel cerrahi uzmanına başvurmaları gerektiğini vurguluyor.
Doğal Burun Estetiğinde Yeni Yaklaşım: Rinoplastide Yüz Uyumu ve Sağlıklı Nefes Ön Planda
Doğal burun estetiğinde yüz uyumu ve sağlıklı nefes alma neden önemli? Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un uzmanlık alanı rinoplastide merak edilenler.
Burun estetiğinde doğal görünüm, son yıllarda rinoplasti ameliyatlarının en çok önem verilen hedefleri arasında yer alıyor. Kulak Burun Boğaz ve Rinoplasti Uzmanı Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un çalışma alanları arasında bulunan doğal burun estetiğinde, yüz hatlarıyla uyumlu bir görünüm elde edilmesi kadar burun anatomisinin ve solunum fonksiyonlarının korunması da önem taşıyor.
Burun Estetiğinde Doğal Görünüm Neden Önemli?
Burun estetiği olarak bilinen rinoplasti ameliyatlarında estetik anlayış değişiyor. Geçmişte burun küçültme ve belirgin şekil bozukluklarını giderme hedefleri öne çıkarken günümüzde kişinin yüz hatlarıyla uyumlu, dengeli ve doğal görünümlü sonuçlar elde edilmesi amaçlanıyor.
Yüzün merkezinde bulunan burun; alın, gözler, dudaklar ve çene ile birlikte yüz ifadesini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle rinoplasti ameliyatlarında yalnızca burnun şekli değil, yüzün genel anatomik yapısı da değerlendiriliyor.
Kulak Burun Boğaz ve Rinoplasti Uzmanı Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un çalışma alanlarından biri olan doğal burun estetiğinde, kişiye özel cerrahi planlama önemli bir yer tutuyor.
Her Yüz Tipine Aynı Burun Şekli Uygulanabilir mi?
Uzmanlık alanındaki genel cerrahi yaklaşımlara göre, burun estetiğinde herkese aynı burun modelinin uygulanması doğal sonuçlar açısından uygun olmayabiliyor.
Her bireyin yüz kemikleri, burun kıkırdakları, cilt kalınlığı ve yüz oranları farklı özellikler taşıyor. Bu nedenle bir kişide estetik açıdan dengeli görünen burun şekli, başka bir kişinin yüz hatlarıyla aynı uyumu sağlamayabiliyor.
Ameliyat öncesi değerlendirmede yüzün uzunluğu ve genişliği, alın ve çene oranları, burun sırtının yapısı, burun ucunun konumu ve cilt özellikleri dikkate alınıyor.
Kişiye özel planlama, estetik beklentiler ile anatomik sınırların birlikte değerlendirilmesini amaçlıyor.
Burun Estetiğinde Nefes Alma Fonksiyonu Korunmalı
Rinoplasti ameliyatlarında dikkat edilmesi gereken konuların başında burnun solunum fonksiyonlarının korunması geliyor.
Burun kemikleri ve kıkırdakları yalnızca dış görünümü belirlemiyor, aynı zamanda hava yolunun yapısal bütünlüğünde de önemli rol oynuyor.
Cerrahi müdahale sırasında burun sırtının aşırı daraltılması veya burun ucundaki destek dokularının zayıflatılması, bazı hastalarda nefes alma güçlüğüne neden olabiliyor.
Bu nedenle ameliyat öncesinde septum deviasyonu olarak bilinen burun içi eğrilikler ve nazal valf sorunları gibi solunumu etkileyebilecek yapısal problemler de değerlendiriliyor.
Gerekli görülen hastalarda estetik düzenlemelerle birlikte fonksiyonel cerrahi işlemler planlanabiliyor. Ancak her rinoplasti ameliyatının nefes alma sorunlarını tamamen ortadan kaldıracağı garanti edilemiyor.
Kalın ve İnce Cilt Burun Estetiği Sonucunu Etkiliyor
Burun estetiğinde cilt yapısı, ameliyat sonrasında elde edilecek görünümü etkileyen önemli faktörler arasında bulunuyor.
İnce cilt yapısına sahip kişilerde burun kemikleri ve kıkırdaklarında yapılan değişiklikler daha belirgin görülebiliyor. Bu durum, küçük yüzey düzensizliklerinin fark edilmesine neden olabiliyor.
Kalın ciltli kişilerde ise cerrahi değişikliklerin dışarıdan belirginleşmesi daha sınırlı olabiliyor. Özellikle burun ucundaki ödemin azalması ve dokuların son şeklini alması daha uzun sürebiliyor.
Bu nedenle rinoplasti planlamasında cilt kalınlığının ve dokuların yapısal özelliklerinin değerlendirilmesi önem taşıyor.
Açık ve Kapalı Rinoplasti Arasındaki Farklar Neler?
Burun estetiği ameliyatlarında hastanın anatomik özelliklerine ve cerrahi ihtiyaçlarına göre farklı teknikler kullanılabiliyor.
Açık rinoplasti, burun ucundaki yapılara daha geniş bir görüş alanından ulaşılmasına olanak tanıyor.
Kapalı rinoplasti yönteminde ise cerrahi kesiler burun deliklerinin içerisinden gerçekleştiriliyor.
Kemik yapıların şekillendirilmesinde bazı vakalarda piezo olarak bilinen ultrasonik cerrahi teknolojisinden de yararlanılabiliyor.
Ancak doğal görünümün elde edilmesi yalnızca kullanılan tekniğe bağlı değil. Hastanın anatomisi, cerrahi planlama, doku desteğinin korunması ve iyileşme süreci de sonuç üzerinde etkili oluyor.
Burun Estetiği Öncesinde Dijital Simülasyon Kullanılıyor
Rinoplasti ameliyatı öncesinde kullanılan dijital simülasyon ve fotoğraf analizleri, hastaların beklentilerini cerrahlarıyla daha açık biçimde değerlendirmelerine yardımcı olabiliyor.
Bu yöntemlerle burun sırtında, burun ucunda ve yüz profilinde planlanan değişikliklerin olası görünümü incelenebiliyor.
Ancak dijital simülasyonların ameliyat sonrasında ortaya çıkacak sonucu kesin olarak göstermediği belirtiliyor.
Cerrahi sonuçlar; kişinin anatomik özelliklerine, iyileşme sürecine ve dokuların verdiği yanıta bağlı olarak değişebiliyor.
Burun Estetiği Sonrası İyileşme Ne Kadar Sürüyor?
Burun estetiği ameliyatlarından sonra iyileşme süreci kişiden kişiye farklılık gösteriyor.
Ameliyatın ilk haftalarında burun çevresinde şişlik, ödem ve geçici sertlik görülebiliyor. Özellikle burun ucundaki ödemin azalması diğer bölgelere göre daha uzun sürebiliyor.
Burnun nihai görünümünün ortaya çıkması çoğu hastada yaklaşık bir yılı bulabiliyor. Kalın cilt yapısına sahip kişilerde ve bazı cerrahi işlemler sonrasında bu süreç daha uzun devam edebiliyor.
İyileşme döneminde doktorun önerdiği bakım kurallarına uyulması, burnun darbelerden korunması ve kontrol muayenelerinin aksatılmaması önem taşıyor.
Doğal Burun Estetiğinde Kişiye Özel Planlama Öne Çıkıyor
Günümüzde doğal burun estetiği, yalnızca burnun küçültülmesini veya şeklinin değiştirilmesini değil, yüzün genel yapısıyla uyumlu bir görünüm oluşturulmasını hedefliyor.
Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un uzmanlık alanları arasında yer alan rinoplastide de değerlendirilen kişiye özel cerrahi planlama yaklaşımı, yüz oranlarının, cilt yapısının ve burun fonksiyonlarının birlikte ele alınmasına dayanıyor.
Uzmanlık alanındaki genel tıbbi yaklaşımlar, burun estetiği yaptırmayı düşünen kişilerin ameliyat öncesinde beklentilerini, anatomik özelliklerini ve olası cerrahi riskleri uzman hekimleriyle ayrıntılı şekilde değerlendirmelerinin önemine işaret ediyor.
Doğal görünüm ve sağlıklı nefes alma fonksiyonunun birlikte gözetilmesi, başarılı bir rinoplasti planlamasının temel hedefleri arasında bulunuyor
Ağrı ve Kars'ta Şap Hastalığı Alarmı: Hayvan Pazarları Kapatıldı, Yetiştiricilere Kritik Uyarı!
Ağrı ve Kars'ta şap hastalığı alarmı. Hayvan pazarları kapatıldı. Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy'dan yetiştiricilere kritik korunma uyarıları. Kopyala
Ağrı ve Kars'ta şap hastalığına karşı alınan önlemler gündemdeki yerini koruyor. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla hayvan pazarlarının kapatıldığı bildirilirken, Ağrı'da 111 bin 782 hayvanın aşılandığı açıklandı. Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, şap hastalığıyla mücadelede üç temel kuralın ayırma, temizlik ve dezenfeksiyon olduğunu vurguladı.
Ağrı ve Kars'ta Şap Hastalığına Karşı Önlemler Artırıldı
Türkiye'de hayvancılık sektörünü tehdit eden şap hastalığı, özellikle büyükbaş hayvan yetiştiricileri açısından ciddi riskler oluşturmaya devam ediyor.
Ağrı ve Kars'ta hastalığın yayılması üzerine hayvan pazarlarının kapatıldığı belirtilirken, Ağrı İl Hayvan Borsası'nın kapalı kalma süresinin uzatıldığı bildirildi.
Paylaşılan bilgilere göre Ağrı'da 1 Eylül'den itibaren yürütülen aşılama çalışmaları kapsamında toplam 111 bin 782 hayvana şap aşısı uygulandı.
Şap Hastalığı Süt Verimini Düşürüyor, Ekonomik Kayıplara Yol Açıyor
Fatro & Güneşli Hayvan Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı, Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, şap hastalığının hayvan sağlığının yanı sıra üreticilerin ekonomik faaliyetlerini de olumsuz etkilediğine dikkat çekti.
Hastalığın oldukça bulaşıcı olduğunu belirten Aksoy, özellikle büyükbaş hayvanlarda süt veriminde azalma, yem tüketiminde düşüş ve ciddi sağlık sorunları görülebildiğini ifade etti.
Şap hastalığının belirtileri arasında yüksek ateş, ağız içinde yaralar ve su dolu kabarcıklar, aşırı salya akıntısı, ayaklarda lezyonlar, meme yaraları ve iştahsızlık bulunuyor.
Hastalığın genç hayvanlarda ölümlere kadar varabilen sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Veteriner Hekim Aksoy: Üç Temel Kurala Dikkat!
Şap hastalığının kontrol altına alınmasında biyogüvenlik önlemlerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, yetiştiricilere önemli uyarılarda bulundu.
Aksoy, hastalığın yalnızca enfekte hayvanlarla doğrudan temas sonucunda bulaşmadığını, virüsün araçlar, ekipmanlar, kıyafetler ve hayvan nakil araçları aracılığıyla da taşınabildiğini belirtti.
Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü'nün biyogüvenlik yaklaşımına dikkat çeken Aksoy, mücadelede üç temel ilkeyi şöyle sıraladı:
Ayırma: Hasta veya hastalık şüphesi taşıyan hayvanların sağlıklı hayvanlardan uzak tutulması.
Temizlik: Ahırların, sağım alanlarının, araçların ve kullanılan ekipmanların düzenli temizlenmesi.
Dezenfeksiyon: Temizlik sonrasında uygun dezenfektanlarla virüsün yayılma riskinin azaltılması.
Hayvan Alım-Satımı Durdurulmalı, Yeni Hayvanlar Karantinaya Alınmalı
Şap hastalığının işletmeler arasında yayılmasını önlemek amacıyla yetiştiricilerin dikkat etmesi gereken tedbirleri açıklayan Aksoy, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.
Yetiştiricilerin uygulaması gereken başlıca önlemler şöyle sıralandı:
Hastalık şüphesinde hayvan alım-satımı ve nakilleri durdurulmalı.
Hasta ve şüpheli hayvanlar diğerlerinden ayrılmalı.
İşletmeye yeni getirilen hayvanlar karantinaya alınmalı.
Ahır, sağım alanları ve ekipmanlar düzenli temizlenmeli.
Hayvan nakil araçlarının temizliği ve dezenfeksiyonu sağlanmalı.
Ortak mera ve hayvanların bir araya geldiği alanlardan kaçınılmalı.
Resmî aşılama programlarına eksiksiz uyulmalı.
İşletmeye giriş ve çıkışlar kontrollü gerçekleştirilmeli.
Şap Hastalığı Şüphesinde Yetkililere Derhal Haber Verilmeli
Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, şap hastalığından şüphelenilen durumlarda yetiştiricilerin laboratuvar sonuçlarını beklemeden yetkili veterinerlik birimlerine bildirim yapması gerektiğini belirtti.
Erken bildirimin hastalığın kontrol altına alınmasında önemli rol oynadığını ifade eden Aksoy, şüpheli hayvanların başka işletmelere gönderilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Ayrıca hastalık şüphesi bulunan hayvanlardan elde edilen sütün satılmaması, başka sütlerle karıştırılmaması ve gübre ile diğer hayvansal materyallerin kontrolsüz biçimde işletme dışına çıkarılmaması gerektiğini söyledi.
Gelişigüzel Aşılama ve Dezenfeksiyon Uyarısı
Şap hastalığıyla mücadelede yanlış uygulamaların hastalığın kontrolünü zorlaştırabileceğini belirten Aksoy, veteriner hekim yönlendirmesi olmadan gelişigüzel aşılama ve dezenfeksiyon yapılmaması konusunda uyardı.
Numune alma, dezenfeksiyon ve aşılama işlemlerinin resmî veteriner hekimin talimatları doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Henüz hastalık belirtisi göstermeyen hayvanların da virüsü taşıyabileceğine dikkat çeken Aksoy, sürü genelinde hareket kısıtlamalarının uygulanmasının önemini hatırlattı.
Şap Hastalığıyla Mücadelede Erken Müdahale Büyük Önem Taşıyor
Hayvancılık sektöründe ciddi ekonomik kayıplara neden olabilen şap hastalığına karşı aşılama, biyogüvenlik önlemleri ve erken bildirim büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, yetiştiricilerin şüpheli vakaları gizlememesi, hayvan hareketlerine ilişkin kısıtlamalara uyması ve resmî veteriner hekimlerin yönlendirmeleri doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini vurguluyor.
İstanbul Ticaret Odası'nda Seçim Heyecanı! Erdal Cevahiroğlu Yeniden Aday
Cevahiroğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Karadeniz Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Erdal Cevahiroğlu, 45 No'lu Konut İnşaatı Grubundan yeniden meclis üyeliğine aday oldu.
HABER/NİLGÜN EGE
İstanbul Ticaret Odasında (İTO) 27 Ekim'de gerçekleştirilecek seçimler öncesinde iş dünyasında hareketlilik artıyor. İstanbul'un ticaret ve sanayi hayatında önemli bir yere sahip olan İTO'da yeni dönem meslek komitesi ve meclis üyeleri belirlenirken, mevcut meclis üyelerinden iş adamı Erdal Cevahiroğlu da yeniden aday oldu. Cevahiroğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Karadeniz Vakfı Genel Başkan Yardımcısı olan Cevahiroğlu, 45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubunda yeni dönem için yarışacak.
İSTANBUL İŞ DÜNYASINDA GÖZLER 27 EKİM'E ÇEVRİLDİ
Türkiye'nin en köklü meslek kuruluşları arasında yer alan İstanbul Ticaret Odasında seçim takvimi işlemeye devam ediyor. 27 Ekim 2026 Salı günü Yeşilköy'deki İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek seçimlerde, farklı sektörleri temsil edecek meslek komitesi ve oda meclisi üyeleri belirlenecek.
İstanbul ekonomisinin ticaretten sanayiye, inşaattan hizmet sektörüne kadar geniş bir kesimini temsil eden İTO'da yapılacak seçimler, iş dünyasının gelecek dört yıllık dönemdeki temsil yapısını şekillendirecek.
Meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimlerinin ardından 4 Kasım'da oda yönetiminin belirlenmesiyle seçim süreci tamamlanacak.
ERDAL CEVAHİROĞLU YENİDEN ADAY
Seçim sürecinde öne çıkan isimlerden biri de İstanbul Ticaret Odasının mevcut meclis üyelerinden Erdal Cevahiroğlu oldu.
45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubunda komite üyeliği ve oda meclis üyeliği görevlerini sürdüren Cevahiroğlu, yeni dönemde de aynı meslek grubundan meclis üyeliğine adaylığını koydu.
Cevahiroğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı olarak iş hayatını sürdüren Erdal Cevahiroğlu, aynı zamanda Karadeniz Vakfı Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor.
TRABZON'UN OF İLÇESİNDEN İSTANBUL'A UZANAN TİCARET YOLCULUĞU
Erdal Cevahiroğlu'nun başkanlığını yürüttüğü aile şirketinin ticari geçmişi 1940 yılına dayanıyor.
Trabzon'un Of ilçesinde ticari faaliyetlerine başlayan Cevahiroğlu ailesi, 1980'li yıllarda İstanbul'a açılarak tekstil sektöründe faaliyet göstermeye başladı. Ailenin ticaret hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri ise 1990'lı yıllarda inşaat sektörüne yönelmesi oldu.
İstanbul'da konut üretimi ve yapı projeleriyle faaliyet alanını genişleten Cevahiroğlu İnşaat, zaman içerisinde inşaat sektörünün farklı alanlarında çalışmalar üstlendi.
Konut yapımının yanı sıra kentsel dönüşüm çalışmalarında da faaliyet gösteren şirket, mühendislik, mimarlık, yapı uygulamaları ve dekorasyon alanlarında hizmet veriyor.
Ailenin ticari faaliyetleri bugün inşaatın yanı sıra turizm, tekstil, endüstri ve kuyumculuk sektörlerini de kapsıyor.
KONUT ÜRETİMİ VE KENTSEL DÖNÜŞÜM GÜNDEMDE
İstanbul'da konut üretimi ve kentsel dönüşüm, hem kent ekonomisi hem de yapı güvenliği açısından önemini koruyor.
Özellikle deprem riski taşıyan yapı stokunun yenilenmesi, artan inşaat maliyetleri ve finansmana erişim sorunları, sektör temsilcilerinin gündemindeki başlıca konular arasında yer alıyor.
Cevahiroğlu İnşaat da İstanbul merkezli konut projeleri ve kentsel dönüşüm alanındaki faaliyetleriyle bu sektörün içinde yer alıyor.
İTO'nun 45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubunda yapılacak seçimler, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin yeni dönemde oda meclisinde kimler tarafından temsil edileceğini belirleyecek.
İTO'DA YENİ DÖNEMİN TEMSİLCİLERİ BELİRLENECEK
İstanbul Ticaret Odasında 27 Ekim'de kurulacak sandıklardan çıkacak sonuçlar, yeni dönem meslek komiteleri ve oda meclisinin yapısını ortaya koyacak.
İş dünyasının farklı sektörlerinden adayların yarışacağı seçimlerde, mevcut İTO Meclis Üyesi Erdal Cevahiroğlu da 45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubundan yeniden aday olarak yer alacak.
ORTA DOĞU'DAKİ GERİLİM PETROL FİYATLARINI YÜKSELTTİ! BRENT 114 DOLARI AŞTI
Suudi Arabistan'daki enerji tesislerine yönelik saldırılar ve Orta Doğu'da artan gerilim, küresel petrol piyasalarında sert yükselişe neden oldu. Brent petrol 22 Ekim'de yüzde 4 artışla 113,17 dolardan kapanarak beş ayın en yüksek kapanış seviyesine ulaştı. 23 Ekim'de ise yükseliş devam etti ve fiyatlar 114 doların üzerine çıktı. Gelişmeler, Türkiye'de akaryakıt fiyatlarına olası etkileri de gündeme taşıdı.
PETROL FİYATLARINDA SERT YÜKSELİŞ
Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu'da tırmanan askeri gerilim ve petrol arzının kesintiye uğrayabileceğine yönelik endişeler nedeniyle hareketli günler yaşıyor.
Suudi Arabistan'da petrol tesisleri ve stratejik noktalara yönelik saldırıların ardından uluslararası piyasalarda petrol fiyatları yükseldi.
Reuters'ın aktardığı verilere göre Brent petrolün varil fiyatı 22 Ekim Perşembe günü 4,35 dolar artarak 113,17 dolardan kapandı. Günlük yükseliş yaklaşık yüzde 4 olarak gerçekleşti.
Bu kapanış, Brent petrolün 4 Mayıs 2026'dan bu yana ulaştığı en yüksek kapanış seviyesi oldu.
BRENT 114 DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI
23 Ekim Cuma günü sabah saatlerinde Brent petrolün varil fiyatı 112,96 dolar seviyesinde işlem görürken, ilerleyen saatlerde yeniden yükselişe geçti.
Reuters'ın güncellenen piyasa verilerine göre Brent petrol 114,47 dolara, ABD Batı Teksas türü ham petrolü (WTI) ise 100,84 dolara yükseldi.
Piyasalardaki dalgalanma, yatırımcıların bölgedeki güvenlik gelişmelerine ve enerji sevkiyatına ilişkin açıklamalara odaklanmasına neden oldu.
SUUDİ ARABİSTAN'DAKİ SALDIRILAR PİYASALARI ETKİLEDİ
Petrol fiyatlarındaki yükselişin başlıca nedenleri arasında Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'daki hedeflere yönelik saldırıları bulunuyor.
Suudi Arabistan'ın önemli petrol üretim noktalarından Şeybe (Shaybah) petrol sahasına yönelik saldırı, enerji altyapısının güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı.
Suudi Arabistan makamları, saldırının ardından söz konusu sahadaki petrol üretiminin etkilenmediğini açıkladı.
Ancak saldırıların devam etme ihtimali, petrol arzına ilişkin risk algısını yükseltti.
ARAMCO GENEL MERKEZİNDE TAHLİYE TALİMATI
Gerilimin dikkat çeken gelişmelerinden biri de Suudi petrol şirketi Saudi Aramco'nun Dahran kentindeki genel merkezine ilişkin tahliye haberi oldu.
Reuters, şirket çalışanlarından genel merkezi boşaltmalarının istendiğini bildirdi.
Bu gelişme, petrol piyasalarında bölgedeki enerji tesislerinin güvenliğine yönelik kaygıları güçlendirdi.
Tahliye kararının petrol üretiminde doğrudan bir kesintiye yol açtığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi ise bulunmuyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE KIZILDENİZ'DEKİ RİSKLER
Orta Doğu, dünya petrol üretimi ve uluslararası enerji taşımacılığı açısından stratejik bir konumda bulunuyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'in güneyindeki Babülmendep Boğazı, petrol ve petrol ürünlerinin taşınmasında kritik güzergâhlar arasında yer alıyor.
Bu bölgelerdeki saldırılar veya deniz taşımacılığında yaşanabilecek aksamalar, enerji sevkiyatının maliyetini artırabiliyor.
Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki yükselişte mevcut üretim kayıplarının yanı sıra gelecekte yaşanabilecek arz kesintilerine yönelik endişelerin de etkili olduğunu belirtiyor.
TÜRKİYE'DE AKARYAKIT FİYATLARI ETKİLENİR Mİ?
Uluslararası petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatçısı ülkeler arasında bulunan Türkiye açısından da önem taşıyor.
Ham petrol fiyatlarının yükselmesi, diğer koşulların değişmemesi halinde benzin ve motorin maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabiliyor.
Ancak Türkiye'deki pompa fiyatları yalnızca Brent petrol fiyatına bağlı olarak belirlenmiyor.
Döviz kuru, uluslararası akaryakıt ürün fiyatları, vergiler ve dağıtım maliyetleri de fiyatlandırmada etkili oluyor.
Bu nedenle Brent petrolün 114 doların üzerine çıkması, benzin veya motorine otomatik olarak aynı oranda zam yapılacağı anlamına gelmiyor. Söz konusu yükselişe bağlı yeni bir akaryakıt zammının kesinleştiğine ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.
GÖZLER ORTA DOĞU'DAKİ GELİŞMELERDE
Petrol piyasalarında önümüzdeki süreçte Suudi Arabistan'daki güvenlik gelişmeleri, bölgedeki askeri hareketlilik ve uluslararası enerji sevkiyatının durumu yakından izlenecek.
Gerilimin sürmesi halinde petrol fiyatlarında dalgalanmanın devam edebileceği belirtilirken, diplomatik gelişmeler ve enerji arzına ilişkin açıklamalar fiyatların yönü açısından belirleyici olacak.
ARKA HABER | EKONOMİ VE DÜNYA HABERLERİ
SUUDİ ARABİSTAN'DA PETROL DEVİNİN GENEL MERKEZİ TAHLİYE EDİLİYOR!
Suudi Arabistan'da art arda yaşanan saldırıların ardından ülkenin petrol devi Saudi Aramco'nun Dahran kentindeki genel merkezinde tahliye talimatı verildiği bildirildi. Reuters'a konuşan altı kaynak, çalışanlardan binayı boşaltmalarının ve uzaktan çalışmalarının istendiğini açıkladı. Karar, Dammam'daki havalimanı saldırısında 2 kişinin hayatını kaybetmesi ve 8 kişinin yaralanmasının ardından geldi.
İlk Yorum yapan siz olun!