CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partinin grup toplantısında “TRT yayına geçti, bizi haftada 7 dakika veriyor, o kıymetli 7 dakikanın içindeyiz. O zaman biz de TRT’ye yönelik olarak 7 dakikalık bire konuşma yapalım. Eğer tabii duyar duymaz çıkmazlarsa. TRT anayasal bir kurum. TRT Kanunu, Anayasa’ya dayanarak çıkarılmış. Anayasa’nın 133. maddesi diyor ki ‘TRT özerktir ve tarafsızdır.’ Yani TRT tarafsızlığını kaybederse Anayasa suçu işler. RTÜK’ün Sayın üyesi Tuncay Keser, 2 günlük TRT yayınıyla ilgili çalışma yapmış. Murat Kurum, 29 dakika 12 saniye verilmiş; rakibi Sayın Ekrem İmamoğlu, sıfır. İzmir Adayı Hamza Dağ, 26 dakika 30 saniye; rakibi Cemil Tugay sıfır. Turgut Altınok Ankara Büyükşehir Adayı, 17 dakika 50 saniye; Sayın Mansur Yavaş sıfır. Bunların kanununda tarafsızlık yazıyor. Ve yapmış oldukları yayında tarafsız davranacaklarını ve doğruluktan ayrılmayacaklarını da bu Meclis, çıkardığı kanunla onlara talimat vermiş. İşte AKP’nin bir kamu televizyonunu; kendi televizyonu, partisinin yayın organı haline getirdiğinin göstergesi. Eğer yayındaysa televizyon başındaki bütün vatandaşlarımıza şikayet ediyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partinin grup toplantısında “TRT yayına geçti, bizi haftada 7 dakika veriyor, o kıymetli 7 dakikanın içindeyiz. O zaman biz de TRT’ye yönelik olarak 7 dakikalık bire konuşma yapalım. Eğer tabii duyar duymaz çıkmazlarsa. TRT anayasal bir kurum. TRT Kanunu, Anayasa’ya dayanarak çıkarılmış. Anayasa’nın 133. maddesi diyor ki ‘TRT özerktir ve tarafsızdır.’ Yani TRT tarafsızlığını kaybederse Anayasa suçu işler. RTÜK’ün Sayın üyesi Tuncay Keser, 2 günlük TRT yayınıyla ilgili çalışma yapmış. Murat Kurum, 29 dakika 12 saniye verilmiş; rakibi Sayın Ekrem İmamoğlu, sıfır. İzmir Adayı Hamza Dağ, 26 dakika 30 saniye; rakibi Cemil Tugay sıfır. Turgut Altınok Ankara Büyükşehir Adayı, 17 dakika 50 saniye; Sayın Mansur Yavaş sıfır. Bunların kanununda tarafsızlık yazıyor. Ve yapmış oldukları yayında tarafsız davranacaklarını ve doğruluktan ayrılmayacaklarını da bu Meclis, çıkardığı kanunla onlara talimat vermiş. İşte AKP’nin bir kamu televizyonunu; kendi televizyonu, partisinin yayın organı haline getirdiğinin göstergesi. Eğer yayındaysa televizyon başındaki bütün vatandaşlarımıza şikayet ediyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, konuşmasının öncesinde Memleket Partisi’nden istifa edip CHP’ye geçen Serkan İleri, Ali Tunç Can ve Mehmet Kazancıoğlu’nun kürsüde rozetlerini taktı. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"GERİYE DÖNENLERLE DE BUNDAN SONRA DÖNECEK OLANLARDA DA BİRLİKTE OLMAKTAN ÇOK MUTLUYUZ”
“Memleket Partisi’ne gönül verenler, oy verenler, orada bugüne kadar siyaset yapanlar, bundan sonra siyaset yapacak olanlar, hiçbirisiyle CHP’lilerin bir sıkıntısı, bir tartışması olamaz. Parti içinde yaşanan birtakım süreçler bizi ayrı düşürmüş olabilir ama sonuçta burası onların da emek verdiği, bundan sonra her birisine kapısının ardına kadar açık olduğu baba evidir. Biz geriye dönenlerle de bundan sonra dönecek olanlarda da birlikte olmaktan çok mutluyuz.
"'KANLARI YERDE KALMAYACAK’ DİYEN GİTTİ, RUSYA’DA PUTİN’İN KAPISINDA KALDI. ‘ONE MINUTE’ DİYEMEDİ, ONA ‘TWO MINUTES’ DEDİLER”
Bugün Cumhuriyet tarihinin en büyük acılarından hem canımızın yandığı hem onurumuzun kırıldığı tarihi günlerden bir tanesinin yıl dönümü. İdlib’in dördüncü yılındayız. Bir anda birçok haber gelmeye başladı çeşitli kaynaklardan, sonra doğrulanmaya başladı. Suriye’de konvoyumuza savaş uçakları tarafından ateş açılmıştı. Rakamlar kademe kademe yükseldi ve 34 askerimiz İdlib’de şehit edildi. 2 gün boyunca sustu iktidar. Sonra dedi ki ‘Kanları yerde kalmayacak.’ Ama bütün dünya saldrının nereden geldiğini biliyordu. ‘Kanları yerde kalmayacak’ diyen gitti, Rusya’’da Putin’in kapısında kaldı. Çektiler onu, tepesine sayaç koydular. ‘Sen misin buraya gelen, güya bize hesap soracak olan.’ Rus televizyonunda 2 dakika kapıda sayaçla beklettiler. Öfledi, pöfledi. Geri gitti, oturdu. Dönüp gelemedi. Kendince ‘one minute’ diyemedi, ona ‘two minutes’ dediler. Sonra bir daha İdlib’i konuşan olmadı. İdlib’deki 34 canımızı hangi ülkenin uçakları öyle bir taarruzla şehit etti? Sen onlardan nasıl hesap sordun? Nasıl kanlarını yere koymadın? Seni Rusya’da kapıya koyanlar, dünyaya, Türkiye’ye rezil edenlere karşı şimdi ‘en yakın dost’ diyorsun çünkü seçimlerde bile doğal gaz faturaları ertelensin diye ondan jest görüyorsun, senin kazanmanı kendi başarısı olarak görüyor. Çünkü istediği zaman seviyor, istediği zaman dövüyor, senin hataların yüzünden Mehmetçiği şehit ediyor, ondan sonra dönüyor, hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor. İdlib’deki askerlerimizin acılı ailelerine bir kez daha sabır diliyorum, onlara Allah’tan rahmet diliyorum. Günü geldiğinde hem askerlerimizi şehit edenlerden hem de bu rezalete sessiz kalanlardan hesap sormanın da sözünü veriyorum.
"TRT’DE SON 2 GÜNDE; KURUM 29 DAKİKA VERİLMİŞ; RAKİBİ İMAMOĞLU, 0. DAĞ 26 DAKİKA, RAKİBİ TUGAY 0. ALTINOK 17 DAKİKA, YAVAŞ 0. BUNLARIN KANUNUNDA TARAFSIZLIK YAZIYOR”
TRT yayına geçti, bizi haftada 7 dakika veriyor, o kıymetli 7 dakikanın içindeyiz. O zaman biz de TRT’ye yönelik olarak 7 dakikalık bire konuşma yapalım. Eğer tabii duyar duymaz çıkmazlarsa. TRT anayasal bir kurum. TRT Kanunu, Anayasa’ya dayanarak çıkarılmış. Anayasa’nın 133. maddesi diyor ki ‘TRT özerktir ve tarafsızdır.’ Yani TRT tarafsızlığını kaybederse Anayasa suçu işler. O tarafsız TRT; İstanbul, İzmir ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayları... RTÜK’ün Sayın üyesi Tuncay Keser, 2 günlük TRT yayınıyla ilgili çalışma yapmış. Murat Kurum, 29 dakika 12 saniye verilmiş; rakibi Sayın Ekrem İmamoğlu, sıfır. İzmir Adayı Hamza Dağ, 26 dakika 30 saniye; rakibi Cemil Tugay sıfır. Turgut Altınok Ankara Büyükşehir Adayı, 17 dakika 50 saniye; Sayın Mansur Yavaş sıfır. Bunların kanununda tarafsızlık yazıyor. Ve yapmış oldukları yayında tarafsız davranacaklarını ve doğruluktan ayrılmayacaklarını da bu Meclis, çıkardığı kanunla onlara talimat vermiş. İşte AKP’nin bir kamu televizyonunu; kendi televizyonu, partisinin yayın organı haline getirdiğinin göstergesi. Eğer yayındaysa televizyon başındaki bütün vatandaşlarımıza şikayet ediyorum.
"GENEL MERKEZ’E İLK GELEN SON ÇIKAN KAMERAMAN-MUHABİR TRT’NİN. BİR DAKİKA HABERİMİZ YOK”
Yine tarafsız TRT’nin 1 Ocak 2024’ten bu yana Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Partili yöneticilerin canlı yayınlarını 2 bin 592 dakika; beni verdikleri süre 43 dakika. Bu 43 dakikaların tamamı burada verdikleri 6-7 dakikalar ve ardından aday tanıtım toplantımızdan verdiği 9 dakika. Bunun dışında TRT ekranlarında yer almak mümkün değil. Bir de TRT emekçilerini yolluyor, programımızı tam takip ediyorlar, 1 dakika bizi vermiyorlar. Bir şanssızlık, bir hata, bir protesto olursa verecek. Hoş geliyorlar, başımızın üstüne, Genel Merkez’e ilk gelen son çıkan kameraman-muhabir TRT’nin. Bir dakika haberimiz yok. O kameraman niye maaş alıyor, o muhabir orada niye çırpınıyor. Genel Merkez yanarsa haber yapacak herhalde. Beni de herhalde ölürsem, cenaze törenimi canlı verecekler. Bir gün ölür de gidersek dirime gelmeyen, cenazeme de gelmesin. Hiçbir yere yasak koymadım. TRT’yi cenazeme istemiyorum. Birazcık utanma, çekinme olur. İnsanların vergileriyle, TRT paylarıyla maaş alıyorsunuz. Her görüşten insanın parasıyla bir kurum ayakta duracak, sonra bizim yayınımızı 43 dakika verecek. Ben TRT dediğim anda, TRT yayından çıkmış.
"DARBE GECESİ MECLİS’TE TRT STÜDYOSU BULDUM. ‘SİZİ BURADA BOL BOL AĞIRLAYACAĞIZ’ DEDİLER. 9 SENE OLDU HİÇBİR CHP’Lİ BİR KERE KAPISINDAN GİRMEDİ”
15 Temmuz akşamı, Meclis Başkanı’nın koruması zorla Meclis Başkanı ve bizi aşağıdaki sığınağa aldı. Sabaha karşı 03.00 oldu. Çok acıktık, çok susadı herkes, şekeri olanlar var. Su bulalım, çıkalım derken bir arkadaş ‘Üyeler lokantasından bir kapı önce depo var, o deponun içinde sular istifli’ dedi. Son odayı bulduk, kapısına iki ayağımla vurdum açıldı. Girdik içeri, bir baktım Meclis’in TRT stüdyosuymuş, bir kapı evvel kırmışız. Ertesi gün darbe savuşturulunca TRT geldi, soruyor. ‘Burada stüdyo varmış, hiç haberimiz yok. 5 yıllık milletvekiliyim. Kimleri çıkarıyorsunuz’ dedim. Dediler ki ‘Kusura bakmayın, bundan sonra sizi de çıkaracağız.’ Birkaç gün sonra o stüdyoda konuk oldum. Dediler ki ‘Darbede hep birlikteydi Türkiye’de, bundan sonra kutuplaşma yok. Sizi de burada bol bol ağırlayacağız.’ 9 sene sonra daha bir kere ne ben grup başkanvekillerim ne milletvekillerimiz, o stüdyonun kapısında girmedi. Darbe gecesi Atatürk’ü hatırlayıp bayrak asanlar, Özgür Özel’i demokrasi kahramanı ilan edenler, Genel Başkanımıza grubun tavrı için tebrik telefonu açanlar, bugün TRT’nin adını anınca yayını kesiyorlar. Yazıklar olsun. Gün olur, devran döner; bunun hesabı sizden de sorulur, Tayyip Erdoğan da sorulur.
"MADENLERDE İŞÇİLERİMİZ GÜNDE 3 VARDİYA ÖLÜME İNİP ÇIKMAYA DEVAM EDİYORLAR”
Erzincan İliç’te 9 emekçimiz toprak altındayken dün de 4 madencimiz daha toprak altında kaldı bu sefer Elazığ’da. Yüreğimiz ağzımızda takip ettik. Milletvekilimiz derhal intikal etti. Şükür ki can kaybı olmadan sonlandı. Ama madenler hâlâ alarm vermeye devam ediyor. 13 Mayıs’ta 301 madencimizi Soma’da kaybettiğimizde, herkes ‘Soma’yı unutursak yüreğimiz kurusun’ diyordu. O günün Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı 10 maddeli bir taahhütname söyledi madencilere, altında görüştüğü madencilerin 10’unun da imzası var. O taahhüde göre, madenler güvenli hale gelmeden yeniden çalıştırılmayacak, madencilere önce siyasetçiler gidecek, güvenliyse ondan sonra çalıştırılacaktı. O günden bugüne madenlerle ilgili bir arpa boyu yol alınmadığı gibi halen daha madenlerde işçilerimiz günde 3 vardiya ölüme inip çıkmaya devam ediyorlar. 2023 Mayıs seçimlerinden bugüne Meclis Genel Kurulu’na 44 tane kanun teklifi geldi ve yasalaştı. İçinde madenlerle, madencilerin güvenliğiyle, iş sağlığıyla ilgili tek bir madde yok.
"FRANSA’DA 1974’TEN BERİ 50 YILDIR MADENCİ ÖLMÜYOR. FRANSIZ MADENCİNİN FITRATINDA OLMAYAN BİZİM MADENCİMİZİN FITRATINDAN OLAMAZ”
Bu konuda işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatta yeni bir çalışma daha yapıyor arkadaşlarımız. Meclis Nisan’da açıldığında ilk gündem maddelerinden birinin bu olması için hem gayret göstereceğiz hem grupları ziyaret edeceğiz. Çünkü madenler Türkiye'nin dört bir yanında gelen üzücü haberlerle sinyal veriyor. Almanya’da 2013’te 3 madencinin hayatını kaybettiği bir istisna hariç, bir önceki ölümlü maden kazası 1962, ondan önceki 1945’te yaşandı. Fransa’da 1974’ten beri 50 yıldır madenci ölmüyor. İngiltere’de 1973’ten beri 51 yıldır madenlerde ölümlü kaza olmuyor. Fransız madencinin fıtratında olmayan bizim madencimizin fıtratından olamaz. Bu kazaları durdurmak için kanun yapmayanlar, ne yapıyor? Murat Kurum’un imza atıp ‘ÇED uygundur’ raporu verdiği yetmez, o yığın liçe onay verdiği, oradaki 9 canımızı feda eden karardan sonra Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Anagold firmasına 221 milyon liralık vergi borcunu affetmişler. Bu şirket, o madenden 2020’den bu yana 1 buçuk milyar dolar gelir elde etmiş. Hesaplanan karı 334 milyon dolar. Böyle bir vicdansızlık, böyle bir insafsızlık, böyle bir kayırmacılık... Bunu yapanlar vatandaşımızın karşısına çıkıp ‘Biz milletimizin hakkını yedirmeyiz. Emeklimizi ezdirmeyiz. Türkiye’nin itibarını koruruz’ diyorlar.
"İSRAİL’E GİDEN GEMİLERİN TAŞIDIĞI ANA MADDE AZOTLU GÜBRE. AZOTLU GÜBREDEN BOMBA YAPILIYOR. O BOMBALAR FİLİSTİN’İN ÜSTÜNE YAĞIYOR. BİRİLERİ BAL TUTUYOR, RECEP TAYYİP ERDOĞAN DA PARMAĞINI YALIYOR”
‘İsrail ile ticaret inancı sonlandırılsın’ pankartını açanlar biliyorlar ki bu ticareti Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesi yapıyor. Pankartı açanlar biliyorlar ki bu ticareti 300 araçla cuma namazına Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte korumalarla, çakarlarla, sirenlerle giden bir avuç zengin iş adamı yapıyor. Biliyorlar ki bu ticareti, Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yandaşları yapıyor ve Tayyip Bey ve ailesi İsrail ticaretinden pay alıyor. 2002 yılında İsrail ile yapılan ticaretin yüzde 502 arttığını biliyorlar. Biliyorlar ki İsrail’in en çok ithalat yaptığı 10 ülkeden bir tanesi Türkiye’dir. İsrail’e giden o gemilerin taşıdığı ana maddelerden bir tanesi azotlu gübre. Azotlu gübreden patlayıcı, bomba yapılıyor. İnkar et, belgesini koyayım ortaya. O bombalar Filistin’in üstüne yağıyor. Birileri bal tutuyor, Recep Tayyip Erdoğan da parmağını yalıyor. Yazıklar olsun.
"SEÇİMDEN SONRA TOPLUM YARARI PROGRAMI’NDA ÇALIŞAN 57 BİN ARKADAŞIMIZ İŞSİZ KALACAK”
Toplum Yararı Programı’nda (TYP) çalışan arkadaşlar var. 6 Şubat 2023 Depremi’nden sonra, deprem bölgesinde ve en yoğun olarak da Adıyaman’da 57 binden fazla vatandaşa çeşitli görevler verildi. Ve onlara bir maaş ödeniyor. Yetmiyor ama hiç olmazsa bir yaraya merhem oluyor. Son olarak süreyi Mayıs 2024’e uzatmışlar. Yani hepsi biliyor ki seçim geçecek ve bu arkadaşlarımız işsiz kalacak. Zaten 31 Mart’tan sonra acı reçete geliyor diye boşuna söylemiyoruz. Reçetenin bir yanı da 57 bin TYP’de çalışan vatandaşımızın işsiz kalması. Bakanlar, milletvekilleri dönem dönem söz vermişler, demişler ki ‘Sizi kadroya aldıracağız.’ Şimdi sözleşme bitiyor, yoksulluk ve güvencesizlik geliyor. Arkadaşlarımız bu hafta Meclis kürsüsünde dile getirecekler, önerge verecekler. Bütün gruplar evet derse kanuna her şeyi eklemek mümkün. Benim gurubum iki elle evet oyu verecek. Bölgedeki bütün TYP’lilere selam olsun, sonuna kadar mücadelenizi destekliyoruz.
"GEÇEN SENE 300 GRAM PİDE 10 LİRA, BU SENE 250 GRAM PİDE 15 LİRA. BÖYLE OLDUĞUNDA ZAM YÜZDE 80. HANİ ENFLASYON YÜZDE 64’TÜ”
31 Mart seçimlerinden sonra kemer sıkma, zamlar ve tasarruf genelgeleri ardı ardına gelecek. Dün, Türkiye Fırıncılar Federasyonu dün Ramazan pidesi fiyatı ilan etmiş. Pideyi 15 lira yapmış. Böyle duyarsan pide yüzde 50 zamlanmış. Ama işin içinde bir oyun var. Geçen sene 300 gram pide 10 lira, bu sene 250 gram pide 15 lira. Hem fiyata am yapıyorlar, hem gramajdan alıyorlar. Böyle olduğunda zam yüzde 80. hani enflasyon yüzde 64’tü? Kaldı ki bu ülkede herkes biliyor ekmek ve Ramazan pidesinin fiyatı hep enflasyonun altında baskılanır. Çünkü referans fiyattır.
"GELİN, MANSUR BAŞKAN’IN ANKARA KART’INI ‘EMEKLİ KART’A ÇEVİRELİM”
Et ve Balık Kurumu’nun önünde 1 kilo kıymayı neredeyse yarı fiyatına alabilmek için 850 metre kuyruk oluştu. Buradaki insanlar çocuklarının boğazından bir tutam kıyma geçsin diye, yapılan yemeğin içinde birazcık et koksun diye sabahın köründe o mücadeleyi veriyorlar. Bunların tamamına yakını ya emekli ya işsiz. 2 bin liralık bayram ikramiyesi 3 bin lira yapılan emekli, orada ucuz kıyma kuyruğunda. Hesabı bir kıymaya vuralım: Emekliye bayram ikramiyesi ilk verildiği günkü 1000 lira 24 kilo kıyma alıyormuş. Şimdi verdikleri 3 bin lira 6 kilo kıyma alıyor. 24 kilo kıymanın 18 kilosunu emeklinin bayram ikramiyesinden Recep Tayyip Erdoğan çalmıştır. Eğer CHP iktidarda olsa 17 bin lira olacak olan bayram ikramiyesi şimdi 3 bin lira. 17 bin lira olsa 35 kilo kıyma alacak. 10 bin lira alıyor emekli. Bu emeklilere bir şey yapmak lazım. Ekrem Başkan’ın, Mansur Başkan’ın, Aydın’da Topuklu Efemizin, İzmir, Antalya, Adana, Mersin’de belediyelerimizin çeşitli uygulamaları var. biz bunları 1 Nisan sonrası hepsini bir çatı altında toplayacağız. Bugün AK Parti iktidarının verdiği 3 bin liranın iki katını, ihtiyaç sahibi emekliye Mansur Başkan Ankara Kart ile veriyor. Bugün bu uygulama ortadayken AK Parti pidenin gramajından çalmakla, 5 bin lira söz verdiğini 3 bin lira yapmakla meşgul. Buradan bir çağrıda bulunuyoruz: Gelin, bu kartı emekli kartına çevirelim. Bu Meclis’i yarın akşam üstü bitirip, kapatıp kaçmak istiyorlar. Gelin, 3 gün daha çalışalım. Çünkü artık marketlerde çürük sebzeyi uygun fiyata olgun sebze diye satan bir utanmaz düzen başladı. Çürük meyveyi ekonomik meyve diye satan bir sistemin içine savrulduk. Tatlıcı raflarında boş baklavalar satılıyor. İçi boş gözleme satılıyor. Biber ve ketçabın tost ekmeğinin içine sıkıldığı boş tostlar satılıyor memlekette. Güneydoğu’nun ortak lezzeti içli köftenin yeni adı içi boş köfte.
"İŞSİZLİK SİGORTASI FONU’NDAN İŞÇİYE VERİLEN PARA YÜZDE 18 BUÇUK; İŞVERENE VERİLEN YÜZDE 67.”
İşsizlik Sigortası Fonu ile ilgili bir düzenleme var. Sosyal demokrat bir parti olarak İşsizlik Sigortası Fonu’nu -ki ILO’nun önerdiği, bütün dünyada uygulanan Türkiye’ye çok geç gelen bir kanundur- hep istedik, hep destekledik. 1999 yılında yasalaştı bu kanun ama bu hükümet eliyle kuşa çevrildi, perişan edildi. İşsizlik Sigortası Fonu’nun kuruluş kanununda şu yazar: ‘Başka bir işte kullanamazsın.’ Bunlar duble yol yapımlarında bile bu fonu kullandılar zamanında. Sonra bu fonu, işverene açtılar. Şimdi gelinen noktada 2023 yılında İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işçiye ödenen para 21,7 milyar, yani yüzde 18 buçuk. Ama işverene verilen teşvik 78 buçuk milyar, yani yüzde 67. Bir kumbara var, kumbaraya kanun gereği yüzde 50 işveren, yüzde 25 işçi, yüzde 25 devlet para atıyor. İşçinin kumbarası, işçi için atıyoruz. Bu kumbarayı iki de bir kırıyorlar, içinden para alıyorlar. Kumbaraya paranın yüzde 50’sini işveren atarken kumbaradan yüzde 67’sini işveren almış. Böyle kanun olur mu? Bülent Ecevit bunu ILO’nun tavsiyelerine, altına imza attığımız uluslararası anlaşmaya göre, 1999’da çıkardı. 2002’de geldiler, yavaş yavaş el attılar, gerçekleşme rakamı bu. Kanun diyor ki ‘İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki toplam kaynağın en fazla yüzde 30’u kullanılabilir.’ Bunu yüzde 50’ye çıkarıyorlar. Bunu kesinlikle doğru bulmuyoruz, takipçisi olacağız. Yapılan düzenlemeyi de en kısa zamanda Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıyacağız.
"ASKERİN SİYASETE MÜDAHALESİ ORTADAN KALKMADI, İKTİDARA MÜDAHALESİ ORTADAN KALKTI. ASKERİ VESAYET, MUHALEFET ÜZERİNE YAPTIĞI AÇIKLAMALARLA, YARATTIĞI TARTIŞMALARLA SÜRÜYOR”
Yarın, 28 Şubat. 28 Şubat demokrasi tarihimize postmodern darbe olarak geçmiş, o dönemde tankların yürümesiyle, birtakım brifinglerle demokratik ülkelere yakışmayan birtakım gelişmelerin yaşandığı, bazı öğrencilerin eğitim-öğretim hakkıyla ilgili mağdur edildikleri ve CHP’nin bugünkü Genel Başkanı olarak Özgür Özel’in, o günkü tutumuyla da demokrasi dışı bulmuş, eylem koymuş ve o gün de demokrasinin yanında durmuş birisiyim. O günkü tartışma askeri vesayet tartışmasıydı. Askerin yönetim organları üzerine baskı yapıyor olma tartışmasıydı. ‘Askeri vesayet ortadan kalktı’ diyorlar. Oysa askerin siyasete müdahalesi ortadan kalkmadı, iktidara müdahalesi ortadan kalktı. Şimdi askeri, askerin aldığı kararları, takındığı tutumları sanki ordu bir partinin, ittifakın ordusuymuş gibi yapan ve muhalefete karşı olur olmaz tutumlar içinde olan, Jandarma Genel Komutanlığı’nın Twitter hesabını Süleyman Soylu’nun trol ordularının kullandığı, bir bakan danışmanının arka cebinde Milli Savunma Bakanlığı’nın, Jandarma Genel Komutanlığı’nın ya da Kıyılar Genel Komutanlığı’nın hesaplarının bulunduğu bir süreci yaşadık hep beraber. Askeri vesayet, iktidar üzerinde değil ama muhalefet üzerine yaptığı açıklamalarla, yarattığı tartışmalarla sürüyor. Bir siyasetçinin açıklamaları üzerine, o siyasetçiyi hedef alan açıklamalar yapıyorlar. Bu iktidardayken kabul görmüyor, itiraz ediyoruz. Ama muhalefetteki bir figür olunca hepsi birden susuyorlar. O baskı döneminde olanlardan şikayet edenler, bugün devletin televizyonunu partinin televizyonu, devletin ajansını bir ittifakın ajansı, devletin bütün imkanlarını kendilerine tahsis etmiş durumdalar. Ve bugün, 28 Şubat sürecinde yaşananların muhalefet açısından her gün yaşandığı, 28 Şubat’ta öğrencilere yaşatılanların bugün her gün yaşatıldığı bir sürece gittiler.
"84 YAŞINDA ÇETİN DOĞAN, 83 YAŞINDA FEVZİ TÜRKERİ, 83 YAŞINDA YILDIRIM TÜRKER, 79 YAŞINDA CEVAT TEMEL ÖZKAYNAK VE 78 YAŞINDA EROL ÖZKASNAK İÇERİDE YATIYOR. BU NEYİN KİNİ, NEYİN İNTİKAMI”
28 Şubat’ın geçmişte yarattığı mağduriyetlere hep birlikte itiraz ettik, o konuyla ilgili hep birlikte tutum aldık, almaya da devam ediyoruz. Ama 28 Şubat’ın bir mağdurları daha var ki onları burada anmazsak, onların hakkını aramazsak çok büyük bir haksızlığa ortaklık etmiş oluruz. Emir komuta zinciri içinde, o günkü şartlarda, o gün kendisine verilen talimatla ispatlanan/ispatlanmayan, yazılı/yazısız emirle şu anda 28 Şubat davasından içeride insanlar yatıyor. 84 yaşında Çetin Doğan, 83 yaşında Fevzi Türkeri, 83 yaşında Yıldırım Türker, 79 yaşında Cevat Temel Özkaynak ve 78 yaşında Erol Özkasnak. Kiminin ben ziyaret ettiğimde yanağı delikti, beslenemiyordu kanser rahatsızlığından. Kimi birkaç dakika önce söylediğini hatırlayamaz hale gelmişti. Kimi tek başına yürüyemiyordu. Bu neyin kini, neyin intikamı? 28 Şubat yaşandı, hükümet değişti. Sen 28 Şubat’tan sonra Erbakan Hoca ile beraber Milli Görüş’te direnmek, devam etmek yerine sen ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ dedin. Sen 28 Şubat sürecinin zaten dümen suyuna girdin. Zaten o 28 Şubat’ta yaşananların devamında, partinin iktidara getirilmesi sağlandı. Sen Amerikan destekli bir projenin, Amerikan destekli siyasi figürüsün, ürünüsün. Şimdi çıkmış buraya, belki de iktidarını borçlu olduğu o süreçte bir suçu, günahı olmayan, belki hayatının son günlerini geçirecek olan, bir huzurlu nefese muhtaç bu güzelim insanları içeride tutarak zulmediyorsun. Buradan çağrımdır: Af yetkini domuz bağcılara, Sivas Katliamı’nın katillerine, gözü dönmüş canilere kullanıyorsun ama sana o süreçte, siyasetin askere müdahalesi diye algılanan bir bütünün neresinde ve ne kadar sorumlu oldukları bilinmeyen insanlara, işin üzerinden geçmiş neredeyse 30 sene halen daha kin duyuyorsun. Eğer şu kadarcık vicdan, ahlak, devlet adamlığı varsa yarın bu insanlarla ilgili af yetkini kullanır, bu ayıbı bitirirsin. Bu ayıbı bitirmezsen her zaman söylüyorum, teyit edersin ki senin şuranda kalp yok, bir taş var.
"ERBAKAN’IN MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİNİ ÇIKARANLAR, 14 MAYIS SEÇİMLERİNDE FATİH ERBAKAN’IN SİYASİ HAREKETİNE SARILMIŞTI İKTİDARDA KALABİLMEK İÇİN”
Erbakan’ın Milli Görüş gömleğini çıkarıp başka bir şey kuşananlar, ‘BOP’un eş başkanı oldum’ diye sevinenler, televizyonda anlatanlar, Erbakan’ın siyasi çizgisine mesafe koyarken 14 Mayıs seçimlerinde Fatih Erbakan’ın siyasi hareketine sarılmıştı iktidarda kalabilmek için. Bu seçimde de ‘Biz tek başımıza giriyoruz. Milli Görüş’ü biz tekrar iktidar yapacağız. Bu çizgi, çizgi değildir’ dediler. Bizim de eski ittifak ortaklarımızdan bizden ayrılanlar var, eleştirenler, hatta sert eleştirenler var. Biz iki kelimeyle cevap veriyoruz: ‘Canları sağ olsun.’ Aradaki farka bakın, iki taraf da ittifak ortağından ayrılmış. Bir yandan hocasının emaneti ve son seçimlerdeki ittifak ortağına ağzına geleni söyleyen ve onlara ‘sirk cambazı’ diyen Erdoğan’a, A Haber, ‘Erbakan’a sirk cambazı dediniz, ne diyorsunuz’ demiş. A Haber’e, ‘Kendine gel, haddini bil, ben onların adını anmam’ demiş. Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta oylarıyla kendini iktidarda tuttuğu Yeniden Refah seçmenine, hatta AK Parti ve MHP seçmenine, seçmenle kurduğu ilişkinin nasıl bir çıkar ilişkisi olduğunu, seçimden sonra hocasının oğluna sirk cambazı diyeni, soru soran kendi televizyonunun kanalına da nasıl fırça çektiğini gösteriyoruz ve şunu söylüyoruz: Cumhur ittifakı, renkleri koyu gri kasvetli bir iktidardır memleketin tepesine çökmüş. Bir gün kime felaket şimşeğini çaktıracağını, hangi yöreye ateş düşüreceklerini bilemezsiniz. Yönettikleri ülkede iş kazasıyla, güvencesiz olarak sınır dışında tuttuğu Mehmetçiğimizle, katleden erkeklerin şiddetine engel olmadıkları için, bireysel silahlanmaya negle olmadıkları için, kapı başındaki uyuşturucu satıcılarına engel olmadıkları için her gün birimizin ocağına ateş düşürebilecek bir korku ve suç ittifakıdır Cumhur İttifakı.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Baykar’ın Yeni Nesil Platformları K2 Kamikaze İha Ve Sivrisinek Mühimmatı Sahaya İndi
Baykar tarafından yerli ve özgün olarak geliştirilen yeni nesil kamikaze İHA K2 ile Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan’da gerçekleştirilen gösterimde geleceğin savaş konseptini ortaya koydu.
Testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve imha kabiliyetleri başarıyla sergilendi.
K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek, 5-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek SAHA 2026 fuarında ilk kez kamuoyuna tanıtılacak.
İSTANBUL – 24 NİSAN 2026
Baykar tarafından geliştirilen K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen gösterimde ileri teknolojik kabiliyetlerini ortaya koydu.
Gerçekleştirilen testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS’ten bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve vurucu güç yetenekleri başarıyla sergilendi.
SÜRÜ HALİNDE OTONOM UÇUŞ
17 Nisan’da gerçekleştirilen gösteri, 5 adet K2 Kamikaze İHA’nın 5 dakika içinde art arda havalanmasıyla başladı.
Havalanmanın ardından platformlar;
- “sağ kademeli”
- “hat”
- “V”
- “Turan”
formasyonlarında devriye uçuşu gerçekleştirdi.
Daha sonra Baykar tarafından geliştirilen yeni platform olan 10 adet Sivrisinek dolaşan mühimmatı, K2’lerin altında sürü halinde operasyona katıldı.
Gösteri sırasında Bayraktar TB2, TB3 ve AKINCI TİHA da sürü uçuşuna eşlik ederek operasyonu havadan kayıt altına aldı.
Beylikdüzü’nde 11. Çocuk Şenliği Başladı 23 Nisan Coşkusu Yaşam Vadisi ve Kent Ormanlarına Taşındı
Beylikdüzü Belediyesi tarafından 23-26 Nisan tarihleri arasında bu yıl 11’incisi düzenlenen “Beylikdüzü 23 Nisan Çocuk Şenliği” Yaşam Vadisi, Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi, Yakuplu Kent Ormanı ve Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı’nda başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleşen etkinliklerde çocuklar zumbadan atölyelere, ikramlardan eğlenceli aktivitelerle dolu programlarla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutluyor.
Beylikdüzü Belediyesi tarafından 23-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenen “Beylikdüzü 23 Nisan 11. Çocuk Şenliği” başladı. Şenliğin ilk günü, Yaşam Vadisi 1. Etap’ta bulunan Çanakkale Rölyef Alanı’nda gerçekleştirilen çelenk sunma töreniyle başladı.
Günün devamında Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi’nde çocuklar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen program kapsamında çocuk zumbası, çeşitli atölye çalışmaları ve ikramlarla dolu etkinliklerde bir araya geldi.
YAŞAM VADİSİ VE KENT ORMANLARINDA ETKİNLİKLER SÜRÜYOR
Şenlik programının 24, 25 ve 26 Nisan tarihlerinde Yaşam Vadisi 1. Etap’ta devam edeceği bildirildi. Ayrıca 25 Nisan’da Yakuplu Kent Ormanı’nda, 26 Nisan’da ise Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı’nda çocuklara yönelik etkinliklerin gerçekleştirileceği açıklandı.
“GÖZLERİNİZDEKİ IŞILTI GELECEĞE İNANCIMIZI GÜÇLENDİRİYOR”
Beylikdüzü Belediye Başkan Vekili Av. Önder Serkan Çebi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında yaptığı konuşmada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 106. kuruluş yıl dönümüne dikkat çekti.
Çebi açıklamasında, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet iradesini taçlandırdığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin açılışının 106. yıldönümüdür. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ifadelerini kullandı.
Çocukların geleceğin teminatı olduğunu vurgulayan Çebi, Beylikdüzü’nde “Çocuk Kenti” vizyonuna dikkat çekerek, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği bu anlamlı günde, Beylikdüzü olarak bir kez daha ‘Çocuk Kenti’ olma vizyonumuzu yineliyoruz.” dedi.
Çebi ayrıca, “Sizler bizim en kıymetli varlıklarımızsınız. Gözlerinizdeki ışıltı, geleceğimize olan inancımızı güçlendiriyor.” sözleriyle çocukların bayramını kutladı.
Özgür Özel:"Bursa’nın İradesine Darbe Yapılıyor!"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da tutuklu bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i ziyaret etti. Ziyaret sonrası cezaevi önünde açıklamalarda bulunan Özel, süreci "mafya yöntemi" ve "Bursa’nın iradesine çökme" olarak nitelendirerek iktidara "ara seçim" çağrısında bulundu.
Bursa İradesi Hedefte
Özgür Özel, Mustafa Bozbey’in 47 yıl sonra %47 oy farkıyla kazandığı zaferin hazmedilemediğini belirterek, operasyonun zamanlamasına dikkat çekti. 31 Mart'ın yıl dönümünde yapılan bu hamleyi bir "mesaj" olarak değerlendiren Özel, "Sandıkla kazanamadıklarını hakimin tokmağıyla almaya çalışıyorlar" dedi.
"Mustafa Bozbey’e Kirli Teklifler Yapıldı"
Özel’in açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri, Bozbey’e yönelik baskı iddialarıydı. Özel, Bozbey’in kendisine defalarca gelerek, "İlla AK Parti’ye geçeceksin, geçmezsen içeri gireceksin" şeklinde tehdit edildiğini söylediğini aktardı. Bozbey’in tüm belediye işlemlerinin didik didik edildiğini ancak somut bir kanıt bulunamadığını, suçlamaların "kriminal tiplerin" ifadelerine dayandırıldığını vurguladı.
Ekonomi ve Yönetim Eleştirisi
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin mali tablosuna da değinen CHP Lideri, Bozbey’in borç batağındaki bir belediyeyi devraldığını ve 2 yılda israfı önleyerek yaklaşık 10 milyar lira borç ödediğini hatırlattı. Kayyım atamalarını ve liyakatsiz atamaları eleştiren Özel, Eyüpsultan’da seçim kaybeden eski başkanın Bursa’ya genel sekreter yapılmasını "Bursa’ya hakaret" olarak niteledi.
Erdoğan’a "Düşman Hukuku" Yanıtı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Ana muhalefetle görüşürüz" açıklamalarına yanıt veren Özel, diyalog zemini için şartlarını açıkladı:
"Bizimle görüşmek isteyenler önce düşman hukuku uygulamaktan vazgeçecekler. Elinde tuttuğu yargı gücüyle halkın seçtiği başkanları içeri atarak diyalog kurulmaz. Önce o baltayı gömecekler."
Hodri Meydan: "Ara Seçime Varız!"
Özgür Özel, Türkiye genelindeki boş milletvekilliği koltukları için anayasal zorunluluk olan ara seçimi hatırlatarak iktidara meydan okudu. Kendi seçim bölgesi Manisa dahil olmak üzere, Bursa ve İstanbul gibi kritik yerlerde de seçime hazır olduklarını belirten Özel, "Eğer kendinize güveniyorsanız sandığı koyun, milletin sesini duyalım" dedi.
BTP'den madencilere destek
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Eskişehir'den gelerek Ankara'da eylem yapan Doruk maden işçilerine destek verdi.
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder başkanlığındaki BTP heyeti işçileri eylem yaptıkları yerde ziyaret etti.
Burada açıklama yapan Önder, "Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz" dedi.
BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi;
"Bağımsız Türkiye Partisi olarak madencilerimizin eylemlerine destek vermek için buraya geldik. Onların bu haklı mücadelesinde, onların bu hak mücadelesinde yanında olmaya geldik. Bu konu Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizim en hassas olduğumuz konu. Çünkü maalesef özellikle 2005 yılında yapılan maden yasası değişikliği ile birlikte madenlerde devletin ve milletin payı yok denilebilecek bir noktaya getirildi.
"Madenlerde devlet payı yüzde 3 ama o bile alınmıyor"
Bugün burada kömür madeninde çalışan madencilerimiz var. Devlet payı yüzde 3. Madenler aslında milletimize ait ama millet adına bu hakkı tahsil etmesi gereken devlet yüzde 3 alıyor. Bu yüzde 3'ü de almıyor. Yerin altında çalışma yapan madenciler, bu çalışma yerin altında yapıldığı gerekçesiyle yüzde 50 bu haktan da feragat ediliyor. Yetmiyor, çıkarılan madeni yine enerji tesisiyle işlendiği için değerlendirildiği için bir yüzd 50 daha bu devlet hakkından feragat ediyor. Dolayısıyla yüzde 1'ini millet adına devlet alıyor, yüzde 99'unu çıkaran firma alıyor. Ama yerin altında çalışan işçiler, yerin altında çalışan madenciler, bu haktan bırakın bu imtiyazlardan, bu teşviklerden yararlanmayı takdir edilmiş olan ücreti bile maalesef alamıyorlar.
"Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz"
3 aylık, 5 aylık, 8 aylık ücretini alamayan, tazminat haklarını alamayan madencilerimiz burada hak mücadelesini veriyorlar. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok güzel bir sözü var: Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz. Dolayısıyla buradaki madenciler kendi haklarına sahip çıkmak üzere, haklarına haksızlık yapmamak üzere buradalar. Öncelikle bu madencilerimizin sorunları çözülsün. Madencilerimiz hakkını vermeyen firmalar karşısında ezilmesin. Buna devlet müsaade etmesin. Devlet bunun için var. Devlet zayıf durumda olanı korumak için var. Devlet güç odaklarına dur demek için var. Öncelikle bu madencilerin haklarını alma konusunda devletin inisiyatif kullanması lazım. Ama uzun vadede devlet payının, millet payının artması lazım.
"Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor ama.."
Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor. Daha fazla tıraş yaptığı gerekçesiyle berberlerden daha fazla vergi almaya çalışıyor. Ama maden firmalarından beyan usulü getirilmek suretiyle maden firmalarının beyanını yeterli kabul ediyor. Yani 'ben şu kadar kömür çıkarıyorum, şu kadar altın çıkarıyorum' şeklinde maden firmasının beyanını esas kabul edip yeterli kabul edip ona göre vergi alıyor. Bu çok ilginç bir durum. Devlet çıkarılan, millete ait olan bu madenden doğru dürüst vergi almıyor, devlet payı almıyor. Bütün bu hakları tek başına alıp kullanan firma yerin altında çalışan, canını ortaya koyarak çalışan bu madencilere temel hakları bile, takdir ettiği ücreti bile, devletin tanımış olduğu tazminatları bile maalesef vermiyor. Bu, insanımızın yoksulluğa yuvarlandığının en net fotoğraflarından bir tanesidir.
"Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor"
Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz, çok değerli görüyoruz. Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor ve haklarını söke söke alıncaya kadar da milletimizin kalbi, milletimizin gönlü bu madencilerle beraber olacaktır"
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel Görevden Uzaklaştırıldı
İstanbul’da Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN RESMİ AÇIKLAMA
T.C. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve rüşvet alma” suçları kapsamında yürütülen soruşturma çerçevesinde tutuklandığı bildirildi.
İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 22 Nisan 2026 tarihli kararı doğrultusunda tutuklanan Adıgüzel hakkında, Anayasa’nın 127. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47. maddesi gereğince geçici tedbir uygulanarak görevden uzaklaştırma kararı alındı.
SORUŞTURMA KAPSAMINDA TUTUKLANDI
Yetkililer, yürütülen soruşturmanın “suç örgütü kurma ve rüşvet alma” iddialarını kapsadığını belirtti. Soruşturmanın devam ettiği ve sürece ilişkin yeni gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.
GÖZLER YENİ GELİŞMELERDE
Ataşehir Belediyesi’nde yaşanan bu gelişmenin ardından, görevden uzaklaştırma kararının geçici bir tedbir olduğu ve yargı sürecinin devam edeceği vurgulandı.
FEGÜM’den Fenerbahçe’ye Lojistik Destek: "Sınır Tanımayan Sevda Kemerburgaz’da Buluştu!"
Fenerbahçeli Gümrükçüler ve Lojistikçiler Platformu (FEGÜM), Kemerburgaz’da düzenlediği dev organizasyonla gövde gösterisi yaptı. Başkan Sadettin Saran’ın şampiyonluk ateşini yaktığı gecede, FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız: "Fenerbahçe sadece bir kulüp değil, bir duruştur!" dedi.
Kemerburgaz’da Kadıköy Ruhu: FEGÜM’den Teknoloji Çıkartması
Arka Haber ekibinin yerinde takip ettiği organizasyon, İstanbul Kemerburgaz’daki Orion Film Platosu’nda gerçekleşti. FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız ve yönetiminin vizyonuyla hazırlanan özel alanda, 3D sinema stüdyo teknolojisi kullanıldı. Katılımcılar, lojistik gücüyle teknolojiyi birleştiren bu atmosferde kendilerini Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun merkezinde hissetti.
Geceye; Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, Futbol Şube Sorumlusu Ertan Torunoğulları ve Yönetim Kurulu Üyesi Eren Ergen tam kadro katılarak FEGÜM’ün camia içindeki ağırlığını tescilledi. Eski başkan Ali Koç ise selamlama mesajıyla bu birliğe destek verdi.
Burçay Yıldız: "Ekonominin Görünmeyen Kahramanları Fenerbahçe İçin Bir Arada"
Gecenin ev sahibi FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız, yaptığı açılış konuşmasında lojistik sektörünün ülke ekonomisindeki kritik rolünü Fenerbahçe aidiyetiyle birleştirdi. Yıldız, şu ifadeleri kullandı:
"Bizler gümrük kapılarında, limanlarda ve lojistik ağlarda görev yapan, ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlayan bir gücüz. Gümrük kapıları sadece geçiş noktası değil; emeğin ve ticaretin başladığı yerdir. FEGÜM olarak 1200 kongre üyemizle, tıpkı Fenerbahçe gibi sınır tanımıyor, her zaman daha ileriye bakıyoruz!"
Sadettin Saran: "FEGÜM İyi Günde de Kötü Günde de Yanımızda"
Başkan Sadettin Saran, FEGÜM ailesinin yarattığı atmosferden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, camiaya umut dolu mesajlar verdi. Cuma günü yaşanan moral bozukluğunun ardından bu etkinliğin kendisine çok iyi geldiğini belirten Saran:
"Yaralandık ama şampiyonluk inancım hala dipdiri!"
"Oyuncularla konuştum, o hırsı ve isteği gözlerinde gördüm."
"Fenerbahçe’nin FEGÜM gibi gruplara ihtiyacı var; sizler kulübümüz için çok faydalısınız."
sözleriyle platformun önemine dikkat çekti.
Rozetler Başkan Saran’dan: FEGÜM Ailesi Büyüyor!
Gecenin sonunda, FEGÜM bünyesine yeni katılan üyelere rozetlerini bizzat Başkan Sadettin Saran taktı. Hediye takdimleri ve çekilen hatıra fotoğrafları, sarı-lacivertli camianın gümrük ve lojistik dünyasındaki sarsılmaz kalesini bir kez daha mühürledi.
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel Gözaltında
İSTANBUL – CHP’li belediyelere yönelik yürütülen operasyonlar kapsamında, İstanbul Ataşehir Belediyesi’ne düzenlenen operasyonda aralarında Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in de bulunduğu toplam 20 kişi gözaltına alındı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonda, “rüşvet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla belediye yönetimi ve bazı personeller hakkında işlem başlatıldı.
Savcılık: “Rüşvet ve İhale Usulsüzlüğü Bulgularına Ulaşıldı”
Savcılık tarafından yapılan açıklamada, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ile birlikte belediye başkan yardımcıları ve ilgili birimlerde görevli isimler hakkında ihale, imar ve iskan süreçlerinde rüşvet alındığına dair ihbarlar bulunduğu belirtildi.
Açıklamada, MASAK raporları ve HTS kayıtları doğrultusunda yapılan incelemelerde;
Ataşehir Belediyesi sınırları içerisinde faaliyet gösteren bazı firmalardan yapı ruhsatı ve iskan işlemleri karşılığında rüşvet alındığına dair bulgulara ulaşıldığı öne sürüldü.
Soruşturma kapsamında, ruhsat işlemlerinin rüşvet karşılığında gerçekleştirildiği iddiaları üzerine operasyonun genişletilerek sürdüğü ifade edildi.
Gözaltına Alınan İsimler
Soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar arasında şu isimler yer alıyor:
- Onursal Adıgüzel – Ataşehir Belediye Başkanı
- Birkan Birol Yıldız – Başkan Yardımcısı
- Oğuz Kaya – Başkan Yardımcısı
- Orhan Aydoğdu – Başkan Yardımcısı
- Mürteza Kutluk – Mali İşler Müdürü
- Alpay Arslan – Özel Kalem Müdürü
- Aysun Gökçen – Yapı Kontrol Müdürü
- Basri Onur Dedetaş – Ruhsat ve Denetim Müdürü
- Aslı Sevinç Afat – Mimar
- Nimet Karademir – Plan Proje Müdürü
- Gülbin Ergünay – İmar Ruhsat Müdürü
- Mehmet Yılmaz – Zabıta Komiser Yardımcısı
- Çağlar Kaya – Şoför
- Doğancan Topal – Şoför
- Ezgi Nur Yılmaz – Yapı İmar Müdürü
- Cengiz Gündoğan – Belediye Çalışanı
- Mesut Bayram – BAO Yapı Ltd. Şti.
- Fatih Velioğlu – Proce Mimarlık
- Haydar Battal – Belediye Çalışanı
- Murat Gerger – MG Yapı
- Erhan Çelebi – Asraş Yapı
- Onursal Adıgüzel’den El Yazılı Mesaj: “Bu Bir İtibar Suikastıdır”
Gözaltı sürecinin ardından Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, sosyal medya hesabından el yazısıyla kaleme aldığı bir mesaj paylaşarak kamuoyuna seslendi.
Ataşehir halkına hitap eden Adıgüzel, göreve geldiği günden bu yana kamu yararını gözeterek çalıştığını belirtti:
“Göreve geldiğim ilk günden bugüne Ataşehir’in çocukları, gençleri, kadınları ve büyükleri için gece gündüz çalıştım.”
Gözaltı sürecine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
“Haksız, hukuksuz yere gözaltında tutulan diğer arkadaşlarım gibi çeşitli iftiralarla bugün sizlerden uzağım.”
Adıgüzel, yaşananların siyasi olduğunu öne sürerek dikkat çeken bir çıkış yaptı:
“Bu yaşadıklarım tamamen siyasi ve itibar suikastıdır.”
Mesajının sonunda ise sürecin sonunda gerçeklerin ortaya çıkacağına inandığını ifade etti:
“Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak ve biz tekrar buluşacağız.”
Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İGKADER Heyetini Ağırladı
Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İGKADER heyetini ağırladı. 4-5 Haziran’da İkitelli OSB’de düzenlenecek Kadın, Gençlik ve Sanayi Zirvesi için önemli iş birliği mesajları verildi. Kadın girişimciler sanayi ile buluşuyor.
İSTANBUL – Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İstanbul Girişimci Kadınları Destekleme Derneği (İGKADER) Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Ege ve beraberindeki heyeti belediye binasında ağırladı
Gerçekleşen ziyarette, 4-5 Haziran tarihlerinde İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenecek olan “İGKADER Kadın, Gençlik ve Sanayi Zirvesi” hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Başkan Kartoğlu: “Üreten Kadın Güçlü Toplumun Temelidir”
Ziyarette konuşan Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, kadın girişimciliğinin ve üretimin desteklenmesinin yerel kalkınma açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Kadınlarımızın üretimde daha fazla yer alması, hem ekonomik büyüme hem de toplumsal gelişim açısından kritik bir öneme sahiptir. Yerel yönetimler olarak, kadın girişimciliğini destekleyen, üretimi teşvik eden her projenin yanında olmaya devam edeceğiz. İGKADER’in gerçekleştireceği bu zirveyi çok kıymetli buluyor, başarılar diliyorum.”
Nilgün Ege: “Kadın Emeğini Sanayi ile Buluşturuyoruz”
İGKADER Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Ege ise, Anadolu’nun dört bir yanından gelecek kadın üreticilerin sanayicilerle buluşacağını belirterek şunları söyledi:
“Bu zirve ile kadın kooperatiflerimizi doğrudan sanayi ile buluşturuyoruz. Amacımız; üretimin ticarileşmesi, kadın emeğinin değer bulması ve sürdürülebilir iş birliklerinin kurulmasıdır.”
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel Elazığ'da Gözaltına Alındı!
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, yürütülen bir soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alındı.
Tunceli gündemine bomba gibi düşen bir son dakika gelişmesi yaşandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma dosyası kapsamında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Elazığ’da emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı.
Soruşturmanın Odağında Ne Var?
Edinilen ilk bilgilere göre, gözaltı işlemi Sonel'in Tunceli Valiliği görevini yürüttüğü döneme ait bazı uygulamalar ve idari işlemlerle ilgili yürütülen hukuki süreç çerçevesinde gerçekleşti. Elazığ’da gözaltına alınan Tuncay Sonel’in, ifadesi alınmak üzere Tunceli’ye nakledileceği belirtiliyor.
Tuncay Sonel Dönemi Yeniden Mercek Altında
Tunceli ve ardından Ordu Valiliği görevlerinde bulunan, halkla kurduğu diyaloglar ve "yetim gülerse dünya güler" projeleriyle tanınan Sonel, son dönemde Mülkiye Başmüfettişi olarak görev yapıyordu. Yapılan bu operasyon, Sonel’in görev yaptığı döneme dair idari ve mali süreçlerin yargı tarafından yeniden incelendiğini gösteriyor.
Resmi Açıklama Bekleniyor
Gözaltı haberinin yayılmasının ardından kamuoyu, soruşturmanın detaylarına kilitlendi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın önümüzdeki saatlerde konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapması bekleniyor.
Pi̇yasalarda "Hürmüz" Rüzgari: İslam Memi̇ş'ten Altin, Petrol Ve Ekonomi̇ İçi̇n Kri̇ti̇k Uyarilar!
Ekonomi piyasalarının yakından takip ettiği isimlerden İslam Memiş, haftalık değerlendirme videosunda piyasalardaki sert dalgalanmaları, petrol fiyatlarındaki manipülasyonu ve altın-gümüş fiyatlarındaki yeni hedefleri açıkladı. Memiş, sadece ekonomi ile sınırlı kalmayarak Türkiye'nin derin yarası haline gelen "finansal kumar bağımlılığı" konusunda da devlet yetkililerine çağrıda bulundu.
PETROLDE %9'LUK SERT DÜŞÜŞ: "BÜYÜK BİR SOYGUN!"
Hafta başında 108 dolar seviyelerine kadar yükselen petrol fiyatlarının, Hürmüz Boğazı'nın açık kalacağına dair açıklamalarla 90 dolara gerilediğini belirten Memiş, bu durumu sert bir dille eleştirdi: "Pazartesi %8 yükselen petrol, 4 gün sonra %9 düştü. Ne kadar büyük bir manipülasyon ve soygun olduğunu yakından izliyoruz."
ALTIN VE GÜMÜŞTE YENİ HEDEFLER: "YIL SONUNDA 5 HANELİ RAKAMLAR"
Altın ve gümüş yatırımcısına "sessizce beklemeye devam" mesajı veren Memiş, kalıcı bir ateşkes ve anlaşma haberi gelmesi durumunda beklediği seviyeleri paylaştı:
Ons Altın: Kademeli olarak 5.200 dolar seviyesi.
Gram Altın: Önce 7.500 TL, yıl sonunda ise 5 haneli rakamlar.
Ons Gümüş: 86 dolar direnci kırılırsa 90 dolar hedefi.
Borsa İstanbul (BIST 100): Anlaşma haberiyle hedef 16.000 puan.
Memiş, 2026 yılı için özellikle güçlü bir psikoloji ve finansal okuryazarlığın her zamankinden daha önemli olacağının altını çizdi.
TOPLUMSAL UYARI: "SESSİZ ENKAZ: FİNANSAL KUMAR BAĞIMLILIĞI"
İslam Memiş, haber portalımız ve sosyal medya hesaplarımızda da sıkça vurguladığımız toplumsal çöküşe dikkat çekti. Kahramanmaraş’taki acı olayları hatırlatan Memiş, gençleri pençesine alan finansal kumar tehlikesi için çözüm önerilerini sıraladı:
Bankalara Sorumluluk: 18-20 yaşındaki gençlerin hesaplarından sanal bahis ve şans oyunlarına yapılan para transferleri bankalar tarafından engellenmeli.
Meslek Edindirme: Esnaflarımız gençlere sahip çıkmalı, usta öğreticilik belgeleriyle gençleri üretime dahil etmeli.
Diyanet ve Eğitim: Camilerde ve okullarda sadece genel konulardan değil, güncel toplumsal problemlerden ve bilimsel yaklaşımlardan bahsedilmeli.
"PARAYI KAZANIRSINIZ AMA ZAMANI GERİ ALAMAZSINIZ"
Haftayı büyük bir üzüntüyle kapattıklarını belirten Memiş, "Kimin için ne biriktiriyorsun? Kaybettiğimiz nesiller varsa biriktirilen mirasların hiçbir önemi kalmayacak" diyerek aileleri ve yetkilileri daha şeffaf ve duyarlı olmaya davet etti.
Siz piyasalardaki bu manipülatif dalgalanmalar ve gençleri bekleyen tehlikeler hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz!
İlk Yorum yapan siz olun!