CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Onlar devletin genleri ile oynadılar. Şimdi devletin başı, bulunduğu makam öyle, yürütmenin başı; efendim bir terör saldırısı olmuş, kime telefon açmış, kime telefon açmamış. Onun tartışması sürüyor… Siz eğer yürütmenin başı olarak, iktidarın sahibi olarak verilen sorumluluğu yerine getirirseniz ana muhalefet partisi karşınıza geçer, ‘bir kalp gibi birlikte olmanın, birlikte çalışmanın sorumluluğunu hissettik’ der. Ama siz eğer bu gelenekleri terk ederseniz, bilgi ver dediğinizde ‘Kim oluyorsun sen, sana ne bilgi vereceğiz’ derseniz, CHP’nin taleplerini ötekileştirirseniz, siz eğer benzer 9 şehidimizin, yeniden şehitlerimizin geldiği gecede bu sefer bazı liderlere telefon açıp bazı liderleri aramamaya kalkarsanız siz her şey olabilmişsiniz demektir ama devlet adamı, insanı olamamışsınız demektir” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Onlar devletin genleri ile oynadılar. Şimdi devletin başı, bulunduğu makam öyle, yürütmenin başı; efendim bir terör saldırısı olmuş, kime telefon açmış, kime telefon açmamış. Onun tartışması sürüyor… Siz eğer yürütmenin başı olarak, iktidarın sahibi olarak verilen sorumluluğu yerine getirirseniz ana muhalefet partisi karşınıza geçer, ‘bir kalp gibi birlikte olmanın, birlikte çalışmanın sorumluluğunu hissettik’ der. Ama siz eğer bu gelenekleri terk ederseniz, bilgi ver dediğinizde ‘Kim oluyorsun sen, sana ne bilgi vereceğiz’ derseniz, CHP’nin taleplerini ötekileştirirseniz, siz eğer benzer 9 şehidimizin, yeniden şehitlerimizin geldiği gecede bu sefer bazı liderlere telefon açıp bazı liderleri aramamaya kalkarsanız siz her şey olabilmişsiniz demektir ama devlet adamı, insanı olamamışsınız demektir” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM’de; partisinin Grup Toplantısı’nda konuştu. Grup Toplantısı’nda önce, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın çağrısı ile başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
CHP Genel Başkanı Özel daha sora; Zonguldak Gökçebey Belediye Başkanı Vedat Öztürk ve Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli’ye CHP rozeti taktı.
Özel, “Çok acılı ve üzüntülü bir günde ailemize katıldınız ama buğundan sonraki süreçte sizin hizmet ettiğiniz güzel içlerimizin hem Zonguldak hem Çanakkale’mizin, hem 81 ilimizin böyle acıları değil güzel günleri yaşadığı yarınlarda milletimize, devletimize, ülkemize en güzel hizmetleri etmenizi bekliyoruz. CHP ailesine, baba ocağına hoş geldiniz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özel, gündemdeki konulara ilişkin şunları söyledi:
“Zor günlerden, acılı günlerden geçiyoruz. Ekonomik, hukuki, demokratik, diplomatik açıdan ve güvenlik politikaları açısından 86 milyon vatandaşımızın zorlandığı, üzüldüğü, kahrolduğu şekilde kötü yönetiliyoruz. Cuma günü akşam saatlerinde, daha 3 hafta önce bile olmadan, 20 gün önce üst üste aldığımız şehit haberlerinden, 12 vatan evladımızı kaybettiğimizin acısı yüreklerimizi yakarken bu sefer yine aynı rakımda, aynı üst bölgesinden bu kez 9 askerimizin, 9 vatan evladımızın şehitlik haberini aldık.
Üsteğmenimiz Gökhan Delen, uzman çavuşlarımız Serkan Sayın, Hakan Gün, Ahmet Köroğlu, sözleşmeli erlerimiz Müslüm Özdemir, Kemal Batur, Emrullah Gülmez, Murat Atar ve Muhammed Tunahan Evcin… Bizler evlerimizde rahat uyuyalım diye, şanlı bayrağımız dalgalansın diye görev yaparken hayatlarını kaybettiler. Şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz, acılı ailelerine, milletimize, ülkemize, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bir kez daha başsağlığı dileklerimizi iletiyorum.
“BİR EKSİK VARSA GİDERECEKSİNİZ Kİ BİR SONRAKİ SEFER AYNI ACI HABERLERİ ALMAYALIM”
Son 1 ayda 25 askerimizden 23’ü Pençe-Kilit operasyon bölgesinde hayatını kaybetti, son 3 ayda rakımı, koordinatı aynı olan, ben tekrar etmek istemiyorum, üst bölgemizde tam 19 Mehmetçiğimizi kaybettik. Her şehit haberinden sonra aynı ezberi tekrarlayanlar yine aynı ezberi tekrar etmeye, bizi de peşlerine takılmaya, susmaya, sorumluluklarını hatırlatmamaya, onlardan hesap sormamaya davet ettiler. Biz eğer bir ülkede kötü giden bir şey varsa… Ekonomi kötü yönetilir fiyatlar artıyorsa eleştirirsiniz. Dış politika kötü yönetilir yalnızlaşırsınız eleştirirsiniz. İç işlerinde aksaklık vardır, asayiş zafiyeti vardır. Eleştirirsiniz. Ama birileri bir kararı verir, tartışmayın der, sonra oradan sürekli şehit haberleri gelir. Tartışmayın. Şehit haberleri gelir tartışmayın. Evlatlarımızın kanı yerde kalmayacak derler ama evlatlarımızın kanı üzerine başka evlatlarımızın kanı akar. ‘Evlatlarımızın kanı yerde kalmayacak, siz konuşmayın.’ Biz konuşacağız ki, bundan sonra evlatlarımızın kanı yerde kalmayacak değil evlatlarımızın kanı akmayacak, biz bunun için konuşuyor ve itiraz ediyoruz.
Geçen sefer beylerin ezberini bozduk, dedik ki ‘Eğer siz gelip de burada neden sürekli geçici üst bölgelerinde, kar yağdıktan sonra orada güvenliğin sağlanıp sağlanmadığı önceden hesaplanmadan, eğer o geçici üst bölgesini koruya bileceksek kalma kararı alarak, koruyamayacaksak usulüne uygun olarak orası boşaltılıp zamanı gelince tekrar oraya gidilmesi gibi benimsenmiş bir askeri taktik varken bu kararları kim aldı? Niye inat ediyor? Sürekli aynı şekilde şehit veriyoruz. Bunu gelip burada cevaplayacaksınız.’ Sorularımıza yanıt vereceksiniz, bir eksik varsa gidereceksiniz ki bir sonraki sefer aynı acı haberleri almayalım.’ Dediler ki ‘Biz bilgi vermeye gelmeyiz.
Dediler ki… ‘İşte kâğıt, işte kalem. Bizim yanımızda bildiriye imza atacaksın.’ Dedik ki ‘Sorumluluğunuzu sizinle paylaşmayız. Bu sorulara cevap verilmeden sorumlularla aynı A4’te buluşmayız.’ İtiraz ettik. Kendi bildirgemizi yayınladık. Onlar kınıyorlardı, biz PKK’yı lanetledik. Onlardan çok daha net ve sert hem hesap soran hem de yol gösteren bildirgemizi açıkladık. Yokmuş gibi yaptılar. Çünkü onlar için terörü kınamanın kıymeti yok, yanlarında durmanızın kıymeti var. Onlar için doğruları söylemenizin kıymeti yok, arkalarına dizilmenizin kıymeti var. Onlar için şehitlerimiz gelmesin diye birlik, beraberlik içinde olmak için doğruları savunmanın kıymeti yok, onların iktidarını sarsmamanızın kıymeti var. Biz o gün itiraz ettik. Manşetlerden bildirgemizi görmediler. PKK dediğimiz halde Tayyip Erdoğan diyemediği halde, ‘PKK demedi’ dediler. Provokasyon yapıp şehit cenazelerine kendi militanlarını götürüp sözde bizi protesto etmeye kalktılar. Bir adım geri atmadık. Durduğumuz yerde durduk, sorulara cevap alamadık ama sorumluluğu da paylaşmadık.
“İYİ PARTİ’NİN DE BU SORUNLU ADALET VE KALKINMA PARTİSİ’NDEN AYRIŞARAK KENDİ BİLDİRGELERİNİ İMZALAMASINI ÜMİT EDİYORUZ”
Maalesef cuma akşamı 9 eve daha ateş düştü. Aynı bölge, aynı üstü, aynı zafiyet, aynı hatalar ve yeni şehitler. Sonra yine çıkmışlar, dediler ki ‘Bir kez daha kınama yayınlayalım.’. Doğrudan dedik ‘Biz artık orada yokuz, tavrımız değişmez.’ Bakın şimdi ne oluyor? Bugün 2 bakan o gelmedikleri Meclis’e bugün geliyor, vermedikleri beyanatı, bilgiyi veriyorlar. Meclis’in karşısına çıkıyorlar ve bekliyoruz ki sorularımızı yanıtlayacaklar.
CHP’ye imza atmadı diye ‘Vatan haini’ diyebilecek tıynettekiler uzaklardan iyi dinlesin. Bu salon nerede durdu, nasıl durdu, nasıl o gün birlik ve beraberlik içinde o gün ortak tavrın arkasında durdu, bugün ne oluyor? O gün biz imza atmadık. Bugün Meclis Başkanı yine bir bildirge kaleme almış, yine bütün partilere yollamış. İmzalayanlar var, CHP imzalamadı. Bu kez Saadet, Gelecek, DEVA, Demokrat Parti imzalamadı. CHP kendi bildirgesini MYK’dan imzalamıştı. Grup başkanvekillerimle birlikte imzaladık, bugün Meclis Başkanlığına CHP grubunun bildirgesini de sunuyoruz. Saadet, Gelecek, DEVA, Demokrat Parti kendi bildirgelerini sunuyorlar. AK Parti, MHP ve İYİ Parti de bir başka bildirge sunuyorlar. Hepsi okunsun, oylansın. Kim nerede, nasıl duruyor, kim kimin yanında duruyor? Hepsi belli olsun. Bir tek şey söylerim, üyelerinin iyi niyetine, vatanseverliğine, Cumhuriyetçiliğine, Atatürkçülüğüne sahada hepimizin şahit olduğu, geçmişte birlikte ittifak içinde olduğumuz, AK Parti’nin ve MHP’nin yanlış politikalarına onurla itiraz eden İYİ Parti’nin de bu sorunlu Adalet ve Kalkınma Partisi’nden ayrışarak kendi bildirgelerini imzalamasını ümit ediyoruz. Aksi durum hepimizi çok üzüyor.
Eleştiri, tartışma olacak. Çünkü birilerinin rahatı bozuluyor. Huzuru bozuluyor. Provokasyon olacak. Önemli olan biz kendimizi biliyor muyuz, Atatürk’ün partisi olduğumuzu, hepsinden milliyetçi, vatansever olduğumuzu biliyor muyuz? Gerçek milliyetçiliğin şehit tabutunu tutup propaganda yapmak değil, briket evlere koca bayrak asmak değil analar ağlamasın, şehitler olmasın diye doğru, gerçek politikaları savunmanın doğru olduğunu biliyor muyuz? Biz kendimize güveniyoruz, kim ne yaparsa yapsın. Bugüne kadar ezber bozulunca bizim de okuduğumuz gazetelerde yazanlar, bazı bizim içimizdeki arkadaşlar ‘Keşke ayrılmasaydık, keşke o imzayı atsaydık. Yahu ben gideyim onlarla imza atayım.’ Kardeşim sen durduğun yerde dur, Atatürk’ün çizgisinde, baba evinde dur, CHP’de dur, gör bak nasıl zaman seni yine halkı çıkaracak.
“DEVLETİN GENLERİ İLE OYNADILAR”
Tayyip Beyin peşine takılmadık, acaba yanlış mı yaptık? Takılmayacağız, birlikte olacağız, haklı çıkacağız ve sonunda biz başaracağız. Siz başaracaksınız. CHP seçimden en çok oyu alma hesabıyla değil ama bu ülkede herkes huzurlu, eşit, zengin, acısız, ayrımsız yaşadığında, paha biçilemeyecek 2 şeyin, rengi olmayan 2 şeyin herkes kıymetine vardığında; bir anaların göz yaşının rengi olmaz, iki alın terinin rengi olmaz. Bu memleketteki bütün analar ve emekçileri CHP’nin sevgisiyle, saygısıyla kucaklıyoruz. Sizin için hep birlikte başaracağız.
Adalet ve Kalkınma Partisi sadece hayat pahalılığı yaratmadı, sadece ötekileştirerek, kutuplaştırarak toplumsal barışı zafiyete uğratmadı, sadece Türkiye’yi dış politikada yalnız ve kimsenin olması gerektiği gibi iyi ilişkiler kurduğu bir ülke haline getirerek, yalnızlaştırarak kötülük yapmadı. Onlar devletin genleri ile oynadılar.
Geldiğimiz günlerde, şimdi devletin başı, bulunduğu makam öyle, yürütmenin başı, efendim bir terör saldırısı olmuş. Kime telefon açmış, kime telefon açmamış. Onun tartışması sürüyor. Öyle ki bu ülkede savunma, güvenlik, dış politika gibi konularda hassas gelişmeler olduğunda yürütmenin başı ya da bakanları, örneğin MİT Müsteşarı, Genelkurmay Başkanı gibi üst düzey görevliler yürütme adına gider başta ana muhalefet partisi, Meclis’te bulunan partileri bilgilendirirler, ayrıca Genel Kurul’a da bilgi verirlerdi. Bakın tarihe dönüp gidelim. Kıbrıs Barış Harekatı, Ecevit kapının önüne çıkmış. Demiş ki ‘Ayşe tatile çıktı. Biz adaya sadece Türklere değil Rumlara da barış götürmek üzere barış harekatını yapıyoruz.’ Meclis’e gelmiş ve ilk önce Süleyman Demirel’in telefonu çalmış. Ardından bütün liderler, öğleden sonra Meclis olağanüstü oturuma davet edilmiş, olağanüstü oturumda Meclis Barış Harekatı için Ecevit tarafından bilgilendirilmiş. Ardından Süleyman Demirel’in açıklaması: Bugün TBMM milli meseleler karşısında Türkiye’nin güçlüklerle, zor ve çetin sorunlarla karşı karşıya kaldığı zaman nasıl bir kalp gibi hareket edilmesinin lazım geldiğinin, nasıl bir kalp gibi atması lazım geldiğinin fırsatı ile karşı karşıya bulunmaktadır.’ Siz eğer yürütmenin başı olarak, iktidarın sahibi olarak verilen sorumluluğu yerine getirirseniz ana muhalefet partisi karşınıza geçer, bir kalp gibi birlikte olmanın, birlikte çalışmanın sorumluluğunu hissettik der. Ama siz eğer bu gelenekleri terk ederseniz, bilgi ver dediğinizde ‘Kim oluyorsun sen, sana ne bilgi vereceğiz’ derseniz. CHP’nin taleplerini ötekileştirirseniz, siz eğer benzer 9 şehidimizin, yeniden şehitlerimizin geldiği gecede bu sefer bazı liderlere telefon açıp bazı liderleri aramamaya kalkarsanız siz her şey olabilmişsiniz demektir ama devlet adamı, insanı olamamışsınız demektir.
“BAZI TELEFONLARIN GELMESİ, GELMEMESİNDEN DAHA KÖTÜDÜR. GELMEYEN TELEFON İLE GURUR DUYUYORUM”
Bir şey söyleyeyim, samimiyetle, laf aramızda söyleyeyim. Bazı telefonların gelmesi, gelmemesinden daha kötüdür. Gelmeyen telefon ile gurur duyuyorum. Çünkü o telefonu açarken bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, ülkenin çıkarlarını düşünerek, bütün oy veren seçmene saygı duyarak değil geleceğe dönük siyasi tahlil, tasarruf, taktiklerini düşünerek yapıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek tahayyülünde yer almamak CHP için onurdur.
Bugün sayın bakanlar gelecek, doğrusunu yapıyorlar. Kürsü alacaklar, orada olacağız. Orada olacağım. Dinleyeceğiz. Ama orada açık kaynaklardan edinilen bilgilerin bir tekrarını, haber bültenlerindeki konuşmaların bir özetini dinlemeye gitmiyoruz. Bunu da bilsinler. Mahremiyet derecesi yüksek bilgiler varsa kapalı oturum yapma imkanı vardır. 10 yıl tutanaklar açıklanamaz. 10 yıl süre ile kimse bu konuda ağzını açamaz. Ancak sadece eldeki bilgilerin bir tekrarı, milletin Meclis’ine şeklen saygı ama özde saygısızlık demektir.
CHP grubu olarak daha önce yazılı olarak da tekrarladığımız şu soruları bir kez de sizin huzurunuzda bilgilendirmeden 1 saat önce tekrar etmek isterim:
20 aydır Pençe- Kilit operasyonu sürüyor. Pençe- Kilit harekatının siyasi ve askeri hedefleri, bu hedeflere ulaşma durumu nedir? Bölgede terörist faaliyetlerine ilişkin istihbarat temininde zafiyet var mıdır? Teröristlerin saldırıları üs bölgelerinin mevsimsel koşullara karşı yeteli korumaya ve gerekli tahkimata sahip olmaması sebebiyle mi önlenememektedir? İnsansız hava araçlarının mevsimsel koşullar nedeniyle uçamadığı durumlarda gözetleme zafiyetini giderecek ilave tedbirler alıyor musunuz? Üs bölgelerinin termal kamera ve benzeri gözetleme sistemleri, nicelik ve nitelik olarak yeterli midir? Yetersizse neden hızla giderilmemektedir? Bu konuda TBMM’ye bir görev düşmekte midir? Özellikle altın saat olarak tabir edilen süre içinde sağlık desteği, acil tıbbi müdahale imkân ve kabiliyetleri yeterli midir? Askeri sağlık sisteminin ilga edilmesi, ortadan kaldırılması, GATA’nın kapatılması, askeri hastanelerin kapatılması ve timlerin içinde sağlık astsubaylarının timle birlikte bulunmalarının terk edilmesi, bu altın saatte kurtarılabilecek çok sayıda Mehmetçiğin ölümüne sebebiyet vermekte midir? Bu soruların hepsine bugün de cevap arıyoruz, bundan sonra da cevap arayacağız. 21 aydır Pençe- Kilit harekâtında hedeflere neden ulaşılmadığını, buradaki kusurların nereden ve kimlerden kaynaklandığını, ne için giderilmediğini takip etmeye devam edeceğiz. Şu an Suriye ve Irak’taki askerlerimizin durumunu, ihtiyaçlarının giderilip giderilmediğini, moral ve motivasyonlarının ne noktada olduğunu ısrar ile takip edeceğiz.
Bu sorular benim sorularım değil. Bu sorular bir partiye ait sorular değil. Bu sorular evlatları orada olan, eşleri ve babaları Irak’ta, Suriye’de olan Mehmetçiğin ailelerinin en çok merak ettiği, üstünde titizlendiği sorulardır. Bu sorular ömürleri boyunca bu orduya şanla, şerefle hizmet etmiş, şimdi bu ordunun emeklisi olma onurunu taşıyan komutanların meselede gördüğü sorunlardır. Bize yapmış oldukları doğru yönlendirmeler, meselenin çözümüne yönelik önerileri de içinde bulunduran yapıcı sorular, eleştirilerdir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yanıtlaması gereken temel nokta ise şudur. Çetin bir coğrafyada, zorlu kış koşullarında, sınırlarımızın uzağında üs bölgelerinde Mehmetçiklerimizin güvenliğinin sağlanamadığı bu süreçte bu kararlar askeri olarak verilmekte ve savunulmakta mıdır? Yoksa sivil olarak verilmekte ve askere dayatılmakta mıdır? İsveç’in NATO üyeliği için bir dönem sözde kıyameti koparan ve sonra birden anlaşan, kendi imzayı atan ve metni Meclis’e yollayan, geçtiğimiz hafta NATO üyeliği ile ilgili İsveç’in komisyonda adımı atan Adalet ve Kalkınma Partisi’ne şunu soruyoruz. Eğer bir müttefikin terör tanımı ya da terör örgütü ile ilişkilendirilmesi NATO üyeliği üzerinden tartışılıyorsa, PKK ve YPG’nin birinci destekçisi olduğunu söylediğiniz ABD, NATO’nun en yüksek askeri gücüne sahip birinci müttefiki ise, siz ABD ile ilişkiler konusunda bu NATO müttefikimizle nasıl bir irtibat kuruyorsunuz? Kendilerine hem içeriye dönüp bize ‘PKK- YPG’yi ABD destekliyor’ diyeceksiniz, hem can, ciğer kuzu sarma olup, randevu isteyip, telefon görüşmeleri için aracılar sokup, ABD ile İsveç’in NATO üyeliği üzerinden F16 pazarlıkları yapacaksınız, bu milletin gözünün içine baka baka bu tutumu sergileyeceksiniz. Biz CHP olarak ABD dahil bütün müttefiklerimize şunu söylüyoruz. NATO’nun bir mensubunun güvenliği tehdit altındaysa, saldırı altındaysa bu bütün NATO’ya yapılan saldırıdır. NATO terörün karşısında, PKK’nın karşısında bir müttefik gibi mi davranacaktır, yoksa iki yüzlü mü davranacaktır? Bütün müttefiklerimize bunu soruyoruz.
Ülkemiz ne yazık ki her alanda olduğu gibi en çok da ekonomi alanında çok kötü yönetiliyor. Dünyada gıda fiyatları düşüyor. Türkiye’de enflasyon TÜİK’e göre yüzde 64, gıda enflasyonu yüzde 72 artmış. İstanbul Ticaret Odası gıda enflasyonunu 80,5 olarak belirlemiş. Dünya Gıda Örgütü 2023’te yüzde 10 gıda fiyatları düşmüş diyor.
Değerli vatandaşlarımız, seçimlere gittik ve oy talep ettiler. Elbette biliyorum, şöyle dediler ‘Açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama tehlike büyük oyu bize vermelisin.’ Sahte videolar yaptılar, terörle ilişkilendirmeye çalıştılar. Eğer oyu bize vermezsen ezanı durduracaklar, oyu bize vermezsen bayrağı indirecekler. Oyu bize vermezsen vatanı böldürecekler deyip aç karınlardan, işsiz insanlardan, güvencesiz çalışanlardan bir kere daha oy alıp iktidarlarını sürdürme yoluna gittiler. Şunu söyleyeyim. O gün ezanı dindirecekler dedikleri CHP’nin milletvekilleri bugün 5 vakit ezan okuyan müezzinin özlük haklarını yine bu kahramanlar, milletvekilleri savunuyor. O gün bayrağı indirtecekler dedikleri, o bayrak dalgalansın diye can veren uzman çavuşun hakkını ve hukukunu savunuyor. O gün vatanı böldürecekler dedikleri bugün CHP olarak 81 ilde, 973 ilçede birliği, beraberliği, kardeşliği savunuyor, ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunuyor. Peki onlar ne yapıyor? Onlar ezan, bayrak, vatan deyip, sizden oy alıp, fiyatların belini nasılsa kırarız diyenler iktidara geldikleri günden bugüne benzin yüzde 85, ekmek yüzde 60, makarna yüzde 91, yumurta yüzde 55.
28 Mayıs’tan bugüne. Bütün köylüler, kamyoncular, dolmuşçular, şoför esnafı ve bugün yolu benzin istasyonunun önünden geçen herkes şahidim olun. 14 Mayıs’ta mazotun litresi 18,5 lira. Bugün 39 lira 80 kuruş. 18,5 liralık mazotu 40 lira yaptılar, 28 Mayıs’tan bugüne kadar. Bu iktidar, iktidara gelene kadar, seçimi geçirene kadar yalan ile, sahte beyanla oyları toplayıp sonra size sırtını dönen iktidardır. Değerli vatandaşlarımız son 1 yılda sadece son 1 yılda dana eti yüzde 143, koyun eti yüzde 157, tavuk eti yüzde 180, zeytinyağı yüzde 180, zeytin yüzde 141 zam almış durumda. Siz ne aldınız, biz ne aldık? Memurun zammı yüzde 49,25. Emeklinin zammı ise 37,57. Eğer ENAG’a göre olsa zamlar en az yüzde 80 olacaktı. Yani bugün 15 bin lira maaş alanın cebinden 5 bin 500 lira çalıyorlar. 20 bin 500 olacaktı, 15 bin lira veriyorlar. Bugün 30 bin lira maaş alan 40 bin lira alacaktı. 10 bin lirasını cebinden çalıyorlar. Ama herkesin cebinden bir şey çalınıyor da esas cebinden çalınan Türkiye’deki en düşük emekli maaşı. Bugün itibarıyla 7 bin 500 lira. Değerli emekliler, bir yolculuğa yani bu ülkeyi alıp 21 yılda bu noktaya getiren birisi sizi ne noktaya getirdi buna bakalım. Bu asgari ücret. 17 bin 2 lira. Yeterli değil. Yoksulluk sınırının altında, açlık sınırını zorluyor. Peki bu ne? Bu en düşük emekli maaşı. Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde 147’si kadardı. AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan geldi. Hiçbir şey yapmasa, sadece Bülent Ecevit hükümetinden aldığı şekliyle asgari ücretin yüzde 147’sini verse, bugün en düşük emekli maaşı 25 bin lira olacak. Ancak şu an yüzde 44’ü kadar. 7 bin 500 lira. İşte Tayyip Erdoğan’ın emeklinin elinden tutup getirdiği nokta. İşte Adalet ve Kalkınma Partisi’nden önce emeklinin aldığı en düşük emekli maaşı, şimdi aldığı emekli maaşı. Buna Türkiye Cumhuriyetindeki hiçbir emekli mahkûm edilemez. Bunu kınıyoruz.
“CHP’NİN KOMİSYONLARDA BEKLEYEN ÖNERİSİ EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞININ EN AZINDAN ASGARİ ÜCRET KADAR OLMASIDIR”
Buradan bu parlamentodaki bütün milletvekillerine sesleniyorum. Grup başkanvekillerime hatırlatıyorum. CHP’nin komisyonlarda bekleyen önerisi en düşük emekli maaşının en azından asgari ücret kadar olmasıdır. Önergemizi bu hafta getirin ve oylatın. Kim emeklinin yanında, kim 7 bin 500 liralık görüyor emekliyi bütün Türkiye görsün.
Gelecek sene nasıl olacak? Emin olun bundan 2 kat kötü olacak. Merkezi Yönetim Bütçesi açık veriyor. Aylık bazda 842 milyar lira açık verdi. Cumhuriyet tarihinin en büyük açığı. 2023 yılında 1 trilyon 375 milyar açık. 2022’ye göre bütçe açığı yüzde 864 arttı. Yüzde 900. 9 kat. Bu rakamın içinde ama depreme harcananlar var. Depreme harcananları düştüğünüzde yine 425 milyar lira açık kalıyor. O da bir önceki yılın 3 katı demek. Gelecek sene bütçe açığının 2, 7 trilyon olması, bunun da tam yarısının faizlere gitmesini kendileri planlıyorlar. Bu sene yüksek enflasyon nedeniyle cari harcamalar yüzde 111 arttı, personel giderleri yüzde 115 arttı, faiz harcamaları yüzde 117 büyüdü. Gelecek sene yaşanalar bunun tam 2 katı olacak. O yüzden herkesin özellikle emeklilerin ve emekçilerin bu iktidara 31 Mart tarihinde yapılacak seçimlerde, hem belediye seçiminin farkında olarak memleketlerini iyi yönetecek yöneticileri seçmesi hem de kendisine 7 bin 500 lirayı reva görenlere bu seçimlerde sarı kartı göstermesini bekliyoruz.
“BUNLAR GÜVENDE, BU YÜZSÜZ GÜVENDE… BİZİM EVLATLARIMIZ GÜVENDE DEĞİL”
Eğer hain terör saldırısı olmasaydı pazar günü hep birlikte, hep beraber artık yeter diyecektik. Sahip çıkıyoruz diyecektik. Anayasamıza sahip çıkıyoruz. Ülkemize sahip çıkıyoruz. Emeklimize sahip çıkıyoruz. Emekçimize sahip çıkıyoruz. Gençlerimize sahip çıkıyoruz ve biz bu gidişata hep birlikte dur diyoruz, artık yeter diyoruz diyecektik. Bundan sonraki süreçte bir ülkede anayasa yoksa, devletin yok olduğunun bilincinde olacağız. Bu ülkede anayasa yoksa kimsenin malının da garantisi yoktur. Bu ülkede anayasa yoksa emeklilik hakkının garantisi yoktur. Bir ülkede anayasa yoksa özgürlükler de yoktur, geleceğe güven de yoktur.
Can Atalay meselesi, önemlidir Hatay’ın iradesi ama mesele sadece Can Atalay meselesi değildir. Mesele birilerinin Anayasa’yı yok sayma, mesele birilerinin yok saydığı Anayasa üzerinden keyfi yönetimine sizleri alıştırma, günü gelince geçen sefer Devlet Beyin yaptığı gibi. Evet, Tayyip Erdoğan Anayasa’ya uymuyor, Anayasa’yı çiğniyor, uymayacağı da anlaşılıyor, hadi Anayasa’yı ona uyduralım dediği gibi… Bu ülkede devleti ortadan kaldırıp, devleti bir şahsa yönlendirmenin, şahsa terk etmenin, yazılı ve çizili toplum sözleşmesini her doğan için değil Erdoğan için yapmanın bedellerini ödüyoruz. Bu bedeli güvenlikte olmayarak, ekonomik güvenliğimiz yok, sokakta, sınırda, Anayasal güvenliğimiz yok, hukuk güvencemiz yok. Memleket Adalet Bakanlığının verdiği hizmete, mahkemelere yüzde 22 güveniyor. 5 kişiden biri güveniyor o da mahkemeye yolu düşmediği için. Memlekette ekonomi yönetimine de geleceğe de güven kalmadı.
Dünyanın en güzel ülkesindeyiz. Evet, doğru. Herkes bu ülke üzerinde hayal kuruyor ama bu bir beka sorunu değil. Bu ülke üzerinde bin yıllardır bu coğrafya üzerinde hayal kuruluyor. Gerçek beka sorunu ne biliyor musunuz, gerçek beka sorunu bu memleketteki her 4 gençten 3’ünün, bu 4 gencin birinin adı Mahmut, birinin adı Rabia, birinin adı Barış, birinin adı Fatih. Bu 4 gençten 3’ü dünyanın en güzel ülkesinde değil, doğdukları bu topraklarda değil dünyanın başka ülkelerinde hayal kuruyorlar. 100 gencin 76’sı fırsatını bulursam yurt dışına gitmek isterim diyor. İşte gerçek beka sorunu budur. Gerçek milliyetçi varsa gelsin yanımıza bu beka sorunu ile mücadele edelim. Sebebi ne? Bu memlekette bazıları güvende, bazıları güvende değil. Sorun burada. Bakın bu memlekette bu sıvasız evde, bayrak asılan bu sıvasız evde yetişmiş, iş bulamamış, aç kalmış, ailesinin başka geliri olmadığı için başvuru yapmış, uzman çavuş, sözleşmeli er olmuş Mehmet’imiz var ya, o çocuk, o evladımız birilerinin fantezisi ile, bütün güvenlik doktrinlerine aykırı, geçici üs bölgesinde eksi 14 derecede Mehmetçik güvende değil, bu evin evladı güvende değil. Ama sosyal güvencesi olmadığından, ama 7 bin 500 lira, 5 bin lirası kiraya, 1000 lirası akaryakıt, elektriğe gittiğinden bu teyzem bekliyor ki Pazar dağılsın o satılmamış ürünlerden bir şeyler alayım, güvende değil. Hiç parası olmayan teyzem çöp konteynerinin başında, onun için ne gıda güvenliği, ne sağlık, gelecek güvenliği var.
Bu Somalilinin çarpıp da param parça ettiği motokuryemiz. Yollarda güvende değil. Somalı madenci Türkiye’nin dört bir yanında günde 3 vardiya ölüme inen, çıkan. O yerin altından yeryüzü sıcak olsun diye her gün ölüme inenler güvende değil. Seçimden önce hızla Trakya’dan oyları toplayabilir miyiz, söz verdim diye menfezlerin altını hızla doldurdukları için o trende ölenler güvende değildi. Yaşam hakkına, doğaya, çevre hakkına sahip çıkmak için, bir park yıkılıp da Topçu Kışlası yapılmasın diyenler, Atatürk Kültür Merkezi yıkılıp da AVM yapılmasın diyenler güvende değildiler. Şimdi hepimizin yerine Silivri’de yatan kardeşlerimiz, Bakırköy’de yatan kardeşlerimiz maalesef güvende değil. Hukuk güvencesinden yoksunlar. Bunlar güvende değil ama güvende olanlar var. Sarayda pandemiye rağmen sazlı, sözlü yemek verenler güvende. Millete elektrik faturalarından çiftçiye haciz yollarken insanları bu karda kışta soğukta bırakırken 1500 odalı sarayda ampul yakanlar güvende. Anayasa’yı değiştirirken iğrenç kahkahalar atanlar güvende, onların çocukları güvende, onların aileleri güvende. Bak pudra şekerci güvende. Ne suçu işlersen işle Süleyman’ın fotoğraf listesine girersen güvendesin; ama o sırf gidip İstanbul Büyükşehir’de terörist var, 250 tane diyecek. Mahkemeye verecekler ispatla bakalım diye, vallahi elimde belge yok, siyaset olsun diye söyledim diyecek. Bunlar güvende, bu yüzsüz güvende bizim evlatlarımız güvende değil.
“PANİKLERİ, KORKULARI, SALDIRMALARI VE PROVOKASYONLARI CHP’NİN ÖZ GÜCÜNDEN KORKTUKLARI İÇİNDİR”
22 yıldır beyefendi iktidarda, bir dediği iki olmuyor. Bütün yetkiler elinde. 11 şehirde milyonlarca insan çadırda, konteynerde ‘Seneye evler bitecek’ dedi. 10 evden biri bile verilmedi, hepsi çadırda. Yüzler gülüyor. Altın varaklı tahtında oturuyor. Beyzade güvende, depremzede güvende değil.
Sonra bu ülkenin güvenlik sorunu var. Sesinizi çıkarmayın. Kafa hangi kafa? Kafa şu kafa. Hitler’in propaganda bakanı diyordu ki ‘Alman çocuklarının tereyağına ihtiyacı yok. Alman tanklarının gres yağına ihtiyacı var.’ Şimdi güvenlik, güvenlik deyip, çocukların açlığını, yoksulluğu, kimsesizliği, güvencesizliği unutanlara karşı yepyeni bir milliyetçilik. Şunu herkes bilsin ki bir santimetre verilecek toprağımız yok. Şanlı bayrağın üstündeki o kırmızı atalarımızın kanından almış rengini. İcap ettiğinde bu millet için kanını akıtmayacak bir tane CHP’li yok. Yok efendim onunla pazarlık ediyorsunuz, bununla bilmem ne… Resmi siyasi partiye ziyaret yapmışız, ömürleri boyunca şunu demişler. Gizli anlaşma yapıyorlar. Gizli kapaklı işimiz yok. Her şey gözünüzün önünde. Ziyarete gideriz, ziyarete gelirler. Gizli anlaşma ve görüşme yok demişiz. İnatla yalan atıyorlar. CHP’nin kendisine, üyesine, milletine ve kurucusu Gazi Atatürk’e veremeyeceği hiçbir hesabı yoktur.
Elbette birilerinin kolay iktidara oturma, koltuğu kolay koruma, hamaset yaparak siyaset yapma döneminin sonuna geldiğinden dolayı stresleri yüksek. Özgüvenimiz, inancımız var, partimizin altı okuna sonuna kadar bağlıyız. Onlar gibi sözde iktidarda kalmak için değil özde gerçek milliyetçi Atatürk milliyetçisiyiz. Bundan sonraki süreçte saraya eyvallah etmeyiz. Arkasına dizilmeyiz. Onla imza atıp, onu meşrulaştırmayız. Herkes kendine, partisine, partisinin evlatlarına, bu milletin ferasetine güvensin. Panikleri, korkuları, saldırmaları ve provokasyonları CHP’nin öz gücünden korktukları içindir. Biz bu partiyi ayağa kaldırdık, bu milleti ayağa kaldıracağız. Bu millete diz çöktüremeyecekler. Bu millete CHP boyun eğdirmeyecek. Bu milleti bir avuç zenginin menfaatlerine teslim etmeyecek. Askerimizi de savunacağız, ülkemizi de savunacağız. CHP’nin her bir neferini alnından öpüyorum. Kendinize güvenin. Onlar korksun. Biz haklıyız ve başaracağız. Size güveniyorum. Gidin ve bu seçimleri kazanın. Size güveniyorum. CHP gerçek gücünü hepsine gösterecek.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Fon Mağdurlarına 1 Milyon TL'ye Kadar Ödeme! Yeni Fon Yasası Yürürlüğe Girdi
Fon yasası yürürlüğe girdi. 455 bin 578 yatırımcıya 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilecek. İşte fon tasfiyesi ve ödeme şartları.
Fon yatırımcılarını yakından ilgilendiren düzenleme Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 455 bin 578 yatırımcıyı kapsayan yeni yasayla, hak sahiplerine ilk aşamada 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasının önü açıldı. Ödemeler için kamu bütçesinden kaynak aktarılmayacak.
455 Bin 578 Yatırımcı İçin Yeni Dönem Başladı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilen 9 maddelik fon düzenlemesi, Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girdi.
AK Parti tarafından hazırlanan kanun, tasfiye sürecine alınan fonların varlıklarının değer kaybına uğramadan nakde dönüştürülmesini ve elde edilen tutarların hak sahiplerine dağıtılmasını amaçlıyor.
Düzenlemenin en dikkat çekici maddesi ise yüz binlerce yatırımcıya ara ödeme yapılabilmesinin önünü açması oldu.
Fon Mağdurlarına Ne Kadar Ödeme Yapılacak?
Yeni yasaya göre, hak sahiplerine ilk etapta kişi başına 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilecek.
Ancak bu tutar, her yatırımcıya doğrudan 1 milyon lira ödeneceği anlamına gelmiyor. Ödenecek miktar, yatırımcının fon işlemleri ve hesaplanacak hak sahipliği tutarına göre belirlenecek.
Ödeme hesabında yatırımcıların fonlara yatırdığı ve fonlardan çektiği paralar dikkate alınacak. Böylece net yatırım tutarı ortaya çıkarılacak ve hesaplamaya enflasyon farkı da eklenecek.
Ödemeler Devlet Bütçesinden Karşılanmayacak
Düzenlemede öne çıkan bir diğer ayrıntı ise ödemelerin finansmanı oldu.
Kanuna göre yatırımcılara yapılacak ara ödemelerde kamu kaynakları kullanılmayacak.
Tasfiye kapsamındaki fonlardan elde edilecek gelirler, hak sahiplerinin zararlarının karşılanmasında değerlendirilecek.
TMSF Fon Varlıklarını Nakde Dönüştürecek
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), düzenleme kapsamında önemli bir görev üstlenecek.
Tasfiye edilen fonların bünyesinde bulunan hisse senetleri, devlet tahvilleri, taşınmazlar ve ekonomik değere sahip diğer varlıklar nakde çevrilebilecek.
Bu işlemlerden sağlanacak kaynak, oluşturulacak geri kazanım sistemi üzerinden yatırımcıların zararlarının giderilmesi amacıyla kullanılacak.
Gerçeğe Aykırı Kazançlar İçin İade Mekanizması
Yeni düzenleme, fonların gerçek değerini yansıtmayan işlemler sonucunda kazanç elde eden kişileri de kapsıyor.
Gerçeğe aykırı fon değerleri üzerinden gelir sağladığı belirlenen kişiler için isteğe bağlı iade mekanizması oluşturulacak.
Bu sistemle geri kazanılan tutarların da yatırımcıların zararlarının karşılanmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
Kimler Ödeme Alamayacak?
Kanun, tüm yatırımcıların aynı koşullarda ödeme almasını öngörmüyor.
Piyasa bozucu işlemlere karıştığı belirlenen kişiler, geri kazanım hesabından yapılacak ödemelerden yararlanamayacak.
Ayrıca portföy yönetim şirketlerinin fon zararları ve eksik tasfiye bakiyelerine ilişkin sorumlulukları da düzenleme kapsamında ele alınıyor.
Bloke Edilen İşlemler de Tasfiyeye Dahil Edildi
TBMM Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında kabul edilen önergeyle, bloke edilen işlemlerin de tasfiye kapsamında değerlendirilmesi kararlaştırıldı.
Böylece ödeme ve tasfiye hesaplamalarında dikkate alınacak işlemlerin kapsamı genişletildi.
Fon Ödemeleri Ne Zaman Başlayacak?
Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte ara ödemelerin yapılabilmesi için yasal zemin oluşturuldu.
Ancak ödeme takvimi, başvuru şartları ve hak sahiplerinin izleyeceği işlemlere ilişkin ayrıntıların ilgili kurumların açıklamalarıyla netleşmesi bekleniyor.
455 bin 578 yatırımcıyı ilgilendiren düzenlemenin uygulama süreci, fonlarda birikimi bulunan vatandaşlar tarafından yakından takip ediliyor.
CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel Tokat Günleri’nde Vatandaşlarla Buluştu: Birlik ve Dayanışma Mesajı
İstanbul’da düzenlenen 7. Tokat Günleri’ne katılan CHP’li Mehmet Ali Yüksel, emek, eşit yurttaşlık, halkçılık ve dayanışma mesajları verdi.
İstanbul’da düzenlenen 7. Tokat Günleri etkinliğine katılan Mehmet Ali Yüksel, Tokatlı vatandaşlarla bir araya geldi. Etkinlikte emek, eşit yurttaşlık, demokrasi ve toplumsal dayanışma konularına değinen Yüksel, halkçılık anlayışının vatandaşların sorunlarına sahip çıkmayı gerektirdiğini vurguladı.
İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen 7. Tokat Günleri, Tokat’ın kültürel değerlerini, geleneklerini ve hemşehri dayanışmasını İstanbul’da buluşturdu.
Etkinliğe katılan CHP’li Mehmet Ali Yüksel, CHP Tokat İl Başkanı Ender Ergün ile birlikte vatandaşlarla görüşerek katılımcılarla sohbet etti. Organizasyonda Tokat’ın kültürel mirası ve İstanbul’da yaşayan Tokatlıların toplumsal yaşama katkıları gündeme geldi.
Mehmet Ali Yüksel’den Tokatlılara Halkçılık Mesajı
Tokat’ın tarımsal üretimine, geleneksel el sanatlarına ve kültürel birikimine dikkat çeken Yüksel, konuşmasında emek ve sosyal adalet kavramlarını öne çıkardı.
Tokat’ın çiftçilerin emeği, kadınların üretimi ve halkın kültürel değerleriyle önemli bir mirasa sahip olduğunu belirten Yüksel, Cumhuriyet’in temel kazanımlarının toplumun bütün kesimlerinin yaşamına yansıması gerektiğini ifade etti.
Yüksel, halkçılık anlayışını şu sözlerle anlattı:
“Halkçılık, yalnızca halktan söz etmek değil, halkın derdini kendi derdi bilmektir.”
“İstanbul’un Gücü, Bu Şehre Emek Veren İnsanlardan Geliyor”
İstanbul’un farklı bölgelerden gelen vatandaşların katkılarıyla büyüyen bir şehir olduğunu belirten Yüksel, Tokatlıların da kentin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
İstanbul’un kimliğinin yalnızca tarihî yapılarından ve doğal güzelliklerinden oluşmadığını dile getiren Yüksel, kente emeğini ve kültürünü taşıyan insanların İstanbul’un gelişiminde belirleyici rol oynadığını vurguladı.
Yüksel, herkesin kendisini eşit, özgür ve güvende hissedebileceği bir kent yaşamının önemine dikkat çekti.
Tokat Günleri’nde Kültür ve Hemşehri Dayanışması Öne Çıktı
Tokat’ın yöresel kültürünün İstanbul’a taşındığı organizasyonda hemşehri buluşmalarının toplumsal dayanışmayı güçlendiren yönü de ele alındı.
Yüksel, farklı şehirlerden gelen vatandaşların ortak kültürel değerler etrafında bir araya gelmesinin önemine işaret ederek daha fazla kardeşlik, demokrasi, adalet ve dayanışma çağrısında bulundu.
Tokat kültürünün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla çalışma yürüten derneklere teşekkür eden Yüksel, organizasyonda emeği bulunanlara da şükranlarını iletti.
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’ın Kayınpederi Son Yolculuğuna Uğurlandı
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’ın kayınpederi İsmail Murtazaoğlu, cenaze töreninin ardından Yakuplu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’ın kayınpederi İsmail Murtazaoğlu, bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Murtazaoğlu, Beylikdüzü’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Yakuplu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın ve ailesi, kayınpederi İsmail Murtazaoğlu’nun vefatıyla büyük üzüntü yaşadı.
Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi altında bulunan Murtazaoğlu’nun hayatını kaybetmesinin ardından cenaze töreni Beylikdüzü’nde gerçekleştirildi.
İsmail Murtazaoğlu Yakuplu Mezarlığı’nda Toprağa Verildi
İsmail Murtazaoğlu için 25 Ekim 2026 Pazar günü Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Camii’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Murtazaoğlu’nun naaşı, Yakuplu Mezarlığı’na götürülerek defnedildi.
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı’ndan Taziye Mesajı
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı da İsmail Murtazaoğlu’nun vefatı üzerine bir başsağlığı mesajı yayımladı.
Yapılan açıklamada, merhumun vefatından duyulan üzüntü dile getirilirken başta İlçe Başkanı Özkan Eremsayın olmak üzere Murtazaoğlu ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır temennisinde bulunuldu.
Arka Haber ailesi olarak merhum İsmail Murtazaoğlu’na Allah’tan rahmet, MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’a ve kederli ailesine başsağlığı diliyoruz.
Bakan Ersoy: Ziya Gökalp, Cumhuriyet’in Fikrî Temellerinin Oluşumuna Katkı Sağladı
Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Ziya Gökalp'in Cumhuriyet'in fikrî temellerine katkısını anlattı. Millî Kütüphane'de Ziya Gökalp Sergisi ziyaretçilerle buluştu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ziya Gökalp’in doğumunun 150. yılı kapsamında düzenlenen “Millî Kütüphane Hazineleri: Ziya Gökalp Sergisi ve Paneli”ne katıldı. Gökalp’in Türk düşünce ve kültür hayatındaki önemine dikkat çeken Ersoy, Cumhuriyet’in devlet felsefesinin oluşumunda düşünürün önemli katkıları bulunduğunu vurguladı.
Ziya Gökalp'in 150. Doğum Yılı Millî Kütüphane'de Anıldı
Türk düşünce tarihinin önemli isimlerinden Ziya Gökalp, doğumunun 150. yılı dolayısıyla Millî Kütüphane'de düzenlenen sergi ve panel programıyla anıldı.
Programa katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gökalp'in Türk milletinin kimliği, dili, kültürü ve medeniyet anlayışının şekillenmesindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Tarihin kritik dönemlerinde toplumlara yön veren fikir insanlarının millî hafızanın korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Ersoy, bu şahsiyetlerin eserlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının kültürel bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Bakan Ersoy: Cumhuriyet'in Devlet Felsefesine Önemli Katkılar Sundu
Ziya Gökalp'in Osmanlı Devleti'nin son döneminden Cumhuriyet'e uzanan tarihî süreçte Türk fikir hayatının önde gelen isimlerinden biri olduğunu belirten Bakan Ersoy, düşünürün millî kültür ile çağdaş medeniyet arasında kurmaya çalıştığı ilişkiye dikkat çekti.
Ersoy, Gökalp'in Cumhuriyet'in fikrî temellerine katkısını şu sözlerle anlattı:
“Türk milletinin kimliği, dili, kültürü, eğitimi ve medeniyet tasavvuru üzerine geliştirdiği fikirleri sistemleştiren Gökalp, millî kültür ile çağdaş medeniyet arasında kurmaya çalıştığı sentezle yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet felsefesinin ve ülküsünün oluşumuna ciddi katkılar sunmuştur.”
Gökalp'in yalnızca yaşadığı dönemin sorunlarına çözüm aramadığını, aynı zamanda Türk toplumunun geleceğine ilişkin düşünsel bir çerçeve oluşturduğunu belirten Ersoy, eserlerinin Türk düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Ziya Gökalp'in Eserleri Beş Türk Lehçesinde Yayımlandı
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ziya Gökalp'in fikirlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla çeşitli kültürel çalışmalar yürütüldüğünü belirten Ersoy, düşünürün önemli eserlerinden “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”ın beş Türk lehçesinde yayımlandığını hatırlattı.
Eserin Özbek, Kazak, Azerbaycan, Kırgız ve Türkmen Türkçelerinde yayımlanmasının, Gökalp'in düşüncelerinin Türk dünyasında daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasına katkı sağlamasının hedeflendiğini ifade etti.
Millî Kütüphane'de Ziya Gökalp Sergisi Beş Bölümden Oluşuyor
Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Millî Kütüphane Hazineleri: Ziya Gökalp Sergisi”, düşünürün hayatını ve fikrî mirasını farklı yönleriyle ziyaretçilere sunuyor.
Millî Kütüphane koleksiyonlarından yararlanılarak oluşturulan sergi, beş ana bölümden oluşuyor:
Ziya Gökalp'in Hayatı
Eserleri ve Fikrî Dünyası
Türk Siyasi Hayatına Etkileri ve İdari Görevleri
Düşünce Dünyamıza Yansımaları ve Hakkında Yazılanlar
Ziya Gökalp Haberleri
Sergide Gökalp'in yaşamı, edebî eserleri, siyasi faaliyetleri ve sonraki kuşaklar üzerindeki düşünsel etkileri kapsamlı biçimde ele alınıyor.
Ziya Gökalp'in İlk Baskı Eserleri ve Tarihî Belgeleri Sergileniyor
Millî Kütüphane'de hazırlanan sergi, Ziya Gökalp'in şahsi hayatına ve düşünce dünyasına ışık tutan çok sayıda tarihî belgeyi bir araya getiriyor.
Gökalp'in şiirleri, fikir yazıları, eserlerinin ilk baskıları, farklı dönemlerde yayımlanan kitapları ve hayatına ilişkin fotoğraflar ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor.
Sergide ayrıca dönemin gazeteleri, süreli yayınlar, posta pulları, afişler, kartpostallar ve çeşitli arşiv belgeleri de yer alıyor.
Bu koleksiyon aracılığıyla yalnızca Ziya Gökalp'in hayatı değil, Osmanlı Devleti'nin son dönemi ile Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki kültürel ve düşünsel atmosfer de yansıtılıyor.
Millî Kütüphane'nin 80. Yılına Özel Kültür Etkinlikleri
Bakan Ersoy, Ziya Gökalp Sergisi'nin Millî Kütüphane'nin 80. yılı kapsamında gerçekleştirilen “Millî Kütüphane Hazineleri” etkinlik serisinin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Bir yıldır sürdürülen etkinliklerle Millî Kütüphane koleksiyonlarında bulunan tarihî eserlerin, belgelerin ve kültürel mirasın vatandaşlarla buluşturulmasının amaçlandığını ifade etti.
Ersoy, bu çalışmaların Türk kültür ve düşünce tarihinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.
Bakan Ersoy'dan Vatandaşlara Ziya Gökalp Sergisi Daveti
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk tarihine, edebiyatına ve kültürüne ilgi duyan vatandaşları Millî Kütüphane Sergi Salonu'nda hazırlanan koleksiyonu görmeye davet etti.
Ziya Gökalp'in düşüncelerinin genç nesillere aktarılmasının önemine dikkat çeken Ersoy, serginin Cumhuriyet'in fikrî arka planının ve millî kültür anlayışının daha iyi kavranmasına katkı sağlamasını temenni etti.
Bakan Ersoy, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Ziya Gökalp'i ve onun şahsında Türk fikir hayatına, edebiyat ve kültürüne yön vermiş, değer katmış, zengin kılmış bütün geçmişlerimizi rahmetle, saygıyla, minnetle yâd ediyorum.”
Ziya Gökalp Kimdir?
1876 yılında Diyarbakır'da dünyaya gelen Ziya Gökalp, Türk sosyolojisinin öncü isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Şair, yazar, sosyolog ve düşünür kimliğiyle tanınan Gökalp, özellikle Türk milliyetçiliği, millî kültür, eğitim ve toplumsal yapı üzerine geliştirdiği fikirlerle Türk düşünce tarihinde önemli bir yer edindi.
“Türkçülüğün Esasları”, “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” ve “Kızıl Elma” gibi eserleriyle tanınan Gökalp, 25 Ekim 1924 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti.
Gökalp'in düşünceleri, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinin fikrî ve kültürel boyutlarının anlaşılmasında bugün de incelenmeye devam ediyor.
Hemoroid Ameliyatı Ne Zaman Gerekir? Uzmanından Kritik Uyarılar
Hemoroid ameliyatı ne zaman gerekir? Doç. Dr. Aydıncan Akdur, basur belirtileri, ameliyat gerektiren durumlar ve iyileşme sürecini değerlendirdi.
Hemoroid (basur) hastalığı, makat bölgesinde kanama, ağrı, şişlik ve dışarı sarkma gibi şikâyetlerle yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Her hemoroid hastasının ameliyat olması gerekmiyor ancak ilerleyen vakalarda cerrahi müdahale gündeme gelebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hemoroid ameliyatı kararında hastalığın derecesinin yanı sıra şikâyetlerin şiddeti ve hastanın yaşam kalitesinin de değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Hemoroid Ameliyatı Hangi Durumlarda Gerekli?
Toplumda basur olarak bilinen hemoroid hastalığı, yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Özellikle uzun süreli kabızlık, dışkılama sırasında ıkınma ve bağırsak alışkanlıklarındaki düzensizlikler hemoroid şikâyetlerini artırabiliyor.
Hemoroid tedavisinde her hasta için ameliyat ilk seçenek olarak değerlendirilmiyor. Hastalığın erken evrelerinde beslenme düzenlemeleri, yaşam tarzı değişiklikleri ve cerrahi dışı tedavilerle şikâyetler kontrol altına alınabiliyor.
Ancak ileri dereceli hemoroidler, sık tekrarlayan kanamalar, makat bölgesinde dışarı sarkma ve uygulanan tedavilere rağmen devam eden yakınmalar cerrahi müdahale ihtiyacını gündeme getirebiliyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, ameliyat kararının hastanın mevcut şikâyetleri ve muayene bulguları doğrultusunda kişiye özel verilmesi gerektiğini belirtiyor.
Hemoroid Hastalığının Dört Evresine Dikkat!
Hemoroid hastalığında tedavi yönteminin belirlenmesinde hastalığın derecesi önemli rol oynuyor. İç hemoroidler, dışarı sarkma durumuna göre dört evrede değerlendiriliyor.
1. derece hemoroid: Hemoroid dokusu dışarı sarkmaz. Kanama ve hafif rahatsızlık görülebilir. Genellikle cerrahi dışı tedaviler tercih edilir.
2. derece hemoroid: Dışkılama sırasında dışarı çıkan hemoroid dokusu kendiliğinden içeri döner. Yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun girişimsel yöntemler uygulanabilir.
3. derece hemoroid: Dışarı sarkan hemoroid dokusunun elle içeri itilmesi gerekebilir. Şikâyetlerin durumuna göre cerrahi tedavi değerlendirilebilir.
4. derece hemoroid: Hemoroid dokusu sürekli dışarıda kalabilir ve içeri gönderilemeyebilir. Belirgin şikâyetlerin bulunduğu hastalarda ameliyat daha önemli bir seçenek haline gelebilir.
Ancak hemoroidin derecesi tek başına ameliyat kararı verilmesi için yeterli değildir.
Sürekli Kanama ve Şiddetli Ağrıya Dikkat!
Hemoroid hastalarında tekrarlayan kanama, makat bölgesinde şişlik, dışarı sarkma ve günlük yaşamı etkileyen rahatsızlıklar tedavi planının yeniden değerlendirilmesini gerektirebiliyor.
Özellikle uzun süre devam eden kanamalar bazı hastalarda kansızlığa neden olabiliyor.
Bununla birlikte makattan gelen her kanamanın hemoroid kaynaklı olmadığı unutulmamalı. Bağırsak polipleri, anal fissür ve kolorektal kanser gibi farklı hastalıklar da benzer belirtilere yol açabiliyor.
Bu nedenle kanama şikâyeti bulunan kişilerin, belirtileri yalnızca basura bağlamadan uzman hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.
Ameliyatsız Hemoroid Tedavisi Yeterli Olmazsa Ne Yapılır?
Hemoroid hastalığının erken dönemlerinde lif açısından zengin beslenme, yeterli sıvı tüketimi, kabızlığın önlenmesi ve tuvalet alışkanlıklarının düzenlenmesi önerilebiliyor.
Uygun hastalarda lastik bant ligasyonu, skleroterapi ve kızılötesi koagülasyon gibi cerrahi dışı işlemler de uygulanabiliyor.
Ancak ileri dereceli sarkmaların bulunduğu, iç ve dış hemoroidlerin birlikte belirginleştiği veya şikâyetlerin sürekli tekrar ettiği durumlarda bu yöntemler yeterli olmayabiliyor.
Bu aşamada hastanın genel sağlık durumu ve önceki tedavilere verdiği yanıt değerlendirilerek cerrahi seçenekler gündeme getirilebiliyor.
Hemoroid Ameliyatında Hangi Yöntemler Kullanılıyor?
Hemoroid ameliyatlarında hastalığın derecesine ve hastanın anatomik özelliklerine göre farklı cerrahi teknikler uygulanabiliyor.
Geleneksel hemoroidektomi, özellikle ileri dereceli ve büyük dış hemoroidlerin bulunduğu hastalarda tercih edilebilen yöntemler arasında yer alıyor.
Bazı hastalarda hemoroidal arter ligasyonu veya stapler hemoroidopeksi gibi alternatif cerrahi teknikler de değerlendirilebiliyor.
Ancak her yöntemin iyileşme süreci, ameliyat sonrası ağrı düzeyi ve hastalığın tekrarlama ihtimali açısından farklı özellikleri bulunuyor.
Bu nedenle ameliyat tekniğinin yalnızca daha az ağrılı olduğu düşüncesiyle değil, hastanın klinik durumuna göre belirlenmesi gerekiyor.
Tromboze Hemoroidlerde Acil Ameliyat Gerekir mi?
Makat çevresinde aniden ortaya çıkan şiddetli ağrı ve hassas şişlik, tromboze dış hemoroid belirtisi olabiliyor.
Bu durum, dış hemoroid damarlarında pıhtı oluşması sonucunda gelişiyor.
Ancak tromboze hemoroid bulunan her hastanın acil ameliyat olması gerekmiyor. Ağrının şiddeti, şikâyetlerin ne zaman başladığı ve muayene bulguları tedavi kararında belirleyici oluyor.
Özellikle yeni başlayan ve şiddetli ağrıya neden olan bazı vakalarda cerrahi müdahale değerlendirilebiliyor.
Ateş, giderek artan ağrı ve makat çevresinde yaygın kızarıklık gibi belirtilerin ise anal apse gibi farklı hastalıklardan kaynaklanabileceği belirtiliyor. Bu durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
Hemoroid Ameliyatı Sonrası İyileşme Kaç Gün Sürer?
Hemoroid ameliyatı sonrası iyileşme süresi, uygulanan cerrahi yönteme ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişiklik gösterebiliyor.
Özellikle klasik hemoroidektomi sonrasında ilk günlerde ağrı, hassasiyet ve dışkılama sırasında rahatsızlık yaşanabiliyor.
İyileşme sürecinde yeterli sıvı tüketimi, lifli beslenme ve hekimin önerdiği bakım uygulamaları önem taşıyor.
Bazı hastalarda günlük yaşama dönüş daha kısa sürede gerçekleşirken, fiziksel güç gerektiren işlerde çalışan kişilerin daha uzun süre dinlenmesi gerekebiliyor.
Ameliyat sonrasında yoğun kanama, yüksek ateş, idrar yapamama veya kontrol edilemeyen ağrı görülmesi halinde derhal tıbbi değerlendirme yapılması gerekiyor.
Hemoroid Ameliyatı Sonrası Hastalık Tekrarlar mı?
Hemoroid ameliyatı sonrasında şikâyetler büyük ölçüde azalabilse de hastalığın yeniden ortaya çıkma ihtimali tamamen ortadan kalkmıyor.
Özellikle kronik kabızlık, uzun süre ıkınma ve tuvalette gereğinden fazla vakit geçirme gibi alışkanlıkların devam etmesi, hemoroid şikâyetlerinin tekrarlamasına katkıda bulunabiliyor.
Bu nedenle ameliyat sonrasında da sağlıklı bağırsak alışkanlıklarının sürdürülmesi önem taşıyor.
Uzmanından Uyarı: Hemoroid Ameliyatı Kararı Kişiye Özel Verilmeli
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hemoroid ameliyatı kararında hastalığın derecesi kadar hastanın yaşadığı şikâyetlerin ve yaşam kalitesindeki etkilenmenin de dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
Özellikle sürekli tekrarlayan kanamalar, ileri dereceli sarkmalar ve diğer tedavilerle kontrol altına alınamayan yakınmalar cerrahi tedavi ihtiyacının değerlendirilmesine neden olabiliyor.
Hemoroid hastalığında erken tanı, doğru tedavi yöntemi ve kişiye özel planlama, hastaların yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynuyor.
Uzmanlar, makat bölgesinde kanama, şişlik veya ağrı şikâyeti yaşayan kişilerin kendi kendilerine teşhis koymak yerine genel cerrahi uzmanına başvurmaları gerektiğini vurguluyor.
Doğal Burun Estetiğinde Yeni Yaklaşım: Rinoplastide Yüz Uyumu ve Sağlıklı Nefes Ön Planda
Doğal burun estetiğinde yüz uyumu ve sağlıklı nefes alma neden önemli? Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un uzmanlık alanı rinoplastide merak edilenler.
Burun estetiğinde doğal görünüm, son yıllarda rinoplasti ameliyatlarının en çok önem verilen hedefleri arasında yer alıyor. Kulak Burun Boğaz ve Rinoplasti Uzmanı Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un çalışma alanları arasında bulunan doğal burun estetiğinde, yüz hatlarıyla uyumlu bir görünüm elde edilmesi kadar burun anatomisinin ve solunum fonksiyonlarının korunması da önem taşıyor.
Burun Estetiğinde Doğal Görünüm Neden Önemli?
Burun estetiği olarak bilinen rinoplasti ameliyatlarında estetik anlayış değişiyor. Geçmişte burun küçültme ve belirgin şekil bozukluklarını giderme hedefleri öne çıkarken günümüzde kişinin yüz hatlarıyla uyumlu, dengeli ve doğal görünümlü sonuçlar elde edilmesi amaçlanıyor.
Yüzün merkezinde bulunan burun; alın, gözler, dudaklar ve çene ile birlikte yüz ifadesini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle rinoplasti ameliyatlarında yalnızca burnun şekli değil, yüzün genel anatomik yapısı da değerlendiriliyor.
Kulak Burun Boğaz ve Rinoplasti Uzmanı Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un çalışma alanlarından biri olan doğal burun estetiğinde, kişiye özel cerrahi planlama önemli bir yer tutuyor.
Her Yüz Tipine Aynı Burun Şekli Uygulanabilir mi?
Uzmanlık alanındaki genel cerrahi yaklaşımlara göre, burun estetiğinde herkese aynı burun modelinin uygulanması doğal sonuçlar açısından uygun olmayabiliyor.
Her bireyin yüz kemikleri, burun kıkırdakları, cilt kalınlığı ve yüz oranları farklı özellikler taşıyor. Bu nedenle bir kişide estetik açıdan dengeli görünen burun şekli, başka bir kişinin yüz hatlarıyla aynı uyumu sağlamayabiliyor.
Ameliyat öncesi değerlendirmede yüzün uzunluğu ve genişliği, alın ve çene oranları, burun sırtının yapısı, burun ucunun konumu ve cilt özellikleri dikkate alınıyor.
Kişiye özel planlama, estetik beklentiler ile anatomik sınırların birlikte değerlendirilmesini amaçlıyor.
Burun Estetiğinde Nefes Alma Fonksiyonu Korunmalı
Rinoplasti ameliyatlarında dikkat edilmesi gereken konuların başında burnun solunum fonksiyonlarının korunması geliyor.
Burun kemikleri ve kıkırdakları yalnızca dış görünümü belirlemiyor, aynı zamanda hava yolunun yapısal bütünlüğünde de önemli rol oynuyor.
Cerrahi müdahale sırasında burun sırtının aşırı daraltılması veya burun ucundaki destek dokularının zayıflatılması, bazı hastalarda nefes alma güçlüğüne neden olabiliyor.
Bu nedenle ameliyat öncesinde septum deviasyonu olarak bilinen burun içi eğrilikler ve nazal valf sorunları gibi solunumu etkileyebilecek yapısal problemler de değerlendiriliyor.
Gerekli görülen hastalarda estetik düzenlemelerle birlikte fonksiyonel cerrahi işlemler planlanabiliyor. Ancak her rinoplasti ameliyatının nefes alma sorunlarını tamamen ortadan kaldıracağı garanti edilemiyor.
Kalın ve İnce Cilt Burun Estetiği Sonucunu Etkiliyor
Burun estetiğinde cilt yapısı, ameliyat sonrasında elde edilecek görünümü etkileyen önemli faktörler arasında bulunuyor.
İnce cilt yapısına sahip kişilerde burun kemikleri ve kıkırdaklarında yapılan değişiklikler daha belirgin görülebiliyor. Bu durum, küçük yüzey düzensizliklerinin fark edilmesine neden olabiliyor.
Kalın ciltli kişilerde ise cerrahi değişikliklerin dışarıdan belirginleşmesi daha sınırlı olabiliyor. Özellikle burun ucundaki ödemin azalması ve dokuların son şeklini alması daha uzun sürebiliyor.
Bu nedenle rinoplasti planlamasında cilt kalınlığının ve dokuların yapısal özelliklerinin değerlendirilmesi önem taşıyor.
Açık ve Kapalı Rinoplasti Arasındaki Farklar Neler?
Burun estetiği ameliyatlarında hastanın anatomik özelliklerine ve cerrahi ihtiyaçlarına göre farklı teknikler kullanılabiliyor.
Açık rinoplasti, burun ucundaki yapılara daha geniş bir görüş alanından ulaşılmasına olanak tanıyor.
Kapalı rinoplasti yönteminde ise cerrahi kesiler burun deliklerinin içerisinden gerçekleştiriliyor.
Kemik yapıların şekillendirilmesinde bazı vakalarda piezo olarak bilinen ultrasonik cerrahi teknolojisinden de yararlanılabiliyor.
Ancak doğal görünümün elde edilmesi yalnızca kullanılan tekniğe bağlı değil. Hastanın anatomisi, cerrahi planlama, doku desteğinin korunması ve iyileşme süreci de sonuç üzerinde etkili oluyor.
Burun Estetiği Öncesinde Dijital Simülasyon Kullanılıyor
Rinoplasti ameliyatı öncesinde kullanılan dijital simülasyon ve fotoğraf analizleri, hastaların beklentilerini cerrahlarıyla daha açık biçimde değerlendirmelerine yardımcı olabiliyor.
Bu yöntemlerle burun sırtında, burun ucunda ve yüz profilinde planlanan değişikliklerin olası görünümü incelenebiliyor.
Ancak dijital simülasyonların ameliyat sonrasında ortaya çıkacak sonucu kesin olarak göstermediği belirtiliyor.
Cerrahi sonuçlar; kişinin anatomik özelliklerine, iyileşme sürecine ve dokuların verdiği yanıta bağlı olarak değişebiliyor.
Burun Estetiği Sonrası İyileşme Ne Kadar Sürüyor?
Burun estetiği ameliyatlarından sonra iyileşme süreci kişiden kişiye farklılık gösteriyor.
Ameliyatın ilk haftalarında burun çevresinde şişlik, ödem ve geçici sertlik görülebiliyor. Özellikle burun ucundaki ödemin azalması diğer bölgelere göre daha uzun sürebiliyor.
Burnun nihai görünümünün ortaya çıkması çoğu hastada yaklaşık bir yılı bulabiliyor. Kalın cilt yapısına sahip kişilerde ve bazı cerrahi işlemler sonrasında bu süreç daha uzun devam edebiliyor.
İyileşme döneminde doktorun önerdiği bakım kurallarına uyulması, burnun darbelerden korunması ve kontrol muayenelerinin aksatılmaması önem taşıyor.
Doğal Burun Estetiğinde Kişiye Özel Planlama Öne Çıkıyor
Günümüzde doğal burun estetiği, yalnızca burnun küçültülmesini veya şeklinin değiştirilmesini değil, yüzün genel yapısıyla uyumlu bir görünüm oluşturulmasını hedefliyor.
Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un uzmanlık alanları arasında yer alan rinoplastide de değerlendirilen kişiye özel cerrahi planlama yaklaşımı, yüz oranlarının, cilt yapısının ve burun fonksiyonlarının birlikte ele alınmasına dayanıyor.
Uzmanlık alanındaki genel tıbbi yaklaşımlar, burun estetiği yaptırmayı düşünen kişilerin ameliyat öncesinde beklentilerini, anatomik özelliklerini ve olası cerrahi riskleri uzman hekimleriyle ayrıntılı şekilde değerlendirmelerinin önemine işaret ediyor.
Doğal görünüm ve sağlıklı nefes alma fonksiyonunun birlikte gözetilmesi, başarılı bir rinoplasti planlamasının temel hedefleri arasında bulunuyor
Ağrı ve Kars'ta Şap Hastalığı Alarmı: Hayvan Pazarları Kapatıldı, Yetiştiricilere Kritik Uyarı!
Ağrı ve Kars'ta şap hastalığı alarmı. Hayvan pazarları kapatıldı. Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy'dan yetiştiricilere kritik korunma uyarıları. Kopyala
Ağrı ve Kars'ta şap hastalığına karşı alınan önlemler gündemdeki yerini koruyor. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla hayvan pazarlarının kapatıldığı bildirilirken, Ağrı'da 111 bin 782 hayvanın aşılandığı açıklandı. Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, şap hastalığıyla mücadelede üç temel kuralın ayırma, temizlik ve dezenfeksiyon olduğunu vurguladı.
Ağrı ve Kars'ta Şap Hastalığına Karşı Önlemler Artırıldı
Türkiye'de hayvancılık sektörünü tehdit eden şap hastalığı, özellikle büyükbaş hayvan yetiştiricileri açısından ciddi riskler oluşturmaya devam ediyor.
Ağrı ve Kars'ta hastalığın yayılması üzerine hayvan pazarlarının kapatıldığı belirtilirken, Ağrı İl Hayvan Borsası'nın kapalı kalma süresinin uzatıldığı bildirildi.
Paylaşılan bilgilere göre Ağrı'da 1 Eylül'den itibaren yürütülen aşılama çalışmaları kapsamında toplam 111 bin 782 hayvana şap aşısı uygulandı.
Şap Hastalığı Süt Verimini Düşürüyor, Ekonomik Kayıplara Yol Açıyor
Fatro & Güneşli Hayvan Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı, Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, şap hastalığının hayvan sağlığının yanı sıra üreticilerin ekonomik faaliyetlerini de olumsuz etkilediğine dikkat çekti.
Hastalığın oldukça bulaşıcı olduğunu belirten Aksoy, özellikle büyükbaş hayvanlarda süt veriminde azalma, yem tüketiminde düşüş ve ciddi sağlık sorunları görülebildiğini ifade etti.
Şap hastalığının belirtileri arasında yüksek ateş, ağız içinde yaralar ve su dolu kabarcıklar, aşırı salya akıntısı, ayaklarda lezyonlar, meme yaraları ve iştahsızlık bulunuyor.
Hastalığın genç hayvanlarda ölümlere kadar varabilen sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Veteriner Hekim Aksoy: Üç Temel Kurala Dikkat!
Şap hastalığının kontrol altına alınmasında biyogüvenlik önlemlerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, yetiştiricilere önemli uyarılarda bulundu.
Aksoy, hastalığın yalnızca enfekte hayvanlarla doğrudan temas sonucunda bulaşmadığını, virüsün araçlar, ekipmanlar, kıyafetler ve hayvan nakil araçları aracılığıyla da taşınabildiğini belirtti.
Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü'nün biyogüvenlik yaklaşımına dikkat çeken Aksoy, mücadelede üç temel ilkeyi şöyle sıraladı:
Ayırma: Hasta veya hastalık şüphesi taşıyan hayvanların sağlıklı hayvanlardan uzak tutulması.
Temizlik: Ahırların, sağım alanlarının, araçların ve kullanılan ekipmanların düzenli temizlenmesi.
Dezenfeksiyon: Temizlik sonrasında uygun dezenfektanlarla virüsün yayılma riskinin azaltılması.
Hayvan Alım-Satımı Durdurulmalı, Yeni Hayvanlar Karantinaya Alınmalı
Şap hastalığının işletmeler arasında yayılmasını önlemek amacıyla yetiştiricilerin dikkat etmesi gereken tedbirleri açıklayan Aksoy, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.
Yetiştiricilerin uygulaması gereken başlıca önlemler şöyle sıralandı:
Hastalık şüphesinde hayvan alım-satımı ve nakilleri durdurulmalı.
Hasta ve şüpheli hayvanlar diğerlerinden ayrılmalı.
İşletmeye yeni getirilen hayvanlar karantinaya alınmalı.
Ahır, sağım alanları ve ekipmanlar düzenli temizlenmeli.
Hayvan nakil araçlarının temizliği ve dezenfeksiyonu sağlanmalı.
Ortak mera ve hayvanların bir araya geldiği alanlardan kaçınılmalı.
Resmî aşılama programlarına eksiksiz uyulmalı.
İşletmeye giriş ve çıkışlar kontrollü gerçekleştirilmeli.
Şap Hastalığı Şüphesinde Yetkililere Derhal Haber Verilmeli
Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, şap hastalığından şüphelenilen durumlarda yetiştiricilerin laboratuvar sonuçlarını beklemeden yetkili veterinerlik birimlerine bildirim yapması gerektiğini belirtti.
Erken bildirimin hastalığın kontrol altına alınmasında önemli rol oynadığını ifade eden Aksoy, şüpheli hayvanların başka işletmelere gönderilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Ayrıca hastalık şüphesi bulunan hayvanlardan elde edilen sütün satılmaması, başka sütlerle karıştırılmaması ve gübre ile diğer hayvansal materyallerin kontrolsüz biçimde işletme dışına çıkarılmaması gerektiğini söyledi.
Gelişigüzel Aşılama ve Dezenfeksiyon Uyarısı
Şap hastalığıyla mücadelede yanlış uygulamaların hastalığın kontrolünü zorlaştırabileceğini belirten Aksoy, veteriner hekim yönlendirmesi olmadan gelişigüzel aşılama ve dezenfeksiyon yapılmaması konusunda uyardı.
Numune alma, dezenfeksiyon ve aşılama işlemlerinin resmî veteriner hekimin talimatları doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Henüz hastalık belirtisi göstermeyen hayvanların da virüsü taşıyabileceğine dikkat çeken Aksoy, sürü genelinde hareket kısıtlamalarının uygulanmasının önemini hatırlattı.
Şap Hastalığıyla Mücadelede Erken Müdahale Büyük Önem Taşıyor
Hayvancılık sektöründe ciddi ekonomik kayıplara neden olabilen şap hastalığına karşı aşılama, biyogüvenlik önlemleri ve erken bildirim büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, yetiştiricilerin şüpheli vakaları gizlememesi, hayvan hareketlerine ilişkin kısıtlamalara uyması ve resmî veteriner hekimlerin yönlendirmeleri doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini vurguluyor.
İstanbul Ticaret Odası'nda Seçim Heyecanı! Erdal Cevahiroğlu Yeniden Aday
Cevahiroğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Karadeniz Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Erdal Cevahiroğlu, 45 No'lu Konut İnşaatı Grubundan yeniden meclis üyeliğine aday oldu.
HABER/NİLGÜN EGE
İstanbul Ticaret Odasında (İTO) 27 Ekim'de gerçekleştirilecek seçimler öncesinde iş dünyasında hareketlilik artıyor. İstanbul'un ticaret ve sanayi hayatında önemli bir yere sahip olan İTO'da yeni dönem meslek komitesi ve meclis üyeleri belirlenirken, mevcut meclis üyelerinden iş adamı Erdal Cevahiroğlu da yeniden aday oldu. Cevahiroğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Karadeniz Vakfı Genel Başkan Yardımcısı olan Cevahiroğlu, 45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubunda yeni dönem için yarışacak.
İSTANBUL İŞ DÜNYASINDA GÖZLER 27 EKİM'E ÇEVRİLDİ
Türkiye'nin en köklü meslek kuruluşları arasında yer alan İstanbul Ticaret Odasında seçim takvimi işlemeye devam ediyor. 27 Ekim 2026 Salı günü Yeşilköy'deki İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek seçimlerde, farklı sektörleri temsil edecek meslek komitesi ve oda meclisi üyeleri belirlenecek.
İstanbul ekonomisinin ticaretten sanayiye, inşaattan hizmet sektörüne kadar geniş bir kesimini temsil eden İTO'da yapılacak seçimler, iş dünyasının gelecek dört yıllık dönemdeki temsil yapısını şekillendirecek.
Meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimlerinin ardından 4 Kasım'da oda yönetiminin belirlenmesiyle seçim süreci tamamlanacak.
ERDAL CEVAHİROĞLU YENİDEN ADAY
Seçim sürecinde öne çıkan isimlerden biri de İstanbul Ticaret Odasının mevcut meclis üyelerinden Erdal Cevahiroğlu oldu.
45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubunda komite üyeliği ve oda meclis üyeliği görevlerini sürdüren Cevahiroğlu, yeni dönemde de aynı meslek grubundan meclis üyeliğine adaylığını koydu.
Cevahiroğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı olarak iş hayatını sürdüren Erdal Cevahiroğlu, aynı zamanda Karadeniz Vakfı Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor.
TRABZON'UN OF İLÇESİNDEN İSTANBUL'A UZANAN TİCARET YOLCULUĞU
Erdal Cevahiroğlu'nun başkanlığını yürüttüğü aile şirketinin ticari geçmişi 1940 yılına dayanıyor.
Trabzon'un Of ilçesinde ticari faaliyetlerine başlayan Cevahiroğlu ailesi, 1980'li yıllarda İstanbul'a açılarak tekstil sektöründe faaliyet göstermeye başladı. Ailenin ticaret hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri ise 1990'lı yıllarda inşaat sektörüne yönelmesi oldu.
İstanbul'da konut üretimi ve yapı projeleriyle faaliyet alanını genişleten Cevahiroğlu İnşaat, zaman içerisinde inşaat sektörünün farklı alanlarında çalışmalar üstlendi.
Konut yapımının yanı sıra kentsel dönüşüm çalışmalarında da faaliyet gösteren şirket, mühendislik, mimarlık, yapı uygulamaları ve dekorasyon alanlarında hizmet veriyor.
Ailenin ticari faaliyetleri bugün inşaatın yanı sıra turizm, tekstil, endüstri ve kuyumculuk sektörlerini de kapsıyor.
KONUT ÜRETİMİ VE KENTSEL DÖNÜŞÜM GÜNDEMDE
İstanbul'da konut üretimi ve kentsel dönüşüm, hem kent ekonomisi hem de yapı güvenliği açısından önemini koruyor.
Özellikle deprem riski taşıyan yapı stokunun yenilenmesi, artan inşaat maliyetleri ve finansmana erişim sorunları, sektör temsilcilerinin gündemindeki başlıca konular arasında yer alıyor.
Cevahiroğlu İnşaat da İstanbul merkezli konut projeleri ve kentsel dönüşüm alanındaki faaliyetleriyle bu sektörün içinde yer alıyor.
İTO'nun 45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubunda yapılacak seçimler, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin yeni dönemde oda meclisinde kimler tarafından temsil edileceğini belirleyecek.
İTO'DA YENİ DÖNEMİN TEMSİLCİLERİ BELİRLENECEK
İstanbul Ticaret Odasında 27 Ekim'de kurulacak sandıklardan çıkacak sonuçlar, yeni dönem meslek komiteleri ve oda meclisinin yapısını ortaya koyacak.
İş dünyasının farklı sektörlerinden adayların yarışacağı seçimlerde, mevcut İTO Meclis Üyesi Erdal Cevahiroğlu da 45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubundan yeniden aday olarak yer alacak.
ORTA DOĞU'DAKİ GERİLİM PETROL FİYATLARINI YÜKSELTTİ! BRENT 114 DOLARI AŞTI
Suudi Arabistan'daki enerji tesislerine yönelik saldırılar ve Orta Doğu'da artan gerilim, küresel petrol piyasalarında sert yükselişe neden oldu. Brent petrol 22 Ekim'de yüzde 4 artışla 113,17 dolardan kapanarak beş ayın en yüksek kapanış seviyesine ulaştı. 23 Ekim'de ise yükseliş devam etti ve fiyatlar 114 doların üzerine çıktı. Gelişmeler, Türkiye'de akaryakıt fiyatlarına olası etkileri de gündeme taşıdı.
PETROL FİYATLARINDA SERT YÜKSELİŞ
Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu'da tırmanan askeri gerilim ve petrol arzının kesintiye uğrayabileceğine yönelik endişeler nedeniyle hareketli günler yaşıyor.
Suudi Arabistan'da petrol tesisleri ve stratejik noktalara yönelik saldırıların ardından uluslararası piyasalarda petrol fiyatları yükseldi.
Reuters'ın aktardığı verilere göre Brent petrolün varil fiyatı 22 Ekim Perşembe günü 4,35 dolar artarak 113,17 dolardan kapandı. Günlük yükseliş yaklaşık yüzde 4 olarak gerçekleşti.
Bu kapanış, Brent petrolün 4 Mayıs 2026'dan bu yana ulaştığı en yüksek kapanış seviyesi oldu.
BRENT 114 DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI
23 Ekim Cuma günü sabah saatlerinde Brent petrolün varil fiyatı 112,96 dolar seviyesinde işlem görürken, ilerleyen saatlerde yeniden yükselişe geçti.
Reuters'ın güncellenen piyasa verilerine göre Brent petrol 114,47 dolara, ABD Batı Teksas türü ham petrolü (WTI) ise 100,84 dolara yükseldi.
Piyasalardaki dalgalanma, yatırımcıların bölgedeki güvenlik gelişmelerine ve enerji sevkiyatına ilişkin açıklamalara odaklanmasına neden oldu.
SUUDİ ARABİSTAN'DAKİ SALDIRILAR PİYASALARI ETKİLEDİ
Petrol fiyatlarındaki yükselişin başlıca nedenleri arasında Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'daki hedeflere yönelik saldırıları bulunuyor.
Suudi Arabistan'ın önemli petrol üretim noktalarından Şeybe (Shaybah) petrol sahasına yönelik saldırı, enerji altyapısının güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı.
Suudi Arabistan makamları, saldırının ardından söz konusu sahadaki petrol üretiminin etkilenmediğini açıkladı.
Ancak saldırıların devam etme ihtimali, petrol arzına ilişkin risk algısını yükseltti.
ARAMCO GENEL MERKEZİNDE TAHLİYE TALİMATI
Gerilimin dikkat çeken gelişmelerinden biri de Suudi petrol şirketi Saudi Aramco'nun Dahran kentindeki genel merkezine ilişkin tahliye haberi oldu.
Reuters, şirket çalışanlarından genel merkezi boşaltmalarının istendiğini bildirdi.
Bu gelişme, petrol piyasalarında bölgedeki enerji tesislerinin güvenliğine yönelik kaygıları güçlendirdi.
Tahliye kararının petrol üretiminde doğrudan bir kesintiye yol açtığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi ise bulunmuyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE KIZILDENİZ'DEKİ RİSKLER
Orta Doğu, dünya petrol üretimi ve uluslararası enerji taşımacılığı açısından stratejik bir konumda bulunuyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'in güneyindeki Babülmendep Boğazı, petrol ve petrol ürünlerinin taşınmasında kritik güzergâhlar arasında yer alıyor.
Bu bölgelerdeki saldırılar veya deniz taşımacılığında yaşanabilecek aksamalar, enerji sevkiyatının maliyetini artırabiliyor.
Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki yükselişte mevcut üretim kayıplarının yanı sıra gelecekte yaşanabilecek arz kesintilerine yönelik endişelerin de etkili olduğunu belirtiyor.
TÜRKİYE'DE AKARYAKIT FİYATLARI ETKİLENİR Mİ?
Uluslararası petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatçısı ülkeler arasında bulunan Türkiye açısından da önem taşıyor.
Ham petrol fiyatlarının yükselmesi, diğer koşulların değişmemesi halinde benzin ve motorin maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabiliyor.
Ancak Türkiye'deki pompa fiyatları yalnızca Brent petrol fiyatına bağlı olarak belirlenmiyor.
Döviz kuru, uluslararası akaryakıt ürün fiyatları, vergiler ve dağıtım maliyetleri de fiyatlandırmada etkili oluyor.
Bu nedenle Brent petrolün 114 doların üzerine çıkması, benzin veya motorine otomatik olarak aynı oranda zam yapılacağı anlamına gelmiyor. Söz konusu yükselişe bağlı yeni bir akaryakıt zammının kesinleştiğine ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.
GÖZLER ORTA DOĞU'DAKİ GELİŞMELERDE
Petrol piyasalarında önümüzdeki süreçte Suudi Arabistan'daki güvenlik gelişmeleri, bölgedeki askeri hareketlilik ve uluslararası enerji sevkiyatının durumu yakından izlenecek.
Gerilimin sürmesi halinde petrol fiyatlarında dalgalanmanın devam edebileceği belirtilirken, diplomatik gelişmeler ve enerji arzına ilişkin açıklamalar fiyatların yönü açısından belirleyici olacak.
ARKA HABER | EKONOMİ VE DÜNYA HABERLERİ
SUUDİ ARABİSTAN'DA PETROL DEVİNİN GENEL MERKEZİ TAHLİYE EDİLİYOR!
Suudi Arabistan'da art arda yaşanan saldırıların ardından ülkenin petrol devi Saudi Aramco'nun Dahran kentindeki genel merkezinde tahliye talimatı verildiği bildirildi. Reuters'a konuşan altı kaynak, çalışanlardan binayı boşaltmalarının ve uzaktan çalışmalarının istendiğini açıkladı. Karar, Dammam'daki havalimanı saldırısında 2 kişinin hayatını kaybetmesi ve 8 kişinin yaralanmasının ardından geldi.
İlk Yorum yapan siz olun!