CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli’deki Emek Büroları Akademik Kurul Toplantısı’nda; “Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi, iktidar partisidir. Genel iktidar için geri sayımda olan bir partidir ve bu geri sayım sürecini büyük bir mutlulukla, büyük bir şevkle tadını çıkararak değil; canımızı dişimize katarak ve çalışarak tamamlamak zorundayız” dedi.
Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT
(KOCAELİ) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli’deki Emek Büroları Akademik Kurul Toplantısı’nda; “Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi, iktidar partisidir. Genel iktidar için geri sayımda olan bir partidir ve bu geri sayım sürecini büyük bir mutlulukla, büyük bir şevkle tadını çıkararak değil; canımızı dişimize katarak ve çalışarak tamamlamak zorundayız” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli’de düzenlenen Emek Büroları Akademik Kurul Toplantısı’na katıldı. Çok sayıda akademisyenin bulunduğu programda konuşan Özel, son bölümde şunları söyledi:
“Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Emek Büroları Akademik Kurul Toplantısı’nı Kocaeli’de yaptık. Kocaeli'deyiz. Çünkü burası emeğin başkenti. 31 Mart seçimlerinden sonra kazanamadığımız üç şehre çok üzüldüğümü ifade etmiştim. Bunlardan biri Kocaeli'ydi. Biri Gaziantep biri de Samsun'dur. Bu şehirler Cumhuriyet Halk Partisi'nin hem tarihinde çok önemli kentlerdir hem yıllarca büyükşehirlerini yönettiği kentlerdir. Hem de Cumhuriyet Halk Partisi mademki sol, sosyal demokrat bir partidir, emeğin bu kadar güçlü olduğu bir kentte, Türkiye’nin nüfusunun yüzde 65’ine, ekonomisinin yüzde 80’ine yakınına hizmet edecek alanlarda belediye seçimlerini kazanmışken, Kocaeli’de bir olan belediyesini sadece üçe çıkarmış olması kabul edilebilir değildi. O yüzden ilk emek mitingimizi Kocaeli Gebze'de yapmıştık. Bugün Emek Bürolarının Akademik Kurul Toplantısı’nı burada yapıyoruz. Bundan sonra Türkiye'nin dört bir yanında emek büroları çalışacak ama bir ayağı hep Kocaeli'de olacak. Bu emeğin başkentinde olacak ve bundan sonra Kocaeli'den çıkan, Kocaeli’de başladığımız bir emek mücadelesiyle, alın terinin karşılığını artık alma değil verme yolunda attığımız, bu önemli adımları attığımız ilk gün içinde bugünü hatırlayacağız.”
Özel şöyle devam etti:
“Emek büroları çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için yola çıkıyor“
"Cumhuriyet Halk Partisi geçmişte muhalefet partisi olmanın bilinciyle emeğin hakkını almanın, emeğin yanında durmanın toplantılarını yapıyordu. Oysa şimdi bundan sonraki süreçte emeğin hakkını nasıl vereceğiz? Emekçinin haklarını nasıl vereceğiz? Alın terinin karşılığını nasıl vereceğiz? Bunu konuşuyoruz. Çünkü iktidara gidiyoruz. İktidara yürüyoruz. İktidara hazırlanıyoruz. Emek büroları bugün burada bir kez daha geçim, çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için yola çıkıyor. Emek bürosu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin geçmişe dayanan önemli bir markası. Bugün geçmişte bu bürolara katkı sağlamış olan çok kıymetli büyüklerimiz de bu toplantımızda bulundular. Sayın Erdoğdu, Sayın Çetin. Sayısız isim de emek bürolarımıza geçmişte olduğu gibi bundan sonra da katkı sağlayacaklar. Sayın Veli Ağbaba bugün burada olamadı. Emek bürolarına geçmişte çok önemli katkılar sağlamış siyasiler bundan sonra da bizimle birlikte olacaklar.
“Partiyi nasıl yöneteceğimizi de mutabakata vardık”
Emek büroları bu kez iktidar yürüyüşünde Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar programını nasıl hazırlayacağını konuştuğu bir sürede ve bir süreçte hayata geçirilmiş durumda. Malumunuz olduğu üzere 4-9 Eylül tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Partisi geçtiğimiz hafta son zamanların en uzun süreli kurultayını gerçekleştirdi. 1930’lar, 1940’larda olduğu gibi bir haftayı bulan bir kurultay yaptı. Kurultayımızın adı Değişim Kurultayı'ydı ve kurultayımızda önce oy birliğiyle neredeyse oy birliğiyle, komisyonda oy birliğiyle, genel kurulda da bazen maddelerin yarısından çoğu mutabakatla pek çoğu bir karşı oya karşı, en çok itiraz alan madde dahi bin 300 oy içinde 361 karşı oy alarak, bir mutabakatla hayata geçti. Biz geçen hafta partiyi nasıl yöneteceğimizi de mutabakata vardık. Ardından iki gün hazırlık toplantılarını yaptık. Şimdi Türkiye'yi nasıl yöneteceğimize dair ortaya koyduğumuz program çalışmamızın tam başındayız. Bundan 6-9 ay sonra program kurultayımızı topladığımızda orada Cumhuriyet Halk Partisi'nin, bundan yaklaşık yirmi yıl önce yazılmış, 2008 yılında son şekli verilmiş, programını çağın ihtiyaçlarına uygun, daha kısa, daha net, daha kolay okunabilir, erişilebilir bir şekilde hazırlayıp, oradan her bir bakanlık için, her bir alan için çözüm önerilerimizin yani politika notlarımızın çıkacağı, ardından da bunu çok sayıda siyaset ve propaganda belgesine dönüştüreceğimiz bir sürecin içindeyiz.
“2025 Kasım’da yapılacak bir seçimde Türkiye’yi bütün bu sıkıntılardan kurtarmaya talibiz”
Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gidiyor. 2025 yılının Kasım ayı Sayın Erdoğan'a bir çağrı yaptığımız tarihtir. Kendisi geçmişte çok tartışıldı. Bu ikinci dönem mi, üçüncü dönemi mi? Kendileri Anayasa aksini yazmasına rağmen, ‘Anayasa değiştikten sonra ikinci dönemimiz’ diyordu. Yüksek Seçim Kurulu bu fikre iştirak etti. Bu yönde karar verdi. Kendisi seçimleri Cumhurbaşkanı yenilediği halde, yeniden aday olabildi. Bu durumda, üçüncü döneminde, şimdi yani ikinci dönemin içinde kendisi seçim kararı alırsa yeniden aday olamıyor, çok net. YSK'nın kararına göre ve kendi geçmiş dönemde de, dönemlerini ikinci döneme aday oluyoruz dedikleri süreçte Anayasa şunu yazıyor: Meclis 360 milletvekili seçim kararı olursa mevcut Cumhurbaşkanı son bir kez aday olabilir. Bunu Adalet ve Kalkınma Partisi MHP'yle birlikte başaracak çoğunluğa sahip değil. Bize muhalefete ihtiyaçları var. 360 rakamını yakalayabilmeleri için de bizim kendilerine bir cümlemiz var. Tam ortasında yani bu tartışmalı beş yılın yarısı sizden, yarısı bizden, tam ortasında. İki buçukuncu yılda gelip erken seçim kararı alıyorsanız biz varız. Seçimleri yenileyelim. Sonrasında bir daha gelip kapımızı çalmayın. Yani Erdoğan yeniden aday olmak iddiası varsa son tarih 2025 Kasım'dır. 2025 Kasım'da yapılacak bir seçimde biz Türkiye'yi bütün bu sıkıntılarından kurtarmaya talibiz. Bu sorunları çözemeyen, işsizliği bitiremeyen, yoksulluğu derinleştiren bu iktidar halen daha eğer kendine güveniyorsa, en güçlü adayları halen Sayın Erdoğan'sa buyursunlar. Gelecek sene 2025 Kasım'da bir erken seçimde Türkiye, ‘ikinci yüzyılda dertlerine kim çare olacak’ bu kararı versin. Biz diyoruz ki ‘Tüm dertlerin var bir çaresi onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi’. Bu özgüvenle buradayız.
“Bu ülkeyi yöneteceğimizi milletimize anlatacağımız bir sürecin ilk evresindeyiz”
Şimdi kim özgüven gösteriyor? Kim milletten kaçıyor? Onu test edeceğimiz bir yıldan biraz fazla bir süremiz var. Biz bu yılın ilk yarısını adeta hükümet programını milletimizle birlikte yazacağımız ve bu ülkeyi bundan sonra nasıl yöneteceğimizi milletimize anlatacağımız bir sürecin ilk evresini, ilk altı ayda ikinci evresini de ondan sonraki altı ayda yoğun bir kampanyayla sürdüreceğiz. Şimdi emek büroları bu işin en önemli kısmı için bir kez daha hem masa başında hem sokakta, sahada 81 ilde, 973 ilçede fabrikalarda, tarlalarda, sokaklarda, evlerde ve köylerde çok önemli bir emek vermek üzere bir araya gelmiş durumda. Hiç şüphesiz bu ülke nasıl yönetilecek dediğinizde herkes gözü bir tarafa diker. Bir tarafa bakar. Orada size sorarlar. Politikalarınız nasıl olacak? Parti, Cumhuriyet Halk Partisi’yse son sosyal demokrat bir partiyse, yani ana odağında emek, alın teri ve emekçinin hakkını alması varsa, ekonomi politikalarını hazırlayanlar da bir gözüyle emek politikalarının nasıl ifade edildiğine bakarlar. Bu masalardan biz bu ülkedeki insanların nasıl geçineceğine, nasıl çalışacağına, hangi güvencelere, hangi haklara sahip olacağına ve haklarının devlet tarafından nasıl verileceğine karar vereceğiz. Ekonomi politikalarını oluşturan arkadaşlar da oluşturacakları ekonomik programla bu hedefleri nasıl finanse edeceklerine, bunun kaynağını nasıl sağlayacaklarına ve bu süreci nasıl yöneteceklerine karar verecekler.
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin ana eksini kamuculuktur”
Cumhuriyet Halk Partisi'nin ana ekseni kamuculuktur. Sağlıkta da kamucuyuz, güvenlikte de kamucuyuz, emek-işveren ilişkilerinde de kamunun yoğun denetimine, kamunun bu konuda emekten yana taraf olmasına hemfikir olmuş bir siyasi partide siyaset yapıyoruz. Bu Türkiye'ye iyi gelecek. Bu ezilenlere iyi gelecek, bu köylülere iyi gelecek, bu işçilere iyi gelecek, bu esnaflara, küçük esnaflara iyi gelecek. Bu sanayide çalışan, KOBİ'de çalışan işçiye de iyi gelecek. Aslında günü geldiğinde bu Türkiye örneğinden herkes görecek ki bu KOBİ'nin sahibine de sanayiciye de iyi gelecek. Biz huzur içinde, barış içinde, birlik içinde bir ülkeyi hep birlikte nasıl güçlendireceğiz, hep birlikte nasıl kalkındıracağız, azın başında kavga etmek yerine çoğu nasıl adil bölüşeceğiz onu bütün Türkiye'ye ve bütün dünyaya hep birlikte göstereceğiz. Türkiye olarak bütün dünyaya göstereceğiz.
“Emekle sermaye karşı karşıya gelirse emeğin yanındayız”
Bugün burada emeğin hak ettiği değeri bulduğu, toplumsal adaletin sağlandığı ve herkesin insan onuruna yakışır şartlarda çalışabildiği, yaşayabildiği bir Türkiye'yi inşa etme kararlılığıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz. Öncelikle davetimizi kabul ederek bizlere omuz veren bu toplantının çok değerli katılımcılarına, hocalarımıza, siyasetçilerimize her birisine ayrı ayrı teşekkür ederek sözlerime başlamak isterim. Partimiz tüzüğündeki ifadesiyle aydınlanma ideallerini, emek mücadelelerini, sosyal demokrasinin, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ilkelerini benimseyen, çağdaş, demokratik, sol bir siyasi partidir. Biz emekle sermaye karşı karşıya gelirse emeğin, kadınla erkek karşı karşıya gelirse kadının, güçlüyle, zayıf karşı karşıya gelirse zayıfın, haklıyla haksız karşı karşıya gelirse haklının tarafındayız. Bunda tartışılacak hiçbir şey yok. İşçilerle, sendikalarla, sivil toplumda daha fazla dayanışan, onlara güç veren, onlardan güç alan bir parti olmak için yola çıktık. Geçmişte partimize güç vermiş olan emek bürolarının pratiğini yeniden ve daha güçlü şekilde hayata geçirmek için buradayız. Bu kez muhalefeti örgütlemek emeğin örgütlenmesine katkı sağlamak değil iktidarımızı örgütlemek ve emek politikalarını doğru bir yerden kurmak, tartışmak üzere bir aradayız. Geçmişte emek bürolarında aktif çalışmış bir genel başkan olarak da bu bürolara duyduğum güveni ve verdiğim önemi bir kez daha teyit etmek isterim. Emeği adil ve eşit bir düzeni savunmak politik bir tercih sonuçta. Elbette bu tutum partimizin önceki politikalar arasında da yer alıyordu. Sosyal refah devletinin temel ilkelerine bağlı olarak emekçilerin, emeklilerin, ücretlilerin, gençlerin ve kadınların hakkını almak, onları güçlendirmek temel hedefimizdi. Ama bundan sonra hak almanın değil, bu hakkı teslim etmenin, bu hakkı vermenin nasıl yapılacağını konuşan bir zeminde buluşmuş durumdayız.
“Herkesin daha adil bir gelir düyeziyene ulaşma hakkını savunuyoruz”
Sosyal refah devleti sadece ekonomik büyümeyi hedefleyen bir yapı değil aynı zamanda bu büyümenin adil bir şekilde paylaşıldığı toplumsal dayanışmanın ve eşitliğin esas alındığı bir sistemdir. Bu amaçla 101’inci yaşına ulaşan partimizin siyasi geleneğinde önemli bir yere sahip olan emek bürolarını yeniden örgütlüyoruz, yeniden hayata geçiriyoruz. Kurduğumuz emek büroları sadece emekçilerin haklarını savunmakla kalmayacak, aynı zamanda toplumun en kırılgan kesimlerinin de haklarını güvence altına alacak politikaların oluşturulmasına da öncülük edecektir. Adil ücret politikalarından sendikal örgütlenmeye, iş cinayetlerinden işçi sağlığı ve güvenliğine, esnek çalışmalardan dijital emeğe kadar geniş bir yelpazede çalışma hayatına dair tutumumuzu, geniş kitlelerle bu masanın ve bu büronun çalışmaları ışığında ifade etmeye devam edeceğiz. Emeğiyle çalışan herkesin daha adil bir gelir düzeyine ulaşma, emeğinin karşılığını alma hakkını savunuyoruz.
“Teknoloji bir şey getiriyorsa götürdüğü sadece emekçiden olmaz”
1970’lerde üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit, sosyal demokrat anlayışın içini doldurarak işçilerle, ücretlilerle, sendikalarla dayanışma içinde olmuş, emekçinin yanında durmuş ve 70’lerde girdiği iki yerel, iki genel seçimden Cumhuriyet Halk Partisi'ni birinci çıkarmayı başarmıştır. O süreçte Türkiye'de en güçlü sendikaların, DİSK'in bu Cumhuriyet Halk Partisi'nin girdiği iki genel seçimde emeğin geleceği açısından CHP'nin iktidarını daha doğru gördüğü için Cumhuriyet Halk Partisi'ne açık ve yazılı destek açıkladığını da bir kez daha hatırlatmak isterim. Bugün biz teknolojinin değiştiğini, hayatın değiştiğini, emeğin değiştiğini, dünyanın değiştiğini de görerek ancak aynı temel ilkelere bağlı kalarak siyaset yapmak durumundayız. Teknolojik gelişmelerin yarattığı artı değer, zaman ve kaynak tasarrufu üzerinde emekçinin hakkını savunan birilerine ihtiyaç var. Bugün ışıksız fabrikalardan konuşuluyor. Bugün robotlardan konuşuluyor. Ama bunun artı değerin sadece sermayeye kalmasının, bunun yarattığı artı değerinden işçiye sadece işsizliğin düşmesinin, güvencesizliğin düşmesinin ya da esnek çalışmanın bir argümanı haline gelmesinin bizim açımızdan kabul edilebilecek hiçbir tarafı yok. Teknoloji bir şey getiriyorsa götürdüğü sadece emekçiden olamaz. Bunun için dünya robot vergilerini konuşuyor. Yadsımıyoruz, önemsiyoruz. Ama bunun sadece robotlarla değil istihdamsız alan yaratan her türlü mekanizasyon aşamasında kademeli olarak tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Bir fabrika ışıksız olduktan, sıfır işçi olduktan o vakitten sonra ancak sadece her bir robotun ne kadar işçiyi işsiz bıraktığının hesaplanmasını değil, bugünkü aşamada her teknolojik gelişme, bir istihdamsızlık yaratıyorsa, kademeli olarak bu aşamadan bunun konuşulması, görüşülmesi gerektiğini düşünüyoruz.
"Uzaktan çalışma"
Uzaktan çalışma bir gerçekse bu gerçekte uzaktan çalışanla çalıştıran arasına devletin denetimini hem ilkesel hem teknolojik hem de varoluşsal olarak tarif etmek durumundayız. Birileri oturduğu yerden uzakta çalıştırdığı gencecik elemanlarına, iş talimatlarını gece gündüz saat ayırmadan, tatil ayırmadan, dinlenme ayırmadan yağdırıp o emeği orada sömürüyorsa o iki bilgisayar arasına devlet girmek durumundadır. O iki bilgisayar arasında devlet puantaj da yapmak durumundadır. Fazla mesai de hesaplamak durumundadır. Bayramda çalışıyorsa ona göre ücretlendirmek durumundadır. Ulaşılmama hakkının da güvencesi devlet olmak durumundadır. Devletin üzerinden, kamunun üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun üzerinden Çalışma Bakanlığı’nın üzerinden geçmeyen her bir iş emri de cezalandırılmak, takibe alınmak ve kaçak işçi çalıştırmak olarak tanımlanmalı, cezalandırılmalı ve gencecik evlatlarımızın emekleri uzaktan birilerinin yağdırdığı talimatlarla asla ve asla sömürülememelidir. Buraya gerçek bir dijital altyapıyı, gerçek bir denetimi, gerçek bir müdahaleyi koyacak anlayış bugünkü iktidarda yoktur. Bugünkü iktidarın karşısında bunu savunan da iktidar olduğu gün hayata geçirecek olan da sosyal demokrat bir ideolojidir. Sol bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi'dir.
“Motokuryenin de hizmet sekterönün de plazada çalışanların da emeklilerin de güvencesi biziz”
Bugün hangi partiye oy veriyor olursa olsun gencecik çocuğunun sömürüldüğünü gören annelere, babalara da ‘Ben oy vermiyorum ya, benim siyasetle ilgim yok’ diyen gencecik arkadaşıma da şunu söylüyorum ki böyle sömürülmeyi siz hak etmiyorsunuz. Bunun teminatı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Bunu sağlamanın yolu bu sefer sandığa gidince bunları savunan bir partiye oy vermek, ‘Ben siyasete mesafeliyim’ değil, şu anda yaşadığın her sıkıntının çaresinin sandık olduğunu bilmek, görmek gerekmektedir. Bunu bugüne kadar belki de o hakkı olduğu halde hiç oy kullanmamış gencecik seçmenlerimizle de onların anne, babalarıyla da açık açık konuşma niyetindeyiz. Plaza çalışanlarını görmeden, kasiyerleri yok sayarak, motokuryelerle temas etmeden, hizmet sektöründe çalışanların sorunlarını sanki onlar evren dışındaymış gibi, bir yandan kahvemizi içiyoruz, yemeğimizi yiyoruz, birileri de bize hizmet ediyor ama onlar yok gibi, onları evren dışında gören bir anlayışı topyekun reddediyoruz. Motokuryenin de hizmet sektörünün de plazada çalışanların da emeklerinin de güvencesi biziz. Onların belki de görmedikleri, bilmedikleri, tahayyül etmedikleri hakları var. O hakları hep birlikte göreceğiz tanımlayacağız, savunacağız ve kendilerine kazandıracağız. Kazanmak için onların mücadele etmeleri gerektiğini biliyoruz ve bunun tam olarak teminatıyız. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alındığı, hiç kazanmayanın da devlet tarafından yakasının bırakıldığı adaletli bir vergi sistemine ihtiyacımız var. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi'nin verilerine göre Avrupa ülkelerine kıyasla gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke Türkiye'dir. Nüfusun en zengin yüzde 20’sinin varlıkların yüzde 81’ini en yoksul yüzde 20’sinin ise yüzde 0,5’ini arada yüz altmış katlık bir farkın sürdürülemez olduğunu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasetinin tam da bu noktada sürdürülmesi gerektiğini esas mücadele alanının bu olduğunu bir kez daha ifade etmek ve teyit etmek istiyorum.
“Kadın ve genç istihdamını önceleyen, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten politikalar üreteceğiz”
30 Haziran'da emek mitingimizi Gebze'de yapmıştık. İlk toplantımızı Kocaeli'de yapıyoruz. Kocaeli'ni hem 31 Mart seçimlerinde, seçimlerden sonra biraz önce de sizlerle paylaştığım hedefimizde olan üç kritik şehirden biri olduğu için çok önemsiyoruz. 15-16 Haziran 1970 işçi direnişinin merkezlerinden bir tanesi olduğu için ilk adımın Kocaeli'nden atılmasını çok önemsiyoruz. Kocaeli'nin emeğin başkenti olması, Cumhuriyet Halk Parti’nin bunu savunan bir parti olması Kocaeli'deki işverenlerin Kocaeli'deki emekçiler dışındaki kesimlerin kaygı duyacağı değil aksine çok daha mutlu bir Kocaeli, çok daha zengin bir Kocaeli, hep birlikte daha çok kazanıp daha çok üretip daha adil paylaşacağımız bir Kocaeli'ni Türkiye'deki bu yürüyüşün ilk adımı olmanın onurunu yaşayan bir kent olacağını şimdiden müjdelemek istiyorum. Bundan sonra emek büroları 973 ilçede, 81 ilde ve dünyanın pek çok ülkesinde çalışırken bir pergel misali bir ayağı hep Kocaeli'de olacak. Bu kentte olacak ve bu kentin Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarına giderken en büyük sıçramalardan birini yaptığımız kent olduğunu hep birlikte göreceğiz. Birlikte yaşayacağız. Çocuklarımızı ucuz iş gücü olarak piyasanın insafına terk eden mesleki ve teknik eğitim sistemini topyekun değiştirecek, çağın gereklerine uygun bir eğitim politikasını hep birlikte önereceğiz. Staj ve çıraklık mağduru yaratmayacak, kademeye, yasaya ek göstergeye takılmadan emeklisini darda bırakmayacak bir sosyal güvenlik reformunu yeni baştan inşa edeceğiz. Yaratıcı emeği göz ardı etmeyen, gençlik enerjimizi tüketen beyin gücünün önüne geçen, kadın ve genç istihdamını önceleyen, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten politikalar üreteceğiz. Emek büroları bu mücadelede yolumuzu aydınlatacak, halkımızın sesi olacak ve sosyal politikalarımızın temelini oluşturacaktır.
“Cumhuriyet Halk Partisi genel iktidar için geri sayımda olan bir partidir”
Ancak bu politikaların sadece kâğıt üzerinde kalmaması, halkımızın günlük yaşamında somut karşılık bulması gerekmektedir. Bu inançla sizler gibi uzman, deneyimli ve kararlı akademisyenlerin bir araya geldiği bu kurulun partimizin politikalarının oluşumunda kritik bir rol oynayacağını biliyorum. Buna yürekten inanıyorum. Çalışma yaşamında, emekçiden taraf olmak, hak savunuculuğunu politik bir ideal ile yukarı taşımak, emek mücadelesini güçlendirmek ve sosyal adaleti sağlamak bugüne kadarki en önemli sorumluluklarımızdan biriydi. Parti’nin bu noktada eksikleri olmuş olabilir ama niyetinin halis ve geçmişinin övünülecek süreçlerle dolu olduğuna kimsenin şüphesi yok. Ama bundan sonraki süreç artık bu politikaların iktidardayken samimiyetle nasıl hayata geçirildiğinin konuşulduğu bir süreç olmak durumundadır. Cumhuriyet Halk Partisi örgütüne milletvekillerine, Parti Meclisi’ne ısrarla söylediğim bir hususu bugün buradan da tekrar istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi artık muhalefet partisi değildir. Nasıl muhalefet edeceğine, nasıl karşı çıkacağına, nasıl itiraz edeceğine karar veren bir süreci çoktan geride bıraktık. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'nin birinci partisidir. Kuruluş itibarıyla da öyledir. Girdiği son seçimler itibariyle de öyledir. Anketler itibariyle de öyledir. Bugün sahadaki beklenti ve gördüğü toplumsal karşılık itibariyle de öyledir. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'nin birinci partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi iktidar partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi genel iktidar için geri sayımda olan bir partidir. Ve bu geri sayım sürecini büyük bir mutlulukla, büyük bir şevkle tadını çıkararak değil, canımızı dişimize katarak ve çalışarak tamamlamak zorundayız. Çünkü yük ağırdır. En basitinden 22 yıllık bir enkaz önümüzdedir. Bu süreçte emeğin kaybettiklerini ona geri vermek, o mücadelenin önünü açmak ve Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı bir gün yeniden sonlandığında, 22 yıl yaşadığımız kâbusu yeniden yaşamamak için, yani yeniden bir tek adam rejimiyle muhatap olmamak için demokrasimizi, emek yeniden bu kadar çok sömürülmesin diye sendikal hakları, sendikalar kanununu güçlendirmek, yeniden Türkiye orta gelir tuzağına yakalanmasın, asgari ücret açısından yaşanan hem verenleri zorlayan ama alanlar için de çok düşük olan bu asgari ücretten bu ülke kurtulsun, bu ülkenin asgari ücreti Mısır'la, Hindistan'la değil, İskandinav ülkeleriyle, Avrupa Birliği ülkelerinin asgari ücretiyle karşılaşsın diye ekonomide yapısal reformlar yapmak. Penye, ihraç etmekle çimento ihraç etmekle övünmek yerine teknoloji ihraç edebilecek bir altyapıya kavuşmak için gerekli vizyonu bugünden ortaya koymak hepimizin birinci sorumluluğudur.
“Bugün emek, iktidara dünden daha yakın”
Bunun için, bundan sonra azın başında kavga eden değil ülkeyi büyüten, ülkeyi güçlendiren, ekonomiyi güçlendiren ve çok adil paylaşan bir ülkeyi hep birlikte yaratmak hepimizin boynunun borcudur. Akademik kurulumuz, yalnızca politika metinleri hazırlamakla kalmayacak, aynı zamanda bu politikaların toplumun her kesiminde karşılık bulmasını sağlayacak bir kılavuz görevi de görecektir. Sizlerin katkılarıyla emeğin hakkını aldığı, herkesin insanca yaşadığı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Birlikte emeğin ve toplumsal adaletin ön planda olduğu, sosyal refah devletinin ilkelerine dayanan, güçlü ve adil bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bu tarihi sorumlulukta bir kez daha emek bürosunda böyle bir masanın etrafında bulunmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Geçmişte masanın yanlarında, sonlarında oturmuş, bu masaya inanmış birisi olarak bugün bu masanın başının ve sonunun olmadığını, emekten yana olan sol, sosyal demokrat bir partide herkesin sözünün genel başkan sözü kadar güçlü olduğunu ama sözümüzün toplamında vardığımız mutabakattan sonra bunu hep bir ağızdan hep birlikte savunmanın da tüm örgütümüzün yükümlülüğü olduğunu bir kez daha ifade ediyorum. Bundan sonra her yıl bir öncekinden iyi olacak. Çünkü bugün emek, iktidara dünden daha yakın. Yarın bugünden daha yakın olacağız. Hep birlikte çalışacağız. Hep birlikte başaracağız. Türkiye’de öyle üç kişinin, beş kişinin, üç şirketin, beş şirketin, onun yandaşının, bunun sınıf arkadaşları dönemini bitirip, Türkiye’de emeğin, işçi sınıfının ve emeğiyle geçinmek isteyen namuslu insanların, onlarla birlikte bu ülkeyi paylaşan tüm insanları, güçlü, zengin ve adil Türkiye hedefine inanan herkesin önümüzdeki dönem bir büyük başarıyı birlikte sırtladığı, omuzladığı ve yaşadığı bir süreç olacak. O günlere olan inancımla hepinizi saygı ile selamlıyorum, hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
CHP’den Rozet Krizi! Özgür Özel’in Taktığı Üyelik Geri Çekildi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Genel Başkan Özgür Özel’in grup toplantısı sonrası yaşanan bir üyelik süreciyle ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı.
CHP İletişim tarafından yapılan bilgilendirmeye göre; Antalya’dan gelerek partiye katılmak isteyen Arif Kocabıyık’a, yoğun program sırasında rozet takıldığı belirtildi.
Rozet Takıldı, Sonra Durduruldu
Açıklamada, Özgür Özel’in her hafta olduğu gibi Meclis’te vatandaşları kabul ettiği, bu kapsamda çok sayıda kişiye üyelik işlemi yapıldığı ifade edildi. Bu süreçte Arif Kocabıyık’a da rozet takıldığı aktarıldı.
Ancak daha sonra söz konusu kişinin geçmişteki tutumları ve sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili bilgiler edinildiği vurgulandı.
CHP: “İlkelerimize Uymuyor”
Partiden yapılan açıklamada,
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleri ve değerleriyle bağdaşmayan davranışlar kabul edilemez” denildi.
Bu nedenle gerekli değerlendirmenin hızla yapıldığı ve henüz resmi üyelik işlemi tamamlanmadan Arif Kocabıyık’ın parti üyelik sürecinin durdurulduğu açıklandı.
Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu Now Haber’de Açıkladı: "Tokat Geleceğin Parlayan Yıldızı Olacak!"
HABER/NİLGÜN EGE
Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, Now Haber’de yayınlanan Çalar Saat programına konuk oldu. "Süper Vali" olarak hafızalara kazınan merhum Recep Yazıcıoğlu’nun oğlu olan Yazıcıoğlu, görevdeki iki yılını, kentsel dönüşüm hamlelerini ve Tokat’ın gastronomi potansiyelini anlattı.
"Babamın Mirası, Benim Sorumluluğum"
Konuşmasına babası Recep Yazıcıoğlu’na olan ahde vefa ile başlayan Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, Tokat halkının kendisini büyük bir sevgiyle karşıladığını belirtti. "Her sokakta babamla ilgili bir anı dinliyorum. Bu durum üzerimdeki yükü artırsa da bana büyük bir güç veriyor. Soyismime leke getirmeden bu emaneti taşımak en büyük gayem," dedi.
Tokat’ta Kentsel Dönüşüm Seferberliği
Deprem riskine dikkat çeken Başkan Yazıcıoğlu, Tokat’ın güvenli bir şehir haline gelmesi için başlatılan kentsel dönüşüm projelerinin detaylarını paylaştı:
Hızlı Müdahale: 114 konutluk inşaatın başladığını ve 2 yıl içinde büyük bir değişimin yaşanacağını müjdeledi.
Estetik Komisyonu: Tokat’ın tarihi dokusunu korumak amacıyla kurulan komisyonun onayı olmadan hiçbir yeni binaya izin verilmediğini vurguladı.
Modern Altyapı: Kentsel dönüşümün sadece bina yenilemek değil; yeni parklar, otoparklar ve yollar demek olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin "En Akıllı" Trafik Sistemi Tokat’a Geliyor
Şehir içi trafiği rahatlatmak için teknolojik bir devrim başlattıklarını belirten Yazıcıoğlu, Türkiye’nin en akıllı trafik sistemini Tokat’a entegre ettiklerini duyurdu. Sistem; kuyruk boylarını ölçen, ışık sürelerini otomatik ayarlayan ve olası felaket durumlarında kriz merkeziyle entegre çalışan bir yapıda olacak.
"Bir Gün Herkes Tokatlı Olacak!"
Tokat’ın gastronomi ve iklim avantajlarına değinen Yazıcıoğlu, çarpıcı bir iddiada bulundu: "Küresel ısınmadan en son etkilenecek yerlerden biri Tokat. Gastronomik çeşitliliğimiz ve verimli topraklarımızla geleceğin en cazip şehriyiz. Altyapımızı buna göre hazırlıyoruz."
Sosyal Belediyecilik: Halk Ekmek ve Akıllı Şehir
Görev süresi boyunca sosyal belediyecilikten taviz vermediklerini belirten Yazıcıoğlu, günlük 40 bin ekmek kapasiteli Halk Ekmek fabrikasını kurduklarını ve ulaşımda yeni nesil sistemlere geçtiklerini hatırlattı.
Bahçeli’den Kerkük ve AB Mesajı: "Kerkük Pazarlık Konusu Yapılamaz"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kerkük’teki yeni yönetim yapısından Avrupa Birliği ile ilişkilere kadar pek çok kritik konuda önemli açıklamalarda bulundu.
ANKARA – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nün tarihi önemine değinerek başlayan Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin bir "ahlak ve şahsiyet mücadelesi" olduğunu vurguladı.
"Kerkük Türkmenlerin Kadim Yurdudur"
Irak’ta yaşanan siyasi gelişmelere ve Kerkük’teki valilik seçimine dikkat çeken Bahçeli, Irak Türkmen Cephesi’nin başarısını selamladı. Kerkük'ün Türkiye için bir "hasret ve emanet" olduğunu belirten Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla ve diliyle yurdundan koparılamayacaktır. Devran dönmüştür; asır Türk asrıdır."
Avrupa Birliği’ne Sert Eleştiri
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye yönelik ifadelerini "küstah bir dil" olarak nitelendiren Bahçeli, Avrupa’nın Türkiye olmadan güvenlik ve enerji politikalarında başarılı olamayacağını savundu. Bahçeli, Türkiye’nin hiçbir blokun figüranı olmayacağını ifade ederek, "Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır" dedi.
"Terörsüz Türkiye" Hedefi
Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının altını çizen MHP Lideri, terörün sona ermesiyle birlikte hem Türkiye’nin hem de bölge coğrafyasının refaha kavuşacağını belirtti. Konuşmasının sonunda "vefa ve sadakat" vurgusu yapan Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk milletinin "son sığınağı" olduğunu ifade etti.
Esenyurt Belediyesi yangında zarar gören parkı yeniledi
Esenyurt Belediyesi, yaşanan bir yangında zarar gören Süleymaniye Mahallesi 764. Sokak parkını baştan sona yeniledi. Yapılan çalışmalarla park, modern ve estetik bir görünüme kavuştu.
Yangının ardından hızla harekete geçen belediye ekipleri, parkta kapsamlı bir yenileme çalışması gerçekleştirdi. Bu kapsamda parkın duvarları boyanırken, ferforje aksamı tamamen yenilendi. Ayrıca çim serimi yapılarak yeşil alanlar yeniden düzenlendi, kauçuk zemin ise baştan aşağı elden geçirildi. Parkta çocukların daha güvenli ve keyifli vakit geçirebilmesi için yeni oyun grupları monte edildi. Bunun yanı sıra vatandaşların konforu düşünülerek banklar ve çöp kovaları yerleştirildi, sert zemin imalatı da tamamlandı. Yapılan çalışmalar sonucunda park, hem çocukların güvenle oynayabileceği hem de ailelerin keyifle vakit geçirebileceği modern bir sosyal alan haline getirildi.
“Eskisinden daha güzel bir hale geldi”
Yapılan yenileme çalışmasından memnun olduğunu dile getiren mahalle sakini Bilal Çığırım, “Çok güzel bir parkımız vardı ancak yakın zamanda yakıldı. Belediyemiz sağ olsun parkımızı yeniden düzenleyerek eskisinden de daha güzel bir hale getirdi. Yapılan iyileştirmelerle parkımız çok daha kullanışlı ve estetik oldu. Mahalle sakinleri olarak bu durumdan büyük mutluluk duyduk. Emeği geçen herkese ve özellikle belediye başkanımıza teşekkür ederiz.”
Beylikdüzü'nde bisiklet turu ile sağlıklı yaşam vurgusu yapıldı
Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen "Pedallar Sağlık İçin Dönüyor" etkinliğinde bisiklet sporuna ilgi duyan vatandaşlar ve sporcular, sağlıklı yaşam için pedal çevirdi. 5,5 kilometrelik parkurda gerçekleşen bisiklet turunun ardından ise alanında uzman isimlerin katılımıyla "Hareketlilik ve Sağlık Tüyoları Söyleşisi" gerçekleştirildi.
İstanbul'un Beylikdüzü ilçesinde, belediye tarafından düzenlenen “Pedallar Sağlık İçin Dönüyor” etkinliği, bisiklet sporuna ilgi duyan vatandaşları bir araya getirdi.
SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN PEDAL ÇEVİRİLDİ
Etkinlikte, katılımcılar sağlıklı yaşam için pedal çevirdi. Gürpınar Sahili ile Cumhuriyet Doğa ve İzcilik Kamp Alanı arasında yapılan 5,5 kilometrelik bisiklet turunun ardından, Uzm. Dr. Vefa Çelenk ve Prof. Dr. Özer Selimoğlu’nun yer aldığı “Hareketlilik ve Sağlık Tüyoları Söyleşisi” gerçekleştirildi. Sağlıklı yaşamın önemi üzerine yapılan bu söyleşi, katılımcılara önemli bilgiler sundu.
BİSİKLET KULÜBÜ BAŞKANI’NDAN VURGULAMALAR
Beylikdüzü Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Mehmet Esmer, etkinliğin amacının farkındalık artırmak olduğunu belirtti. Ayrıca, Beylikdüzü Kırlangıç Bisiklet Spor Kulübü Başkanı Haluk Karataş, “Önce sağlık” anlayışıyla hareket ettiklerini ifade ederek, bisikletin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti. Katılımcılara, etkinlik sonunda anı madalyaları takdim edildi.
Suat Kılıç’tan Esenyurt’ta “Okul Katliamı” Çıkışı: “Manevi Boşluk Topyekûn Seferberlikle Aşılır”
HABER / NİLGÜN EGE
İSTANBUL/ESENYURT-Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Esenyurt’ta düzenlenen dev üye katılım töreninde Türkiye gündemini sarsan açıklamalarda bulundu. Kahramanmaraş’taki okul baskını üzerinden eğitim sistemini ve liyakat zafiyetini eleştiren Kılıç, "Okullarda polis değil, vicdan ve maneviyat egemen olmalı" diyerek topyekûn seferberlik çağrısı yaptı.
Esenyurt’ta Rozet Heyecanı: Yeniden Refah Güç Tazeliyor
Yeniden Refah Partisi Genel Merkez Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Halis Kahriman tarafından organize edilen üye katılım töreni, Esenyurt’ta adeta bir gövde gösterisine dönüştü. Yüzlerce vatandaşın partiye katıldığı törende yeni üyelere rozetlerini takan Suat Kılıç, program sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayarak Türkiye’nin kanını donduran şiddet olaylarına dair zehir zemberek açıklamalarda bulundu.
"14 Yaşındaki Çocukta 5 Silah: Bu Bir Sistem Krizidir!"
Gazetecilerin Kahramanmaraş’taki okul saldırısına dair sorularını yanıtlayan Kılıç, olayın sadece bir "güvenlik zafiyeti" olmadığını, çok daha derin bir çürümeye işaret ettiğini vurguladı. Saldırıyı gerçekleştiren çocuğun babasının birinci sınıf emniyet müdürü olduğunu hatırlatan Kılıç, şu soruları yöneltti:
"On dört yaşındaki bir çocuğun evde beş tane korumasız silaha ve onlarca şarjöre erişebilmesi kabul edilemez. Bu çocuk poligonlarda silahlı talim yaptırılmış. Bu nasıl bir terapidir? Daha da vahimi, babanın nüfuzuyla okulda müdürlerin değiştirildiği iddia ediliyor. Eğer kurumlar liyakatle değil de şahsi güçlerle yönetiliyorsa, bu zafiyet kaçınılmazdır. Bu hadiseler münferit değil, büyük bir krizin habercisidir."
"Okul Koridorlarında Polis Değil, Maneviyat Gezmeli"
Eğitim sisteminin sadece akademik başarıya (fizik, kimya, matematik) odaklanmasının gençleri manevi bir boşluğa ittiğini belirten Kılıç, okullardaki güvenlik önlemlerine dair net konuştu:
Polis Çözüm Değil: "Okul koridorlarında polislerin dolaşması pedagojik olarak doğru değildir. Çözüm, polisiye tedbirlerde değil; aileden başlayan ve eğitimle taçlanan güçlü bir manevi inşadadır."
Maneviyat Vurgusu: "Gençlerin imanını, vicdanını ve ahlakını korumak zorundayız. 'Önce Ahlak ve Maneviyat' düsturu ihmal edildiği için bugün okul katliamlarını konuşuyoruz."
Türkiye’nin "Ruh Sağlığı" Alarm Veriyor
Türkiye’deki uyuşturucu ve antidepresan kullanım verilerine dikkat çeken Kılıç, toplumun psikolojik bir kırılma noktasında olduğunu savundu. Türkiye'nin bu kullanım oranlarında dünyada ve Avrupa'da ilk üçte yer almasının tesadüf olmadığını belirterek; Aile, İçişleri, Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nı koordineli bir eylem planı hazırlamaya davet etti.
Faili Meçhullere "Dirayetli Yargı" Talebi
Konuşmasında geçmişteki şaibeli ölümlere ve örtbas iddialarına da değinen Kılıç, adaletin ucu nereye dokunursa dokunsun sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ifade etti: "Bir devletin, bir öğrenci kızın öldürülmesinde parmağı varmış gibi anılması hukuk devleti kimliğiyle bağdaşmaz. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhullerin üzerine gitme iradesini takdir ediyor, sonucuna kadar takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz."
Topyekûn Seferberlik
Suat Kılıç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Mevzu sadece bir bakanlığın meselesi değildir. Aile, okul, devlet ve toplum birlikte hareket etmeli. Bu manevi boşluk ancak 88 milyonluk bir seferberlikle aşılabilir."
Yeniden Refah Partisi’ne Esenyurt’ta Dev Katılım: Halis Kahriman’dan Gövde Gösterisi
Yeniden Refah Partisi Genel Merkez Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Halis Kahriman’ın düzenlediği üye katılım töreni, Esenyurt’ta adeta bir gövde gösterisine dönüştü. Suat Kılıç’ın da katıldığı törende yüzlerce yeni üyeye rozet takıldı.
Esenyurt’ta Yeniden Refah Rüzgarı
Yeniden Refah Partisi, teşkilatlanma çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Genel Merkez Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Halis Kahriman tarafından organize edilen üye katılım töreni, partililerin ve vatandaşların yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Esenyurt’ta düzenlenen programa Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç ve İlçe Başkanı Selçuk Güneş de katılarak yeni üyelere destek verdi.
Halis Kahriman: "Her Geçen Gün Daha da Büyüyoruz"
Törenin açılış konuşmasını yapan Halis Kahriman, teşkilatlanmanın önemine dikkat çekti. Yeniden Refah Partisi’nin vatandaş nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu belirten Kahriman, "Vatandaşlarımızın bize olan güveni sahada karşılık buluyor. Bugün burada sergilenen birlik tablosu, partimizin her geçen gün ne kadar büyük bir hızla büyüdüğünün kanıtıdır" dedi.
Suat Kılıç: "Bu Büyük Yürüyüşe Güç Katıyorsunuz"
Programa katılan Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Esenyurt halkının gösterdiği teveccühten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Her yeni üyenin partinin vizyonuna güç kattığını ifade eden Kılıç, Türkiye genelinde sürdürdükleri kararlı çalışmaların meyvelerini topladıklarını vurguladı.
Selçuk Güneş: "Saha Çalışmalarımız Aralıksız Sürecek"
Esenyurt İlçe Başkanı Selçuk Güneş ise ilçedeki vatandaşların Yeniden Refah Partisi’ne olan ilgisinin her geçen gün arttığını ifade ederek şunları söyledi:
"Esenyurt’ta çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmayacağız. Bugün rozetlerini takan yeni yol arkadaşlarımızla birlikte saha çalışmalarımızı çok daha güçlü bir şekilde sürdüreceğiz."
Rozetler Takıldı, Hatıra Fotoğrafları Çekildi
Coşkunun bir an olsun dinmediği programda, Yeniden Refah Partisi saflarına katılan yeni üyelere rozetleri protokol üyeleri tarafından tek tek takıldı. Toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi
Mansur Yavaş’tan Sert "Yargı" Çıkışı: "Eşit Hukuk, Eşit Muamele İstiyoruz!"
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP Belediye Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada yerel yönetimler üzerindeki baskılara, seçilmiş başkanlara yönelik itibarsızlaştırma çabalarına ve yargıdaki çifte standarta sert tepki gösterdi. Yavaş, muhalefetin tüm unsurlarını hukuksuzluklara karşı ortak bir platformda buluşmaya davet etti.
"Topal Ördek Dediler, Başarı Gelince Operasyon Başlattılar"
2019 yılında 11 büyükşehir belediyesiyle başlayan sürecin 2024’te 420 belediyeye ulaştığını hatırlatan Yavaş, CHP’li belediyelerin yakaladığı %58’lik memnuniyet oranının iktidarı rahatsız ettiğini vurguladı. Siyaseten yenemeyenlerin "itibarsızlaştırma" yoluna gittiğini belirten Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
"Borçların çoğu eski yönetimlerden kalmasına rağmen faturayı bize kestiler. O da yetmeyince Sayıştay denetimlerini hiçe sayan operasyonlar, tutuklamalar ve aileleri hedef alan gözaltılar başladı."
"Eşme Belediye Başkanı’na Yapılan Muamele Kabul Edilemez"
Eşme Belediye Başkanı’nın gözaltına alınma biçimine değinen Yavaş, "Ensesinden tutup itibarsız görüntüler vermek kimsenin hakkı değildir. Tutukluluk istisna olmalıdır; masumiyet karinesini yok saymak anayasaya aykırıdır," dedi.
"Melih Gökçek Dosyaları Bekletiliyor, Bize Müfettiş Gönderiliyor"
Yargıdaki "çifte standart" iddialarını somut örneklerle eleştiren Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde eski döneme ait dosyaların zaman aşımına uğratılmaya çalışıldığını savundu:
Eski Dönem Koruması: "Müfettişler 'eskiyi boşver' diyor. 2019 öncesini incelemek istemiyorlar."
Danıştay Kararı Uygulanmıyor: "Melih Gökçek’in yargılanması için Danıştay’dan oy birliğiyle karar çıktı, hala belediyeye müfettiş gelmedi."
Eşitlik Çağrısı: "Yolsuzluk yapanın partisi olmaz. CHP’li de olsa, AK Partili de olsa hesap versin. Ama siz sadece muhalefeti hedef alırsanız, bu hukuk değildir."
Muhalefete Ortak "Hukuk Platformu" Çağrısı
Yerel demokrasinin tehlike altında olduğunu belirten Yavaş, çözüm önerisini şu sözlerle sundu: "Yerel demokrasiye kastediliyor. Muhalefetteki tüm siyasi partilerin yan yana gelerek ortak bir hukuk platformu oluşturması zorunluluktur. Halkı hukuksuzluklara karşı bilgilendirmeli ve hukuka davet etmeliyiz."
"Makamı Terk Ederiz Ama İtibarımızı Asla!"
Konuşmasını umut dolu bir mesajla bitiren Yavaş, "Makamı itibarımız için terk etmeye hazırız. Kimse kapısı çalındığında endişe duymayacağı güzel günlere kavuşacak. İktidara gelmemizin önünü kimse kesemeyecek," diyerek sözlerini tamamladı.
Minikler Geri Dönüşümü Yerinde Öğrendi
Esenyurt Belediyesi, ilkokul öğrencilerini Atık Getirme Merkezi'nde ağırlayarak hem eğlenceli hem öğretici bir çevre bilinci etkinliğine imza attı.
Esenyurt Belediyesi, çevre bilincini küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla ilkokul öğrencilerine yönelik anlamlı bir etkinlik düzenledi. Bu kapsamda öğrenciler, belediyeye ait Atık Getirme Merkezi'ne götürüldü.
Programın ilk bölümünde çocuklara geri dönüşümün önemi, atıkların ayrıştırılması ve çevrenin korunmasına yönelik temel bilgiler verildi. Uzman ekipler tarafından gerçekleştirilen eğitimde, günlük hayatta yapılabilecek basit ama etkili çevre dostu alışkanlıklar da anlatıldı.
Eğitimin ardından minikler, Atık Getirme Merkezi'ni gezerek geri dönüşüm sürecini yerinde gözlemleme fırsatı buldu. Atıkların nasıl toplandığını, ayrıştırıldığını ve yeniden ekonomiye kazandırıldığını yakından inceleyen öğrenciler, öğrendiklerini pekiştirdi.
Etkinliğin son bölümünde ise çocuklar, geri dönüştürülen atık malzemelerden yapılan oyun alanında keyifli vakit geçirdi. Hem eğlenen hem de öğrenen minikler, çevreye duyarlı bireyler olma yolunda önemli bir adım attı.
Baykar’ın Yeni Nesil Platformları K2 Kamikaze İha Ve Sivrisinek Mühimmatı Sahaya İndi
Baykar tarafından yerli ve özgün olarak geliştirilen yeni nesil kamikaze İHA K2 ile Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan’da gerçekleştirilen gösterimde geleceğin savaş konseptini ortaya koydu.
Testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve imha kabiliyetleri başarıyla sergilendi.
K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek, 5-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek SAHA 2026 fuarında ilk kez kamuoyuna tanıtılacak.
İSTANBUL – 24 NİSAN 2026
Baykar tarafından geliştirilen K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen gösterimde ileri teknolojik kabiliyetlerini ortaya koydu.
Gerçekleştirilen testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS’ten bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve vurucu güç yetenekleri başarıyla sergilendi.
SÜRÜ HALİNDE OTONOM UÇUŞ
17 Nisan’da gerçekleştirilen gösteri, 5 adet K2 Kamikaze İHA’nın 5 dakika içinde art arda havalanmasıyla başladı.
Havalanmanın ardından platformlar;
- “sağ kademeli”
- “hat”
- “V”
- “Turan”
formasyonlarında devriye uçuşu gerçekleştirdi.
Daha sonra Baykar tarafından geliştirilen yeni platform olan 10 adet Sivrisinek dolaşan mühimmatı, K2’lerin altında sürü halinde operasyona katıldı.
Gösteri sırasında Bayraktar TB2, TB3 ve AKINCI TİHA da sürü uçuşuna eşlik ederek operasyonu havadan kayıt altına aldı.
İlk Yorum yapan siz olun!