Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri, taban maaş ve güvenceli yaşam talebiyle Ankara’da başlattıkları eylemi İstanbul’a taşıdı. Öğretmenlerden Evin Turgut, yaşadıkları mağduriyetlerini “Sözleşmemizle beraber hemen istifa metnimizi de imzalamış oluyoruz. Hâl böyle olunca da yaz tatillerinde mevsimlik işçiler gibi başka işler kovalıyoruz ya da yine maaşımızla geçinemediğimiz için tüm yaz bir yandan da çalışmak zorunda kalıyoruz” sözleriyle anlattı.
Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: MEHMET ÇALPAR
(İSTANBUL) - Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri, taban maaş ve güvenceli yaşam talebiyle Ankara’da başlattıkları eylemi İstanbul’a taşıdı. Öğretmenlerden Evin Turgut, yaşadıkları mağduriyetlerini “Sözleşmemizle beraber hemen istifa metnimizi de imzalamış oluyoruz. Hâl böyle olunca da yaz tatillerinde mevsimlik işçiler gibi başka işler kovalıyoruz ya da yine maaşımızla geçinemediğimiz için tüm yaz bir yandan da çalışmak zorunda kalıyoruz” sözleriyle anlattı.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri, önceki gün Ankara’da TBMM önüne yürümek isterken polis müdahalesiyle karşılaşmıştı. Taban maaş ve güvenceli iş yaşamı talep eden öğretmenler, eylemlerini Türkiye’nin dört bir yanına taşıdı. İstanbul’da da İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen eğitimciler, burada nöbet başlattı.
Öğretmenler, yaşadıkları sorunları ve taleplerini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Özel bir kolejde İngilizce öğretmeni olan Evin Turgut, maaşlarının düşüklüğüne dikkat çekerek şunları söyledi:
“Benim maaşım şu anda 20 bin lira. Yeni tekliflerin başlamasıyla beraber yine 20-25 oranında yapılan teklifler. Bunun yanı sıra zaten 1 yıllık sözleşmelerle çalışıyoruz ve çok uzun saatler çalışıyoruz. Görev tanımımız o kadar geniş ki, gerçekten öğretmenlikle ilgisi olmayan pek çok işi de yapıyoruz çünkü yapmak zorundayız. Bir güvencemiz olmadığından ötürü en ufak bir hak arayışında, itirazımızda zaten anında işimizden oluyoruz. Bizi koruyan yasalar olmadığı için hakkımızı da savunamıyoruz. Bu durum son 3 yıldır sendikanın varlığı ve mücadelesiyle beraber biraz daha değişmeye başladı çünkü artık kıdem hakkımızın olduğunu biliyoruz, pek çok hakkımızın olduğunu biliyoruz. Bu sendikanın bu kadar kısa sürede bu kadar büyümesinin bir sebebi de gerçekten maruz kaldığımız haksızlıklar ve bir yanıyla hakaretler. Çünkü çalıştığımız patron profili de gerçekten o kadar kötü ki, asla eğitimci olmayan, eğitime yatırım yapan para babaları.
“Sigortalarımız eksik yatırılıyor”
Hâl böyle olunca öğretmenlik, itibardan da müthiş bir şekilde uzaklaşmış bulunuyor. Sigortalarımız eksik yatırılıyor. Asla maaş bordrolarımızı, sözleşmelerimizi alamıyoruz. İmzaladığımız sözleşmeleri bile kurumdan ya da yöneticilerimizden almak içi ayrıyeten bir çaba, savaş vermemiz gerekiyor. 1 yıllık sözleşmelerle çalışıyoruz ama pek çok kurum bize 10 aylık sözleşmeyi dayatıyor, bu yasal olmamasına rağmen. Sözleşmemizle beraber hemen istifa metnimizi de imzalamış oluyoruz. Hâl böyle olunca da yaz tatillerinde mevsimlik işçiler gibi başka işler kovalıyoruz ya da yine maaşımızla geçinemediğimiz için tüm yaz bir yandan da çalışmak zorunda kalıyoruz.”
“Bu kurumlar mantar gibi her yerde üremesin”
Turgut, taleplerini de şöyle dile getirdi:
“İlk talebimiz tabii ki de taban maaş. Kamudaki meslektaşlarımızla eşit özlük haklarına ve eşit maaşa sahip olmak istiyoruz. Geçinebileceğimiz ve insanca bir yaşam sürdürebileceğimiz bir maaş talebimiz var. 1 yıllık sözleşmelerle değil, belirsiz süreli sözleşmelerle güvenceli yaşamak istiyoruz. Özlük haklarımız olsun istiyoruz ve bu kurumlar mantar gibi her yerde üremesin, bu kadar artmasın; nitelikli eğitim ve mutlu öğretmenler olsun, bunun için de denetim olsun istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevini üstlenmesi ve bizleri de güvence altına alıp bu kurumların da denetlenmesini istiyoruz. Tabii ki ilk talebimiz, taban maaş hakkımızın geri getirilmesi.”
“Denetim hiç yok”
Yine bir özel kurumda İngilizce öğretmenliği yapan Papatya Tabak da eğitimin bütününde sorunlar olduğuna vurgu yaparak şöyle konuştu:
“Örneğin özel sektörde çalışan bir öğretmen olarak denetimin hiç olmadığını söyleyebilirim. Patronların tamamen çıkarlarına yönelik hem öğretmeni hem de öğrenciyi sömüren bir sistem olduğunu düşünüyorum. Okullarda öğretmenimiz katledildi. Güvenlik sorunu çok fazla. Kontrolsüz göç, vatandaşlık satılması gibi sorunların bedelini ne yazık ki emekçiler, öğretmenler ödüyor. Taban maaş hakkımız vardı 2014’ten önce. Şu an bakan, ‘Benim öyle bir hakkım yok’ diyor ama daha önce olan bir hak, geri alındıysa demek ki bu, Milli Eğitim’in kontrolünde olan bir şeydi. Bu konuda kesinlikle yalan söylüyor bakan. Zaten bunu da düzeltemiyorsa neden o koltukta oturuyor?”
“Yeni açıklanan müfredatta İngilizce dersi yok”
Yeni açıklanan müfredata da değinen Tabak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben İngilizce öğretmeniyim. Yeni açıklanan müfredatta İngilizce dersi yok. Bunu hazırlayacak personeli mi yok, ben soruyorum Milli Eğitim’e buradan. Seçmelilerle birlikte 7 tane din dersi açıkladınız. Nerede İngilizce, Almanca, görsel sanatlar, drama, sanat, spor? Bunları neden açıklayamadınız? 7 tane din kültürü ve eğitimi dersi, Kur’an dersi, diğer dersleri hazırlamayı biliyorsunuz. İnci gibi hazırlamışsınız. Niye diğer dersler hazırlanamadı şimdiye kadar? Önem mi vermiyorsunuz yoksa giderek başka bir planın içinde misiniz?”
“22 bin 700 lira net maaşım var”
Tabak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Lisede İngilizce öğretmeniyim. 22 bin 700 lira net maaşım var. Patron, ‘Gelecek seneye brüt maaşın üzerinden yüzde 35 yaparım’ dedi. Bu da seneye 32 bin lira oluyor. Eylülden itibaren herhalde bana 32 bin lira verecek. Bu, devletteki bir öğretmenin maaşının yarısı olmuş oluyor. Bununla kira mı vereyim, kendime mi bakayım, üstümü başımı mı alayım; servis yok, yemek yok, temel ihtiyaçlarımızı bile yerine getiremiyoruz. Bu nedenle bu sene ben okulumdaki 5’inci İngilizce öğretmeniyim. Bundan öğrenciler de mağdur oluyorlar. Çünkü herkes iki ay sonra işi bırakıyor. Neden, geçinemiyor. Bu kadar mobbing, bu kadar uzun süre derse girme ve bu kadar komik bir maaşa öğretmen dayanmadığı için ben bu sene 5’inci İngilizce öğretmeniyim kendi okulumda. Buradan öğrencilerin de mağdur olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.”
“Özelde çalışsak bile kamusal bir meslek yapıyoruz”
Sendikanın Merkez Yürütme Kurulu üyesi Ozan Fındık, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda özel sektör öğretmenlerine dair herhangi bir şey olmadığına işaret etti. Fındık, şunları anlattı:
“Bizim taban maaş yasamız 2014 yılında vardı. 2014 yılına kadar bir şekilde geçerliydi. 2014 yılında tamamen kaldırıldı. Bugün öğretmenlerin belki yüzde 90’ı asgari ücret ve bir tık üstüyle çalışıyor. Asgari ücretin biraz üstünde verenler de diğerlerini gösteriyor, ‘Bakın, görüyor musunuz, biz onlardan daha iyiyiz’ ama kamudaki meslektaşlarımızın yanına yaklaşmıyor ne yazık ki maaşlarımız. Geçinmek zorundayız, kira veriyoruz, yaşamak zorundayız. Bir meslek yapıyoruz, yaptığımız meslek kamusal. Özelde çalışsak bile kamusal bir meslek yapıyoruz. Bu ülkenin geleceğini, çocuklarını yetiştiriyoruz. Yaptığımız işin karşılığında aldığımız, genelde asgari ücret ve civarında oluyor. Sadece asgari ücretle bitmiyor, bazı yerlerde sigorta yapılmıyor, bazı yerlerde yarı zamanlı çalıştırılıyor öğretmenler, asgari ücretin bile altında ücret alıyorlar. Birçok sorunumuz var ama bunlardan belki en temel talebimiz, taban maaşın olması, kamudaki meslektaşlarımızla ücretlerimizin eşitlenmesi.”
“Hiçbir neden göstermeden sözleşme yenilemeyebiliyorlar”
Sözleşmelerden doğan güvencesizlikle ilgili de Fındık, şöyle konuştu:
“Senelik sözleşmeler yapılıyor. Bizler her sene sözleşme yenilemek zorundayız. Belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalışıyoruz. Sanki yaptığımız iş belirli bir süreyi kapsıyormuş gibi ama değil. Biz aslında öğretmenlik yapıyoruz. Ben sınıf öğretmeniyim. Birinci sınıfı aldığımda dördüncü sınıfa kadar öğrencilerimi okutuyorum, okutmaya çalışıyorum. Ne yazık ki işverenler, bunu tam bir silah olarak kullanıyorlar. Bir sene çalışıyorsun, bir sene sonra hiçbir neden göstermeden sözleşmeni yenilemeyebiliyorlar. Genelde performansa, başka bir şeye dayandırıyorlar. Bazen sendikal faaliyet yüzünden yaşıyoruz bunları. Bu her sene, her öğretmenin, özellikle özel okul ve kurs merkezleri öğretmenlerinin bu aylarda stresi başlar. Acaba seneye sözleşme yenilenecek mi, acaba tekrar seneye devam edebilecek miyim, yeni bir iş mi aramak zorundayım; özel sektör öğretmeninin kafasında her zaman bir geçinmek, ikincisi de iş devamlılığı, sürekliliği kaygısı var. Bunlarla yaşamak zorunda kalıyoruz.”
Yabancı öğretmenlerle Türk öğretmenler arasında gelir adaletsizliği...
Öte yandan yabancı okullarda da öğretmenler arasında da gelir adaletsizliği sorunu yaşanıyor. Edinilen bilgiye göre, İstanbul’da bulunan liselerde Türk öğretmenler mağduriyet yaşıyor. Bu liselerde, bir Türk öğretmen 30 ile 40 bin lira arasında maaş alırken aynı işi yapan Fransız, Alman ya da İngiliz bir öğretmenin maaşı 100 bin liraya (2 bin 500 ile 3 bin avro arasında) yaklaşıyor. Bu okullarda, bir öğrencinin yıllık kayıt ücretinin bir milyon liraya yaklaştığı belirtilirken, Türk öğretmenler sorunun çözülmesi için adım atılmamasından yakındı.
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Suat Kılıç’tan Esenyurt’ta “Okul Katliamı” Çıkışı: “Manevi Boşluk Topyekûn Seferberlikle Aşılır”
HABER / NİLGÜN EGE
İSTANBUL/ESENYURT-Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Esenyurt’ta düzenlenen dev üye katılım töreninde Türkiye gündemini sarsan açıklamalarda bulundu. Kahramanmaraş’taki okul baskını üzerinden eğitim sistemini ve liyakat zafiyetini eleştiren Kılıç, "Okullarda polis değil, vicdan ve maneviyat egemen olmalı" diyerek topyekûn seferberlik çağrısı yaptı.
Esenyurt’ta Rozet Heyecanı: Yeniden Refah Güç Tazeliyor
Yeniden Refah Partisi Genel Merkez Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Halis Kahriman tarafından organize edilen üye katılım töreni, Esenyurt’ta adeta bir gövde gösterisine dönüştü. Yüzlerce vatandaşın partiye katıldığı törende yeni üyelere rozetlerini takan Suat Kılıç, program sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayarak Türkiye’nin kanını donduran şiddet olaylarına dair zehir zemberek açıklamalarda bulundu.
"14 Yaşındaki Çocukta 5 Silah: Bu Bir Sistem Krizidir!"
Gazetecilerin Kahramanmaraş’taki okul saldırısına dair sorularını yanıtlayan Kılıç, olayın sadece bir "güvenlik zafiyeti" olmadığını, çok daha derin bir çürümeye işaret ettiğini vurguladı. Saldırıyı gerçekleştiren çocuğun babasının birinci sınıf emniyet müdürü olduğunu hatırlatan Kılıç, şu soruları yöneltti:
"On dört yaşındaki bir çocuğun evde beş tane korumasız silaha ve onlarca şarjöre erişebilmesi kabul edilemez. Bu çocuk poligonlarda silahlı talim yaptırılmış. Bu nasıl bir terapidir? Daha da vahimi, babanın nüfuzuyla okulda müdürlerin değiştirildiği iddia ediliyor. Eğer kurumlar liyakatle değil de şahsi güçlerle yönetiliyorsa, bu zafiyet kaçınılmazdır. Bu hadiseler münferit değil, büyük bir krizin habercisidir."
"Okul Koridorlarında Polis Değil, Maneviyat Gezmeli"
Eğitim sisteminin sadece akademik başarıya (fizik, kimya, matematik) odaklanmasının gençleri manevi bir boşluğa ittiğini belirten Kılıç, okullardaki güvenlik önlemlerine dair net konuştu:
Polis Çözüm Değil: "Okul koridorlarında polislerin dolaşması pedagojik olarak doğru değildir. Çözüm, polisiye tedbirlerde değil; aileden başlayan ve eğitimle taçlanan güçlü bir manevi inşadadır."
Maneviyat Vurgusu: "Gençlerin imanını, vicdanını ve ahlakını korumak zorundayız. 'Önce Ahlak ve Maneviyat' düsturu ihmal edildiği için bugün okul katliamlarını konuşuyoruz."
Türkiye’nin "Ruh Sağlığı" Alarm Veriyor
Türkiye’deki uyuşturucu ve antidepresan kullanım verilerine dikkat çeken Kılıç, toplumun psikolojik bir kırılma noktasında olduğunu savundu. Türkiye'nin bu kullanım oranlarında dünyada ve Avrupa'da ilk üçte yer almasının tesadüf olmadığını belirterek; Aile, İçişleri, Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nı koordineli bir eylem planı hazırlamaya davet etti.
Faili Meçhullere "Dirayetli Yargı" Talebi
Konuşmasında geçmişteki şaibeli ölümlere ve örtbas iddialarına da değinen Kılıç, adaletin ucu nereye dokunursa dokunsun sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ifade etti: "Bir devletin, bir öğrenci kızın öldürülmesinde parmağı varmış gibi anılması hukuk devleti kimliğiyle bağdaşmaz. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhullerin üzerine gitme iradesini takdir ediyor, sonucuna kadar takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz."
Topyekûn Seferberlik
Suat Kılıç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Mevzu sadece bir bakanlığın meselesi değildir. Aile, okul, devlet ve toplum birlikte hareket etmeli. Bu manevi boşluk ancak 88 milyonluk bir seferberlikle aşılabilir."
Yeniden Refah Partisi’ne Esenyurt’ta Dev Katılım: Halis Kahriman’dan Gövde Gösterisi
Yeniden Refah Partisi Genel Merkez Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Halis Kahriman’ın düzenlediği üye katılım töreni, Esenyurt’ta adeta bir gövde gösterisine dönüştü. Suat Kılıç’ın da katıldığı törende yüzlerce yeni üyeye rozet takıldı.
Esenyurt’ta Yeniden Refah Rüzgarı
Yeniden Refah Partisi, teşkilatlanma çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Genel Merkez Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Halis Kahriman tarafından organize edilen üye katılım töreni, partililerin ve vatandaşların yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Esenyurt’ta düzenlenen programa Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç ve İlçe Başkanı Selçuk Güneş de katılarak yeni üyelere destek verdi.
Halis Kahriman: "Her Geçen Gün Daha da Büyüyoruz"
Törenin açılış konuşmasını yapan Halis Kahriman, teşkilatlanmanın önemine dikkat çekti. Yeniden Refah Partisi’nin vatandaş nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu belirten Kahriman, "Vatandaşlarımızın bize olan güveni sahada karşılık buluyor. Bugün burada sergilenen birlik tablosu, partimizin her geçen gün ne kadar büyük bir hızla büyüdüğünün kanıtıdır" dedi.
Suat Kılıç: "Bu Büyük Yürüyüşe Güç Katıyorsunuz"
Programa katılan Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Esenyurt halkının gösterdiği teveccühten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Her yeni üyenin partinin vizyonuna güç kattığını ifade eden Kılıç, Türkiye genelinde sürdürdükleri kararlı çalışmaların meyvelerini topladıklarını vurguladı.
Selçuk Güneş: "Saha Çalışmalarımız Aralıksız Sürecek"
Esenyurt İlçe Başkanı Selçuk Güneş ise ilçedeki vatandaşların Yeniden Refah Partisi’ne olan ilgisinin her geçen gün arttığını ifade ederek şunları söyledi:
"Esenyurt’ta çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmayacağız. Bugün rozetlerini takan yeni yol arkadaşlarımızla birlikte saha çalışmalarımızı çok daha güçlü bir şekilde sürdüreceğiz."
Rozetler Takıldı, Hatıra Fotoğrafları Çekildi
Coşkunun bir an olsun dinmediği programda, Yeniden Refah Partisi saflarına katılan yeni üyelere rozetleri protokol üyeleri tarafından tek tek takıldı. Toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi
Mansur Yavaş’tan Sert "Yargı" Çıkışı: "Eşit Hukuk, Eşit Muamele İstiyoruz!"
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP Belediye Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada yerel yönetimler üzerindeki baskılara, seçilmiş başkanlara yönelik itibarsızlaştırma çabalarına ve yargıdaki çifte standarta sert tepki gösterdi. Yavaş, muhalefetin tüm unsurlarını hukuksuzluklara karşı ortak bir platformda buluşmaya davet etti.
"Topal Ördek Dediler, Başarı Gelince Operasyon Başlattılar"
2019 yılında 11 büyükşehir belediyesiyle başlayan sürecin 2024’te 420 belediyeye ulaştığını hatırlatan Yavaş, CHP’li belediyelerin yakaladığı %58’lik memnuniyet oranının iktidarı rahatsız ettiğini vurguladı. Siyaseten yenemeyenlerin "itibarsızlaştırma" yoluna gittiğini belirten Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
"Borçların çoğu eski yönetimlerden kalmasına rağmen faturayı bize kestiler. O da yetmeyince Sayıştay denetimlerini hiçe sayan operasyonlar, tutuklamalar ve aileleri hedef alan gözaltılar başladı."
"Eşme Belediye Başkanı’na Yapılan Muamele Kabul Edilemez"
Eşme Belediye Başkanı’nın gözaltına alınma biçimine değinen Yavaş, "Ensesinden tutup itibarsız görüntüler vermek kimsenin hakkı değildir. Tutukluluk istisna olmalıdır; masumiyet karinesini yok saymak anayasaya aykırıdır," dedi.
"Melih Gökçek Dosyaları Bekletiliyor, Bize Müfettiş Gönderiliyor"
Yargıdaki "çifte standart" iddialarını somut örneklerle eleştiren Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde eski döneme ait dosyaların zaman aşımına uğratılmaya çalışıldığını savundu:
Eski Dönem Koruması: "Müfettişler 'eskiyi boşver' diyor. 2019 öncesini incelemek istemiyorlar."
Danıştay Kararı Uygulanmıyor: "Melih Gökçek’in yargılanması için Danıştay’dan oy birliğiyle karar çıktı, hala belediyeye müfettiş gelmedi."
Eşitlik Çağrısı: "Yolsuzluk yapanın partisi olmaz. CHP’li de olsa, AK Partili de olsa hesap versin. Ama siz sadece muhalefeti hedef alırsanız, bu hukuk değildir."
Muhalefete Ortak "Hukuk Platformu" Çağrısı
Yerel demokrasinin tehlike altında olduğunu belirten Yavaş, çözüm önerisini şu sözlerle sundu: "Yerel demokrasiye kastediliyor. Muhalefetteki tüm siyasi partilerin yan yana gelerek ortak bir hukuk platformu oluşturması zorunluluktur. Halkı hukuksuzluklara karşı bilgilendirmeli ve hukuka davet etmeliyiz."
"Makamı Terk Ederiz Ama İtibarımızı Asla!"
Konuşmasını umut dolu bir mesajla bitiren Yavaş, "Makamı itibarımız için terk etmeye hazırız. Kimse kapısı çalındığında endişe duymayacağı güzel günlere kavuşacak. İktidara gelmemizin önünü kimse kesemeyecek," diyerek sözlerini tamamladı.
Minikler Geri Dönüşümü Yerinde Öğrendi
Esenyurt Belediyesi, ilkokul öğrencilerini Atık Getirme Merkezi'nde ağırlayarak hem eğlenceli hem öğretici bir çevre bilinci etkinliğine imza attı.
Esenyurt Belediyesi, çevre bilincini küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla ilkokul öğrencilerine yönelik anlamlı bir etkinlik düzenledi. Bu kapsamda öğrenciler, belediyeye ait Atık Getirme Merkezi'ne götürüldü.
Programın ilk bölümünde çocuklara geri dönüşümün önemi, atıkların ayrıştırılması ve çevrenin korunmasına yönelik temel bilgiler verildi. Uzman ekipler tarafından gerçekleştirilen eğitimde, günlük hayatta yapılabilecek basit ama etkili çevre dostu alışkanlıklar da anlatıldı.
Eğitimin ardından minikler, Atık Getirme Merkezi'ni gezerek geri dönüşüm sürecini yerinde gözlemleme fırsatı buldu. Atıkların nasıl toplandığını, ayrıştırıldığını ve yeniden ekonomiye kazandırıldığını yakından inceleyen öğrenciler, öğrendiklerini pekiştirdi.
Etkinliğin son bölümünde ise çocuklar, geri dönüştürülen atık malzemelerden yapılan oyun alanında keyifli vakit geçirdi. Hem eğlenen hem de öğrenen minikler, çevreye duyarlı bireyler olma yolunda önemli bir adım attı.
Baykar’ın Yeni Nesil Platformları K2 Kamikaze İha Ve Sivrisinek Mühimmatı Sahaya İndi
Baykar tarafından yerli ve özgün olarak geliştirilen yeni nesil kamikaze İHA K2 ile Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan’da gerçekleştirilen gösterimde geleceğin savaş konseptini ortaya koydu.
Testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve imha kabiliyetleri başarıyla sergilendi.
K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek, 5-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek SAHA 2026 fuarında ilk kez kamuoyuna tanıtılacak.
İSTANBUL – 24 NİSAN 2026
Baykar tarafından geliştirilen K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen gösterimde ileri teknolojik kabiliyetlerini ortaya koydu.
Gerçekleştirilen testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS’ten bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve vurucu güç yetenekleri başarıyla sergilendi.
SÜRÜ HALİNDE OTONOM UÇUŞ
17 Nisan’da gerçekleştirilen gösteri, 5 adet K2 Kamikaze İHA’nın 5 dakika içinde art arda havalanmasıyla başladı.
Havalanmanın ardından platformlar;
- “sağ kademeli”
- “hat”
- “V”
- “Turan”
formasyonlarında devriye uçuşu gerçekleştirdi.
Daha sonra Baykar tarafından geliştirilen yeni platform olan 10 adet Sivrisinek dolaşan mühimmatı, K2’lerin altında sürü halinde operasyona katıldı.
Gösteri sırasında Bayraktar TB2, TB3 ve AKINCI TİHA da sürü uçuşuna eşlik ederek operasyonu havadan kayıt altına aldı.
Beylikdüzü’nde 11. Çocuk Şenliği Başladı 23 Nisan Coşkusu Yaşam Vadisi ve Kent Ormanlarına Taşındı
Beylikdüzü Belediyesi tarafından 23-26 Nisan tarihleri arasında bu yıl 11’incisi düzenlenen “Beylikdüzü 23 Nisan Çocuk Şenliği” Yaşam Vadisi, Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi, Yakuplu Kent Ormanı ve Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı’nda başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleşen etkinliklerde çocuklar zumbadan atölyelere, ikramlardan eğlenceli aktivitelerle dolu programlarla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutluyor.
Beylikdüzü Belediyesi tarafından 23-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenen “Beylikdüzü 23 Nisan 11. Çocuk Şenliği” başladı. Şenliğin ilk günü, Yaşam Vadisi 1. Etap’ta bulunan Çanakkale Rölyef Alanı’nda gerçekleştirilen çelenk sunma töreniyle başladı.
Günün devamında Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi’nde çocuklar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen program kapsamında çocuk zumbası, çeşitli atölye çalışmaları ve ikramlarla dolu etkinliklerde bir araya geldi.
YAŞAM VADİSİ VE KENT ORMANLARINDA ETKİNLİKLER SÜRÜYOR
Şenlik programının 24, 25 ve 26 Nisan tarihlerinde Yaşam Vadisi 1. Etap’ta devam edeceği bildirildi. Ayrıca 25 Nisan’da Yakuplu Kent Ormanı’nda, 26 Nisan’da ise Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı’nda çocuklara yönelik etkinliklerin gerçekleştirileceği açıklandı.
“GÖZLERİNİZDEKİ IŞILTI GELECEĞE İNANCIMIZI GÜÇLENDİRİYOR”
Beylikdüzü Belediye Başkan Vekili Av. Önder Serkan Çebi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında yaptığı konuşmada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 106. kuruluş yıl dönümüne dikkat çekti.
Çebi açıklamasında, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet iradesini taçlandırdığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin açılışının 106. yıldönümüdür. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ifadelerini kullandı.
Çocukların geleceğin teminatı olduğunu vurgulayan Çebi, Beylikdüzü’nde “Çocuk Kenti” vizyonuna dikkat çekerek, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği bu anlamlı günde, Beylikdüzü olarak bir kez daha ‘Çocuk Kenti’ olma vizyonumuzu yineliyoruz.” dedi.
Çebi ayrıca, “Sizler bizim en kıymetli varlıklarımızsınız. Gözlerinizdeki ışıltı, geleceğimize olan inancımızı güçlendiriyor.” sözleriyle çocukların bayramını kutladı.
Özgür Özel:"Bursa’nın İradesine Darbe Yapılıyor!"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da tutuklu bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i ziyaret etti. Ziyaret sonrası cezaevi önünde açıklamalarda bulunan Özel, süreci "mafya yöntemi" ve "Bursa’nın iradesine çökme" olarak nitelendirerek iktidara "ara seçim" çağrısında bulundu.
Bursa İradesi Hedefte
Özgür Özel, Mustafa Bozbey’in 47 yıl sonra %47 oy farkıyla kazandığı zaferin hazmedilemediğini belirterek, operasyonun zamanlamasına dikkat çekti. 31 Mart'ın yıl dönümünde yapılan bu hamleyi bir "mesaj" olarak değerlendiren Özel, "Sandıkla kazanamadıklarını hakimin tokmağıyla almaya çalışıyorlar" dedi.
"Mustafa Bozbey’e Kirli Teklifler Yapıldı"
Özel’in açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri, Bozbey’e yönelik baskı iddialarıydı. Özel, Bozbey’in kendisine defalarca gelerek, "İlla AK Parti’ye geçeceksin, geçmezsen içeri gireceksin" şeklinde tehdit edildiğini söylediğini aktardı. Bozbey’in tüm belediye işlemlerinin didik didik edildiğini ancak somut bir kanıt bulunamadığını, suçlamaların "kriminal tiplerin" ifadelerine dayandırıldığını vurguladı.
Ekonomi ve Yönetim Eleştirisi
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin mali tablosuna da değinen CHP Lideri, Bozbey’in borç batağındaki bir belediyeyi devraldığını ve 2 yılda israfı önleyerek yaklaşık 10 milyar lira borç ödediğini hatırlattı. Kayyım atamalarını ve liyakatsiz atamaları eleştiren Özel, Eyüpsultan’da seçim kaybeden eski başkanın Bursa’ya genel sekreter yapılmasını "Bursa’ya hakaret" olarak niteledi.
Erdoğan’a "Düşman Hukuku" Yanıtı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Ana muhalefetle görüşürüz" açıklamalarına yanıt veren Özel, diyalog zemini için şartlarını açıkladı:
"Bizimle görüşmek isteyenler önce düşman hukuku uygulamaktan vazgeçecekler. Elinde tuttuğu yargı gücüyle halkın seçtiği başkanları içeri atarak diyalog kurulmaz. Önce o baltayı gömecekler."
Hodri Meydan: "Ara Seçime Varız!"
Özgür Özel, Türkiye genelindeki boş milletvekilliği koltukları için anayasal zorunluluk olan ara seçimi hatırlatarak iktidara meydan okudu. Kendi seçim bölgesi Manisa dahil olmak üzere, Bursa ve İstanbul gibi kritik yerlerde de seçime hazır olduklarını belirten Özel, "Eğer kendinize güveniyorsanız sandığı koyun, milletin sesini duyalım" dedi.
BTP'den madencilere destek
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Eskişehir'den gelerek Ankara'da eylem yapan Doruk maden işçilerine destek verdi.
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder başkanlığındaki BTP heyeti işçileri eylem yaptıkları yerde ziyaret etti.
Burada açıklama yapan Önder, "Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz" dedi.
BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi;
"Bağımsız Türkiye Partisi olarak madencilerimizin eylemlerine destek vermek için buraya geldik. Onların bu haklı mücadelesinde, onların bu hak mücadelesinde yanında olmaya geldik. Bu konu Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizim en hassas olduğumuz konu. Çünkü maalesef özellikle 2005 yılında yapılan maden yasası değişikliği ile birlikte madenlerde devletin ve milletin payı yok denilebilecek bir noktaya getirildi.
"Madenlerde devlet payı yüzde 3 ama o bile alınmıyor"
Bugün burada kömür madeninde çalışan madencilerimiz var. Devlet payı yüzde 3. Madenler aslında milletimize ait ama millet adına bu hakkı tahsil etmesi gereken devlet yüzde 3 alıyor. Bu yüzde 3'ü de almıyor. Yerin altında çalışma yapan madenciler, bu çalışma yerin altında yapıldığı gerekçesiyle yüzde 50 bu haktan da feragat ediliyor. Yetmiyor, çıkarılan madeni yine enerji tesisiyle işlendiği için değerlendirildiği için bir yüzd 50 daha bu devlet hakkından feragat ediyor. Dolayısıyla yüzde 1'ini millet adına devlet alıyor, yüzde 99'unu çıkaran firma alıyor. Ama yerin altında çalışan işçiler, yerin altında çalışan madenciler, bu haktan bırakın bu imtiyazlardan, bu teşviklerden yararlanmayı takdir edilmiş olan ücreti bile maalesef alamıyorlar.
"Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz"
3 aylık, 5 aylık, 8 aylık ücretini alamayan, tazminat haklarını alamayan madencilerimiz burada hak mücadelesini veriyorlar. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok güzel bir sözü var: Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz. Dolayısıyla buradaki madenciler kendi haklarına sahip çıkmak üzere, haklarına haksızlık yapmamak üzere buradalar. Öncelikle bu madencilerimizin sorunları çözülsün. Madencilerimiz hakkını vermeyen firmalar karşısında ezilmesin. Buna devlet müsaade etmesin. Devlet bunun için var. Devlet zayıf durumda olanı korumak için var. Devlet güç odaklarına dur demek için var. Öncelikle bu madencilerin haklarını alma konusunda devletin inisiyatif kullanması lazım. Ama uzun vadede devlet payının, millet payının artması lazım.
"Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor ama.."
Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor. Daha fazla tıraş yaptığı gerekçesiyle berberlerden daha fazla vergi almaya çalışıyor. Ama maden firmalarından beyan usulü getirilmek suretiyle maden firmalarının beyanını yeterli kabul ediyor. Yani 'ben şu kadar kömür çıkarıyorum, şu kadar altın çıkarıyorum' şeklinde maden firmasının beyanını esas kabul edip yeterli kabul edip ona göre vergi alıyor. Bu çok ilginç bir durum. Devlet çıkarılan, millete ait olan bu madenden doğru dürüst vergi almıyor, devlet payı almıyor. Bütün bu hakları tek başına alıp kullanan firma yerin altında çalışan, canını ortaya koyarak çalışan bu madencilere temel hakları bile, takdir ettiği ücreti bile, devletin tanımış olduğu tazminatları bile maalesef vermiyor. Bu, insanımızın yoksulluğa yuvarlandığının en net fotoğraflarından bir tanesidir.
"Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor"
Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz, çok değerli görüyoruz. Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor ve haklarını söke söke alıncaya kadar da milletimizin kalbi, milletimizin gönlü bu madencilerle beraber olacaktır"
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel Görevden Uzaklaştırıldı
İstanbul’da Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN RESMİ AÇIKLAMA
T.C. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve rüşvet alma” suçları kapsamında yürütülen soruşturma çerçevesinde tutuklandığı bildirildi.
İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 22 Nisan 2026 tarihli kararı doğrultusunda tutuklanan Adıgüzel hakkında, Anayasa’nın 127. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47. maddesi gereğince geçici tedbir uygulanarak görevden uzaklaştırma kararı alındı.
SORUŞTURMA KAPSAMINDA TUTUKLANDI
Yetkililer, yürütülen soruşturmanın “suç örgütü kurma ve rüşvet alma” iddialarını kapsadığını belirtti. Soruşturmanın devam ettiği ve sürece ilişkin yeni gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.
GÖZLER YENİ GELİŞMELERDE
Ataşehir Belediyesi’nde yaşanan bu gelişmenin ardından, görevden uzaklaştırma kararının geçici bir tedbir olduğu ve yargı sürecinin devam edeceği vurgulandı.
FEGÜM’den Fenerbahçe’ye Lojistik Destek: "Sınır Tanımayan Sevda Kemerburgaz’da Buluştu!"
Fenerbahçeli Gümrükçüler ve Lojistikçiler Platformu (FEGÜM), Kemerburgaz’da düzenlediği dev organizasyonla gövde gösterisi yaptı. Başkan Sadettin Saran’ın şampiyonluk ateşini yaktığı gecede, FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız: "Fenerbahçe sadece bir kulüp değil, bir duruştur!" dedi.
Kemerburgaz’da Kadıköy Ruhu: FEGÜM’den Teknoloji Çıkartması
Arka Haber ekibinin yerinde takip ettiği organizasyon, İstanbul Kemerburgaz’daki Orion Film Platosu’nda gerçekleşti. FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız ve yönetiminin vizyonuyla hazırlanan özel alanda, 3D sinema stüdyo teknolojisi kullanıldı. Katılımcılar, lojistik gücüyle teknolojiyi birleştiren bu atmosferde kendilerini Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun merkezinde hissetti.
Geceye; Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, Futbol Şube Sorumlusu Ertan Torunoğulları ve Yönetim Kurulu Üyesi Eren Ergen tam kadro katılarak FEGÜM’ün camia içindeki ağırlığını tescilledi. Eski başkan Ali Koç ise selamlama mesajıyla bu birliğe destek verdi.
Burçay Yıldız: "Ekonominin Görünmeyen Kahramanları Fenerbahçe İçin Bir Arada"
Gecenin ev sahibi FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız, yaptığı açılış konuşmasında lojistik sektörünün ülke ekonomisindeki kritik rolünü Fenerbahçe aidiyetiyle birleştirdi. Yıldız, şu ifadeleri kullandı:
"Bizler gümrük kapılarında, limanlarda ve lojistik ağlarda görev yapan, ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlayan bir gücüz. Gümrük kapıları sadece geçiş noktası değil; emeğin ve ticaretin başladığı yerdir. FEGÜM olarak 1200 kongre üyemizle, tıpkı Fenerbahçe gibi sınır tanımıyor, her zaman daha ileriye bakıyoruz!"
Sadettin Saran: "FEGÜM İyi Günde de Kötü Günde de Yanımızda"
Başkan Sadettin Saran, FEGÜM ailesinin yarattığı atmosferden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, camiaya umut dolu mesajlar verdi. Cuma günü yaşanan moral bozukluğunun ardından bu etkinliğin kendisine çok iyi geldiğini belirten Saran:
"Yaralandık ama şampiyonluk inancım hala dipdiri!"
"Oyuncularla konuştum, o hırsı ve isteği gözlerinde gördüm."
"Fenerbahçe’nin FEGÜM gibi gruplara ihtiyacı var; sizler kulübümüz için çok faydalısınız."
sözleriyle platformun önemine dikkat çekti.
Rozetler Başkan Saran’dan: FEGÜM Ailesi Büyüyor!
Gecenin sonunda, FEGÜM bünyesine yeni katılan üyelere rozetlerini bizzat Başkan Sadettin Saran taktı. Hediye takdimleri ve çekilen hatıra fotoğrafları, sarı-lacivertli camianın gümrük ve lojistik dünyasındaki sarsılmaz kalesini bir kez daha mühürledi.
İlk Yorum yapan siz olun!