Bugün, ekranların sevilen yüzü, MasterChef’in başarılı ismi Zübeyde Yaşlak ile Beylikdüzü’nde hayata geçirdiği yeni mekanı "Tadında Türk Mutfağı"nda bir araya geldik. Erzurum’un bereketli topraklarından İstanbul’un profesyonel mutfaklarına uzanan bu başarı hikayesini, mutfakta kadın olmanın zorluklarını ve yeni hedeflerini sizler için sordum.
RÖPORTAJ/NİLGÜN EGE
Erzurum’dan İstanbul’a Bir Lezzet Serüveni
Nilgün Ege: Zübeyde Hanım merhaba, öncelikle hayırlı olsun. Harika bir ambiyans oluşturmuşsunuz. Sizi ekranlardan tanıyoruz ama bu hikaye en başında nasıl başladı?
Zübeyde Yaşlak: Hoş geldiniz Nilgün Hanım. Ben 1983 Erzurum doğumluyum. 31 yaşına kadar Erzurum’daydım ve orada zaten 6,5 yıl kendi işletmemi yönettim. İstanbul’a taşındıktan sonra profesyonel aşçılık ve pastacılık eğitimleriyle kendimi geliştirdim. Hatta İstanbul çevresi beni daha çok pastacı kimliğimle bilir; önemli markaların pasta şefliğini yaptım.
"MasterChef Yolculuğum Oğlumun Sürpriziyle Başladı"
Nilgün Ege: Peki, o büyük ses getiren MasterChef yolculuğu nasıl başladı? Sizi kim teşvik etti?
Zübeyde Yaşlak: Aslında tam bir sürpriz oldu! Başvuruyu oğlum yapmış. Onlar bana sonucu söylediklerinde öğrendim. İlk iki tur MasterChef’in en stresli aşamalarıdır. Ben oraya yöresel bir lezzetle, Erzurum’un meşhur Lor Dolması ile katıldım. Şeflerden övgü alınca o heyecanlı yolculuk başlamış oldu.
Nilgün Ege: Bir profesyonel olarak o yarışma size ne kattı?
Zübeyde Yaşlak: Orası sadece bir televizyon programı değil, aslında bir okul. Üç değerli şefimizden mesleki ve sektörel anlamda çok şey öğrendik. Hem psikolojik bir sınav veriyorsunuz hem de gastronomiye değer katan dev bir ekibin parçası oluyorsunuz. Aslında bu mesleğin ne kadar kıymetli olduğunu geniş kitlelere gösterdi.

"Neden Tadında Türk Mutfağı?"
Nilgün Ege: Yeni mekanınızın ismi çok manidar. Neden "Tadında Türk Mutfağı"?
Zübeyde Yaşlak: Bu isim benim göz bebeğim. Markalaşmak ve özümüzü korumak istiyorum. Topraktan sofraya gelen her ürünün hakkını vererek, "tam tadında" ve "kararında" sunmak ana felsefemiz. Misafirlerimiz buraya geldiğinde o çocukluğundaki gerçek lezzeti alsın istedik.
Nilgün Ege: Menüde bizi neler bekliyor? Unutulmaya yüz tutmuş lezzetler var mı?
Zübeyde Yaşlak: A’dan Z’ye geleneksel Türk mutfağı var. Özellikle son dönemde "Dana Möç" satışlarımızda patlama oldu. Ayrıca yöresel lezzetlerimiz; Mumbar, Kayseri Yağlaması, tencere yemeklerimiz... Biz yapmazsak yeni nesil bu lezzetleri unutacak, fast-food’a mahkum kalacak. Bir misafirimizin yemeği yedikten sonra "Beni çocukluğuma, anneannemin sofrasına götürdün" demesi benim için en büyük ödül.
Mutfakta Kadın Olmak ve Gelecek Hedefleri
Nilgün Ege: Zor bir meslek, genelde erkek egemen bir sektör. Bir kadın girişimci olarak mutfakta var olmak zor mu?
Zübeyde Yaşlak: MasterChef bu algıyı biraz kırdı ama hala zorluklar var. Belli bir seviyeye gelene kadar "kadınsın anlamazsın" diyenlerle karşılaşıyorsunuz. Oysa mutfak kaotik bir ortamdır ve bu kaosun içindeki düzeni en iyi kadın eli sağlar. Genç kızlarımıza, öğrencilerimize hep şunu diyorum: Mobbinge veya zorluklara pes etmeyin, bu kültürü el vererek yaşatacağız.
Nilgün Ege: Son olarak, ufukta yeni projeler, şubeleşme veya bir akademi var mı?
Zübeyde Yaşlak: Şubeleşmek için henüz erken, bu "bebeğin" önce kendi ayakları üzerinde durması lazım. Ama asıl hayalim; Türk Mutfağı Akademisi kurmak. Dünya mutfağı eğitimi veren çok yer var ama ben temelden başlayarak kendi mutfak kültürümüzü profesyonelce öğreten bir zincir kurmak istiyorum. Gençlere tavsiyem; sabırlı olsunlar. Mutfak tecrübe ister, basamakları tek tek ve emekle tırmanmak gerekir.
Nilgün Ege: Sevgili Zübeyde Yaşlak’a bu samimi sohbeti için teşekkür ediyorum. Türk mutfağının emin ellerde olduğunu görmek gurur verici.
İlk Yorum yapan siz olun!