Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘Dünden Yarına Boğaziçi Üniversitesi Buluşması’nda konuştu. İmamoğlu, “Boğaziçi Üniversitesi, her hukuksuzluğa karşı kendini savunmaya devam ediyor. Bir yanıyla üzüntüyle, ama bir yanıyla da takdirle o direnişinizi, özellikle başta kıymetli akademisyenlerin direnişini takip ediyorum. Bize de aynı şeyi yapıyorlar. İBB’yi de engellemeye çalışıyorlar. Biz de onlar engellemeye çalışırken, açıkçası onları kıskandıracak ve hatta dönem dönem çatlatacak kadar İstanbul'a hizmet etmeye devam ediyoruz. İBB üzerinden, İstanbul seçmenini cezalandırma çabasında olan bu anlayış, Boğaziçi Üniversitesi üzerinden de bence tüm gençleri ve tüm gençlerimizin umutlarını, hayallerini ve hatta halkımızı cezalandırmak istiyor. Kendi çıkarlarını, ülkenin çıkarlarının çok daha üzerinde gören bu vahşi, partizanca davranış, hiçbir zaman başarıya ulaşamayacaktır” dedi.
Haber: OKTAY YILDIRIM - Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT
(İSTANBUL) - Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘Dünden Yarına Boğaziçi Üniversitesi Buluşması’nda konuştu. İmamoğlu, “Boğaziçi Üniversitesi, her hukuksuzluğa karşı kendini savunmaya devam ediyor. Bir yanıyla üzüntüyle, ama bir yanıyla da takdirle o direnişinizi, özellikle başta kıymetli akademisyenlerin direnişini takip ediyorum. Bize de aynı şeyi yapıyorlar. İBB’yi de engellemeye çalışıyorlar. Biz de onlar engellemeye çalışırken, açıkçası onları kıskandıracak ve hatta dönem dönem çatlatacak kadar İstanbul'a hizmet etmeye devam ediyoruz. İBB üzerinden, İstanbul seçmenini cezalandırma çabasında olan bu anlayış, Boğaziçi Üniversitesi üzerinden de bence tüm gençleri ve tüm gençlerimizin umutlarını, hayallerini ve hatta halkımızı cezalandırmak istiyor. Kendi çıkarlarını, ülkenin çıkarlarının çok daha üzerinde gören bu vahşi, partizanca davranış, hiçbir zaman başarıya ulaşamayacaktır” dedi.
TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Dünden Yarına Boğaziçi Üniversitesi Buluşması”na katıldı. Harbiye’deki Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen buluşmada İmamoğlu’na; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş eşlik etti.
Boğaziçi Üniversitesi’nin, çok uzun yıllardan bu yana Türkiye’nin ve dünyanın en önemli ve başarılı eğitim kurumlarından biri olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Elbette Boğaziçi Üniversitesi’nin tarihini 53 yılla sınırlayamayız. Ta 1863’e kadar giden bir geçmişi var. YÖK'ün ‘araştırma üniversitesi’ olarak deklere ettiği ilk üniversitelerden birisi. Ülkemizin toplumsal ve ekonomik hayatına çok büyük katkılar sunmuş, akademik özgürlük, kurumsal özerklik ve katılımcı yönetim gibi değerleri inşa etmiş, gerçekten eğitim adına, yüksek öğrenim adına Türkiye'miz için önemli bir değerimiz. Böyle köklü ve gelenekli eğitim kurumlarına sahip olmak; kentlerin, toplumların geleceği açısından çok büyük bir önem taşıyor. Bu büyük değerlerimizi korumak ve geliştirmek, açıkçası hepimizin görevi” dedi.
“Bugün burada bulunmamızın sebebi, ne yazık ki son dönemde Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan birçok olumsuzluk ve bu olumsuzluklarla, bu muhteşem eğitim abidesinin gündeme gelmesi” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Muhteşem bir üniversite cezalandırılmak isteniyor”
“Ülkemizin, kentimizin çok büyük bir değeri, akademik alanda dünya standartlarında olan bir üniversitemiz… Yani şaşılacak bir durum. Üzüntünün tarifi yok. İnsanın konuşmaktan bile utandığı bazı şeyler vardır ya; o da bunlardan birisi. Ne yazık ki üniversite cezalandırılıyor. Koca bir üniversite, muhteşem bir üniversite cezalandırmak isteniyor. Boğaziçi'ni Boğaziçi yapan, çok büyük emekler veren akademisyenlerimizin -düşünsenize- içeriye alınmadığı, liyakat açısından yaşananları da üzüntüyle gözlemliyoruz. Çok sevdiği okulundan ayrılmak durumunda bırakılan akademisyenlerimiz, dünyanın en önemli kurumları tarafından, tabiri caizse ‘kapılırken’, ne yazık ki liyakat zincirinin bozulduğu ve beklentileri karşılama süreçlerinin tamamlanamadığı, bir kısım kişiler tarafından kadroların doldurulmuş olması, Boğaziçi Üniversitesi'nin bütün sürecini sekteye uğratıyor ve insanları üzüyor. Bu akademisyenlerimizin ülkemizde değil de o değerli yetişmiş insanlarımızın başka ülkelerde akademik çalışmalarını yürütüyor olması, Türkiye'miz için çok büyük bir kayıptır. İstanbul Matematiksel Bilimler Merkezi’nin, Mithat Alam Film Merkezi’nin mekansız bırakılarak çalışmalarının önlenmesi, sadece Boğaziçi Üniversitesi için değil, tüm şehir, hatta ülkemiz için kayıptır.
“Boğaziçi’ne yapılanlarla İBB’ye yapılanları bir birine benzetiyorum”
Ben aslında, Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşananları bir açıdan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde biz göreve geldikten sonra bize yapılmak istenenlerle biraz benzetiyorum. Burada çok şaşırmayan bir insan konumundayım. Yaşananlara benzer şeyleri yaşayan kişi olarak, birey olarak, bu anlamda ne denli deneyimli olduğumu az çok sizler de biliyorsunuz. Ama bunların hepsini konuşmak, gerçekten çok üzücü. Yani bu ülkeye çok büyük faydaları olan kurumları, siyasal hırsları nedeniyle çalışamaz hale getiriyorlar. Ben, bu ve benzeri uygulamaların başka üniversitelerimize de yapıldığını çok iyi biliyorum. Bunları sizlerle de konuşuyoruz. Başka üniversitelerde de bu ve benzeri hamlelerin, hareketlerin yapıldığını gözlemliyoruz ve ben, oralarda da kapının arkasından bir mücadeleyi, bir direnişi sizlerle birlikte yapma gayreti içerisinde oluyorum.
“Gençlerimizin umutlarını, hayallerini ve hatta halkımızı cezalandırmak istiyorlar”
Açıkçası İBB üzerinden, İstanbul seçmenini cezalandırma çabasında olan bu anlayış, Boğaziçi Üniversitesi üzerinden de bence tüm gençleri ve tüm gençlerimizin umutlarını, hayallerini ve hatta halkımızı cezalandırmak istiyorlar. Kendi çıkarlarını, ülkenin çıkarlarının çok daha üzerinde gören bu vahşi, partizanca davranış, hiçbir zaman -açık ve net söyleyeyim- başarıya ulaşamayacaktır. ‘Başarıya ulaşamayacaktır’ derken, kararlı bir güvenle bunu söylüyorum. Yani burada kime güveniyorsunuz? Vallahi kendime güveniyorum. Zaten her birey kendine güven duyduğu takdirde, hiç kimse öylesi bir bütüncül gücü karşısında duramaz, diye düşünüyorum. Boğaziçi Üniversitesi, her hukuksuzluğa karşı kendini savunmaya devam ediyor. Ve inanın bir yanıyla üzüntüyle, ama bir yanıyla da takdirle o direnişinizi, özellikle başta kıymetli akademisyenlerin direnişini takip ediyorum. Devam ediyor kararlı bir biçimde. Bize de aynı şeyi yapıyorlar. İBB’yi de engellemeye çalışıyorlar. Biz de onlar engellemeye çalışırken, açıkçası onları kıskandıracak ve hatta dönem dönem çatlatacak kadar İstanbul'a hizmet etmeye devam ediyoruz. Çok şaşırtıcı işler. Çok üzüntü verici. Çok karmaşık duygular içerisindeyim. Hani tarifleyemiyorum. İnsanın edebi, ahlakı, tariflemeyi ve konuşmayı bile beceremiyorsunuz...
“Bu kadar toplumun gözüne soka soka bunu yapmaları…”
Geçenlerde bahsettim. Hani bu kadar toplumun gözüne soka soka bunu yapmaları… Yani işte Beyoğlu Belediyesi, hemen yanı başımız. Orada tarihi bir binayı restore ediyorlar, eski kışlayı. Ve bu kışlanın kapısına, ocak ayının ortasında, bir tarafa kaymakamlık bir tarafa Beyoğlu Belediyesi yazıyorlar. 2,5 ay sonra seçim oluyor. Parti değişiyor ve seçimi CHP’li bir belediye başkanı kazanıyor. Kazanır kazanmaz, 1-2 ay sonra yazışmalara başlıyorlar. ‘Burayı terk et!’ Niçin? ‘Terk et!’ Belediye niçin terk etsin? ‘Terk et!’ ‘Efendim yok şöyle, yok böyle; yok protokol yok…’ Protokolü gösteriyor Belediye Başkanı. Kaymakamın imzasıyla, ‘Şu alanlar Beyoğlu Belediyesi, şu alanlar kaymakamlık’ diye. Ve zoraki, yani polisin oraya gelmesiyle beraber, orayı Beyoğlu Belediyesi boşaltıyor. Yine birden; 1-2 sene önce, Terra Santa diye bir manastırın, daha öncesinde Vakıflar’ın Beyoğlu Belediyesi'ne verdiği ve kullanım biçimini de ‘tahsis’ şeklinde tarif ettiği bir biçimde buranın kullanılmasını isteyerek bir mukavele yapıyor Beyoğlu Belediyesi’ne. Beyoğlu Belediyesi, kullanıma aykırı bir-iki mekan da yaptı o dönemin yönetimi. Hiç dokunmuyor. Bu gelen yönetim, yani yeni arkadaşımız İnan Bey, orada bu yanlışları da düzelterek devam etmek istiyor. Ve onu yapıyor. Ama direkt yazı yazıyor Vakıflar. Diyor ki, ‘Burayı terk et!’
“Akademisyenlerin direnişini överken, iddia ediyorum ben de en az sizin kadar öyleyim”
Bu, şöyle bir anlayış: Yani meselenin sadece partizanlıkla ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Acı bir şey ama bu, bir yetkinin, bir demokrasinin, sandığın kesinlikle, belki de geçmişte dile getirdikleri gibi, bu arkadaşlar ve bu anlayış için bir araç olduğu kesin. Yani bir seçimin sonrasında elde edilen hakların, bir mülk edinme hakkı gibi, her şeyin kendilerine ait olduğunu düşünen bir zihniyetin, bugün yaptığı uygulamaların ama bir ilçe belediyesinin ama bir büyükşehir belediyesine ama bir üniversiteye yansıma biçimidir bu. Bununla kararlılıkla mücadele ettiğimizi ve edeceğimizi, yani bu konuda tutarlı ve kararlı ve kesinlikle inançlı ama aynı zamanda sabırlı, aynı zamanda yılmayan bir anlayışa sahip olan sizin, özellikle akademisyenlerin direnişini överken, iddia ediyorum; ben de en az sizin kadar öyleyim. Bunu övünmek için söylemiyorum. Eminim; içinizden ve başka yerlerden 100 binlerce insan da bana için de aynı şeyi söylüyordur, ‘Ben de en az senin kadar öyleyim’ diye.
“Bu mücadeleyi, bu kötülükleri yapanların dahi çocukları ve torunları için yapacağız”
Dolayısıyla bu kötülüklere, hukuksuzluklara karşı birlikte mücadele edeceğiz. Hatta ben ilave ediyorum; bu mücadeleyi, bu kötülükleri yapan insanların dahi çocukları ve torunları için yapıyor olacağız. Çünkü, her şeye rağmen kesinlikle bu halkın ve bu gençlik kurumlarına, demokrasiye sahip çıktığına ve çıkacağına inanıyorum. Ve buradan seslenmek istiyorum: Boğaziçi Üniversitesi'yle uğraşmayı bırakın. Bu değerli üniversitemizi özerk idari yapısına kavuşturun ve bu üniversite bize, yine gerçekten çığır açan yaklaşımlarını, icatlarını, yönetim anlayışlarını ve güçlü karakterlerini, yaratıcılıklarını yansıtmaya devam etsin buradan yetişen gençler ve insanlarımız. Biz, bu haklı mücadelesinde, kesinlikle Boğaziçi Üniversitemizin yanındayız. Üzerimize düşen ne varsa, yapmaya hazırız.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ardından kürsüye gelen Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Cesur şunları söyledi:
“Boğaziçi'nin Atatürk ilkelerinin kusursuzca uygulandığı bir yer olduğu açıkça görülüyor”
“Hepimiz gözlerimizi şöyle bir kapatıp o yıllara gittiğimizde binlerce farklı versiyonu olsa da kendimizi aslında aynı yerde buluyoruz. Ortak hikayemizde. Boğaziçi mezunları olarak barışçıl, demokratik değerlerle yetiştik. Çiftçi, işçi, memur, esnaf, öğretmen, doktor ve nice çeşitli mesleklerden ailelerin çocuklarıyız. Gençliğimizi okuyarak ve çalışarak geçirdik. Türkiye'nin dört bir yanından gelen insanlarla tanıştık. Öğrenci kulüplerini gördük, sorumluluk aldık. Birlikte hareket ettik. Her görüştüğünüz arkadaşlarımız oldu. Üniversitemizden farklılıklara saygıyı ve birlikte yaşama kültürünü öğrenerek mezun olduk. Bizi biz yapan değerler sadece Boğaziçi Üniversitesi'nin köklü geleneği sonucunda oluşmuş olan etik değerleri değil aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin oluşturan temel değerleridir. Her birinizin hikayesi takip edildiğinde Boğaziçi'nin Atatürk ilkelerinin kusursuzca uygulandığı bir yer olduğu açıkça görülüyor. Cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, inkılapçılık, devletçilik ve milliyetçilik biricik okulumuzda her zaman en güzel örneklerini yaşatıyor ve yaşatmaya devam edecek. Bu anlamda bakıldığında Boğaziçi Üniversitesi adeta bir Atatürk ilkeleri mükemmellik merkezi, hatta katılımcı yönetim modeliyle Cumhuriyet’in de temeli olan özgürlük ve demokrasinin en iyi şekilde uygulandığı dünyaya örnek bir kurumdur. Bu yüzdendir ki Boğaziçi mezunları sektör fark etmeksizin her alanda liderlik rollerini üstlenen yaptıkları işlerle fark yaratan ve ileriye götüren evrensel standartları benimsemiş, ülkemizin dünyanın en büyük kurumlarını yöneten kurdukları şirketlere en çok yatırım alan hem iş hem sosyal hayatımda güçlü birer rol modellerdir.
“Bugün burada yaptığımız ışıkların dalgın dalga tüm ülkeyi aydınlatması dileğiyle”
Bu durumun çarpan etkisi aynı zamanda öyle bir kamu değeri demektir ki bunu sayılara dökmek için derlediğim Boğaziçi mezunlarının ağırlıkta olduğu ve başı çektiği başarılı listelerini bu kısa konuşmaya sığdıramadım bile. Yaptıkları işlerle ülke ekonomisinin lokomotifi olan mezunlarımızın başarısını sadece zeki ve çalışkan olmalarına bağlayamayız. Potansiyellerini her alanda göstermelerini sağlayan ayırt edici unsur elbette ki Boğaziçi Üniversitesi geleneğiyle aldıkları formasyondur. Konuşmamın başında da belirttiğim üzere onlar Türkiye'nin dört bir yanından gelen değerli elmasları, ülkemizin cevherlerine bu kusursuz şekli veren üniversitemize ve akademisyenlerimize şükran duyuyoruz. Şimdi tüm Türkiye'ye bu halin bir parçası olduğunu hissettirme zamanı. Bugün burada yaptığımız ışıkların dalgın dalga tüm ülkeyi aydınlatması dileğiyle.”
BÜMED Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Cesur’dan sonra kürsüye Boğaziçi Üniversitesi 1992-2000 Dönemi Rektörü Emeritus Profesör Dr. Üstün Ergüder çıktı. Ergüder, konuşmasında şunları söyledi:
“Bugünkü karşılaştığımız tehlikeleri düşününce tabii insanın biraz canı acıyor”
“Sizlere birazcık 1971’lere giden bir geçmişi anlatayım. Orada ne gibi değerler vardır ve nasıl Boğaziçi Üniversitesi o değerleri üstüne inşa edildi. Bugünkü karşılaştığımız tehlikeleri düşününce tabii insanın biraz canı acıyor. Çünkü arkada bir 50 senelik yarım asırlık bir süreç var. Bu sürecin ben öyle çabuk yıkılabileceğini sanmıyorum çok köklü bir süreç. Sayın Başkanımızın da söylediği gibi inatla durmak lazım o değerler üstünde müdafaa etmek, savunmak lazım. Boğaziçi Üniversitesi bana bazı arkadaşlar diyorlar ki 1971’de burası Boğaziçi Üniversitesi olduğu zaman hani burası değil Boğaziçi Üniversitesi, olduğu zaman Türkiye'nin en tercih edilen üniversitesi oldu. Bu bir gecede olmaz. Nasıl oldu 1971’de ? Nasıl öğrenciler Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih etti? Şöyle diyeyim hiyerarşik olmayan yatay olan meslektaşlar sistemi. Tüm değerlerden bahsedeceksek. Öğrencilere açık kapılar, öğrencilerle yakın ilişkiler, öğrencilerin eğitimleri sırasında yapacakları tercihlere kulvar değiştirmelere hürmet etmek, öğrenci faaliyetleri çok güçlü bir öğrenci faaliyetleri ki Robert Koleji döneminde devraldığımız bir olaydır ve başarıyla devam edilen bir gelenektir.
“Boğaziçi Üniversitesi İkinci Dünya Savaşı'nda İsviçre gibiydi”
Mesela tiyatroda çok çok kıymetli arkadaşlar yetişti. Haldun Dormen, Genco Erkal, Nevra Serezli gibi çok önemli tiyatro kulübü, folklor kulübü kulüpler o günlerden devralındı. Ayrıca insana ve bireye ve beraber yaşamaya verilen önem o günün Türkiye'sinde de biliniyordu. Boğaziçi Üniversitesi bunları çok başarıyla yaşattı. Bir anlık 1971’in Eylül ayına gitmek istiyorum. O dönemde Boğaziçililer bilir açılış kokteylleri verilirdi. Tam üniversite açılmak üzereyken Abdullah Kuran o zamanki rektörümüz nurlar içinde yatsın. Eee bize geldi dedi. Arkadaşlar, devlet üniversitesi olduk dedi. Şimdi orada ben, yaşadığımı anlatayım. Ben bir taraftan sevindim. Çünkü profesörlük, doçentlik gibi ünvanlarla biz de Türkiye'nin akademik aristokrasisine dahil olacaktık. Bu beni sevindirdi. Yani Türkiye o sistemi pek de şey etmiyorum ama gene de hoşumuza gidiyor. Yani aristokratiksin, Türkiye'de profesörsün. Ama bir taraftan da siyaset bilimcisi olarak korktum, korkularım vardı. Çünkü çok burası çok özel bir yerdi. Özel has değerleri olan bir kuruluştu. Acaba devletle devletin tekçi sistemi içinde yaşayabilir mi bu farklılık, farklılık ve vurgulayan bu sistem yaşayabilir mi? Korkularında oydu. Ama bu korkuların biz bilincinde olaraktan direndik ve yaşatmaya çalıştık. Yani yetmişli yıllardan 1982’lere kadar. Size örnek olarak şunu söylemek istiyorum. Yine rahmetli Abdullah Kuran'a referans veriyorum. Abdullah Kuran derdi ki düşük profil uygulayalım. Yani kendi işimize bakalım iyi bir kamu üniversitesi kuralım. Kendimizi de çok da ileriye atmayalım, övünmeyelim, reklamımızı yapmayalım. Bizde farklılık sevilmez, kafamızı uzatmayalım, kafanızı uzatırsan keserler derdi Abdullah Bey. Bu kültür sayesinde 1900’lü yılların çalkantılı 1980 darbesine giden ortamında bir öğrencimin dediği gibi ‘Boğaziçi Üniversitesi’ İkinci Dünya Savaşı'nda İsviçre gibiydi.
“Elimizden geldiğince kültürümüzü korumaya çalıştık”
YÖK yılları onları yaşadım ben anlatamadan edemiyorum. YÖK yıllarını da yaşadık. Ve o yıllarda da bütün dekanlar dahil, bütün yöneticiler Yüksek Öğrenim Kurulu tarafında üniversitenin katılımcı geleneğine pek hürmet etmeden atandı. O arada bazı geliştirilen yeni yenilikçi Akademik yaklaşımlar yerle bir edildi. Mesela ben sosyal bilimciyim. Şerif Mardin'in rahmetli Şerif Mardin'in İdari Bilimler Fakültesi’nde yaptığı yeniliği hiç unutamam. Fakat 1980 darbesiyle o sosyal bilimler bölümü dağıtıldı. Psikolojiyle, sosyoloji, Fen Edebiyat Fakültesi’ne gitti. Biz siyaset bilimi olarak kendi başımızda iktisatçılar ve işletmeciler arasında kaldık. Biz ama gene o yıllar yani böyle bir takım sorunlara rağmen biz elimizden geldiğince kültürümüzü korumaya çalıştık. 1991 - 1992 yılları arasında korsan bir rektörlük seçimi yapıldı bu üniversitenin içinde. Gayet rahat yapılabildi. Hatta o seçimden sonra da Ankara'ya gidildi. Bizim rektör adaylarımız bunlardır denildi onun sonunda da ben rektör oldum. BÜMED’in kurulması o dönemde, BÜMED’e yer verilmesi o dönemde oldu. Şunu söylemeye çalışıyorum. Birazcık siyaset bilimci birazcık sosyal bilimci terminolojisiyle o dönemde otoriter bir sistem vardı ama tepedeydi. Altta değerler yaşadı yaşatabildik. Onun için ben kendisine müteşekkirim ki o günler çok kızardık biz Ergün Turan beye. Boğaziçi Üniversitesi o günlerde edindiği değerleri geliştirdiği değerleri yetmişlerde koruyabildi. O yıllarda bugünleri karşılaştırıyorum çok önemli farklar var.
“Ülkenin kendi ayağına ateş etmesi diye görüyorum”
O yıllar otoriter yıllardı. O yıllar ülkede olan öğrenci hareketlerini kontrole almak için yapılan bir girişimdi Yüksek Öğretim Kurumu bunu çok iyi biliyorum. Onun için yöneticiler değiştirilmişti. Siyaset bilimi de, siyaset her tarafta suçludur bizim memlekette. Onun için siyaset bilimini de yok farz ettiler. Kamu yönetimi dediler. Ama biz Boğaziçi'nde siyaset bilimi okutmaya devam ettik. Aramızda kamu yönetimcisi yoktu ama bunları yapabildik. Bu çok önemli bir farktı. Onun için ben ona diyorum ki o bir otoriter dönemdi diyorum. Otoriter yönetimler otoriter olur fakat nüfuzuna yani o kurumun da toplum nüfuzuna nüfuz edemeyebilirler. Bugünün farkı, çok önemli bence. Bugünkü farkı totaliter bir durum. Yani değerlere kadar inen, üniversiteyi kurumları kontrol etmeyi amaçlayan bir durum. Yani en derin dokularına kadar üniversitenin bir yerde bir savaş mı açılmış diyeyim ne diyeyim bilemiyorum ama değiştirmeye çalışan bir kurum. Şimdi ben şunu düşünüyorum. Ben bugün olan olayları, yani üniversitelerimize olan olayı Ekrem Başkan'ımın da söylediği gibi belediyelerin yaşadığı, kendi kontrolleri olmayan yerlerde yaşanan sorunları hem ülkenin kendi ayağına ateş etmesi diye görüyorum. Siz çok güzel söylediniz. Yani bir zaman gelecek Boğaziçi Üniversitesi gibi iyi kurumlara onların da çocuklarının ihtiyacı olacak.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
CHP’den Rozet Krizi! Özgür Özel’in Taktığı Üyelik Geri Çekildi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Genel Başkan Özgür Özel’in grup toplantısı sonrası yaşanan bir üyelik süreciyle ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı.
CHP İletişim tarafından yapılan bilgilendirmeye göre; Antalya’dan gelerek partiye katılmak isteyen Arif Kocabıyık’a, yoğun program sırasında rozet takıldığı belirtildi.
Rozet Takıldı, Sonra Durduruldu
Açıklamada, Özgür Özel’in her hafta olduğu gibi Meclis’te vatandaşları kabul ettiği, bu kapsamda çok sayıda kişiye üyelik işlemi yapıldığı ifade edildi. Bu süreçte Arif Kocabıyık’a da rozet takıldığı aktarıldı.
Ancak daha sonra söz konusu kişinin geçmişteki tutumları ve sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili bilgiler edinildiği vurgulandı.
CHP: “İlkelerimize Uymuyor”
Partiden yapılan açıklamada,
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleri ve değerleriyle bağdaşmayan davranışlar kabul edilemez” denildi.
Bu nedenle gerekli değerlendirmenin hızla yapıldığı ve henüz resmi üyelik işlemi tamamlanmadan Arif Kocabıyık’ın parti üyelik sürecinin durdurulduğu açıklandı.
Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu Now Haber’de Açıkladı: "Tokat Geleceğin Parlayan Yıldızı Olacak!"
HABER/NİLGÜN EGE
Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, Now Haber’de yayınlanan Çalar Saat programına konuk oldu. "Süper Vali" olarak hafızalara kazınan merhum Recep Yazıcıoğlu’nun oğlu olan Yazıcıoğlu, görevdeki iki yılını, kentsel dönüşüm hamlelerini ve Tokat’ın gastronomi potansiyelini anlattı.
"Babamın Mirası, Benim Sorumluluğum"
Konuşmasına babası Recep Yazıcıoğlu’na olan ahde vefa ile başlayan Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, Tokat halkının kendisini büyük bir sevgiyle karşıladığını belirtti. "Her sokakta babamla ilgili bir anı dinliyorum. Bu durum üzerimdeki yükü artırsa da bana büyük bir güç veriyor. Soyismime leke getirmeden bu emaneti taşımak en büyük gayem," dedi.
Tokat’ta Kentsel Dönüşüm Seferberliği
Deprem riskine dikkat çeken Başkan Yazıcıoğlu, Tokat’ın güvenli bir şehir haline gelmesi için başlatılan kentsel dönüşüm projelerinin detaylarını paylaştı:
Hızlı Müdahale: 114 konutluk inşaatın başladığını ve 2 yıl içinde büyük bir değişimin yaşanacağını müjdeledi.
Estetik Komisyonu: Tokat’ın tarihi dokusunu korumak amacıyla kurulan komisyonun onayı olmadan hiçbir yeni binaya izin verilmediğini vurguladı.
Modern Altyapı: Kentsel dönüşümün sadece bina yenilemek değil; yeni parklar, otoparklar ve yollar demek olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin "En Akıllı" Trafik Sistemi Tokat’a Geliyor
Şehir içi trafiği rahatlatmak için teknolojik bir devrim başlattıklarını belirten Yazıcıoğlu, Türkiye’nin en akıllı trafik sistemini Tokat’a entegre ettiklerini duyurdu. Sistem; kuyruk boylarını ölçen, ışık sürelerini otomatik ayarlayan ve olası felaket durumlarında kriz merkeziyle entegre çalışan bir yapıda olacak.
"Bir Gün Herkes Tokatlı Olacak!"
Tokat’ın gastronomi ve iklim avantajlarına değinen Yazıcıoğlu, çarpıcı bir iddiada bulundu: "Küresel ısınmadan en son etkilenecek yerlerden biri Tokat. Gastronomik çeşitliliğimiz ve verimli topraklarımızla geleceğin en cazip şehriyiz. Altyapımızı buna göre hazırlıyoruz."
Sosyal Belediyecilik: Halk Ekmek ve Akıllı Şehir
Görev süresi boyunca sosyal belediyecilikten taviz vermediklerini belirten Yazıcıoğlu, günlük 40 bin ekmek kapasiteli Halk Ekmek fabrikasını kurduklarını ve ulaşımda yeni nesil sistemlere geçtiklerini hatırlattı.
Bahçeli’den Kerkük ve AB Mesajı: "Kerkük Pazarlık Konusu Yapılamaz"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kerkük’teki yeni yönetim yapısından Avrupa Birliği ile ilişkilere kadar pek çok kritik konuda önemli açıklamalarda bulundu.
ANKARA – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nün tarihi önemine değinerek başlayan Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin bir "ahlak ve şahsiyet mücadelesi" olduğunu vurguladı.
"Kerkük Türkmenlerin Kadim Yurdudur"
Irak’ta yaşanan siyasi gelişmelere ve Kerkük’teki valilik seçimine dikkat çeken Bahçeli, Irak Türkmen Cephesi’nin başarısını selamladı. Kerkük'ün Türkiye için bir "hasret ve emanet" olduğunu belirten Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla ve diliyle yurdundan koparılamayacaktır. Devran dönmüştür; asır Türk asrıdır."
Avrupa Birliği’ne Sert Eleştiri
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye yönelik ifadelerini "küstah bir dil" olarak nitelendiren Bahçeli, Avrupa’nın Türkiye olmadan güvenlik ve enerji politikalarında başarılı olamayacağını savundu. Bahçeli, Türkiye’nin hiçbir blokun figüranı olmayacağını ifade ederek, "Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır" dedi.
"Terörsüz Türkiye" Hedefi
Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının altını çizen MHP Lideri, terörün sona ermesiyle birlikte hem Türkiye’nin hem de bölge coğrafyasının refaha kavuşacağını belirtti. Konuşmasının sonunda "vefa ve sadakat" vurgusu yapan Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk milletinin "son sığınağı" olduğunu ifade etti.
Esenyurt Belediyesi yangında zarar gören parkı yeniledi
Esenyurt Belediyesi, yaşanan bir yangında zarar gören Süleymaniye Mahallesi 764. Sokak parkını baştan sona yeniledi. Yapılan çalışmalarla park, modern ve estetik bir görünüme kavuştu.
Yangının ardından hızla harekete geçen belediye ekipleri, parkta kapsamlı bir yenileme çalışması gerçekleştirdi. Bu kapsamda parkın duvarları boyanırken, ferforje aksamı tamamen yenilendi. Ayrıca çim serimi yapılarak yeşil alanlar yeniden düzenlendi, kauçuk zemin ise baştan aşağı elden geçirildi. Parkta çocukların daha güvenli ve keyifli vakit geçirebilmesi için yeni oyun grupları monte edildi. Bunun yanı sıra vatandaşların konforu düşünülerek banklar ve çöp kovaları yerleştirildi, sert zemin imalatı da tamamlandı. Yapılan çalışmalar sonucunda park, hem çocukların güvenle oynayabileceği hem de ailelerin keyifle vakit geçirebileceği modern bir sosyal alan haline getirildi.
“Eskisinden daha güzel bir hale geldi”
Yapılan yenileme çalışmasından memnun olduğunu dile getiren mahalle sakini Bilal Çığırım, “Çok güzel bir parkımız vardı ancak yakın zamanda yakıldı. Belediyemiz sağ olsun parkımızı yeniden düzenleyerek eskisinden de daha güzel bir hale getirdi. Yapılan iyileştirmelerle parkımız çok daha kullanışlı ve estetik oldu. Mahalle sakinleri olarak bu durumdan büyük mutluluk duyduk. Emeği geçen herkese ve özellikle belediye başkanımıza teşekkür ederiz.”
Beylikdüzü'nde bisiklet turu ile sağlıklı yaşam vurgusu yapıldı
Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen "Pedallar Sağlık İçin Dönüyor" etkinliğinde bisiklet sporuna ilgi duyan vatandaşlar ve sporcular, sağlıklı yaşam için pedal çevirdi. 5,5 kilometrelik parkurda gerçekleşen bisiklet turunun ardından ise alanında uzman isimlerin katılımıyla "Hareketlilik ve Sağlık Tüyoları Söyleşisi" gerçekleştirildi.
İstanbul'un Beylikdüzü ilçesinde, belediye tarafından düzenlenen “Pedallar Sağlık İçin Dönüyor” etkinliği, bisiklet sporuna ilgi duyan vatandaşları bir araya getirdi.
SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN PEDAL ÇEVİRİLDİ
Etkinlikte, katılımcılar sağlıklı yaşam için pedal çevirdi. Gürpınar Sahili ile Cumhuriyet Doğa ve İzcilik Kamp Alanı arasında yapılan 5,5 kilometrelik bisiklet turunun ardından, Uzm. Dr. Vefa Çelenk ve Prof. Dr. Özer Selimoğlu’nun yer aldığı “Hareketlilik ve Sağlık Tüyoları Söyleşisi” gerçekleştirildi. Sağlıklı yaşamın önemi üzerine yapılan bu söyleşi, katılımcılara önemli bilgiler sundu.
BİSİKLET KULÜBÜ BAŞKANI’NDAN VURGULAMALAR
Beylikdüzü Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Mehmet Esmer, etkinliğin amacının farkındalık artırmak olduğunu belirtti. Ayrıca, Beylikdüzü Kırlangıç Bisiklet Spor Kulübü Başkanı Haluk Karataş, “Önce sağlık” anlayışıyla hareket ettiklerini ifade ederek, bisikletin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti. Katılımcılara, etkinlik sonunda anı madalyaları takdim edildi.
Suat Kılıç’tan Esenyurt’ta “Okul Katliamı” Çıkışı: “Manevi Boşluk Topyekûn Seferberlikle Aşılır”
HABER / NİLGÜN EGE
İSTANBUL/ESENYURT-Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Esenyurt’ta düzenlenen dev üye katılım töreninde Türkiye gündemini sarsan açıklamalarda bulundu. Kahramanmaraş’taki okul baskını üzerinden eğitim sistemini ve liyakat zafiyetini eleştiren Kılıç, "Okullarda polis değil, vicdan ve maneviyat egemen olmalı" diyerek topyekûn seferberlik çağrısı yaptı.
Esenyurt’ta Rozet Heyecanı: Yeniden Refah Güç Tazeliyor
Yeniden Refah Partisi Genel Merkez Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Halis Kahriman tarafından organize edilen üye katılım töreni, Esenyurt’ta adeta bir gövde gösterisine dönüştü. Yüzlerce vatandaşın partiye katıldığı törende yeni üyelere rozetlerini takan Suat Kılıç, program sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayarak Türkiye’nin kanını donduran şiddet olaylarına dair zehir zemberek açıklamalarda bulundu.
"14 Yaşındaki Çocukta 5 Silah: Bu Bir Sistem Krizidir!"
Gazetecilerin Kahramanmaraş’taki okul saldırısına dair sorularını yanıtlayan Kılıç, olayın sadece bir "güvenlik zafiyeti" olmadığını, çok daha derin bir çürümeye işaret ettiğini vurguladı. Saldırıyı gerçekleştiren çocuğun babasının birinci sınıf emniyet müdürü olduğunu hatırlatan Kılıç, şu soruları yöneltti:
"On dört yaşındaki bir çocuğun evde beş tane korumasız silaha ve onlarca şarjöre erişebilmesi kabul edilemez. Bu çocuk poligonlarda silahlı talim yaptırılmış. Bu nasıl bir terapidir? Daha da vahimi, babanın nüfuzuyla okulda müdürlerin değiştirildiği iddia ediliyor. Eğer kurumlar liyakatle değil de şahsi güçlerle yönetiliyorsa, bu zafiyet kaçınılmazdır. Bu hadiseler münferit değil, büyük bir krizin habercisidir."
"Okul Koridorlarında Polis Değil, Maneviyat Gezmeli"
Eğitim sisteminin sadece akademik başarıya (fizik, kimya, matematik) odaklanmasının gençleri manevi bir boşluğa ittiğini belirten Kılıç, okullardaki güvenlik önlemlerine dair net konuştu:
Polis Çözüm Değil: "Okul koridorlarında polislerin dolaşması pedagojik olarak doğru değildir. Çözüm, polisiye tedbirlerde değil; aileden başlayan ve eğitimle taçlanan güçlü bir manevi inşadadır."
Maneviyat Vurgusu: "Gençlerin imanını, vicdanını ve ahlakını korumak zorundayız. 'Önce Ahlak ve Maneviyat' düsturu ihmal edildiği için bugün okul katliamlarını konuşuyoruz."
Türkiye’nin "Ruh Sağlığı" Alarm Veriyor
Türkiye’deki uyuşturucu ve antidepresan kullanım verilerine dikkat çeken Kılıç, toplumun psikolojik bir kırılma noktasında olduğunu savundu. Türkiye'nin bu kullanım oranlarında dünyada ve Avrupa'da ilk üçte yer almasının tesadüf olmadığını belirterek; Aile, İçişleri, Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nı koordineli bir eylem planı hazırlamaya davet etti.
Faili Meçhullere "Dirayetli Yargı" Talebi
Konuşmasında geçmişteki şaibeli ölümlere ve örtbas iddialarına da değinen Kılıç, adaletin ucu nereye dokunursa dokunsun sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ifade etti: "Bir devletin, bir öğrenci kızın öldürülmesinde parmağı varmış gibi anılması hukuk devleti kimliğiyle bağdaşmaz. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhullerin üzerine gitme iradesini takdir ediyor, sonucuna kadar takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz."
Topyekûn Seferberlik
Suat Kılıç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Mevzu sadece bir bakanlığın meselesi değildir. Aile, okul, devlet ve toplum birlikte hareket etmeli. Bu manevi boşluk ancak 88 milyonluk bir seferberlikle aşılabilir."
Yeniden Refah Partisi’ne Esenyurt’ta Dev Katılım: Halis Kahriman’dan Gövde Gösterisi
Yeniden Refah Partisi Genel Merkez Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Halis Kahriman’ın düzenlediği üye katılım töreni, Esenyurt’ta adeta bir gövde gösterisine dönüştü. Suat Kılıç’ın da katıldığı törende yüzlerce yeni üyeye rozet takıldı.
Esenyurt’ta Yeniden Refah Rüzgarı
Yeniden Refah Partisi, teşkilatlanma çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Genel Merkez Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Halis Kahriman tarafından organize edilen üye katılım töreni, partililerin ve vatandaşların yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Esenyurt’ta düzenlenen programa Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç ve İlçe Başkanı Selçuk Güneş de katılarak yeni üyelere destek verdi.
Halis Kahriman: "Her Geçen Gün Daha da Büyüyoruz"
Törenin açılış konuşmasını yapan Halis Kahriman, teşkilatlanmanın önemine dikkat çekti. Yeniden Refah Partisi’nin vatandaş nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu belirten Kahriman, "Vatandaşlarımızın bize olan güveni sahada karşılık buluyor. Bugün burada sergilenen birlik tablosu, partimizin her geçen gün ne kadar büyük bir hızla büyüdüğünün kanıtıdır" dedi.
Suat Kılıç: "Bu Büyük Yürüyüşe Güç Katıyorsunuz"
Programa katılan Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Esenyurt halkının gösterdiği teveccühten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Her yeni üyenin partinin vizyonuna güç kattığını ifade eden Kılıç, Türkiye genelinde sürdürdükleri kararlı çalışmaların meyvelerini topladıklarını vurguladı.
Selçuk Güneş: "Saha Çalışmalarımız Aralıksız Sürecek"
Esenyurt İlçe Başkanı Selçuk Güneş ise ilçedeki vatandaşların Yeniden Refah Partisi’ne olan ilgisinin her geçen gün arttığını ifade ederek şunları söyledi:
"Esenyurt’ta çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmayacağız. Bugün rozetlerini takan yeni yol arkadaşlarımızla birlikte saha çalışmalarımızı çok daha güçlü bir şekilde sürdüreceğiz."
Rozetler Takıldı, Hatıra Fotoğrafları Çekildi
Coşkunun bir an olsun dinmediği programda, Yeniden Refah Partisi saflarına katılan yeni üyelere rozetleri protokol üyeleri tarafından tek tek takıldı. Toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi
Mansur Yavaş’tan Sert "Yargı" Çıkışı: "Eşit Hukuk, Eşit Muamele İstiyoruz!"
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP Belediye Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada yerel yönetimler üzerindeki baskılara, seçilmiş başkanlara yönelik itibarsızlaştırma çabalarına ve yargıdaki çifte standarta sert tepki gösterdi. Yavaş, muhalefetin tüm unsurlarını hukuksuzluklara karşı ortak bir platformda buluşmaya davet etti.
"Topal Ördek Dediler, Başarı Gelince Operasyon Başlattılar"
2019 yılında 11 büyükşehir belediyesiyle başlayan sürecin 2024’te 420 belediyeye ulaştığını hatırlatan Yavaş, CHP’li belediyelerin yakaladığı %58’lik memnuniyet oranının iktidarı rahatsız ettiğini vurguladı. Siyaseten yenemeyenlerin "itibarsızlaştırma" yoluna gittiğini belirten Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
"Borçların çoğu eski yönetimlerden kalmasına rağmen faturayı bize kestiler. O da yetmeyince Sayıştay denetimlerini hiçe sayan operasyonlar, tutuklamalar ve aileleri hedef alan gözaltılar başladı."
"Eşme Belediye Başkanı’na Yapılan Muamele Kabul Edilemez"
Eşme Belediye Başkanı’nın gözaltına alınma biçimine değinen Yavaş, "Ensesinden tutup itibarsız görüntüler vermek kimsenin hakkı değildir. Tutukluluk istisna olmalıdır; masumiyet karinesini yok saymak anayasaya aykırıdır," dedi.
"Melih Gökçek Dosyaları Bekletiliyor, Bize Müfettiş Gönderiliyor"
Yargıdaki "çifte standart" iddialarını somut örneklerle eleştiren Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde eski döneme ait dosyaların zaman aşımına uğratılmaya çalışıldığını savundu:
Eski Dönem Koruması: "Müfettişler 'eskiyi boşver' diyor. 2019 öncesini incelemek istemiyorlar."
Danıştay Kararı Uygulanmıyor: "Melih Gökçek’in yargılanması için Danıştay’dan oy birliğiyle karar çıktı, hala belediyeye müfettiş gelmedi."
Eşitlik Çağrısı: "Yolsuzluk yapanın partisi olmaz. CHP’li de olsa, AK Partili de olsa hesap versin. Ama siz sadece muhalefeti hedef alırsanız, bu hukuk değildir."
Muhalefete Ortak "Hukuk Platformu" Çağrısı
Yerel demokrasinin tehlike altında olduğunu belirten Yavaş, çözüm önerisini şu sözlerle sundu: "Yerel demokrasiye kastediliyor. Muhalefetteki tüm siyasi partilerin yan yana gelerek ortak bir hukuk platformu oluşturması zorunluluktur. Halkı hukuksuzluklara karşı bilgilendirmeli ve hukuka davet etmeliyiz."
"Makamı Terk Ederiz Ama İtibarımızı Asla!"
Konuşmasını umut dolu bir mesajla bitiren Yavaş, "Makamı itibarımız için terk etmeye hazırız. Kimse kapısı çalındığında endişe duymayacağı güzel günlere kavuşacak. İktidara gelmemizin önünü kimse kesemeyecek," diyerek sözlerini tamamladı.
Minikler Geri Dönüşümü Yerinde Öğrendi
Esenyurt Belediyesi, ilkokul öğrencilerini Atık Getirme Merkezi'nde ağırlayarak hem eğlenceli hem öğretici bir çevre bilinci etkinliğine imza attı.
Esenyurt Belediyesi, çevre bilincini küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla ilkokul öğrencilerine yönelik anlamlı bir etkinlik düzenledi. Bu kapsamda öğrenciler, belediyeye ait Atık Getirme Merkezi'ne götürüldü.
Programın ilk bölümünde çocuklara geri dönüşümün önemi, atıkların ayrıştırılması ve çevrenin korunmasına yönelik temel bilgiler verildi. Uzman ekipler tarafından gerçekleştirilen eğitimde, günlük hayatta yapılabilecek basit ama etkili çevre dostu alışkanlıklar da anlatıldı.
Eğitimin ardından minikler, Atık Getirme Merkezi'ni gezerek geri dönüşüm sürecini yerinde gözlemleme fırsatı buldu. Atıkların nasıl toplandığını, ayrıştırıldığını ve yeniden ekonomiye kazandırıldığını yakından inceleyen öğrenciler, öğrendiklerini pekiştirdi.
Etkinliğin son bölümünde ise çocuklar, geri dönüştürülen atık malzemelerden yapılan oyun alanında keyifli vakit geçirdi. Hem eğlenen hem de öğrenen minikler, çevreye duyarlı bireyler olma yolunda önemli bir adım attı.
Baykar’ın Yeni Nesil Platformları K2 Kamikaze İha Ve Sivrisinek Mühimmatı Sahaya İndi
Baykar tarafından yerli ve özgün olarak geliştirilen yeni nesil kamikaze İHA K2 ile Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan’da gerçekleştirilen gösterimde geleceğin savaş konseptini ortaya koydu.
Testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve imha kabiliyetleri başarıyla sergilendi.
K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek, 5-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek SAHA 2026 fuarında ilk kez kamuoyuna tanıtılacak.
İSTANBUL – 24 NİSAN 2026
Baykar tarafından geliştirilen K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen gösterimde ileri teknolojik kabiliyetlerini ortaya koydu.
Gerçekleştirilen testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS’ten bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve vurucu güç yetenekleri başarıyla sergilendi.
SÜRÜ HALİNDE OTONOM UÇUŞ
17 Nisan’da gerçekleştirilen gösteri, 5 adet K2 Kamikaze İHA’nın 5 dakika içinde art arda havalanmasıyla başladı.
Havalanmanın ardından platformlar;
- “sağ kademeli”
- “hat”
- “V”
- “Turan”
formasyonlarında devriye uçuşu gerçekleştirdi.
Daha sonra Baykar tarafından geliştirilen yeni platform olan 10 adet Sivrisinek dolaşan mühimmatı, K2’lerin altında sürü halinde operasyona katıldı.
Gösteri sırasında Bayraktar TB2, TB3 ve AKINCI TİHA da sürü uçuşuna eşlik ederek operasyonu havadan kayıt altına aldı.
İlk Yorum yapan siz olun!