Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Anayasa değişikliği tartışmaları ile ilgili “İlk üç maddenin dördüncü madde ile birlikte değiştirilmesinin ve Anayasa’nın girişindeki temel hükümleri de bununla bağlı olarak kesinlikle tartışma konusu dahi edilmeyeceği açıklanmadığı müddetçe biz bu Anayasa tartışmalarının içinde yer alıp ona meşruiyet kazandıracak bir tavır içerisinde olmayız.” dedi. Sağkan, "Gerçekten bir Anayasa yapılmak isteniyorsa bu Anayasa’da ne yapılmak istendiğinin, hangi maddelere nasıl bir bakış açısı getirilmek istendiğinin ilk önce kamuoyuyla paylaşılması gerekir." çağrısında bulundu.
HABER: ESRA TOKAT KAMERA: ÜNAL AYDIN
(ANKARA) - Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, “İlk üç maddenin dördüncü madde ile birlikte değiştirilmesinin ve Anayasa’nın girişindeki temel hükümleri de bununla bağlı olarak kesinlikle tartışma konusu dahi edilmeyeceği açıklanmadığı müddetçe biz bu Anayasa tartışmalarının içinde yer alıp ona meşruiyet kazandıracak bir tavır içerisinde olmayız.” dedi.
31 Mart Yerel Seçimleri’nin ardından siyasette gündemin ilk sıralarına yerleşen Anayasa değişikliği tartışmaları konusunda Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sağkan, ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu’nun yeni Anayasa’ya dair yaptığı iki toplantıya katıldıkarını, ancak bu toplantılara konuşmacı olarak değil izleyici olarak davet edildiklerini söyleyen Sağkan, neler yapıldığını görmek amacıyla bu toplantılarda yer aldıklarını belirtti.
Sağkan, şöyle devam etti:
"Bence en büyük sorun şu; Anayasa dediğimiz bir toplumsal sözleşme ve toplum şu anda sivil anayasa söylemi dışında neden Anayasa’ya ihtiyaç olduğuna dair hiçbir şey bilmiyor. Ne yapılacak Anayasa’da? Tabii ki darbe dönemi anayasaları hepimizi genel olarak rahatsız eder. Hiçbirimiz darbe dönemi anayasasıyla bir ülkenin sistematiğinin ve temel yasasının şekillenmesini istemeyiz. Ancak bu anayasanın onlarca kez değişikliğe uğradığını unutmamamız gerekiyor. Haliyle ben tartışmanın sivil anayasa, darbe dönemi anayasası kalıbından çıkıp gerçekten yeni bir Anayasa ile ne yapılmak istendiğinin ortaya konulmasını bekliyorum. Biz henüz bunu Türkiye Barolar Birliği olarak göremedik. Göremediğimiz için de ne yapılmaya çalışıldığı konusunda kamuoyuna olumlu ya da olumsuz bir görüş ifade edemiyoruz. Ancak şunu öncelikle ifade etmek gerekiyor; ilk üç maddenin dördüncü madde ile birlikte değiştirilmesinin teklif dahi edilmeyeceğine ilişkin kısımları ve Anayasa’nın tabii ki girişindeki temel hükümleri de bununla bağlı olarak kesinlikle tartışma konusu dahi edilmeyeceği açıklanmadığı müddetçe biz bu Anayasa tartışmalarının içinde yer alıp ona meşruiyet kazandıracak bir tavır içerisinde olmayız. Bunun öncelikle ortaya net olarak konulması gerekiyor.”
"1921 ANAYASASI'NIN İÇERİSİNDE LAİKLİK YOK"
Konuya ilişkin açıklamalarda 1921 Anayasası’na referanslar yapıldığını söyleyen Sağkan, şunları kaydetti:
“Egemenliğin Saray saltanatından alınması ve millete verilmesinin ruhunu temsil eden Anayasa’dır ancak 23 maddeden oluşan, içerisinde temel hakların düzenlenmediği, en önemlisi içerisinde laikliğin olmadığı bir Anayasa’dır. Haliyle 21 Anayasası’nın referans gösterilmesi bizde egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğu olgusundan ziyade başka kaygıları getiriyor. Ben o sebeple buradan bir çağrı yapmak istiyorum; gerçekten bir Anayasa yapılmak isteniyorsa bu Anayasa’da ne yapılmak istendiğinin, hangi maddelere nasıl bir bakış açısı getirilmek istendiğinin ilk önce kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Çünkü Anayasa dediğimiz konu bir basit mevzuat düzenlemesi gibi sadece Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin tartışarak hayata geçirecekleri bir olgu değil. Anayasa toplumun tüm kesimlerinin uzlaşısı ile yapılmak durumunda. O sebeple meslek örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri de dahil olmak üzere birçok bileşenin görüşünün alınması gereken bir temel yasadır. Haliyle öncelikle neden yeni bir Anayasa’ya ihtiyacımız olduğu, çerçevesinin ne olacağı, hangi maddelerde nasıl bir düzenleme yapılması gerektiği gibi ihtiyacın neden hasıl olduğunu kamuoyu ile birlikte paylaşılmalı.”
"ADALET BAKANI VE YARDIMCISI HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU'NDAN ÇIKMALI"
“Bize sorulursa eğer Anayasa’nın yargı başlığında düzenleme yapılması gerekir” diyen Sağkan şunları söyledi:
“Anayasa’nın yargıya ilişkin maddelerinde düzenleme ihtiyacı var. Örneğin Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısı değiştirilmeli, Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısı Kurul'dan çıkmalı. Hakimler ve Savcılar Kurulu tamamen bağımsız bir yapıya kavuşturulup hakim ve savcı güvencesi bu ülkeye getirilmeli. Coğrafi teminat bu şekilde sağlanmalı. Savunma hakkı Anayasa’ya girmeli. Savunma hakkını temsil eden avukatın bağımsızlığı, Anayasa ile teminat altına meslek örgütü olan baroların bağımsızlığı ile birlikte alınmalı. Bunlar tartışılıyor mu zannetmiyorum ama sorarlarsa söyleyeceğimiz başlıklar mutlaka var.”
"ANAYASA MAHKEMESİ'Nİ KALDIRMAK, YOK SAYMAK POPÜLİST BİR SÖYLEMDEN ÖTEYE GİDECEK BİR UNSUR DEĞİLDİR"
“MHP’nin 2021 yılında 100 maddelik sunduğu Anayasa değişikliği taslak teklifinde Anayasa Mahkemesi’nin yüksek mahkeme statüsünden çıkarılıp özel bir statüde düzenlemesi yer alıyordu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de ‘AYM kapatılmalıdır’ açıklamasında bulunmuştu. Nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusunu Sağkan şöyle yanıtladı:
“Siyasilerin dönem dönem Anayasa Mahkemesi’ne dönük çok ağır söylemleri olabiliyor. Önemli olan AYM’nin bu söylemlerden etkilenip etkilenmediği. Siyasetçi günün konjonktürüne göre yorumlar yapar. Bizler hukukçuyuz, değerlendirmemizi hukukun üstünlüğü ve temel insan hakları çerçevesinde yaparız. Sonuç olarak Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tarafı, 70 yıldır bu sözleşmenin altında imzası var Türkiye’nin. Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu ülkelerinden olan bir ülke. Haliyle öyle Anayasa Mahkemesi’ni kaldırmak, yok saymak popülist söylemden öteye gidecek bir unsur değildir. Çünkü Anayasa Mahkemesi olmasa dahi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var insanların başvuru yapabilecekleri. Haliyle aradan Anayasa Mahkemesi’ni etkili bir üst mahkeme olarak hakları savunan bir mahkeme olmaktan çıkarsanız dahi insanların başvuracakları AİHM var. Bu aslında Türkiye’nin yönünü nereye çevireceği ile ilgili bir soru. Türkiye buna 70 yıl önce karar vermiş, Avrupa’da çağdaş, uygar medeniyet seviyesinde yer almayı rota olarak kendisine belirlemiş bir ülke. Bu sebeple o sözleşmenin altında imzamız olduğu müddetçe AYM varlığını sürdürecek. AYM bireysel başvurularla beraber çok daha ciddi bir anlam kazandı. Türkiye’de gerçekten hak ve özgürlükler konusunda teminat haline gelen bir yerdir.
Dönem dönem biz de eleştiririz. Verdiği birçok kararı yanlış da buluruz. Sadece hukuki çerçeve içerisinde bu yorumumuzu yaparız. Ancak AYM’nin kararlarının tartışmaya açılması bile bence bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisidir. Bırakın uygulanmamasını, uygulanıp uygulanmayacağı konusunda tartışma yaratılması bile bu ülkeye yapılabilecek kötülüklerin en başında geliyor.”
"CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞINA DAİR SINIRLAYICI HÜKMÜN KALDIRILMASI" SÖYLENTİSİ
“Yeni Anayasa tartışmalarının başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilebilmesine yönelik değişikliklerin hayata geçirilmesi geliyor. Bu mümkün mü?” sorusu üzerine Sağkan şu değerlendirmeyi yaptı:
“Tabii mümkün. Anayasa’da sonuçta Cumhurbaşkanı’nın seçimine ilişkin düzenleme açık. İki seferden sonra bir daha aday olamayacak şekilde düzenleniyor. Haliyle Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir sonraki genel seçimde aday olarak bulunma ihtimali bulunmuyor. Tek bir imkanı var o da seçimlerin yenilenmesi, yani Meclis’in gerekli çoğunlukla seçimlerin öne alınması, erken seçim dediğimiz Anayasa’daki tanımıyla seçimlerin yenilenmesi halinde Sayın Cumhurbaşkanı tekrar aday olabiliyor. Bir ikinci yol da bu iki seferle sınırlandırılan düzenlemenin ortadan kaldırılması ama baktığınızda dünyanın pek çok ülkesinde bu sınırlamalar var. Ben doğru da buluyorum. Yasal olarak sınırlamayı doğru buluyorum çünkü bunun bir anlamı, bir felsefesi var; altında yatan bir gerçeklik var. O tartışmalara bakmak gerekiyor. Çünkü cumhurbaşkanlığı süresi uzadıkça iktidardakinin elindeki yetkilerle beraber sistemin tek adama evrilmesi, sistemin iktidarın gücü ile birlikte yarışta haksız bir rekabete sebebiyet vermesi gibi çok farklı unsurlar var. Bunun bir Anayasal sınırlamanın olması son derece doğru bir bakış açısı. Meclis’in seçimlerin yenilenmesi suretiyle birlikte Sayın Cumhurbaşkanı’nın yeniden aday olabileceği de göz önüne alındığında bu anlamda bir Anayasal düzenlemenin ihtiyaç sebebi olmadığına inananlardanım. Ancak evet söylenenlerden birisi, Anayasa değişikliği sebeplerinden bir tanesinin sınırlayıcı hükmün kaldırılması olduğu söyleniyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kaldırılması yönünde olduğuna dair söylemler duymadık. Bu söylemler genellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki yüzde 50+1 oranının düşürüleceğine ilişkin tartışmalar. Tabii ilk ağızdan dinleyemedik. Sebepleri genelde siyasi sebepler olarak ifade ediliyor çünkü bu durum bazı ittifakları da zorunlu kıldı. Yeni bir sisteme geçildi aslında Türkiye’de ve bunlar da ittifaklar dönemi başladı. Tabii siyasi partileri belli oranlarda da sınırlayan durumlardır bu ittifaklar. Ancak ben Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün olumsuzluklarına rağmen ki yaşıyoruz bu olumsuzlukları, bütün olumsuzluklara rağmen yüzde 50+1’in bu sistemin temeli olduğuna inanıyorum. Bu sistemden yüzde 50+1’i de çıkarttığınızda o anlamda meşruiyet sorgulaması daha büyük oranda yapılacaktır inancındayım.”
"TBB BAŞKANI OLARAK BENİM VATANDAŞLARA SÖYLEYEBİLECEĞİM BİR ŞEY YOK"
Erinç Sağkan, konuyla ilgili gazetelerden, yorumlardan takip ettikleri kadar haberdar olduklarını anlatarak, şöyle konuştu:
“Tabii hep yorumlarla gidiyoruz. Türkiye’de bir yeni Anayasa tartışması var ve Türkiye Barolar Birliği’nin Başkanı olarak benim vatandaşlara söyleyebileceğim bir şey yok. Ben gazetelerden okuduklarımızla, yorumlardan dinlediklerimiz ile ne yapılmaya çalışıldığını öğrenmeye gayret ediyorum. Tek kulağımızda olan şey 'sivil anayasa' söylemi. Ancak ne yapılmaya çalışılıyor, nasıl bir hazırlık var? Bunun içerisinde temel felsefe nedir? Özellikle başlangıç hükümleri dahil olmak üzere Anayasa’nın özüne aykırı bir çalışma var mı yok mu? Bu kaygıları gerçekten hissetmeli miyiz? Soruyor insanlar, meslektaşlarımız... Şu ana kadar cevap verebilecek bir bilgiye ulaşamadık maalesef.”
"ANAYASA'YA BAŞKALDIRIDIR BU"
Sağkan, muhalefetin “Anayasa değişikliği için önce Anayasa’ya uyulması gerektiği" yönündeki açıklamalarına ilişkin de şunları söyledi:
“Kimse bu tepkilere yanlış diyemez çünkü gerçekten Anayasa’ya uyulmuyor. Uyulmadığının da somut örnekleri var. Bazı muğlak alanlar olabilir. Örnek vereyim ifade hürriyeti aslında bizim Anayasamızla tamamen güvence altına alınmıştır. Ancak baktığınızda özellikle yargı eliyle bu hak ve özgürlüklerin kısıtlandığını görebiliyoruz. Bu pek çok ülkede yaşanabilir, yorumdur çünkü. Bir ifadenin o ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kalıp kalmadığı hakimin, savcının, yargı sisteminin yorumunun dışına çıktıysa eğer sistem cezalandırma yöntemine gidebilir. Ama AYM kararının uygulanmaması çok açıkça bu anlamda Anayasa’nın ilgili maddelerinin yok sayıldığı gerçeğini ortaya çıkarıyor ve daha da olumsuz tarafı açıkça Anayasa hükmü Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi tarafından ihlal edildiği halde ki Anayasa’ya karşı bir başkaldırıdır bu, buna hiç kimse bir yaptırım ortaya koymadı. Biz Türkiye Barolar Birliği olarak üzerimize düşeni yaptık. Biz hem Hakimler ve Savcılar Kurulu’na, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ile ilgili hem de Yargıtay Başkanlığı’na Yargıtay 3. Ceza Dairesi ile ilgili hem idari disipliner yönden işlemler yapılması için başvurularımızı yaptık. Hem de cezai anlamda soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin yürütülmesi için başvurumuzu yaptık, takip de etmeye gayret ediyoruz. Ancak bugüne kadar bu olumsuz süreç ve hukuksuzluk sarmalının halen devam ettiğini görüyoruz. Can Atalay ile ilgili yapılan 3’üncü başvuru şu anda yine AYM’nin önünde. Maalesef yargının kendi attığı düğümü kendisinin çözmesi için büyük bir uğraş verdik. Ancak bunun mümkün olmadığını görüyoruz.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Minikler Geri Dönüşümü Yerinde Öğrendi
Esenyurt Belediyesi, ilkokul öğrencilerini Atık Getirme Merkezi'nde ağırlayarak hem eğlenceli hem öğretici bir çevre bilinci etkinliğine imza attı.
Esenyurt Belediyesi, çevre bilincini küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla ilkokul öğrencilerine yönelik anlamlı bir etkinlik düzenledi. Bu kapsamda öğrenciler, belediyeye ait Atık Getirme Merkezi'ne götürüldü.
Programın ilk bölümünde çocuklara geri dönüşümün önemi, atıkların ayrıştırılması ve çevrenin korunmasına yönelik temel bilgiler verildi. Uzman ekipler tarafından gerçekleştirilen eğitimde, günlük hayatta yapılabilecek basit ama etkili çevre dostu alışkanlıklar da anlatıldı.
Eğitimin ardından minikler, Atık Getirme Merkezi'ni gezerek geri dönüşüm sürecini yerinde gözlemleme fırsatı buldu. Atıkların nasıl toplandığını, ayrıştırıldığını ve yeniden ekonomiye kazandırıldığını yakından inceleyen öğrenciler, öğrendiklerini pekiştirdi.
Etkinliğin son bölümünde ise çocuklar, geri dönüştürülen atık malzemelerden yapılan oyun alanında keyifli vakit geçirdi. Hem eğlenen hem de öğrenen minikler, çevreye duyarlı bireyler olma yolunda önemli bir adım attı.
Baykar’ın Yeni Nesil Platformları K2 Kamikaze İha Ve Sivrisinek Mühimmatı Sahaya İndi
Baykar tarafından yerli ve özgün olarak geliştirilen yeni nesil kamikaze İHA K2 ile Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan’da gerçekleştirilen gösterimde geleceğin savaş konseptini ortaya koydu.
Testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve imha kabiliyetleri başarıyla sergilendi.
K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek, 5-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek SAHA 2026 fuarında ilk kez kamuoyuna tanıtılacak.
İSTANBUL – 24 NİSAN 2026
Baykar tarafından geliştirilen K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek dolaşan mühimmatı, Keşan Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen gösterimde ileri teknolojik kabiliyetlerini ortaya koydu.
Gerçekleştirilen testlerde; yapay zekâ destekli sürü otonomisi, GNSS’ten bağımsız navigasyon, otomatik hedef tespiti ve vurucu güç yetenekleri başarıyla sergilendi.
SÜRÜ HALİNDE OTONOM UÇUŞ
17 Nisan’da gerçekleştirilen gösteri, 5 adet K2 Kamikaze İHA’nın 5 dakika içinde art arda havalanmasıyla başladı.
Havalanmanın ardından platformlar;
- “sağ kademeli”
- “hat”
- “V”
- “Turan”
formasyonlarında devriye uçuşu gerçekleştirdi.
Daha sonra Baykar tarafından geliştirilen yeni platform olan 10 adet Sivrisinek dolaşan mühimmatı, K2’lerin altında sürü halinde operasyona katıldı.
Gösteri sırasında Bayraktar TB2, TB3 ve AKINCI TİHA da sürü uçuşuna eşlik ederek operasyonu havadan kayıt altına aldı.
Beylikdüzü’nde 11. Çocuk Şenliği Başladı 23 Nisan Coşkusu Yaşam Vadisi ve Kent Ormanlarına Taşındı
Beylikdüzü Belediyesi tarafından 23-26 Nisan tarihleri arasında bu yıl 11’incisi düzenlenen “Beylikdüzü 23 Nisan Çocuk Şenliği” Yaşam Vadisi, Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi, Yakuplu Kent Ormanı ve Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı’nda başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleşen etkinliklerde çocuklar zumbadan atölyelere, ikramlardan eğlenceli aktivitelerle dolu programlarla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutluyor.
Beylikdüzü Belediyesi tarafından 23-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenen “Beylikdüzü 23 Nisan 11. Çocuk Şenliği” başladı. Şenliğin ilk günü, Yaşam Vadisi 1. Etap’ta bulunan Çanakkale Rölyef Alanı’nda gerçekleştirilen çelenk sunma töreniyle başladı.
Günün devamında Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi’nde çocuklar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen program kapsamında çocuk zumbası, çeşitli atölye çalışmaları ve ikramlarla dolu etkinliklerde bir araya geldi.
YAŞAM VADİSİ VE KENT ORMANLARINDA ETKİNLİKLER SÜRÜYOR
Şenlik programının 24, 25 ve 26 Nisan tarihlerinde Yaşam Vadisi 1. Etap’ta devam edeceği bildirildi. Ayrıca 25 Nisan’da Yakuplu Kent Ormanı’nda, 26 Nisan’da ise Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı’nda çocuklara yönelik etkinliklerin gerçekleştirileceği açıklandı.
“GÖZLERİNİZDEKİ IŞILTI GELECEĞE İNANCIMIZI GÜÇLENDİRİYOR”
Beylikdüzü Belediye Başkan Vekili Av. Önder Serkan Çebi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında yaptığı konuşmada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 106. kuruluş yıl dönümüne dikkat çekti.
Çebi açıklamasında, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet iradesini taçlandırdığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin açılışının 106. yıldönümüdür. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ifadelerini kullandı.
Çocukların geleceğin teminatı olduğunu vurgulayan Çebi, Beylikdüzü’nde “Çocuk Kenti” vizyonuna dikkat çekerek, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği bu anlamlı günde, Beylikdüzü olarak bir kez daha ‘Çocuk Kenti’ olma vizyonumuzu yineliyoruz.” dedi.
Çebi ayrıca, “Sizler bizim en kıymetli varlıklarımızsınız. Gözlerinizdeki ışıltı, geleceğimize olan inancımızı güçlendiriyor.” sözleriyle çocukların bayramını kutladı.
Özgür Özel:"Bursa’nın İradesine Darbe Yapılıyor!"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da tutuklu bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i ziyaret etti. Ziyaret sonrası cezaevi önünde açıklamalarda bulunan Özel, süreci "mafya yöntemi" ve "Bursa’nın iradesine çökme" olarak nitelendirerek iktidara "ara seçim" çağrısında bulundu.
Bursa İradesi Hedefte
Özgür Özel, Mustafa Bozbey’in 47 yıl sonra %47 oy farkıyla kazandığı zaferin hazmedilemediğini belirterek, operasyonun zamanlamasına dikkat çekti. 31 Mart'ın yıl dönümünde yapılan bu hamleyi bir "mesaj" olarak değerlendiren Özel, "Sandıkla kazanamadıklarını hakimin tokmağıyla almaya çalışıyorlar" dedi.
"Mustafa Bozbey’e Kirli Teklifler Yapıldı"
Özel’in açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri, Bozbey’e yönelik baskı iddialarıydı. Özel, Bozbey’in kendisine defalarca gelerek, "İlla AK Parti’ye geçeceksin, geçmezsen içeri gireceksin" şeklinde tehdit edildiğini söylediğini aktardı. Bozbey’in tüm belediye işlemlerinin didik didik edildiğini ancak somut bir kanıt bulunamadığını, suçlamaların "kriminal tiplerin" ifadelerine dayandırıldığını vurguladı.
Ekonomi ve Yönetim Eleştirisi
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin mali tablosuna da değinen CHP Lideri, Bozbey’in borç batağındaki bir belediyeyi devraldığını ve 2 yılda israfı önleyerek yaklaşık 10 milyar lira borç ödediğini hatırlattı. Kayyım atamalarını ve liyakatsiz atamaları eleştiren Özel, Eyüpsultan’da seçim kaybeden eski başkanın Bursa’ya genel sekreter yapılmasını "Bursa’ya hakaret" olarak niteledi.
Erdoğan’a "Düşman Hukuku" Yanıtı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Ana muhalefetle görüşürüz" açıklamalarına yanıt veren Özel, diyalog zemini için şartlarını açıkladı:
"Bizimle görüşmek isteyenler önce düşman hukuku uygulamaktan vazgeçecekler. Elinde tuttuğu yargı gücüyle halkın seçtiği başkanları içeri atarak diyalog kurulmaz. Önce o baltayı gömecekler."
Hodri Meydan: "Ara Seçime Varız!"
Özgür Özel, Türkiye genelindeki boş milletvekilliği koltukları için anayasal zorunluluk olan ara seçimi hatırlatarak iktidara meydan okudu. Kendi seçim bölgesi Manisa dahil olmak üzere, Bursa ve İstanbul gibi kritik yerlerde de seçime hazır olduklarını belirten Özel, "Eğer kendinize güveniyorsanız sandığı koyun, milletin sesini duyalım" dedi.
BTP'den madencilere destek
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Eskişehir'den gelerek Ankara'da eylem yapan Doruk maden işçilerine destek verdi.
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder başkanlığındaki BTP heyeti işçileri eylem yaptıkları yerde ziyaret etti.
Burada açıklama yapan Önder, "Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz" dedi.
BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi;
"Bağımsız Türkiye Partisi olarak madencilerimizin eylemlerine destek vermek için buraya geldik. Onların bu haklı mücadelesinde, onların bu hak mücadelesinde yanında olmaya geldik. Bu konu Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizim en hassas olduğumuz konu. Çünkü maalesef özellikle 2005 yılında yapılan maden yasası değişikliği ile birlikte madenlerde devletin ve milletin payı yok denilebilecek bir noktaya getirildi.
"Madenlerde devlet payı yüzde 3 ama o bile alınmıyor"
Bugün burada kömür madeninde çalışan madencilerimiz var. Devlet payı yüzde 3. Madenler aslında milletimize ait ama millet adına bu hakkı tahsil etmesi gereken devlet yüzde 3 alıyor. Bu yüzde 3'ü de almıyor. Yerin altında çalışma yapan madenciler, bu çalışma yerin altında yapıldığı gerekçesiyle yüzde 50 bu haktan da feragat ediliyor. Yetmiyor, çıkarılan madeni yine enerji tesisiyle işlendiği için değerlendirildiği için bir yüzd 50 daha bu devlet hakkından feragat ediyor. Dolayısıyla yüzde 1'ini millet adına devlet alıyor, yüzde 99'unu çıkaran firma alıyor. Ama yerin altında çalışan işçiler, yerin altında çalışan madenciler, bu haktan bırakın bu imtiyazlardan, bu teşviklerden yararlanmayı takdir edilmiş olan ücreti bile maalesef alamıyorlar.
"Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz"
3 aylık, 5 aylık, 8 aylık ücretini alamayan, tazminat haklarını alamayan madencilerimiz burada hak mücadelesini veriyorlar. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok güzel bir sözü var: Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz. Dolayısıyla buradaki madenciler kendi haklarına sahip çıkmak üzere, haklarına haksızlık yapmamak üzere buradalar. Öncelikle bu madencilerimizin sorunları çözülsün. Madencilerimiz hakkını vermeyen firmalar karşısında ezilmesin. Buna devlet müsaade etmesin. Devlet bunun için var. Devlet zayıf durumda olanı korumak için var. Devlet güç odaklarına dur demek için var. Öncelikle bu madencilerin haklarını alma konusunda devletin inisiyatif kullanması lazım. Ama uzun vadede devlet payının, millet payının artması lazım.
"Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor ama.."
Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor. Daha fazla tıraş yaptığı gerekçesiyle berberlerden daha fazla vergi almaya çalışıyor. Ama maden firmalarından beyan usulü getirilmek suretiyle maden firmalarının beyanını yeterli kabul ediyor. Yani 'ben şu kadar kömür çıkarıyorum, şu kadar altın çıkarıyorum' şeklinde maden firmasının beyanını esas kabul edip yeterli kabul edip ona göre vergi alıyor. Bu çok ilginç bir durum. Devlet çıkarılan, millete ait olan bu madenden doğru dürüst vergi almıyor, devlet payı almıyor. Bütün bu hakları tek başına alıp kullanan firma yerin altında çalışan, canını ortaya koyarak çalışan bu madencilere temel hakları bile, takdir ettiği ücreti bile, devletin tanımış olduğu tazminatları bile maalesef vermiyor. Bu, insanımızın yoksulluğa yuvarlandığının en net fotoğraflarından bir tanesidir.
"Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor"
Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz, çok değerli görüyoruz. Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor ve haklarını söke söke alıncaya kadar da milletimizin kalbi, milletimizin gönlü bu madencilerle beraber olacaktır"
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel Görevden Uzaklaştırıldı
İstanbul’da Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN RESMİ AÇIKLAMA
T.C. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve rüşvet alma” suçları kapsamında yürütülen soruşturma çerçevesinde tutuklandığı bildirildi.
İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 22 Nisan 2026 tarihli kararı doğrultusunda tutuklanan Adıgüzel hakkında, Anayasa’nın 127. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47. maddesi gereğince geçici tedbir uygulanarak görevden uzaklaştırma kararı alındı.
SORUŞTURMA KAPSAMINDA TUTUKLANDI
Yetkililer, yürütülen soruşturmanın “suç örgütü kurma ve rüşvet alma” iddialarını kapsadığını belirtti. Soruşturmanın devam ettiği ve sürece ilişkin yeni gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.
GÖZLER YENİ GELİŞMELERDE
Ataşehir Belediyesi’nde yaşanan bu gelişmenin ardından, görevden uzaklaştırma kararının geçici bir tedbir olduğu ve yargı sürecinin devam edeceği vurgulandı.
FEGÜM’den Fenerbahçe’ye Lojistik Destek: "Sınır Tanımayan Sevda Kemerburgaz’da Buluştu!"
Fenerbahçeli Gümrükçüler ve Lojistikçiler Platformu (FEGÜM), Kemerburgaz’da düzenlediği dev organizasyonla gövde gösterisi yaptı. Başkan Sadettin Saran’ın şampiyonluk ateşini yaktığı gecede, FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız: "Fenerbahçe sadece bir kulüp değil, bir duruştur!" dedi.
Kemerburgaz’da Kadıköy Ruhu: FEGÜM’den Teknoloji Çıkartması
Arka Haber ekibinin yerinde takip ettiği organizasyon, İstanbul Kemerburgaz’daki Orion Film Platosu’nda gerçekleşti. FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız ve yönetiminin vizyonuyla hazırlanan özel alanda, 3D sinema stüdyo teknolojisi kullanıldı. Katılımcılar, lojistik gücüyle teknolojiyi birleştiren bu atmosferde kendilerini Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun merkezinde hissetti.
Geceye; Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, Futbol Şube Sorumlusu Ertan Torunoğulları ve Yönetim Kurulu Üyesi Eren Ergen tam kadro katılarak FEGÜM’ün camia içindeki ağırlığını tescilledi. Eski başkan Ali Koç ise selamlama mesajıyla bu birliğe destek verdi.
Burçay Yıldız: "Ekonominin Görünmeyen Kahramanları Fenerbahçe İçin Bir Arada"
Gecenin ev sahibi FEGÜM Başkanı Burçay Yıldız, yaptığı açılış konuşmasında lojistik sektörünün ülke ekonomisindeki kritik rolünü Fenerbahçe aidiyetiyle birleştirdi. Yıldız, şu ifadeleri kullandı:
"Bizler gümrük kapılarında, limanlarda ve lojistik ağlarda görev yapan, ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlayan bir gücüz. Gümrük kapıları sadece geçiş noktası değil; emeğin ve ticaretin başladığı yerdir. FEGÜM olarak 1200 kongre üyemizle, tıpkı Fenerbahçe gibi sınır tanımıyor, her zaman daha ileriye bakıyoruz!"
Sadettin Saran: "FEGÜM İyi Günde de Kötü Günde de Yanımızda"
Başkan Sadettin Saran, FEGÜM ailesinin yarattığı atmosferden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, camiaya umut dolu mesajlar verdi. Cuma günü yaşanan moral bozukluğunun ardından bu etkinliğin kendisine çok iyi geldiğini belirten Saran:
"Yaralandık ama şampiyonluk inancım hala dipdiri!"
"Oyuncularla konuştum, o hırsı ve isteği gözlerinde gördüm."
"Fenerbahçe’nin FEGÜM gibi gruplara ihtiyacı var; sizler kulübümüz için çok faydalısınız."
sözleriyle platformun önemine dikkat çekti.
Rozetler Başkan Saran’dan: FEGÜM Ailesi Büyüyor!
Gecenin sonunda, FEGÜM bünyesine yeni katılan üyelere rozetlerini bizzat Başkan Sadettin Saran taktı. Hediye takdimleri ve çekilen hatıra fotoğrafları, sarı-lacivertli camianın gümrük ve lojistik dünyasındaki sarsılmaz kalesini bir kez daha mühürledi.
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel Gözaltında
İSTANBUL – CHP’li belediyelere yönelik yürütülen operasyonlar kapsamında, İstanbul Ataşehir Belediyesi’ne düzenlenen operasyonda aralarında Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in de bulunduğu toplam 20 kişi gözaltına alındı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonda, “rüşvet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla belediye yönetimi ve bazı personeller hakkında işlem başlatıldı.
Savcılık: “Rüşvet ve İhale Usulsüzlüğü Bulgularına Ulaşıldı”
Savcılık tarafından yapılan açıklamada, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ile birlikte belediye başkan yardımcıları ve ilgili birimlerde görevli isimler hakkında ihale, imar ve iskan süreçlerinde rüşvet alındığına dair ihbarlar bulunduğu belirtildi.
Açıklamada, MASAK raporları ve HTS kayıtları doğrultusunda yapılan incelemelerde;
Ataşehir Belediyesi sınırları içerisinde faaliyet gösteren bazı firmalardan yapı ruhsatı ve iskan işlemleri karşılığında rüşvet alındığına dair bulgulara ulaşıldığı öne sürüldü.
Soruşturma kapsamında, ruhsat işlemlerinin rüşvet karşılığında gerçekleştirildiği iddiaları üzerine operasyonun genişletilerek sürdüğü ifade edildi.
Gözaltına Alınan İsimler
Soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar arasında şu isimler yer alıyor:
- Onursal Adıgüzel – Ataşehir Belediye Başkanı
- Birkan Birol Yıldız – Başkan Yardımcısı
- Oğuz Kaya – Başkan Yardımcısı
- Orhan Aydoğdu – Başkan Yardımcısı
- Mürteza Kutluk – Mali İşler Müdürü
- Alpay Arslan – Özel Kalem Müdürü
- Aysun Gökçen – Yapı Kontrol Müdürü
- Basri Onur Dedetaş – Ruhsat ve Denetim Müdürü
- Aslı Sevinç Afat – Mimar
- Nimet Karademir – Plan Proje Müdürü
- Gülbin Ergünay – İmar Ruhsat Müdürü
- Mehmet Yılmaz – Zabıta Komiser Yardımcısı
- Çağlar Kaya – Şoför
- Doğancan Topal – Şoför
- Ezgi Nur Yılmaz – Yapı İmar Müdürü
- Cengiz Gündoğan – Belediye Çalışanı
- Mesut Bayram – BAO Yapı Ltd. Şti.
- Fatih Velioğlu – Proce Mimarlık
- Haydar Battal – Belediye Çalışanı
- Murat Gerger – MG Yapı
- Erhan Çelebi – Asraş Yapı
- Onursal Adıgüzel’den El Yazılı Mesaj: “Bu Bir İtibar Suikastıdır”
Gözaltı sürecinin ardından Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, sosyal medya hesabından el yazısıyla kaleme aldığı bir mesaj paylaşarak kamuoyuna seslendi.
Ataşehir halkına hitap eden Adıgüzel, göreve geldiği günden bu yana kamu yararını gözeterek çalıştığını belirtti:
“Göreve geldiğim ilk günden bugüne Ataşehir’in çocukları, gençleri, kadınları ve büyükleri için gece gündüz çalıştım.”
Gözaltı sürecine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
“Haksız, hukuksuz yere gözaltında tutulan diğer arkadaşlarım gibi çeşitli iftiralarla bugün sizlerden uzağım.”
Adıgüzel, yaşananların siyasi olduğunu öne sürerek dikkat çeken bir çıkış yaptı:
“Bu yaşadıklarım tamamen siyasi ve itibar suikastıdır.”
Mesajının sonunda ise sürecin sonunda gerçeklerin ortaya çıkacağına inandığını ifade etti:
“Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak ve biz tekrar buluşacağız.”
Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İGKADER Heyetini Ağırladı
Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İGKADER heyetini ağırladı. 4-5 Haziran’da İkitelli OSB’de düzenlenecek Kadın, Gençlik ve Sanayi Zirvesi için önemli iş birliği mesajları verildi. Kadın girişimciler sanayi ile buluşuyor.
İSTANBUL – Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İstanbul Girişimci Kadınları Destekleme Derneği (İGKADER) Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Ege ve beraberindeki heyeti belediye binasında ağırladı
Gerçekleşen ziyarette, 4-5 Haziran tarihlerinde İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenecek olan “İGKADER Kadın, Gençlik ve Sanayi Zirvesi” hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Başkan Kartoğlu: “Üreten Kadın Güçlü Toplumun Temelidir”
Ziyarette konuşan Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, kadın girişimciliğinin ve üretimin desteklenmesinin yerel kalkınma açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Kadınlarımızın üretimde daha fazla yer alması, hem ekonomik büyüme hem de toplumsal gelişim açısından kritik bir öneme sahiptir. Yerel yönetimler olarak, kadın girişimciliğini destekleyen, üretimi teşvik eden her projenin yanında olmaya devam edeceğiz. İGKADER’in gerçekleştireceği bu zirveyi çok kıymetli buluyor, başarılar diliyorum.”
Nilgün Ege: “Kadın Emeğini Sanayi ile Buluşturuyoruz”
İGKADER Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Ege ise, Anadolu’nun dört bir yanından gelecek kadın üreticilerin sanayicilerle buluşacağını belirterek şunları söyledi:
“Bu zirve ile kadın kooperatiflerimizi doğrudan sanayi ile buluşturuyoruz. Amacımız; üretimin ticarileşmesi, kadın emeğinin değer bulması ve sürdürülebilir iş birliklerinin kurulmasıdır.”
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel Elazığ'da Gözaltına Alındı!
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, yürütülen bir soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alındı.
Tunceli gündemine bomba gibi düşen bir son dakika gelişmesi yaşandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma dosyası kapsamında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Elazığ’da emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı.
Soruşturmanın Odağında Ne Var?
Edinilen ilk bilgilere göre, gözaltı işlemi Sonel'in Tunceli Valiliği görevini yürüttüğü döneme ait bazı uygulamalar ve idari işlemlerle ilgili yürütülen hukuki süreç çerçevesinde gerçekleşti. Elazığ’da gözaltına alınan Tuncay Sonel’in, ifadesi alınmak üzere Tunceli’ye nakledileceği belirtiliyor.
Tuncay Sonel Dönemi Yeniden Mercek Altında
Tunceli ve ardından Ordu Valiliği görevlerinde bulunan, halkla kurduğu diyaloglar ve "yetim gülerse dünya güler" projeleriyle tanınan Sonel, son dönemde Mülkiye Başmüfettişi olarak görev yapıyordu. Yapılan bu operasyon, Sonel’in görev yaptığı döneme dair idari ve mali süreçlerin yargı tarafından yeniden incelendiğini gösteriyor.
Resmi Açıklama Bekleniyor
Gözaltı haberinin yayılmasının ardından kamuoyu, soruşturmanın detaylarına kilitlendi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın önümüzdeki saatlerde konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapması bekleniyor.
İlk Yorum yapan siz olun!