İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, memleketi Trabzon’da hemşehrileriyle buluştu. İmamoğlu, “Bazen demokrasi, bazen cumhuriyet, arzu ettiğimiz seviyeye gelmez. İnsanlarını ne yazık ki ihmal eder. Bu hatalar, yanlış uygulamalar yüzünden olur. Hele hele sistemi, rejimi, kendi gidişatından, uygar ve medeni sürecinden, rayından çıkarır. Başka bir rejim ortaya koymaya kalkarsan, işte olan önce kadınlara, önce çocuklara, gençlere, önce emeklilere zulüm çektirir, sıkıntı çektirir. Ama hep birlikte ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte, milletimizin gücüyle, nasıl ki demokrasi arayışında, özgürlük arayışında sevginin, saygının hakim olduğu bir sürecin olgunlaşmasında, hepiniz yeni bir arayışa, yeni bir umuda, 31 Mart'ta mühür bastınız ya… Şimdi yeni bir dönem, yeni bir arayış, yeni bir hizmet anlayışı, yeni bir yöneticilik anlayışı başladı: Tam yol ileri diyoruz” dedi.
Haber: HAKAN KAYA - ESRA NUR PERVAN
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, memleketi Trabzon’da hemşehrileriyle buluştu. İmamoğlu, “Bazen demokrasi, bazen cumhuriyet, arzu ettiğimiz seviyeye gelmez. İnsanlarını ne yazık ki ihmal eder. Bu hatalar, yanlış uygulamalar yüzünden olur. Hele hele sistemi, rejimi, kendi gidişatından, uygar ve medeni sürecinden, rayından çıkarır. Başka bir rejim ortaya koymaya kalkarsan, işte olan önce kadınlara, önce çocuklara, gençlere, önce emeklilere zulüm çektirir, sıkıntı çektirir. Ama hep birlikte ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte, milletimizin gücüyle, nasıl ki demokrasi arayışında, özgürlük arayışında sevginin, saygının hakim olduğu bir sürecin olgunlaşmasında, hepiniz yeni bir arayışa, yeni bir umuda, 31 Mart'ta mühür bastınız ya… Şimdi yeni bir dönem, yeni bir arayış, yeni bir hizmet anlayışı, yeni bir yöneticilik anlayışı başladı: Tam yol ileri diyoruz” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Trabzon’un merkez ilçesi Ortahisar’ın Belediye Başkanı seçilen Ahmet Kaya’yı makamında ziyaret etti. Kaya’yı tebrik eden İmamoğlu, belediye anı defterini imzaladı. 'Bize çifte bayram yaşattınız' diyen Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, şunları söyledi:
“BİZE ÇİFTE BAYRAM YAŞATTINIZ”
“Sizi burada ağırlamak bizim için onurların en büyüğü. Yaptığınız işlerle, verdiğiniz belediyecilik örnekleriyle hepimizin yüz akı oldunuz, gururumuz oldunuz. Bizler de sizlerin izinde yürüyerek sizlerin desteğiyle sizlerden aldığımız güçle Trabzon'da arkadaşlarımla birlikte önemli bir mücadele süreci yürüttük ve Allah'a şükür mahcup olmadık ne milletimize ne sizlere. İnşallah bundan sonra yapacağımız işlerle de aynı güzel. Ligde Trabzon'daki hemşehrilerimize hizmet edeceğiz. Arkadaşlarımızla birlikte Trabzonumuza en güzel hizmetleri yapabilmek gayreti içinde olacağız. Kapısı açık, gönlü açık bir anlayışla sizlerin yaptığı o doğru, güzel belediyecilik anlayışı ile Trabzon'umuza hizmet edeceğiz. Ben bütün heyetimiz adına hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Bize çifte bayram yaşattınız, minnettarım, çok teşekkür ediyorum.
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya'nın ardından konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“ABUR CUBUR İŞLER YAPILDI VE YAPILMAYA DEVAM EDİLİYOR”
“Belediye Başkanımıza hayırlı uğurlu olsun. İnşallah daha güzel başarılara imza atarız hep birlikte. Tabi onun tek yolu var. Görev aldığımız bu dönem başarıların en büyüğünü bu ülke milletine halkımıza yaşatmak. Onu hep beraber yaşatırsak özellikle bu yörede de bence belediyeciliğe ihtiyaç var. Yani bu başta Trabzon'umuz olmak üzere Rize'si, Giresun'u, Ordu'su, Samsun'u fark etmiyor. Büyük oranda ciddi bir belediyeciliğe, ciddi bir farklı belediyeciliğe, insanını düşünen, doğasını düşünen, şehrini düşünen, günü kurtaran değil ama böyle dünya güzeli cennet köşesi bir şehrimiz var ama o anlamda aynı paralelde bir özenli belediyecilik bence yok çok net. Çok abur cubur işler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bir şehir bu kadar yorulmaz. Yorulmaz ve yoğrulmaz. Hem yoruldu hem yoğruldu. Şimdi bu şehrin ciddi bir düzene ciddi bir gelecek vizyonuna ihtiyacı var. Bu bakımdan ben Ahmet Başkanımızın akıldan, teknikten, bilimden uzak davranmayacağını net olarak biliyorum çok değerli siyasi yol arkadaşları var. Çok değerli Trabzon'un insanları var. İyi yetişmiş insanlar var. Hem şehrimizin içinde hem şehrimizin dışında. Ve bu bakımdan herkesin size yardıma koşacağına eminim. Yeter ki siz burada iyi bir güzergah çizin, iyi bir vizyon ortaya koyun.
“HİÇ KİMSENİN SİYASİ BARİYERLER ÖRMESİNE MÜSADE ETMEMELERİ GEREKİR”
Bu noktada bütün altyapının oluşmasında, oluşturulmasında benim de yaşamımın şekillendiği tabiri caizse çocukluğumun, gençliğimin geç geçtiği bu şehrin ayağa kalkması ve kalkınması noktasında elimizden ne gelirse. Yanınızda olacağımızı taahhüt ediyoruz. Bütün belediyelerimize bu anlamda kapımız açık. Ben daha önce de söyledim. Benim belediyelere kapım açık derken partilim olan belediyelere asla demem, bilakis bir şehre gittiğim zaman o şehir, hangi belediye ya da hangi partiden bakmam, mutlak randevu isterim. Valisinden de isterim belediye başkanını da isterim. Veren oldu vermeyen oldu. Bu nezaket ve bu kuralın işlemesi noktasında ben Trabzon'daki bütün yerel yöneticilere bu çağrımı on yıldır yapıyorum bunu da yapmaya devam edeceğim. Ha buna uymak istemeyen ya da bu daha doğrusu bu daveti duymayan ya da duyamayan belli baskıları yaşayan dostlarımıza da şunu söyleyeyim. Hiç kimsenin siyasi bariyerler örmesine toplumun arasında müsaade etmemeleri gerekir. Çünkü seçildikten sonra herkesin belediye başkanıyım diyen anlayış gerçek anlamda bunu yansıtmalıdır. Ortak masalarda konuşabilmeliyiz. İnşallah bu anlamda yerelden bu nezaketi, bu açık gönüllülüğü, bu hassasiyeti hep birlikte göstereceğiz.
“BU AKLI BU ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRECEĞİZ”
Sadece bunu belediyelerimizde göstermeyeceğiz. Bu dönem görev alacağımız belediyeler birlikleri var bölgelerde. Aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği var. Oralarda da bu aklı, bu zihniyeti değiştireceğiz. Tam aksine o kurumların millete ait olduğunu, o kurumların yerel yönetimlere hizmet etmesi gerektiğini ispat edecek dengeli adil bir şeffaf bir ortamı oralarda da var edeceğimizi şimdiden ilan edelim bu noktada çalışmalarımız var. İnşallah çok sevdiğim, mahallemin içinde bulunan bu belediye binasının hatta bir kısım mülkümüzün de buraya nasıl diyelim? Karşılıklı anlaşarak yıkılan kamulaştırılan bölümde bulunan bu binanın şehrimize uğur getirmesini diliyorum. Umarım çok güzel bir dönem yaşatacaksınız. Sizde görev alan bütün meclis üyesi arkadaşlarımıza ve elbette ki burada çalışacak olan bürokrat emekçi bütün çalışanlara başarılı bir dönem dilerim. Yolunuz açık olsun. Eşimle birlikte sizi tebrik ediyoruz. Ailenize kolay gelsin. En büyük zorluğu onlar yaşayacak meşakkatli bir iş. Ama omuz omuza özellikle siyasi yol arkadaşlarımız, başta il başkanımız, Ortahisar İlçe Başkanımız, diğer yöneticilerimiz bu süreçte sizin işinizi kolaylaştıran, sizin önünüzü açan sizin faaliyetlerinizi vatandaşa çok yoğun bir biçimde anlatan bir faaliyetle işinizi kolaylaştıracak, olduklarına eminim. Onlarada şimdiden teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun.”
İmamoğlu ve Kaya, tebrik ziyaretinin ardından Ortahisar Belediyesi önünde kendilerini bekleyen coşkulu kalabalıkla buluştu. İmamoğlu, hemşehrilerini eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, Kaya da eşi Tuğba Kaya ile birlikte selamladı. Kendisine sevgi gösterilerinde bulunan hemşehrilerinin Ramazan Bayramlarını kutlayan İmamoğlu, alanda bulunan dövizleri tek tek okudu ve özetle şunları söyledi:
“SİZLER BENİM İSTANBUL’DA HER ANIMI TAKİP ETTİĞİNİZİ BİLİYORUM”
“Benim güzel şehrimin güzel insanları bugün çok değerli dostum Ahmet Kaya'nın bu güzel şehirde, bu güzel şehrin merkezinde, Trabzonumun merkezi Ortahisar'da Ortahisar Belediye Başkanlığı'na başladığı bu dönemde hem bir bayram ziyareti hem de sizlerle onun bu güzel görev döneminin başlangıcında onu tebrik etmek için şehrime geldim. Ben bu coşkulu karşılama ve bizimle bu bayramlaşma duygusunu yaşadığınız için hepinize teşekkür ediyorum iyi ki varsınız. Bütün hemşehrilerimin burada bulunan çok güzel annelerimizin, ablalarımızın hanımefendilerin, beyefendilerin sevgili gençlerin pırlanta gibi çocuklarımızın Ramazan Bayramı mübarek olsun çok güzel bir bayram geçirin inşallah. Sizler, benim biliyorum İstanbul'da her günümü, her anımı takip ettiğinizi biliyorum. Dualar ettiğinizi biliyorum. Dualarınızın beni nasıl duygulandırdığını, bazen videolarınız geliyor fotoğraflarınız geliyor. Özellikle çok güzel annelerimizin dualarıyla beni nasıl beslediğinizi tahmin edemezsiniz iyi ki varsınız Allah'ım sizi korusun hepinizi çok seviyorum.
“KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN DOĞDUĞU MAHALLEDE BÜYÜDÜM”
Bu güzel şehrin bir evladı olmaktan gurur duyuyorum. Ve aslında şu an o kadar güzel bir yerdeyim ki Allah'ın nasibi. Ben Pazarkapı Mahallesi'nin bir çocuğuyum aslında. Hem Pazarkapı Mahallesi, hem Ortahisar Mahallesi bu mahallenin bir çocuğuyum. Bu gördüğünüz Ortahisar Belediye binasının tam şu köşe başında bizim dükkanımız vardı boya dükkanı. Hala durur. Hemen bu belediye binasının alt köşesinde İslane Sokak'ta da dedemin kereste ticarethanesi vardı. Ben bu caddenin çocuğuyum. Burada yürüyerek okuluma gider, yürüyerek okulumdan buraya gelirdim. İlkokulum hemen bu binanın yanındaki Kanuni Süleyman İlkokulu. Şöyle düşünün bu sabah köyüme çıktım, mini minnacık bir köy evinde doğmuş bir Akçaabatlı bir çocuğum ben. Trabzon'un bir evladıyım orada doğdum. Burada ilkokulu okudum. Ortaokulu Atatürk Köşkü'nün orada Köşk Lisesinde okudum, liseyi Trabzon Lisesi'nde okudum. Bu şehir Kanuni Sultan Süleyman'ın doğduğu bir şehir, onun doğduğu bu mahallede büyüdüm. Belki hayatımda bugün ne var ise buradan beslendim. Sonra İstanbul'a okumaya gittim. Ailemle beraber iş yaşamım derken yine Fatih Sultan Mehmet'in fethettiği ve bizlere yurt edinen dönemi başlattığı İstanbul'da yaşama başladım ve İstanbul'un belediye başkanı oldum.
“31 MART’TA MÜHRÜ BASTINIZ YA ŞİMDİ YENİ BİR DÖNEM, YENİ BİR ARAYIŞ, YENİ BİR HİZMET ANLAYIŞI, YENİ BİR YÖNETİCİLİK ANLAYIŞI BAŞLADI”
Bu nasıl bir şey biliyor musunuz, o kırk haneli köyden doğarak Trabzon'dan Fatih'in fethettiği İstanbul'a giderek büyükşehir belediye başkanı olmak olsa olsa dünyada bir tek Atatürk'ün Cumhuriyetinde olur. Atatürk'ün kurduğu bu Cumhuriyet herkese fırsat eşitliği verir kadınına çocuğuna, erkeğine. Demokrasi ne yapar biliyor musunuz? Hepimizi eşitler. Sandık var ya sandığa gidip oy atıyoruz. O sandık hepimizin eşitlendiği gündür. Fabrikatörü, emekçisi, işçisi, emeklisi, üniversite öğrencisi öğretmeni hepimizi eşitler. Eksik tarafı var. Bunu toparlamamız lazım. O ne biliyor musunuz? Bazen demokrasi bazen cumhuriyet arzu ettiğimiz seviyeye gelmez. Ne yazık ki ihmal eder. Bu hatalar yanlış uygulamalar yüzünden olur. Sistemi, rejimi, kendi gidişatında uygar ve medeni sürecinden rayından çıkarır başka bir rejim ortaya koymaya kalkarsan işte olan önce kadınlara önce çocuklara, gençlere önce emeklilere zulüm çektirir, sıkıntı çektirir. Ama hep birlikte ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte milletimizin gücüyle nasıl ki demokrasi arayışında özgürlük arayışında sevginin, saygının hakim olduğu bir sürecin olgunlaşmasında hepimiz yeni bir arayışa, yeni bir umuda, 31 Mart'ta mühür bastınız ya, şimdi yeni bir dönem, yeni bir arayış, yeni bir hizmet anlayışı, yeni bir yöneticilik anlayışı başladı. Tam yol ileri diyoruz.
“YENİ DÖNEM O ÇİFT MAVİ GÖZÜN İNSANINA BAKTIĞI GİBİ BİR DÖNEM OLACAK”
Bakınız bu nasıl bir anlayış biliyor musunuz? Sevgili dostum Ahmet Kaya'nın odasında astığı bir fotoğraf birkaç gündür bir tartışma işliyor. Tartışmayı önemsemiyorum oraya girmeyeceğim. Ama size söyleyeceğim şu o fotoğraf, benim 10 yıldır masamın arkasında duruyor. O fotoğraf ne biliyor musunuz? Tokat'ta, bir çiftçinin, bir köylünün deprem sonrası yaşadığı sıkıntıları bir devletin başındaki insana, insanına anlatırken çekildiği fotoğraf. O fotoğraftaki kişi o köylü dede o anlatımı yapıyor hararetli bir şekilde. Ama onu dinleyen bir çift mavi göz var. O çift mavi göz vatandaşına öyle itinayla bakıyor ki, bir gözün içine bakış vardır. Ben diyorum ki Allah'ım beni o gözlerim baktığı gibi bu annelere baktır. O gözlerin baktığı gibi bu çocuklara, bu gençlere, bu hanımefendilere, bu beyefendilere abilerimize. Ben çocukla konuşurken bile dizimi yere eğip onun gözünün içine bakıp onu hissetmeye çalışıyorum. İşte bu yeni dönem o bir çift mavi gözünün insanına baktığı gibi bir dönem olacak.
“KİBİR KENDİNİ BEĞENMİŞLİK BUNLARIN HEPSİ YOK. BİTTİ”
Kibir, kendini beğenmişlik bunların hepsi yok bitti. Kul Nesimi demiş ki ‘Rızkı veren Hüda'dır, kula minnet eylemem’ demişti. Ramazan ayındayız. Ben dünyanın en büyük şehri İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin başkanıyım. Sevgili dostum Ahmet Kaya Ortahisar Belediye Başkanı biz bu göreve talip olduk. Sizler de bizleri seçtiniz. Şimdi bize düşen görev sizi dinlemek, sizi anlamak, dertlerinize çare olmak için gece gündüz çalışmak bizim sorumluluğumuz bu. Vatandaşımıza destek oluyoruz ya vatandaşımız bir sıkıntıya düşüyorsa ona destek olmak bizim sorumluluğumuz. Vatandaşlarıma sesleniyorum. Devletimizin herhangi bir kurumu ama belediyesi ama valiliği, ama bakanlığı ama şurası ama burası o desteği size veriyor ya, kimse cebinden bir şey vermiyor. Size vermek zorunda olduğu desteği veriyor. Hatta belki de az veriyor siz onun hesabını sorun. Ben hep söylüyorum bize minnet duymayın.Görevini iyi yaptın kardeşim, belediye başkanım teşekkür ederiz diyebilirsiniz. Ama kimseye minnet duymayın. Bu şehrin İstanbul'un bu ülkenin, bu devletin sahibi, millettir. Ben geleceğin bir sistemin sahibiyim diyen, buyruğumla şunu yaptın diyen, talimatımla emrettim şöyle oldu diyen biri görevden ayrılacağı zaman af diledim, görevden ayrılıyorum deme dönemi bitmiştir.
"ŞU AYAKLARINIZDAKİ, KOLLARINIZDAKİ PRANGALARI, KELEPÇELERİ SÖKÜN ATIN. MİLLETE HİZMET EDİN"
Millet devletin sahibidir. Bugün ülkemiz derin bir yoksulluk yaşıyorsa onun hesabını sorun sormalısınız. Üniversiteli çocuklarımız, gençlerimiz işte biz şimdi İstanbul'da ne yapıyorsak iyi uygulama sevgili Ahmet Kaya'yla tabii ki paylaşacağız. O burada bir merkez ilçe belediyesi başkanı. Bakın buradan söyleyeyim Ekrem İmamoğlu İstanbul'un belediye başkanı. Bakın burada benim şanlı Türk bayrağım var. Benim kapım Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese açık. Benim kapım hangi partiden seçilmişse seçilmiş. Trabzon'un Büyükşehrinden ilçesine, beldesine nerede olursa olsun herkese açık. Kardeşim partiler araç, partiler hizmet için araç, seçim geçti bitti. Şimdi milletçe ayağa kalkma zamanı. Onun için birlikte çalışacağız. Ahmet Kaya başkanımla çalışacağız. Ama benim kapımı Akçaabat'ta çalsa başımın üstünde yeri var, Trabzon Büyükşehir'de çalsa başımızın üstünde yeri var. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Hangi partide siyaset yapıyorsanız yapın şu ayaklarınızdaki, kollarınızdaki prangaları, kelepçeleri sökün atın millete hizmet edin. Siz de bir kişiye değil, millete hizmet edin.
“VATANDAŞINA KARŞI YUKARIDAN BAKMA”
Bu cennet vatan 100 seneyi aşkın süre önce özgürlüğü, cumhuriyeti, demokrasiyi seçmiş, ne demiş şair? Hangi çılgın bana vuracakmış şaşarım demiş. Öyle değil mi? Biz milletçe özgürlüğüne düşkün insanlarız. Biz demokrasi aşığıyız. Şimdi ne yapacağız? Daha fazla sizi dinleyeceğiz. Bu şehrin zeki insanlarını bu şehrin akıllı gençlerine, hanımefendilerini, beyefendilerini daha çok dinleyeceğiz. Başkanımız sizlerle çok güzel projeler üretecek. Biz de onu yapıyoruz İstanbul'da. Bu milletin ayağa kalkmasıdır millet gücünün farkına varacak. Ben hep söylüyorum. Büyüklerimin bana vasiyetidir. Makamım büyüdükçe başını öne eğsin. Vatandaşa karşı yukarıdan bakma, vatandaşa karşı başın öne eğik dursun ve onunla öyle konuş. Ona hizmet yolunu seçmişsen bu sana gerekli. O bakımdan biz bu terbiyenin bu anlayışın inanın neferleri olacağız. Çok çalışacağız. Ben hep söylüyorum bakın sıralamam şöyle. Allah'ım beni aileme mahcup etme. Allah'ım beni doğduğum topraklara Trabzonlulara mahcup etme. Karadenizlilere mahcup etme. Ama beni bu Türkiye'nin bu cennet vatanın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün vatandaşlarına mahçup etme. Şehrim İstanbul'a mahçup etme. Çünkü biz çok asil bir görevle hizmet dönemiyle karşı karşıyayız. Ve göreceksiniz çok çalışacağız. Ben diyorum ki beni geçecek adam doğmadı kardeşim. Ahmet Kaya diyebilir ki, başkanım sen öyle değilsin ama ben daha çok koşarım. E hadi koşalım. Yahu hizmette, yarıştan güzel bir şey olabilir mi? Beni geçeni arkadan çelme takmam vallahi de billahi de alkışlarım.
“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KONUŞACAĞIZ”
Biliyor musunuz? Millet de millete hizmette yarışın kazananı yok ki hepimiz kazanıyoruz. Kaybedeni yok ki hepimiz kazanıyoruz. Dolayısıyla bizim yolculuğumuz böyle bir yol, çok başarılı olacağız. Arkamızda sizin gibi hemşerilerimizin gücünü hissedeceğiz. İnşallah önümüzdeki zaman diliminde hiç olmadı bugüne kadar bundan sonra da ağzımızdan kötü kelime duymayacaksınız. Ben bugün Sera’da 98 yaşında anneannemizi ziyaret ettim. Salacık'ta halamı ziyaret ettim. Hepsi diyor ki televizyonda seni dinliyoruz. Bir de bağırıyormuş bana halam Ekrem Ekrem beni niye duymuyorsun? Şimdi ben konuşurken kötü söz edeceğim. Beni anneannem dinliyor, annem dinliyor, bırakın siz dinliyorsunuz, beni çocuklar dinliyor. Ben buradan söylüyorum. Biz kimsenin hakkında iftira, kumpas, şu bu işlerle zaten uğraşmadık uğraşmayız. Kötü söz kullanmayacağız. Sizin işinizi konuşacağız. Milletimizin işini konuşacağız. Çocuklarımızın geleceğini konuşacağız. Gençlerimizin umutlarını konuşacağız. Onlara destek olacağız. Bizim buna yetecek gücümüz var. Bizim buna yetecek aklımız, fikrimiz, bilgimiz var. Milletçe var. Sizin fikirlerinizden faydalanacağız. Yolumuz açık olsun hep birlikte koşalım, hep birlikte coşalım.
“TRABZONUN MUHAFIZI OLUP KORUYUCUSU OLUN”
Ahmet Kaya Başkanımla birlikte çok güzel başarıları hep birlikte imza atalım. Bu, başarıda elbette merkez ilçe başkanımız, Haluk Başkanımın büyük emekleri var. Ona Mustafa başkanım, il başkanımızın büyük emekleri var ona, Milletvekilimiz Sibel Hanım'a ve bütün örgütümüze teşekkür ediyoruz. Ama biz bakın partiyi burada bıraktık. Biz diyoruz ki ya bu işi Trabzon ittifakı kazandı. İstanbul'da İstanbul ittifakı kazandı. Türkiye'de Türkiye ittifakı olsun. Onun için milletçe kazanalım diyoruz. Bizim seçimde kaybedenimiz yok. Hepinizi çok seviyorum. Ahmet başkanımın yolu açık olsun. Yanındayız göreceksiniz çok yanında olacağız. İstanbul'umuzun, İstanbul'umuza yapılmak istenen kötülüklere karşı nasıl orada muhafız demişsem siz de Trabzon'da Trabzon'a bir kötülük yapılıyorsa Trabzon'a muhafızlık etmeye var mıyız? Sakınız vazgeçmeyin. Burası bizim biblomuz, burası bizim canımız ciğerimiz. Bizi besleyen bir dünya. Trabzon'un muhafızı olup koruyucusu olun. Trabzon'un her konusuyla ilgilenin. Trabzonspor'la da ilgilenin, Trabzonspor'u da yalnız bırakmayın. Maddi manevi yalnız bırakmayın. Her türlü kardeşlik, her türlü güzellik kazansın. Hepinizi çok seviyorum. Allah'ın izniyle. Trabzon'da da İstanbul'da da ülkemizin her yerinde de ne olacak? Her şey çok güzel olacak.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Fon Mağdurlarına 1 Milyon TL'ye Kadar Ödeme! Yeni Fon Yasası Yürürlüğe Girdi
Fon yasası yürürlüğe girdi. 455 bin 578 yatırımcıya 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilecek. İşte fon tasfiyesi ve ödeme şartları.
Fon yatırımcılarını yakından ilgilendiren düzenleme Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 455 bin 578 yatırımcıyı kapsayan yeni yasayla, hak sahiplerine ilk aşamada 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasının önü açıldı. Ödemeler için kamu bütçesinden kaynak aktarılmayacak.
455 Bin 578 Yatırımcı İçin Yeni Dönem Başladı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilen 9 maddelik fon düzenlemesi, Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girdi.
AK Parti tarafından hazırlanan kanun, tasfiye sürecine alınan fonların varlıklarının değer kaybına uğramadan nakde dönüştürülmesini ve elde edilen tutarların hak sahiplerine dağıtılmasını amaçlıyor.
Düzenlemenin en dikkat çekici maddesi ise yüz binlerce yatırımcıya ara ödeme yapılabilmesinin önünü açması oldu.
Fon Mağdurlarına Ne Kadar Ödeme Yapılacak?
Yeni yasaya göre, hak sahiplerine ilk etapta kişi başına 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilecek.
Ancak bu tutar, her yatırımcıya doğrudan 1 milyon lira ödeneceği anlamına gelmiyor. Ödenecek miktar, yatırımcının fon işlemleri ve hesaplanacak hak sahipliği tutarına göre belirlenecek.
Ödeme hesabında yatırımcıların fonlara yatırdığı ve fonlardan çektiği paralar dikkate alınacak. Böylece net yatırım tutarı ortaya çıkarılacak ve hesaplamaya enflasyon farkı da eklenecek.
Ödemeler Devlet Bütçesinden Karşılanmayacak
Düzenlemede öne çıkan bir diğer ayrıntı ise ödemelerin finansmanı oldu.
Kanuna göre yatırımcılara yapılacak ara ödemelerde kamu kaynakları kullanılmayacak.
Tasfiye kapsamındaki fonlardan elde edilecek gelirler, hak sahiplerinin zararlarının karşılanmasında değerlendirilecek.
TMSF Fon Varlıklarını Nakde Dönüştürecek
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), düzenleme kapsamında önemli bir görev üstlenecek.
Tasfiye edilen fonların bünyesinde bulunan hisse senetleri, devlet tahvilleri, taşınmazlar ve ekonomik değere sahip diğer varlıklar nakde çevrilebilecek.
Bu işlemlerden sağlanacak kaynak, oluşturulacak geri kazanım sistemi üzerinden yatırımcıların zararlarının giderilmesi amacıyla kullanılacak.
Gerçeğe Aykırı Kazançlar İçin İade Mekanizması
Yeni düzenleme, fonların gerçek değerini yansıtmayan işlemler sonucunda kazanç elde eden kişileri de kapsıyor.
Gerçeğe aykırı fon değerleri üzerinden gelir sağladığı belirlenen kişiler için isteğe bağlı iade mekanizması oluşturulacak.
Bu sistemle geri kazanılan tutarların da yatırımcıların zararlarının karşılanmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
Kimler Ödeme Alamayacak?
Kanun, tüm yatırımcıların aynı koşullarda ödeme almasını öngörmüyor.
Piyasa bozucu işlemlere karıştığı belirlenen kişiler, geri kazanım hesabından yapılacak ödemelerden yararlanamayacak.
Ayrıca portföy yönetim şirketlerinin fon zararları ve eksik tasfiye bakiyelerine ilişkin sorumlulukları da düzenleme kapsamında ele alınıyor.
Bloke Edilen İşlemler de Tasfiyeye Dahil Edildi
TBMM Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında kabul edilen önergeyle, bloke edilen işlemlerin de tasfiye kapsamında değerlendirilmesi kararlaştırıldı.
Böylece ödeme ve tasfiye hesaplamalarında dikkate alınacak işlemlerin kapsamı genişletildi.
Fon Ödemeleri Ne Zaman Başlayacak?
Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte ara ödemelerin yapılabilmesi için yasal zemin oluşturuldu.
Ancak ödeme takvimi, başvuru şartları ve hak sahiplerinin izleyeceği işlemlere ilişkin ayrıntıların ilgili kurumların açıklamalarıyla netleşmesi bekleniyor.
455 bin 578 yatırımcıyı ilgilendiren düzenlemenin uygulama süreci, fonlarda birikimi bulunan vatandaşlar tarafından yakından takip ediliyor.
CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel Tokat Günleri’nde Vatandaşlarla Buluştu: Birlik ve Dayanışma Mesajı
İstanbul’da düzenlenen 7. Tokat Günleri’ne katılan CHP’li Mehmet Ali Yüksel, emek, eşit yurttaşlık, halkçılık ve dayanışma mesajları verdi.
İstanbul’da düzenlenen 7. Tokat Günleri etkinliğine katılan Mehmet Ali Yüksel, Tokatlı vatandaşlarla bir araya geldi. Etkinlikte emek, eşit yurttaşlık, demokrasi ve toplumsal dayanışma konularına değinen Yüksel, halkçılık anlayışının vatandaşların sorunlarına sahip çıkmayı gerektirdiğini vurguladı.
İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen 7. Tokat Günleri, Tokat’ın kültürel değerlerini, geleneklerini ve hemşehri dayanışmasını İstanbul’da buluşturdu.
Etkinliğe katılan CHP’li Mehmet Ali Yüksel, CHP Tokat İl Başkanı Ender Ergün ile birlikte vatandaşlarla görüşerek katılımcılarla sohbet etti. Organizasyonda Tokat’ın kültürel mirası ve İstanbul’da yaşayan Tokatlıların toplumsal yaşama katkıları gündeme geldi.
Mehmet Ali Yüksel’den Tokatlılara Halkçılık Mesajı
Tokat’ın tarımsal üretimine, geleneksel el sanatlarına ve kültürel birikimine dikkat çeken Yüksel, konuşmasında emek ve sosyal adalet kavramlarını öne çıkardı.
Tokat’ın çiftçilerin emeği, kadınların üretimi ve halkın kültürel değerleriyle önemli bir mirasa sahip olduğunu belirten Yüksel, Cumhuriyet’in temel kazanımlarının toplumun bütün kesimlerinin yaşamına yansıması gerektiğini ifade etti.
Yüksel, halkçılık anlayışını şu sözlerle anlattı:
“Halkçılık, yalnızca halktan söz etmek değil, halkın derdini kendi derdi bilmektir.”
“İstanbul’un Gücü, Bu Şehre Emek Veren İnsanlardan Geliyor”
İstanbul’un farklı bölgelerden gelen vatandaşların katkılarıyla büyüyen bir şehir olduğunu belirten Yüksel, Tokatlıların da kentin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
İstanbul’un kimliğinin yalnızca tarihî yapılarından ve doğal güzelliklerinden oluşmadığını dile getiren Yüksel, kente emeğini ve kültürünü taşıyan insanların İstanbul’un gelişiminde belirleyici rol oynadığını vurguladı.
Yüksel, herkesin kendisini eşit, özgür ve güvende hissedebileceği bir kent yaşamının önemine dikkat çekti.
Tokat Günleri’nde Kültür ve Hemşehri Dayanışması Öne Çıktı
Tokat’ın yöresel kültürünün İstanbul’a taşındığı organizasyonda hemşehri buluşmalarının toplumsal dayanışmayı güçlendiren yönü de ele alındı.
Yüksel, farklı şehirlerden gelen vatandaşların ortak kültürel değerler etrafında bir araya gelmesinin önemine işaret ederek daha fazla kardeşlik, demokrasi, adalet ve dayanışma çağrısında bulundu.
Tokat kültürünün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla çalışma yürüten derneklere teşekkür eden Yüksel, organizasyonda emeği bulunanlara da şükranlarını iletti.
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’ın Kayınpederi Son Yolculuğuna Uğurlandı
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’ın kayınpederi İsmail Murtazaoğlu, cenaze töreninin ardından Yakuplu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’ın kayınpederi İsmail Murtazaoğlu, bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Murtazaoğlu, Beylikdüzü’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Yakuplu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın ve ailesi, kayınpederi İsmail Murtazaoğlu’nun vefatıyla büyük üzüntü yaşadı.
Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi altında bulunan Murtazaoğlu’nun hayatını kaybetmesinin ardından cenaze töreni Beylikdüzü’nde gerçekleştirildi.
İsmail Murtazaoğlu Yakuplu Mezarlığı’nda Toprağa Verildi
İsmail Murtazaoğlu için 25 Ekim 2026 Pazar günü Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Camii’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Murtazaoğlu’nun naaşı, Yakuplu Mezarlığı’na götürülerek defnedildi.
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı’ndan Taziye Mesajı
MHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı da İsmail Murtazaoğlu’nun vefatı üzerine bir başsağlığı mesajı yayımladı.
Yapılan açıklamada, merhumun vefatından duyulan üzüntü dile getirilirken başta İlçe Başkanı Özkan Eremsayın olmak üzere Murtazaoğlu ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır temennisinde bulunuldu.
Arka Haber ailesi olarak merhum İsmail Murtazaoğlu’na Allah’tan rahmet, MHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Özkan Eremsayın’a ve kederli ailesine başsağlığı diliyoruz.
Bakan Ersoy: Ziya Gökalp, Cumhuriyet’in Fikrî Temellerinin Oluşumuna Katkı Sağladı
Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Ziya Gökalp'in Cumhuriyet'in fikrî temellerine katkısını anlattı. Millî Kütüphane'de Ziya Gökalp Sergisi ziyaretçilerle buluştu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ziya Gökalp’in doğumunun 150. yılı kapsamında düzenlenen “Millî Kütüphane Hazineleri: Ziya Gökalp Sergisi ve Paneli”ne katıldı. Gökalp’in Türk düşünce ve kültür hayatındaki önemine dikkat çeken Ersoy, Cumhuriyet’in devlet felsefesinin oluşumunda düşünürün önemli katkıları bulunduğunu vurguladı.
Ziya Gökalp'in 150. Doğum Yılı Millî Kütüphane'de Anıldı
Türk düşünce tarihinin önemli isimlerinden Ziya Gökalp, doğumunun 150. yılı dolayısıyla Millî Kütüphane'de düzenlenen sergi ve panel programıyla anıldı.
Programa katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gökalp'in Türk milletinin kimliği, dili, kültürü ve medeniyet anlayışının şekillenmesindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Tarihin kritik dönemlerinde toplumlara yön veren fikir insanlarının millî hafızanın korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Ersoy, bu şahsiyetlerin eserlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının kültürel bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Bakan Ersoy: Cumhuriyet'in Devlet Felsefesine Önemli Katkılar Sundu
Ziya Gökalp'in Osmanlı Devleti'nin son döneminden Cumhuriyet'e uzanan tarihî süreçte Türk fikir hayatının önde gelen isimlerinden biri olduğunu belirten Bakan Ersoy, düşünürün millî kültür ile çağdaş medeniyet arasında kurmaya çalıştığı ilişkiye dikkat çekti.
Ersoy, Gökalp'in Cumhuriyet'in fikrî temellerine katkısını şu sözlerle anlattı:
“Türk milletinin kimliği, dili, kültürü, eğitimi ve medeniyet tasavvuru üzerine geliştirdiği fikirleri sistemleştiren Gökalp, millî kültür ile çağdaş medeniyet arasında kurmaya çalıştığı sentezle yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet felsefesinin ve ülküsünün oluşumuna ciddi katkılar sunmuştur.”
Gökalp'in yalnızca yaşadığı dönemin sorunlarına çözüm aramadığını, aynı zamanda Türk toplumunun geleceğine ilişkin düşünsel bir çerçeve oluşturduğunu belirten Ersoy, eserlerinin Türk düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Ziya Gökalp'in Eserleri Beş Türk Lehçesinde Yayımlandı
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ziya Gökalp'in fikirlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla çeşitli kültürel çalışmalar yürütüldüğünü belirten Ersoy, düşünürün önemli eserlerinden “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”ın beş Türk lehçesinde yayımlandığını hatırlattı.
Eserin Özbek, Kazak, Azerbaycan, Kırgız ve Türkmen Türkçelerinde yayımlanmasının, Gökalp'in düşüncelerinin Türk dünyasında daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasına katkı sağlamasının hedeflendiğini ifade etti.
Millî Kütüphane'de Ziya Gökalp Sergisi Beş Bölümden Oluşuyor
Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Millî Kütüphane Hazineleri: Ziya Gökalp Sergisi”, düşünürün hayatını ve fikrî mirasını farklı yönleriyle ziyaretçilere sunuyor.
Millî Kütüphane koleksiyonlarından yararlanılarak oluşturulan sergi, beş ana bölümden oluşuyor:
Ziya Gökalp'in Hayatı
Eserleri ve Fikrî Dünyası
Türk Siyasi Hayatına Etkileri ve İdari Görevleri
Düşünce Dünyamıza Yansımaları ve Hakkında Yazılanlar
Ziya Gökalp Haberleri
Sergide Gökalp'in yaşamı, edebî eserleri, siyasi faaliyetleri ve sonraki kuşaklar üzerindeki düşünsel etkileri kapsamlı biçimde ele alınıyor.
Ziya Gökalp'in İlk Baskı Eserleri ve Tarihî Belgeleri Sergileniyor
Millî Kütüphane'de hazırlanan sergi, Ziya Gökalp'in şahsi hayatına ve düşünce dünyasına ışık tutan çok sayıda tarihî belgeyi bir araya getiriyor.
Gökalp'in şiirleri, fikir yazıları, eserlerinin ilk baskıları, farklı dönemlerde yayımlanan kitapları ve hayatına ilişkin fotoğraflar ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor.
Sergide ayrıca dönemin gazeteleri, süreli yayınlar, posta pulları, afişler, kartpostallar ve çeşitli arşiv belgeleri de yer alıyor.
Bu koleksiyon aracılığıyla yalnızca Ziya Gökalp'in hayatı değil, Osmanlı Devleti'nin son dönemi ile Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki kültürel ve düşünsel atmosfer de yansıtılıyor.
Millî Kütüphane'nin 80. Yılına Özel Kültür Etkinlikleri
Bakan Ersoy, Ziya Gökalp Sergisi'nin Millî Kütüphane'nin 80. yılı kapsamında gerçekleştirilen “Millî Kütüphane Hazineleri” etkinlik serisinin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Bir yıldır sürdürülen etkinliklerle Millî Kütüphane koleksiyonlarında bulunan tarihî eserlerin, belgelerin ve kültürel mirasın vatandaşlarla buluşturulmasının amaçlandığını ifade etti.
Ersoy, bu çalışmaların Türk kültür ve düşünce tarihinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.
Bakan Ersoy'dan Vatandaşlara Ziya Gökalp Sergisi Daveti
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk tarihine, edebiyatına ve kültürüne ilgi duyan vatandaşları Millî Kütüphane Sergi Salonu'nda hazırlanan koleksiyonu görmeye davet etti.
Ziya Gökalp'in düşüncelerinin genç nesillere aktarılmasının önemine dikkat çeken Ersoy, serginin Cumhuriyet'in fikrî arka planının ve millî kültür anlayışının daha iyi kavranmasına katkı sağlamasını temenni etti.
Bakan Ersoy, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Ziya Gökalp'i ve onun şahsında Türk fikir hayatına, edebiyat ve kültürüne yön vermiş, değer katmış, zengin kılmış bütün geçmişlerimizi rahmetle, saygıyla, minnetle yâd ediyorum.”
Ziya Gökalp Kimdir?
1876 yılında Diyarbakır'da dünyaya gelen Ziya Gökalp, Türk sosyolojisinin öncü isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Şair, yazar, sosyolog ve düşünür kimliğiyle tanınan Gökalp, özellikle Türk milliyetçiliği, millî kültür, eğitim ve toplumsal yapı üzerine geliştirdiği fikirlerle Türk düşünce tarihinde önemli bir yer edindi.
“Türkçülüğün Esasları”, “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” ve “Kızıl Elma” gibi eserleriyle tanınan Gökalp, 25 Ekim 1924 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti.
Gökalp'in düşünceleri, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinin fikrî ve kültürel boyutlarının anlaşılmasında bugün de incelenmeye devam ediyor.
Hemoroid Ameliyatı Ne Zaman Gerekir? Uzmanından Kritik Uyarılar
Hemoroid ameliyatı ne zaman gerekir? Doç. Dr. Aydıncan Akdur, basur belirtileri, ameliyat gerektiren durumlar ve iyileşme sürecini değerlendirdi.
Hemoroid (basur) hastalığı, makat bölgesinde kanama, ağrı, şişlik ve dışarı sarkma gibi şikâyetlerle yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Her hemoroid hastasının ameliyat olması gerekmiyor ancak ilerleyen vakalarda cerrahi müdahale gündeme gelebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hemoroid ameliyatı kararında hastalığın derecesinin yanı sıra şikâyetlerin şiddeti ve hastanın yaşam kalitesinin de değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Hemoroid Ameliyatı Hangi Durumlarda Gerekli?
Toplumda basur olarak bilinen hemoroid hastalığı, yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Özellikle uzun süreli kabızlık, dışkılama sırasında ıkınma ve bağırsak alışkanlıklarındaki düzensizlikler hemoroid şikâyetlerini artırabiliyor.
Hemoroid tedavisinde her hasta için ameliyat ilk seçenek olarak değerlendirilmiyor. Hastalığın erken evrelerinde beslenme düzenlemeleri, yaşam tarzı değişiklikleri ve cerrahi dışı tedavilerle şikâyetler kontrol altına alınabiliyor.
Ancak ileri dereceli hemoroidler, sık tekrarlayan kanamalar, makat bölgesinde dışarı sarkma ve uygulanan tedavilere rağmen devam eden yakınmalar cerrahi müdahale ihtiyacını gündeme getirebiliyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, ameliyat kararının hastanın mevcut şikâyetleri ve muayene bulguları doğrultusunda kişiye özel verilmesi gerektiğini belirtiyor.
Hemoroid Hastalığının Dört Evresine Dikkat!
Hemoroid hastalığında tedavi yönteminin belirlenmesinde hastalığın derecesi önemli rol oynuyor. İç hemoroidler, dışarı sarkma durumuna göre dört evrede değerlendiriliyor.
1. derece hemoroid: Hemoroid dokusu dışarı sarkmaz. Kanama ve hafif rahatsızlık görülebilir. Genellikle cerrahi dışı tedaviler tercih edilir.
2. derece hemoroid: Dışkılama sırasında dışarı çıkan hemoroid dokusu kendiliğinden içeri döner. Yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun girişimsel yöntemler uygulanabilir.
3. derece hemoroid: Dışarı sarkan hemoroid dokusunun elle içeri itilmesi gerekebilir. Şikâyetlerin durumuna göre cerrahi tedavi değerlendirilebilir.
4. derece hemoroid: Hemoroid dokusu sürekli dışarıda kalabilir ve içeri gönderilemeyebilir. Belirgin şikâyetlerin bulunduğu hastalarda ameliyat daha önemli bir seçenek haline gelebilir.
Ancak hemoroidin derecesi tek başına ameliyat kararı verilmesi için yeterli değildir.
Sürekli Kanama ve Şiddetli Ağrıya Dikkat!
Hemoroid hastalarında tekrarlayan kanama, makat bölgesinde şişlik, dışarı sarkma ve günlük yaşamı etkileyen rahatsızlıklar tedavi planının yeniden değerlendirilmesini gerektirebiliyor.
Özellikle uzun süre devam eden kanamalar bazı hastalarda kansızlığa neden olabiliyor.
Bununla birlikte makattan gelen her kanamanın hemoroid kaynaklı olmadığı unutulmamalı. Bağırsak polipleri, anal fissür ve kolorektal kanser gibi farklı hastalıklar da benzer belirtilere yol açabiliyor.
Bu nedenle kanama şikâyeti bulunan kişilerin, belirtileri yalnızca basura bağlamadan uzman hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.
Ameliyatsız Hemoroid Tedavisi Yeterli Olmazsa Ne Yapılır?
Hemoroid hastalığının erken dönemlerinde lif açısından zengin beslenme, yeterli sıvı tüketimi, kabızlığın önlenmesi ve tuvalet alışkanlıklarının düzenlenmesi önerilebiliyor.
Uygun hastalarda lastik bant ligasyonu, skleroterapi ve kızılötesi koagülasyon gibi cerrahi dışı işlemler de uygulanabiliyor.
Ancak ileri dereceli sarkmaların bulunduğu, iç ve dış hemoroidlerin birlikte belirginleştiği veya şikâyetlerin sürekli tekrar ettiği durumlarda bu yöntemler yeterli olmayabiliyor.
Bu aşamada hastanın genel sağlık durumu ve önceki tedavilere verdiği yanıt değerlendirilerek cerrahi seçenekler gündeme getirilebiliyor.
Hemoroid Ameliyatında Hangi Yöntemler Kullanılıyor?
Hemoroid ameliyatlarında hastalığın derecesine ve hastanın anatomik özelliklerine göre farklı cerrahi teknikler uygulanabiliyor.
Geleneksel hemoroidektomi, özellikle ileri dereceli ve büyük dış hemoroidlerin bulunduğu hastalarda tercih edilebilen yöntemler arasında yer alıyor.
Bazı hastalarda hemoroidal arter ligasyonu veya stapler hemoroidopeksi gibi alternatif cerrahi teknikler de değerlendirilebiliyor.
Ancak her yöntemin iyileşme süreci, ameliyat sonrası ağrı düzeyi ve hastalığın tekrarlama ihtimali açısından farklı özellikleri bulunuyor.
Bu nedenle ameliyat tekniğinin yalnızca daha az ağrılı olduğu düşüncesiyle değil, hastanın klinik durumuna göre belirlenmesi gerekiyor.
Tromboze Hemoroidlerde Acil Ameliyat Gerekir mi?
Makat çevresinde aniden ortaya çıkan şiddetli ağrı ve hassas şişlik, tromboze dış hemoroid belirtisi olabiliyor.
Bu durum, dış hemoroid damarlarında pıhtı oluşması sonucunda gelişiyor.
Ancak tromboze hemoroid bulunan her hastanın acil ameliyat olması gerekmiyor. Ağrının şiddeti, şikâyetlerin ne zaman başladığı ve muayene bulguları tedavi kararında belirleyici oluyor.
Özellikle yeni başlayan ve şiddetli ağrıya neden olan bazı vakalarda cerrahi müdahale değerlendirilebiliyor.
Ateş, giderek artan ağrı ve makat çevresinde yaygın kızarıklık gibi belirtilerin ise anal apse gibi farklı hastalıklardan kaynaklanabileceği belirtiliyor. Bu durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
Hemoroid Ameliyatı Sonrası İyileşme Kaç Gün Sürer?
Hemoroid ameliyatı sonrası iyileşme süresi, uygulanan cerrahi yönteme ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişiklik gösterebiliyor.
Özellikle klasik hemoroidektomi sonrasında ilk günlerde ağrı, hassasiyet ve dışkılama sırasında rahatsızlık yaşanabiliyor.
İyileşme sürecinde yeterli sıvı tüketimi, lifli beslenme ve hekimin önerdiği bakım uygulamaları önem taşıyor.
Bazı hastalarda günlük yaşama dönüş daha kısa sürede gerçekleşirken, fiziksel güç gerektiren işlerde çalışan kişilerin daha uzun süre dinlenmesi gerekebiliyor.
Ameliyat sonrasında yoğun kanama, yüksek ateş, idrar yapamama veya kontrol edilemeyen ağrı görülmesi halinde derhal tıbbi değerlendirme yapılması gerekiyor.
Hemoroid Ameliyatı Sonrası Hastalık Tekrarlar mı?
Hemoroid ameliyatı sonrasında şikâyetler büyük ölçüde azalabilse de hastalığın yeniden ortaya çıkma ihtimali tamamen ortadan kalkmıyor.
Özellikle kronik kabızlık, uzun süre ıkınma ve tuvalette gereğinden fazla vakit geçirme gibi alışkanlıkların devam etmesi, hemoroid şikâyetlerinin tekrarlamasına katkıda bulunabiliyor.
Bu nedenle ameliyat sonrasında da sağlıklı bağırsak alışkanlıklarının sürdürülmesi önem taşıyor.
Uzmanından Uyarı: Hemoroid Ameliyatı Kararı Kişiye Özel Verilmeli
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hemoroid ameliyatı kararında hastalığın derecesi kadar hastanın yaşadığı şikâyetlerin ve yaşam kalitesindeki etkilenmenin de dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
Özellikle sürekli tekrarlayan kanamalar, ileri dereceli sarkmalar ve diğer tedavilerle kontrol altına alınamayan yakınmalar cerrahi tedavi ihtiyacının değerlendirilmesine neden olabiliyor.
Hemoroid hastalığında erken tanı, doğru tedavi yöntemi ve kişiye özel planlama, hastaların yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynuyor.
Uzmanlar, makat bölgesinde kanama, şişlik veya ağrı şikâyeti yaşayan kişilerin kendi kendilerine teşhis koymak yerine genel cerrahi uzmanına başvurmaları gerektiğini vurguluyor.
Doğal Burun Estetiğinde Yeni Yaklaşım: Rinoplastide Yüz Uyumu ve Sağlıklı Nefes Ön Planda
Doğal burun estetiğinde yüz uyumu ve sağlıklı nefes alma neden önemli? Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un uzmanlık alanı rinoplastide merak edilenler.
Burun estetiğinde doğal görünüm, son yıllarda rinoplasti ameliyatlarının en çok önem verilen hedefleri arasında yer alıyor. Kulak Burun Boğaz ve Rinoplasti Uzmanı Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un çalışma alanları arasında bulunan doğal burun estetiğinde, yüz hatlarıyla uyumlu bir görünüm elde edilmesi kadar burun anatomisinin ve solunum fonksiyonlarının korunması da önem taşıyor.
Burun Estetiğinde Doğal Görünüm Neden Önemli?
Burun estetiği olarak bilinen rinoplasti ameliyatlarında estetik anlayış değişiyor. Geçmişte burun küçültme ve belirgin şekil bozukluklarını giderme hedefleri öne çıkarken günümüzde kişinin yüz hatlarıyla uyumlu, dengeli ve doğal görünümlü sonuçlar elde edilmesi amaçlanıyor.
Yüzün merkezinde bulunan burun; alın, gözler, dudaklar ve çene ile birlikte yüz ifadesini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle rinoplasti ameliyatlarında yalnızca burnun şekli değil, yüzün genel anatomik yapısı da değerlendiriliyor.
Kulak Burun Boğaz ve Rinoplasti Uzmanı Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un çalışma alanlarından biri olan doğal burun estetiğinde, kişiye özel cerrahi planlama önemli bir yer tutuyor.
Her Yüz Tipine Aynı Burun Şekli Uygulanabilir mi?
Uzmanlık alanındaki genel cerrahi yaklaşımlara göre, burun estetiğinde herkese aynı burun modelinin uygulanması doğal sonuçlar açısından uygun olmayabiliyor.
Her bireyin yüz kemikleri, burun kıkırdakları, cilt kalınlığı ve yüz oranları farklı özellikler taşıyor. Bu nedenle bir kişide estetik açıdan dengeli görünen burun şekli, başka bir kişinin yüz hatlarıyla aynı uyumu sağlamayabiliyor.
Ameliyat öncesi değerlendirmede yüzün uzunluğu ve genişliği, alın ve çene oranları, burun sırtının yapısı, burun ucunun konumu ve cilt özellikleri dikkate alınıyor.
Kişiye özel planlama, estetik beklentiler ile anatomik sınırların birlikte değerlendirilmesini amaçlıyor.
Burun Estetiğinde Nefes Alma Fonksiyonu Korunmalı
Rinoplasti ameliyatlarında dikkat edilmesi gereken konuların başında burnun solunum fonksiyonlarının korunması geliyor.
Burun kemikleri ve kıkırdakları yalnızca dış görünümü belirlemiyor, aynı zamanda hava yolunun yapısal bütünlüğünde de önemli rol oynuyor.
Cerrahi müdahale sırasında burun sırtının aşırı daraltılması veya burun ucundaki destek dokularının zayıflatılması, bazı hastalarda nefes alma güçlüğüne neden olabiliyor.
Bu nedenle ameliyat öncesinde septum deviasyonu olarak bilinen burun içi eğrilikler ve nazal valf sorunları gibi solunumu etkileyebilecek yapısal problemler de değerlendiriliyor.
Gerekli görülen hastalarda estetik düzenlemelerle birlikte fonksiyonel cerrahi işlemler planlanabiliyor. Ancak her rinoplasti ameliyatının nefes alma sorunlarını tamamen ortadan kaldıracağı garanti edilemiyor.
Kalın ve İnce Cilt Burun Estetiği Sonucunu Etkiliyor
Burun estetiğinde cilt yapısı, ameliyat sonrasında elde edilecek görünümü etkileyen önemli faktörler arasında bulunuyor.
İnce cilt yapısına sahip kişilerde burun kemikleri ve kıkırdaklarında yapılan değişiklikler daha belirgin görülebiliyor. Bu durum, küçük yüzey düzensizliklerinin fark edilmesine neden olabiliyor.
Kalın ciltli kişilerde ise cerrahi değişikliklerin dışarıdan belirginleşmesi daha sınırlı olabiliyor. Özellikle burun ucundaki ödemin azalması ve dokuların son şeklini alması daha uzun sürebiliyor.
Bu nedenle rinoplasti planlamasında cilt kalınlığının ve dokuların yapısal özelliklerinin değerlendirilmesi önem taşıyor.
Açık ve Kapalı Rinoplasti Arasındaki Farklar Neler?
Burun estetiği ameliyatlarında hastanın anatomik özelliklerine ve cerrahi ihtiyaçlarına göre farklı teknikler kullanılabiliyor.
Açık rinoplasti, burun ucundaki yapılara daha geniş bir görüş alanından ulaşılmasına olanak tanıyor.
Kapalı rinoplasti yönteminde ise cerrahi kesiler burun deliklerinin içerisinden gerçekleştiriliyor.
Kemik yapıların şekillendirilmesinde bazı vakalarda piezo olarak bilinen ultrasonik cerrahi teknolojisinden de yararlanılabiliyor.
Ancak doğal görünümün elde edilmesi yalnızca kullanılan tekniğe bağlı değil. Hastanın anatomisi, cerrahi planlama, doku desteğinin korunması ve iyileşme süreci de sonuç üzerinde etkili oluyor.
Burun Estetiği Öncesinde Dijital Simülasyon Kullanılıyor
Rinoplasti ameliyatı öncesinde kullanılan dijital simülasyon ve fotoğraf analizleri, hastaların beklentilerini cerrahlarıyla daha açık biçimde değerlendirmelerine yardımcı olabiliyor.
Bu yöntemlerle burun sırtında, burun ucunda ve yüz profilinde planlanan değişikliklerin olası görünümü incelenebiliyor.
Ancak dijital simülasyonların ameliyat sonrasında ortaya çıkacak sonucu kesin olarak göstermediği belirtiliyor.
Cerrahi sonuçlar; kişinin anatomik özelliklerine, iyileşme sürecine ve dokuların verdiği yanıta bağlı olarak değişebiliyor.
Burun Estetiği Sonrası İyileşme Ne Kadar Sürüyor?
Burun estetiği ameliyatlarından sonra iyileşme süreci kişiden kişiye farklılık gösteriyor.
Ameliyatın ilk haftalarında burun çevresinde şişlik, ödem ve geçici sertlik görülebiliyor. Özellikle burun ucundaki ödemin azalması diğer bölgelere göre daha uzun sürebiliyor.
Burnun nihai görünümünün ortaya çıkması çoğu hastada yaklaşık bir yılı bulabiliyor. Kalın cilt yapısına sahip kişilerde ve bazı cerrahi işlemler sonrasında bu süreç daha uzun devam edebiliyor.
İyileşme döneminde doktorun önerdiği bakım kurallarına uyulması, burnun darbelerden korunması ve kontrol muayenelerinin aksatılmaması önem taşıyor.
Doğal Burun Estetiğinde Kişiye Özel Planlama Öne Çıkıyor
Günümüzde doğal burun estetiği, yalnızca burnun küçültülmesini veya şeklinin değiştirilmesini değil, yüzün genel yapısıyla uyumlu bir görünüm oluşturulmasını hedefliyor.
Prof. Dr. Seçkin Ulusoy'un uzmanlık alanları arasında yer alan rinoplastide de değerlendirilen kişiye özel cerrahi planlama yaklaşımı, yüz oranlarının, cilt yapısının ve burun fonksiyonlarının birlikte ele alınmasına dayanıyor.
Uzmanlık alanındaki genel tıbbi yaklaşımlar, burun estetiği yaptırmayı düşünen kişilerin ameliyat öncesinde beklentilerini, anatomik özelliklerini ve olası cerrahi riskleri uzman hekimleriyle ayrıntılı şekilde değerlendirmelerinin önemine işaret ediyor.
Doğal görünüm ve sağlıklı nefes alma fonksiyonunun birlikte gözetilmesi, başarılı bir rinoplasti planlamasının temel hedefleri arasında bulunuyor
Ağrı ve Kars'ta Şap Hastalığı Alarmı: Hayvan Pazarları Kapatıldı, Yetiştiricilere Kritik Uyarı!
Ağrı ve Kars'ta şap hastalığı alarmı. Hayvan pazarları kapatıldı. Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy'dan yetiştiricilere kritik korunma uyarıları. Kopyala
Ağrı ve Kars'ta şap hastalığına karşı alınan önlemler gündemdeki yerini koruyor. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla hayvan pazarlarının kapatıldığı bildirilirken, Ağrı'da 111 bin 782 hayvanın aşılandığı açıklandı. Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, şap hastalığıyla mücadelede üç temel kuralın ayırma, temizlik ve dezenfeksiyon olduğunu vurguladı.
Ağrı ve Kars'ta Şap Hastalığına Karşı Önlemler Artırıldı
Türkiye'de hayvancılık sektörünü tehdit eden şap hastalığı, özellikle büyükbaş hayvan yetiştiricileri açısından ciddi riskler oluşturmaya devam ediyor.
Ağrı ve Kars'ta hastalığın yayılması üzerine hayvan pazarlarının kapatıldığı belirtilirken, Ağrı İl Hayvan Borsası'nın kapalı kalma süresinin uzatıldığı bildirildi.
Paylaşılan bilgilere göre Ağrı'da 1 Eylül'den itibaren yürütülen aşılama çalışmaları kapsamında toplam 111 bin 782 hayvana şap aşısı uygulandı.
Şap Hastalığı Süt Verimini Düşürüyor, Ekonomik Kayıplara Yol Açıyor
Fatro & Güneşli Hayvan Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı, Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, şap hastalığının hayvan sağlığının yanı sıra üreticilerin ekonomik faaliyetlerini de olumsuz etkilediğine dikkat çekti.
Hastalığın oldukça bulaşıcı olduğunu belirten Aksoy, özellikle büyükbaş hayvanlarda süt veriminde azalma, yem tüketiminde düşüş ve ciddi sağlık sorunları görülebildiğini ifade etti.
Şap hastalığının belirtileri arasında yüksek ateş, ağız içinde yaralar ve su dolu kabarcıklar, aşırı salya akıntısı, ayaklarda lezyonlar, meme yaraları ve iştahsızlık bulunuyor.
Hastalığın genç hayvanlarda ölümlere kadar varabilen sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Veteriner Hekim Aksoy: Üç Temel Kurala Dikkat!
Şap hastalığının kontrol altına alınmasında biyogüvenlik önlemlerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, yetiştiricilere önemli uyarılarda bulundu.
Aksoy, hastalığın yalnızca enfekte hayvanlarla doğrudan temas sonucunda bulaşmadığını, virüsün araçlar, ekipmanlar, kıyafetler ve hayvan nakil araçları aracılığıyla da taşınabildiğini belirtti.
Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü'nün biyogüvenlik yaklaşımına dikkat çeken Aksoy, mücadelede üç temel ilkeyi şöyle sıraladı:
Ayırma: Hasta veya hastalık şüphesi taşıyan hayvanların sağlıklı hayvanlardan uzak tutulması.
Temizlik: Ahırların, sağım alanlarının, araçların ve kullanılan ekipmanların düzenli temizlenmesi.
Dezenfeksiyon: Temizlik sonrasında uygun dezenfektanlarla virüsün yayılma riskinin azaltılması.
Hayvan Alım-Satımı Durdurulmalı, Yeni Hayvanlar Karantinaya Alınmalı
Şap hastalığının işletmeler arasında yayılmasını önlemek amacıyla yetiştiricilerin dikkat etmesi gereken tedbirleri açıklayan Aksoy, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.
Yetiştiricilerin uygulaması gereken başlıca önlemler şöyle sıralandı:
Hastalık şüphesinde hayvan alım-satımı ve nakilleri durdurulmalı.
Hasta ve şüpheli hayvanlar diğerlerinden ayrılmalı.
İşletmeye yeni getirilen hayvanlar karantinaya alınmalı.
Ahır, sağım alanları ve ekipmanlar düzenli temizlenmeli.
Hayvan nakil araçlarının temizliği ve dezenfeksiyonu sağlanmalı.
Ortak mera ve hayvanların bir araya geldiği alanlardan kaçınılmalı.
Resmî aşılama programlarına eksiksiz uyulmalı.
İşletmeye giriş ve çıkışlar kontrollü gerçekleştirilmeli.
Şap Hastalığı Şüphesinde Yetkililere Derhal Haber Verilmeli
Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, şap hastalığından şüphelenilen durumlarda yetiştiricilerin laboratuvar sonuçlarını beklemeden yetkili veterinerlik birimlerine bildirim yapması gerektiğini belirtti.
Erken bildirimin hastalığın kontrol altına alınmasında önemli rol oynadığını ifade eden Aksoy, şüpheli hayvanların başka işletmelere gönderilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Ayrıca hastalık şüphesi bulunan hayvanlardan elde edilen sütün satılmaması, başka sütlerle karıştırılmaması ve gübre ile diğer hayvansal materyallerin kontrolsüz biçimde işletme dışına çıkarılmaması gerektiğini söyledi.
Gelişigüzel Aşılama ve Dezenfeksiyon Uyarısı
Şap hastalığıyla mücadelede yanlış uygulamaların hastalığın kontrolünü zorlaştırabileceğini belirten Aksoy, veteriner hekim yönlendirmesi olmadan gelişigüzel aşılama ve dezenfeksiyon yapılmaması konusunda uyardı.
Numune alma, dezenfeksiyon ve aşılama işlemlerinin resmî veteriner hekimin talimatları doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Henüz hastalık belirtisi göstermeyen hayvanların da virüsü taşıyabileceğine dikkat çeken Aksoy, sürü genelinde hareket kısıtlamalarının uygulanmasının önemini hatırlattı.
Şap Hastalığıyla Mücadelede Erken Müdahale Büyük Önem Taşıyor
Hayvancılık sektöründe ciddi ekonomik kayıplara neden olabilen şap hastalığına karşı aşılama, biyogüvenlik önlemleri ve erken bildirim büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, yetiştiricilerin şüpheli vakaları gizlememesi, hayvan hareketlerine ilişkin kısıtlamalara uyması ve resmî veteriner hekimlerin yönlendirmeleri doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini vurguluyor.
İstanbul Ticaret Odası'nda Seçim Heyecanı! Erdal Cevahiroğlu Yeniden Aday
Cevahiroğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Karadeniz Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Erdal Cevahiroğlu, 45 No'lu Konut İnşaatı Grubundan yeniden meclis üyeliğine aday oldu.
HABER/NİLGÜN EGE
İstanbul Ticaret Odasında (İTO) 27 Ekim'de gerçekleştirilecek seçimler öncesinde iş dünyasında hareketlilik artıyor. İstanbul'un ticaret ve sanayi hayatında önemli bir yere sahip olan İTO'da yeni dönem meslek komitesi ve meclis üyeleri belirlenirken, mevcut meclis üyelerinden iş adamı Erdal Cevahiroğlu da yeniden aday oldu. Cevahiroğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Karadeniz Vakfı Genel Başkan Yardımcısı olan Cevahiroğlu, 45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubunda yeni dönem için yarışacak.
İSTANBUL İŞ DÜNYASINDA GÖZLER 27 EKİM'E ÇEVRİLDİ
Türkiye'nin en köklü meslek kuruluşları arasında yer alan İstanbul Ticaret Odasında seçim takvimi işlemeye devam ediyor. 27 Ekim 2026 Salı günü Yeşilköy'deki İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek seçimlerde, farklı sektörleri temsil edecek meslek komitesi ve oda meclisi üyeleri belirlenecek.
İstanbul ekonomisinin ticaretten sanayiye, inşaattan hizmet sektörüne kadar geniş bir kesimini temsil eden İTO'da yapılacak seçimler, iş dünyasının gelecek dört yıllık dönemdeki temsil yapısını şekillendirecek.
Meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimlerinin ardından 4 Kasım'da oda yönetiminin belirlenmesiyle seçim süreci tamamlanacak.
ERDAL CEVAHİROĞLU YENİDEN ADAY
Seçim sürecinde öne çıkan isimlerden biri de İstanbul Ticaret Odasının mevcut meclis üyelerinden Erdal Cevahiroğlu oldu.
45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubunda komite üyeliği ve oda meclis üyeliği görevlerini sürdüren Cevahiroğlu, yeni dönemde de aynı meslek grubundan meclis üyeliğine adaylığını koydu.
Cevahiroğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı olarak iş hayatını sürdüren Erdal Cevahiroğlu, aynı zamanda Karadeniz Vakfı Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor.
TRABZON'UN OF İLÇESİNDEN İSTANBUL'A UZANAN TİCARET YOLCULUĞU
Erdal Cevahiroğlu'nun başkanlığını yürüttüğü aile şirketinin ticari geçmişi 1940 yılına dayanıyor.
Trabzon'un Of ilçesinde ticari faaliyetlerine başlayan Cevahiroğlu ailesi, 1980'li yıllarda İstanbul'a açılarak tekstil sektöründe faaliyet göstermeye başladı. Ailenin ticaret hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri ise 1990'lı yıllarda inşaat sektörüne yönelmesi oldu.
İstanbul'da konut üretimi ve yapı projeleriyle faaliyet alanını genişleten Cevahiroğlu İnşaat, zaman içerisinde inşaat sektörünün farklı alanlarında çalışmalar üstlendi.
Konut yapımının yanı sıra kentsel dönüşüm çalışmalarında da faaliyet gösteren şirket, mühendislik, mimarlık, yapı uygulamaları ve dekorasyon alanlarında hizmet veriyor.
Ailenin ticari faaliyetleri bugün inşaatın yanı sıra turizm, tekstil, endüstri ve kuyumculuk sektörlerini de kapsıyor.
KONUT ÜRETİMİ VE KENTSEL DÖNÜŞÜM GÜNDEMDE
İstanbul'da konut üretimi ve kentsel dönüşüm, hem kent ekonomisi hem de yapı güvenliği açısından önemini koruyor.
Özellikle deprem riski taşıyan yapı stokunun yenilenmesi, artan inşaat maliyetleri ve finansmana erişim sorunları, sektör temsilcilerinin gündemindeki başlıca konular arasında yer alıyor.
Cevahiroğlu İnşaat da İstanbul merkezli konut projeleri ve kentsel dönüşüm alanındaki faaliyetleriyle bu sektörün içinde yer alıyor.
İTO'nun 45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubunda yapılacak seçimler, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin yeni dönemde oda meclisinde kimler tarafından temsil edileceğini belirleyecek.
İTO'DA YENİ DÖNEMİN TEMSİLCİLERİ BELİRLENECEK
İstanbul Ticaret Odasında 27 Ekim'de kurulacak sandıklardan çıkacak sonuçlar, yeni dönem meslek komiteleri ve oda meclisinin yapısını ortaya koyacak.
İş dünyasının farklı sektörlerinden adayların yarışacağı seçimlerde, mevcut İTO Meclis Üyesi Erdal Cevahiroğlu da 45 No'lu Konut İnşaatı Meslek Grubundan yeniden aday olarak yer alacak.
ORTA DOĞU'DAKİ GERİLİM PETROL FİYATLARINI YÜKSELTTİ! BRENT 114 DOLARI AŞTI
Suudi Arabistan'daki enerji tesislerine yönelik saldırılar ve Orta Doğu'da artan gerilim, küresel petrol piyasalarında sert yükselişe neden oldu. Brent petrol 22 Ekim'de yüzde 4 artışla 113,17 dolardan kapanarak beş ayın en yüksek kapanış seviyesine ulaştı. 23 Ekim'de ise yükseliş devam etti ve fiyatlar 114 doların üzerine çıktı. Gelişmeler, Türkiye'de akaryakıt fiyatlarına olası etkileri de gündeme taşıdı.
PETROL FİYATLARINDA SERT YÜKSELİŞ
Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu'da tırmanan askeri gerilim ve petrol arzının kesintiye uğrayabileceğine yönelik endişeler nedeniyle hareketli günler yaşıyor.
Suudi Arabistan'da petrol tesisleri ve stratejik noktalara yönelik saldırıların ardından uluslararası piyasalarda petrol fiyatları yükseldi.
Reuters'ın aktardığı verilere göre Brent petrolün varil fiyatı 22 Ekim Perşembe günü 4,35 dolar artarak 113,17 dolardan kapandı. Günlük yükseliş yaklaşık yüzde 4 olarak gerçekleşti.
Bu kapanış, Brent petrolün 4 Mayıs 2026'dan bu yana ulaştığı en yüksek kapanış seviyesi oldu.
BRENT 114 DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI
23 Ekim Cuma günü sabah saatlerinde Brent petrolün varil fiyatı 112,96 dolar seviyesinde işlem görürken, ilerleyen saatlerde yeniden yükselişe geçti.
Reuters'ın güncellenen piyasa verilerine göre Brent petrol 114,47 dolara, ABD Batı Teksas türü ham petrolü (WTI) ise 100,84 dolara yükseldi.
Piyasalardaki dalgalanma, yatırımcıların bölgedeki güvenlik gelişmelerine ve enerji sevkiyatına ilişkin açıklamalara odaklanmasına neden oldu.
SUUDİ ARABİSTAN'DAKİ SALDIRILAR PİYASALARI ETKİLEDİ
Petrol fiyatlarındaki yükselişin başlıca nedenleri arasında Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'daki hedeflere yönelik saldırıları bulunuyor.
Suudi Arabistan'ın önemli petrol üretim noktalarından Şeybe (Shaybah) petrol sahasına yönelik saldırı, enerji altyapısının güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı.
Suudi Arabistan makamları, saldırının ardından söz konusu sahadaki petrol üretiminin etkilenmediğini açıkladı.
Ancak saldırıların devam etme ihtimali, petrol arzına ilişkin risk algısını yükseltti.
ARAMCO GENEL MERKEZİNDE TAHLİYE TALİMATI
Gerilimin dikkat çeken gelişmelerinden biri de Suudi petrol şirketi Saudi Aramco'nun Dahran kentindeki genel merkezine ilişkin tahliye haberi oldu.
Reuters, şirket çalışanlarından genel merkezi boşaltmalarının istendiğini bildirdi.
Bu gelişme, petrol piyasalarında bölgedeki enerji tesislerinin güvenliğine yönelik kaygıları güçlendirdi.
Tahliye kararının petrol üretiminde doğrudan bir kesintiye yol açtığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi ise bulunmuyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE KIZILDENİZ'DEKİ RİSKLER
Orta Doğu, dünya petrol üretimi ve uluslararası enerji taşımacılığı açısından stratejik bir konumda bulunuyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'in güneyindeki Babülmendep Boğazı, petrol ve petrol ürünlerinin taşınmasında kritik güzergâhlar arasında yer alıyor.
Bu bölgelerdeki saldırılar veya deniz taşımacılığında yaşanabilecek aksamalar, enerji sevkiyatının maliyetini artırabiliyor.
Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki yükselişte mevcut üretim kayıplarının yanı sıra gelecekte yaşanabilecek arz kesintilerine yönelik endişelerin de etkili olduğunu belirtiyor.
TÜRKİYE'DE AKARYAKIT FİYATLARI ETKİLENİR Mİ?
Uluslararası petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatçısı ülkeler arasında bulunan Türkiye açısından da önem taşıyor.
Ham petrol fiyatlarının yükselmesi, diğer koşulların değişmemesi halinde benzin ve motorin maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabiliyor.
Ancak Türkiye'deki pompa fiyatları yalnızca Brent petrol fiyatına bağlı olarak belirlenmiyor.
Döviz kuru, uluslararası akaryakıt ürün fiyatları, vergiler ve dağıtım maliyetleri de fiyatlandırmada etkili oluyor.
Bu nedenle Brent petrolün 114 doların üzerine çıkması, benzin veya motorine otomatik olarak aynı oranda zam yapılacağı anlamına gelmiyor. Söz konusu yükselişe bağlı yeni bir akaryakıt zammının kesinleştiğine ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.
GÖZLER ORTA DOĞU'DAKİ GELİŞMELERDE
Petrol piyasalarında önümüzdeki süreçte Suudi Arabistan'daki güvenlik gelişmeleri, bölgedeki askeri hareketlilik ve uluslararası enerji sevkiyatının durumu yakından izlenecek.
Gerilimin sürmesi halinde petrol fiyatlarında dalgalanmanın devam edebileceği belirtilirken, diplomatik gelişmeler ve enerji arzına ilişkin açıklamalar fiyatların yönü açısından belirleyici olacak.
ARKA HABER | EKONOMİ VE DÜNYA HABERLERİ
SUUDİ ARABİSTAN'DA PETROL DEVİNİN GENEL MERKEZİ TAHLİYE EDİLİYOR!
Suudi Arabistan'da art arda yaşanan saldırıların ardından ülkenin petrol devi Saudi Aramco'nun Dahran kentindeki genel merkezinde tahliye talimatı verildiği bildirildi. Reuters'a konuşan altı kaynak, çalışanlardan binayı boşaltmalarının ve uzaktan çalışmalarının istendiğini açıkladı. Karar, Dammam'daki havalimanı saldırısında 2 kişinin hayatını kaybetmesi ve 8 kişinin yaralanmasının ardından geldi.
İlk Yorum yapan siz olun!