Büyük Kırılma: Bir Rozet Değişiminden Fazlası
NİLGÜN EGE
Özellikle Burcu Köksal’ın grup toplantısında rozet takmasından önce bu yazıyı yazmak istedim.
Çünkü bazı siyasi kırılmalar vardır…
Onlar sadece bir parti değişikliği değildir.
Bir dönemin ruhunu, bir sistemin sıkışmışlığını ve siyasetin geldiği noktayı anlatır.
Anlaşılmıştır ve yaşanmıştır ki; Türkiye’de siyaset hiçbir zaman sadece sandıkta başlayıp sandıkta biten bir süreç olmadı.
Son çeyrek asra dönüp baktığımızda; partilerin, liderlerin ve ittifakların kimi zaman görünmeyen siyasi dengelerle yeniden şekillendiği, rotalarının değiştirildiği büyük bir siyasi mühendislik atmosferi görüyoruz.
Yıllar önce Saadet Partisi içinde yaşanan ayrışma ve ardından AK Parti’nin doğuşu, Türk siyasetinde dengelerin nasıl değişebildiğinin en önemli örneklerinden biri olarak tarihe geçti.
ANAP ve Doğru Yol Partisi birleşme sürecinde Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu üzerinden yaşanan kırılma ise merkez sağın çözülüşünün ve bugünlere uzanan sürecin önemli dönemeçlerinden biriydi.
Bugün benzer tartışmaların Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP üzerinden yaşanıyor olması ise siyasetin geldiği noktayı yeniden sorgulatıyor.
Partinin eski genel başkanının bugün iktidar çevrelerinde farklı bir siyasi denklem içinde anılması bile, siyasi hafızası güçlü insanlar açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koymaktadır.
İşte Burcu Köksal’ın CHP’den ayrılarak AK Parti’ye geçişi de bu büyük fotoğrafın yalnızca küçük bir parçasıdır.
Köksal, Meclis kürsülerinden Afyon meydanlarına kadar kendisini Atatürkçü kimliğiyle kabul ettirmiş, CHP’nin tabanında karşılığı olan bir isimdi.
Bugün yaşanan sert eleştiriler, sosyal medya linçleri ve hakaret boyutuna ulaşan yorumlara baktığımızda şu gerçeği de görmek gerekiyor:
Belki de Burcu Köksal’ın yaşadığı süreç yalnızca bir “saf değiştirme” meselesi değildir.
Belki bu süreç; yalnızlaştırılmanın, nefessiz bırakılmanın ve hizmet üretme alanlarının daraltılmasının bir sonucudur.
Kendi siyasi yapısı içinde maruz kaldığı baskılar, hakkında üretilen dedikodular, önüne konulan engeller ve yerelde hizmet üretmesini zorlaştıran atmosfer; onu hiç istemediği bir siyasi tercihe sürüklemiş olabilir.
Çünkü bugün muhalefetin içine kapanmış görüntüsü, kurumsal refleks üretememesi ve topluma güven veren güçlü bir yapı ortaya koyamaması; yerelde hizmet etmek isteyen birçok siyasetçiyi farklı arayışlara itmektedir.
CHP bugün kendisini anlatma konusunda dar bir medya alanına sıkışmış durumda.
Siyasal iletişimin büyük ölçüde sosyal medya algılarıyla yürütüldüğü bir ortamda ise insanlar olayların arka planını değil, yalnızca manşetleri görüyor.
Bu nedenle Burcu Köksal gibi isimlerin yaşadığı kırılmalar; hemen “ihanet”, “makam tutkusu” ya da “kişisel çıkar” başlıklarıyla okunuyor.
Oysa kimse madalyonun diğer yüzüne bakmıyor.
Kimse bir siyasetçiyi kendi siyasi geçmişiyle taban tabana zıt görülen bir noktaya taşıyan süreci sorgulamıyor.
Türkiye’de demokrasi ve siyasal kültür güçlendirilmeden, kurumlar sağlamlaştırılmadan ve insanlar özgür şekilde siyaset üretemeden; bu tarz kırılmaların yaşanmaya devam edeceği açıktır.
Bugün Türk siyaseti yalnızca partiler üzerinden değil; medya, algı yönetimi, ekonomik baskılar ve küresel siyasi etkiler üzerinden de şekillenmektedir.
Okuyan, araştıran ve derin analiz yapabilen liderlerin yerini; sloganlarla hareket eden, sosyal medya linçleriyle yön bulan bir siyasal iklim aldıkça bu kopuşlar kaçınılmaz hale gelecektir.
Sonuç olarak Burcu Köksal’ın AK Parti’ye geçişinin Afyonkarahisar’a hizmet anlamında nasıl bir sonuç doğuracağını zaman gösterecek.
Ancak asıl sorgulanması gereken mesele; Türkiye’de siyasetin neden sürekli kopuşlar, kırılmalar ve savrulmalar üretir hale geldiğidir.
Milliyetçilikten, halkçılıktan ve cumhuriyetçilikten yana güçlü bir siyasetin yeniden inşa edilebilmesi için; önce partileri birer siyasi aidiyet alanından çıkarıp toplumsal vicdanla buluşturmak gerekiyor.
Aksi halde bugün Burcu Köksal’a yöneltilen ağır ithamlar, yarın çok daha büyük bir siyasi çözülmenin habercisi olabilir.
Her şeye rağmen kadın olduğu için, kadın siyasetçi olduğu için kalbim; Burcu Köksal’ın Afyonkarahisar’a hizmet etme iradesinden ve Afyon halkının hak ettiği hizmetlere kavuşmasından yana…
İnşallah bu gergin süreçler kısa sürede geride kalır ve Afyonkarahisar, siyasetin sert diliyle değil; hizmetle, yatırımla ve insanların yüzünü güldüren projelerle anılır.


İlk Yorum yapan siz olun!